Griffiths’ten Husilere: Marib saldırısını durdurun

Griffiths, bir çözüm fırsatının mümkün olduğunu belirtirken, Guterres BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığına Griffiths’i atamaya hazırlanıyor

Martin Griffiths (Reuters)
Martin Griffiths (Reuters)
TT

Griffiths’ten Husilere: Marib saldırısını durdurun

Martin Griffiths (Reuters)
Martin Griffiths (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, İran destekli Husi grubunu Marib'e yönelik saldırıyı ‘derhal’ durdurmaya çağırarak, askeri tırmaşının savaşı sona erdirmeyeceğini vurguladı. Suudi Arabistan, Umman ve ABD'nin gösterdiği çabalardan ötürü minnettarlığını dile getiren Griffiths, savaşı durdurmak, kritik insani meseleleri ele almak ve ülkedeki siyasi süreci yeniden başlatmak için fırsatın halen var olduğunu vurguladı.
Griffiths, Yemen hükümetine övgüde bulunmadan önce, New York'taki BM Güvenlik Konseyi üyeleri önünde BM Yemen Temsilcisi olarak yaptığı son konuşmasında, “Son aylarda Yemen sorununa barışçıl bir çözüm getirme yönündeki iki katına çıkan çabalara rağmen ne yazık ki bugün tarafların bir anlaşmaya varmaya çok yakın olduklarını bildirmek için burada değilim” dedi. Griffiths bu sözleriyle Marib'de Husilerin devam eden askeri tırmanışı, Hudeyde limanları üzerinden yapılan ithalata yönelik kısıtlamar, Yemenlilerin ülke içinde serbest dolaşma özgürlüğünün ve siyasi sürecin yokluğuna atıfta bulundu. Marib'deki durumu tehlikeli olarak nitelendiren Griffiths, Husi saldırılarının acımasızca savaşa atılan çocuklar da dahil olmak üzere büyük bir can kaybına yol açtığını belirtti. Ayrıca grubu Marib'e yönelik saldırısını derhal durdurmaya çağırarak bu tür saldırıların bir gerekçesinin olamayacağını vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi'nin video-konferans aracılığıyla gerçekleştirdiği toplantıda konuşan Griffiths, temel sorunlara barışçıl ve kalıcı çözüm sağlayacak seçenekler olduğunu yineleyerek, bunun ticari malların, özellikle de Hudeyde Limanı üzerindeki akaryakıtın geçişindeki kısıtlamaların kaldırılmasını ve Sana Havaalanının yeniden açılmasını içerdiğini açıkladı. Ancak, Marib’e yönelik saldırıda kenti kontrol altına almak için savaşın tek seçenek olduğunun düşünülmesinden endişe ettiğini ifade ederek, askeri bir işgalin savaşı kesin bir şekilde sona erdirmeyeceğini vurguladı. Her iki tarafa ilişkin gerçekleştirdiği yoğun ve karmaşık müzakere turlarının hazırlanan çözüm planının yeniden gözden geçirilerek revize edilmesine yol açtığını belirten Griffiths, bunun ilk olarak ülke çapında ateşkese bağlılığı içereceğini, ayrıca Taiz, Hudeyde ve Marib dahil olmak üzere ülkenin birçok yerinde yolların açılmasına ek olarak, insani yardımların sağlanmasını mümkün kılacağını dile getirdi. İkinci olarak, Sana Uluslararası Havalimanı'nı yeniden ticari trafiğe açmaya ve Hudeyde limanları aracılığıyla Yemen'e yakıt ve diğer malların sürekli akışını sağlamaya odaklandığını belirtti. Son olarak Griffiths, çatışmayı sona erdiren siyasi bir çözüm bulmak amacıyla siyasi süreci yeniden başlatacak bu önlemlerin gerekli olduğunu vurguladı. Ayrıca, "başlıca siyasi liderler, BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere Yemen halkının ve uluslararası toplumun çağrılarına kulak verip çatışmayı sona erdirmek ve barışın kapısını açmak için doğru kararı alırsa bir anlaşmaya varılabileceğini" vurguladı.
Umman, Suudi Arabistan ve ABD’ye destekleri için minnettarlığını ifade eden Griffiths, Birleşmiş Milletler'in çabalarına güçlü bir uluslararası destek ve bölgesel bir ivme olduğunu açıklayarak, anlaşma sağlamanın halen mümkün olduğunu vurguladı. Ayrıca, çatışmayı sona erdirme ve barış kapısını açma kararının herhangi bir tarafın alabileceği en önemli seçim olduğunu ifade eden Griffiths, fırsatın hala var olduğunu yineledi. Müzakereleri durdurmanın hiçkimseye ve özellikle Yemen halkına hizmet etmediği konusunda uyaran BM Temsilcisi, önümüzdeki haftalarda Yemenli taraflarla birlikte çalışarak savaşı durduracak, kritik insani meseleleri ele alacak ve siyasi süreci yeniden başlatacak bir anlaşma yapacağını belirtti.
Son 3 yıldır BM Yemen Özel Temsilcisi olarak görev yapan Griffiths bu konuşmasının ardından görevine pratikte son verdi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İngiliz Mark Lowcock'un görevinin sona ermesinin ardından BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcılığına İngiliz diplomat Martin Griffiths'i atadığını duyurdu.
Aynı oturumda konuşan Lowcock ise, Yemen'de kıtlığın açlıkla mücadele eden 5 milyon insan olduğu için ülkeye musallat olmaya devam ettiğini belirterek, “Kıtlık, hastalık ve diğer trajediler Yemen'de basitçe meydana gelmiyor. Savaş tarafından dayatılıyor” dedi. Sivillerin korunmasını talep eden Lowcock, dünya savaşı sona erdirmek için diplomatik çabalarını sürdürürken, Husilerin Marib'de tekrar bir saldırı başlattığını ve bunun da Hacca, Hudeyde ve Taiz gibi diğer bölgelerde tırmanışa yol açtığını belirtti.
BM yetkilileri, Husi grubunu Griffiths'in çabalarını baltalamakla suçlayarak, ABD ve Suudi Arabistan'ın da Yemen’deki savaşı sona erdirme çabalarını iki katına çıkardığına dikkat çektiler. Griffiths, Yemen krizinde İsmail Veld Şeyh Ahmed ve Cemal bin Ömer'in ardından bu göreve gelen üçüncü BM Yemen Özel Temsilcisi oldu. Griffiths’in krizi çözmek için bölgeye ilişkin planı, kapsayıcı bir hükümetin kurulmasıyla birlikte, kilit noktalarda düşmanlıkların durdurulmasını, kuvvetlerin geri çekilmesini ve ağır silahların teslim edilmesini içeriyordu.



Gazze ateşkesi: Tökezleyen bir öneri ve ilerlemesini tehdit eden askeri gerilim

İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin cenazeleri defnedilmeden önce Gazze’deki Şifa Hastanesi'nin önünde hüzünlü bir atmosferde bekleyen Filistinliler (AFP)
İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin cenazeleri defnedilmeden önce Gazze’deki Şifa Hastanesi'nin önünde hüzünlü bir atmosferde bekleyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze ateşkesi: Tökezleyen bir öneri ve ilerlemesini tehdit eden askeri gerilim

İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin cenazeleri defnedilmeden önce Gazze’deki Şifa Hastanesi'nin önünde hüzünlü bir atmosferde bekleyen Filistinliler (AFP)
İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin cenazeleri defnedilmeden önce Gazze’deki Şifa Hastanesi'nin önünde hüzünlü bir atmosferde bekleyen Filistinliler (AFP)

Muhammed Mahmud

Gazze Şeridi'ndeki ateşkes önerisi, 18 Ağustos'ta Mısırlı ve Katarlı arabulucular tarafından sunulduğundan bu yana askıda kaldı. Hamas'ın onayına rağmen, İsrail'den herhangi bir yanıt gelmedi ve ABD de şu ana kadar doğrudan destek vermedi.

Bu çıkmaz, İsrail'in Gazze şehrinde askeri operasyonlarını genişletmesiyle aynı zamana denk geliyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bu durumu müzakereler için bir tehdit olarak görüyor. Görünen o ki ABD ve İsrail arasındaki anlaşmalar, yalnızca İsrail'in şartlarına uygun kapsamlı bir öneriyi kabul edebilecek ve Hamas'ın reddedeceği bu öneri, krizi daha da şiddetlendirecek.

Gerginliğin artması, müzakere çabalarından birkaç adım önce gerçekleşti. İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, yaklaşık bir milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze şehrinin ‘tehlikeli bir savaş bölgesi’ olduğunu, ‘taktiksel ateşkes (yardım dağıtımını kolaylaştırmak için belirli bölgelerde günlük olarak uygulanıyor) ve geçici askeri faaliyetler’ kapsamına girmediğini belirtti. Ordu, ön operasyonlara ve şehre yönelik saldırının ilk aşamalarına başladığını doğruladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi dün yaptığı açıklamada, rehine Ilan Weiss'ın cesedinin Gazze Şeridi'nden çıkarıldığını ve kimliği henüz açıklanmayan başka bir kişinin cesedine de ulaşıldığını belirtti.

Gazze'de gerginliğin artmaya devam ettiğini doğrulayan Axios internet sitesi perşembe günü, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'in ABD Başkanı Donald Trump, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ve Trump'ın damadı ve ilk dönemindeki eski danışmanı Jared Kushner'a, ülkesinin Gazze'yi uzun süre işgal etmek istemediğini söylediğini bildirdi.

Dermer'ın onayı, çarşamba günü Trump'ın başkanlık ettiği Beyaz Saray toplantısında geldi. Dermer, toplantıda İsrail'in ‘Gazze şehrini işgal etme ve operasyon sırasında insani yardımı artırma planını’ sundu. Axios'a göre toplantının asıl meselesi, Hamas'ın yerine Gazze Şeridi'ni kimin kontrol edeceği konusuydu.

Öte yandan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich perşembe günü Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, Hamas silah bırakmayı reddetmeye devam ederse, ‘yıl sonuna kadar Gazze'de zafer’ planının bir parçası olarak Gazze Şeridi'nin bazı bölgelerini ilhak etmeye başlaması için hükümete çağrıda bulundu.

Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail ordusunun düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail ordusunun düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)

Müzakereler durma noktasındayken, Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ‘İsrail tarafının ateşkes önerisine henüz resmi bir yanıt vermediğini’ doğruladı.

Perşembe akşamı dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan açıklamalarda Mısır ve Katar, ‘Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek, sivillerin korunmasını sağlamak, mahkûm ve rehineleri serbest bırakmak ve Gazze Şeridi'ndeki felaket koşullarını gidermek için insani yardım akışını sağlamak amacıyla ortak arabuluculuk kapsamında iki ülke arasında koordinasyonun sürdürüldüğünü’ vurguladı.

Katar ve Mısır, açıklamalarında, ‘önerinin, ABD Başkanı'nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından sunulan önerilerle uyumlu bir çerçeve içinde, mahkûm ve rehinelerin serbest bırakılması, saldırganlığın durdurulması ve Gazze Şeridi'ne acil ve güvenli bir şekilde insani yardım ulaştırılması için bir fırsat olduğunu’ ifade ettiler. İki ülke, İsrail'in saldırılarının devam etmesini ve Gazze'deki askeri operasyonların genişlemesini kınadı.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’a göre, güvenlik ve siyasi işler kabinesi, özellikle İsrail ve Mısır heyetleri arasında Tel Aviv'de yapılan son toplantıda hiçbir ilerleme kaydedilememesinin ardından, Gazze'deki savaştaki gelişmeleri ve müzakerelerin gidişatını görüşmek üzere yarın (pazar) bir toplantı düzenleyecek. KAN, ‘Hamas'ın onayladığı kısmi anlaşma konusunda İsrail ile Mısırlı ve Katarlı arabulucular arasında anlaşmazlıklar olduğunu’ belirtti.

Filistin ve İsrail meseleleri konusunda uzman siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi'ye göre, Netanyahu'nun şu anki askeri hamleleri, Hamas üzerindeki baskıyı artırmayı ve onu yalnızca tüm rehinelerin serbest bırakılması konusunda değil, aynı zamanda güvenlik düzenlemeleri konusunda da önemli tavizler vermeye zorlamayı amaçlıyor.

Fehmi, söz konusu gerilimin, Washington'ın öncelikle kontrolü sağlamayı amaçlayan bir ateşkese doğru ciddi bir adım atmadan, ABD-İsrail işgal anlaşmaları sırasında gerçekleştiğine inanıyor. Mısır ve Katar'ın çabalarının devam ettiğini ve durmayacağını vurgulayan Fehmi, “Top şu anda İsrail'in sahasında” dedi.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'nin es-Saftavi mahallesindeki evlerinden ayrılan Filistinliler (AFP)Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'nin es-Saftavi mahallesindeki evlerinden ayrılan Filistinliler (AFP)

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab, ABD'nin Mısır-Katar önerisini tehlikeli bir şekilde göz ardı etmesi ve buna yanıt vermemesi, bunun yerine İsrail ile aynı çizgide hareket ederek askeri operasyonlarını sürdürmesi nedeniyle müzakerelerin tıkanmaya devam edeceğini düşünüyor. Er-Rakab, İsrail'in adımlarının durumu karmaşık hale getirdiğini ve bunun tüm bölgeyi tehdit edebileceğini ve uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtti.

Diğer taraftan İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Norveç, Slovenya ve İspanya dışişleri bakanları dün yaptıkları ortak açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırısını ve Gazze şehrinde kalıcı varlık göstereceğini duyurmasını şiddetle kınadı.

Pazar günü İspanya'dan Gazze Şeridi'ne yardım taşıyan onlarca tekneyle yola çıkmaya hazırlanan aktivistler, hükümetlere İsrail'e baskı yapıp bugüne kadarki en büyük filolarının geçişine izin vermesini talep etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre, İsveçli aktivist Greta Thunberg ve Portekizli solcu politikacı Mariana Mortauga'nın da aralarında bulunduğu 44 ülkeden yüzlerce Filistin yanlısı aktivist, Küresel Sumud Filosu’nun bir parçası olarak çeşitli limanlardan Gazze Şeridi'ne yelken açacak.

Fehmi, önümüzdeki birkaç gün içinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda olacaklar da dahil olmak üzere, özellikle siyasi ve pratik önemi daha çok sembolik olan Filistin devletinin Avrupa tarafından tanınması olasılığıyla birlikte, İsrail'e baskıların devam edeceğine inanıyor. Sürekli baskı altında kalan İsrail'in müzakerelere geri döneceğini, ancak Hamas'tan kendi koşullarını ve önemli tavizleri içeren tek bir paket talep ederek ateş altında kalacağını tahmin ediyor. Hamas, Amerikalılarla iletişim kanalının kapanmasının ardından şu anda karşı karşıya olduğu çıkmaza rağmen bunu reddedebilir.

Er-Rakab, Mısırlı ve Katarlı arabulucuların, İsrail'in gerilimi artıran adımlarını durdurmak amacıyla kapsamlı bir öneriyi masaya koymak anlamına gelse bile, müzakerelerin kapısını kapatmamayı kabul edeceklerini düşünüyor. Er-Rakab, mevcut askeri operasyonun sonucu olarak Filistinlilerin yerinden edilmesini önlemek ve bölgedeki istikrarı destekleyen gerçek bir çözümün önünü açmak için dünya çapında devam eden baskının açık uluslararası yaptırımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.


İsrail, Gazze şehrindeki operasyonlarını yoğunlaştırdı ve Gazze Şeridi'nin kuzeyine yardım akışını azalttı

 İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
TT

İsrail, Gazze şehrindeki operasyonlarını yoğunlaştırdı ve Gazze Şeridi'nin kuzeyine yardım akışını azalttı

 İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)
İsrail'e ait bir Apache helikopteri Gazze Şeridi üzerinde uçarken fişek attı. (AFP)

İsrail ordusu, Gazze şehrindeki Nuseyrat Mülteci Kampı, el-Kerame bölgesi ve el-Vahde Caddesi'ni bombalayarak 10 Filistinliyi öldürdü. Gazze şehrini işgal etme operasyonlarını yoğunlaştıran İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyine giden yardım akışını da azalttı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA bugün, ‘İsrail Hava Kuvvetleri’nin Gazze şehrinin güneyindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki el-Işrin Caddesi'nde el-Hafi ailesine ait bir evi bombalaması sonucu beş Filistinlinin hayatını kaybettiğini’ bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki el-Kerame mahallesindeki bir apartmanın bombalanması sonucu iki kişi, işgal güçlerinin şehirdeki el-Vahde Caddesi'ndeki iki binayı bombalaması sonucu bir kişi olmak üzere üç vatandaş daha yaşamını yitirdi. Haberde, ‘işgal güçlerinin daha önce şehrin es-Sudaniye ve el-Fevahir mahallelerinde yedi vatandaşı öldürdüğü’ bilgisi de doğrulandı.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık kaynakları, İsrail'in dün Gazze Şeridi'nde düzenlediği bombardıman ve askeri operasyonlar sonucunda en az 79 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların çoğunun Gazze şehrinde olduğunu bildirdi.

Yardımların askıya alınması

İsrail Yayın Kurumu'nun haberine göre, İsrail önümüzdeki günlerde Gazze şehrine insani yardımların ulaştırılmasını askıya alacak.

Haberde ayrıca, İsrail'in, Filistinlilere bölgeyi tahliye edip güneye gitmeleri gerektiği mesajını vermek amacıyla Gazze Şeridi'nin kuzeyine yapılan yardımların akışını da azaltacağı belirtildi.

İsrail'in Gazze şehrinden tahliye etmeye zorlamayı planladığı kişi sayısı yaklaşık 800 bin.

İsrail ordusunun on binlerce yedek askeri göreve çağırdıktan sonra, Yahudi Yeni Yılı (Roş Aşana) öncesinde Gazze şehrinin kontrolünü ele geçirebileceği belirtiliyor.

Haberde, İsrail ordusunun Gazze İnsani Yardım Vakfı’na bağlı iki yeni insani yardım dağıtım merkezi kurmak için hazırlıklar yaptığı da ifade edildi.

Etkili bir yardım dağıtım sistemi

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) bugün yaptığı açıklamada, İsrail makamlarının UNRWA'nın Gazze Şeridi'ne sağladığı insani yardımın teslimatını yasaklamasının kaldırılması gerektiğini belirtti.

UNRWA, çalışmalarını sürdürmeye hazır olduğunu belirterek, Mısır ve Ürdün'deki depolarının dolu olduğunu ve yaklaşık 6 bin kamyonu barındırabilecek durumda olduğunu kaydetti.

UNRWA'nın yardımları güvenli bir şekilde dağıtmak için etkili bir sisteme sahip olduğunu belirten ajans, hayat kurtaran yardımların karayoluyla taşınması çağrısında bulundu.

Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini (Reuters)Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini (Reuters)

İsrail ordusu dün sabah Gazze şehrini ‘tehlikeli savaş bölgesi’ ilan etti. Bu hamle, esasen şehrin güney ve kuzey sınırlarında yoğun operasyonların yaşandığı, hava ve topçu bombardımanları ile şehri sarsan patlayıcı robotların kullanıldığı ve şu anda işgal öncesi ön operasyonların yaşandığı Gazze şehrinde askeri operasyonların genişletilmesinin önünü açıyor.

İsrail ordusu, yaklaşık bir ay önce Gazze Şeridi'nin merkezi olan Gazze şehrinin batı bölgelerinde ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a kadar uzanan bölgede başlattığı geçici taktik insani ateşkesin askıya alındığını duyurdu. Ordu, askıya alma kararının yalnızca ‘tehlikeli savaş bölgesi’ olarak kabul ettiği Gazze şehri için geçerli olduğunu belirtti.

Bu, İsrail ordusunun Gazze'de savaşan 20 binden fazla yedek asker için yeniden çağrı emri çıkarmasıyla aynı zamana denk geldi. Bu askerlerin bir kısmı sınırlarda konuşlanmış durumda. Pazar günü ise on binlerce askere yeniden çağrı emri gönderilmeye başlanacak.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te Yahudi devletinin güney yerleşimlerine eşi görülmemiş bir saldırı düzenlemesiyle patlak verdi. İsrail, Hamas’ın saldırısına, yıkıma uğrayan bölgede şiddetli bombardıman ve askeri operasyonlarla karşılık verdi.

AFP'nin resmi rakamlara dayalı hesaplamasına göre, Hamas'ın 2023'teki saldırısında bin 219 kişi öldü.

Hamas saldırısı sırasında kaçırılan 251 rehineden 49'u Gazze Şeridi'nde esir tutulmaya devam ediyor; İsrail tarafından bunlardan 27'sinin öldüğü ilan edildi.

İsrail, 7 Ekim’den bu yana yıkıcı saldırılar gerçekleştiriyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) güvenilir kabul ettiği Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, Gazze Şeridi'nde çoğu sivil 63 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.


Filistin Devlet Başkanlığı, ABD'yi vize vermeme kararını geri almaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Filistin Devlet Başkanlığı, ABD'yi vize vermeme kararını geri almaya çağırdı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanlığı dün, ABD'nin Filistin heyetine yaklaşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılmak için giriş vizesi vermeme kararını derin üzüntü ve şaşkınlıkla karşıladığını belirterek, Washington'dan bu kararı yeniden gözden geçirmesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Filistin resmi haber ajansı WAFA'dan aktardığına göre Devlet Başkanlığı, ABD'nin kararının uluslararası hukuka ve BM Anlaşması'na aykırı olduğunu, özellikle de Filistin devletinin uluslararası örgütün gözlemci üyesi olduğunu belirterek, ABD yönetiminden kararı yeniden gözden geçirmesini ve geri almasını talep etti.

Filistin Devlet Başkanlığı, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Donald Trump da dahil olmak üzere tüm dünya liderlerine gönderdiği mektupta belirtildiği gibi, uluslararası hukuka, uluslararası meşruiyet kararlarına ve barışa yönelik tüm taahhütlerine bağlılığını yineledi.

Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh de ABD'nin kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, Washington’ı kararını geri almaya çağırdı.

Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Reuters)Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Reuters)

Filistin Dışişleri Bakanlığı dün erken saatlerde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Abbas başkanlığındaki Filistin heyetinin New York'ta yapılacak BM Genel Kurulu toplantılarına katılmasını engelleme kararını şaşkınlıkla karşıladığını belirtti.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin kararının devlet heyetlerinin toplantılara katılma özgürlüğünü garanti eden BM Anlaşması’nın ‘bariz bir ihlali’ olduğu ifade edildi. Bakanlık ayrıca, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyi ve BM üye devletlerinden ABD'nin kararının uygulanmasını durdurmak için harekete geçmelerini istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, Bakan Marco Rubio'nun Filistinli yetkililere vize vermeyi reddetme kararı aldığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen bir toplantı sırasında (EPA)

Dışişleri Bakanlığı, Rubio'nun BM Genel Kurulu toplanmadan önce Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Yönetimi üyelerine vize vermeme ve vizeleri iptal etme kararı aldığını, bunun nedeninin ise ‘FKÖ ve Filistin Yönetimi’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve barış umutlarını zedelemesi’ olduğunu bildirdi.

Filistin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin bu kararının dünya çapında Filistin devletinin tanınmasını ‘engelleyemeyeceğini’ vurguladı.

Filistin'in BM Daimî Temsilcisi Riyad Mansur ise ABD'nin vize kısıtlamalarına yanıt olarak, “Bunun heyetimize nasıl uygulanacağını göreceğiz” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Washington'un Filistin Yönetimi yetkililerine vize vermeyi reddetme kararını ‘cesur bir girişim’ olarak değerlendirdi.

Saar’ın X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “FKÖ ve Filistin Yönetimi'nden teröristlere verdikleri ödüller, nefret söylemleri ve İsrail'e karşı yasal savaş başlatma çabaları nedeniyle hesap vermelerini talep ettiğiniz için teşekkür ederiz… Bu cesur girişim ve İsrail'in yanında durdukları için ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimine teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.

Axios internet sitesi dün kaynaklara dayandırdığı haberinde, Donald Trump yönetiminin Filistin Devlet Başkanı'nın BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmada ‘bağımsızlık ilanı’ yapmasını engellemeye çalıştığını bildirdi.

İnternet sitesi, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın, BM Genel Kurul toplantılarına katılmak üzere BM'ye giden Filistin heyetine vize verilmesini engellemesi için Amerikalı mevkidaşını teşvik ettiğini belirtti.

BM Genel Kurulu, 23-28 Eylül tarihleri arasında ABD'nin New York kentinde toplanacak.