KFC uygulamasındaki açıktan istifade eden Çinli öğrencilere hapis cezası verildi

KFC uygulamasındaki açıktan istifade eden Çinli öğrencilere hapis cezası verildi
TT

KFC uygulamasındaki açıktan istifade eden Çinli öğrencilere hapis cezası verildi

KFC uygulamasındaki açıktan istifade eden Çinli öğrencilere hapis cezası verildi

5 Çinli öğrenci, içlerinden biri KFC'nin çevrimiçi sipariş sistemindeki teknik bir hatadan istifade ederek sınırsız miktarda ücretsiz tavuk temin edip onları arkadaşlarına satınca kendilerini hapiste buldu.
Xu adlı 23 yaşındaki üniversite öğrencisi 2018'de KFC'nin mobil uygulamasındaki açığı ilk kez fark etmesinin ardından KFC'yi dolandırarak sadece 6 ayda 6 bin 500 sterlin (yaklaşık 78 bin TL) değerinde bedava yiyecek aldı.
Thepaper.cn'in haberine göre Xu sırrını daha sonra 4 arkadaşıyla paylaştı ve polise yakalanmadan önce 5'i birlikte 15 bin 500 sterlin (yaklaşık 185 bin TL) değerinde tavuk dolandırıcılığı yaptı.
Xu iki buçuk yıl hapis cezasıyla 700 sterlin (yaklaşık 8 bin TL) para cezasına çarptırılırken arkadaşları 13 ayla iki yıl arası hapis cezası aldı.
Xu teknik hatayı ilk kez kupon kullanarak KFC'nin telefon uygulamasından yiyecek alabileceğini fakat WeChat uygulamasını kullanarak da kuponların iadesini alabileceğini tesadüf eseri fark ettiğinde keşfetti.
O andan itibaren Xu, KFC'den kendisi için bedava yemek almaya başladı ve kurduğu düzeni arkadaşlarıyla paylaştı.
Aynı zamanda hiçbir şey ödemeden kazanç sağlamak için aldığı yiyecekleri arkadaşlarına indirimli fiyattan satmaya başladı.
5 öğrenci en sonunda yakalandı ve Xu, teknik arızayı bedava tavuk almak için kullanmak ve bu bilgiyi arkadaşlarıyla paylaşmaktan suçlu olduğunu kabul etti.
Olay Çin sosyal medyasında popüler bir tartışma konusu haline geldi. Bazı kullanıcılar cezayı sert bulurken bazıları da sipariş sistemindeki açıklardan uygulamanın sorumlu tutulması gerektiğini belirtti.
Mahkeme 5 öğrencinin KFC'nin sipariş sistemindeki veri uyuşmazlığından yararlanmak için suç teşkil eden yöntemler kullandığına ve dolandırıcılık yaptığına karar verdi.
Mahkeme, 2018'in nisan ve ekim ayları arasında Xu'nun siparişleriyle KFC'yi 6 bin 500 sterlin (yaklaşık 78 bin TL) zarara uğrattığını, arkadaşlarının da benzer şekilde her biri bin sterlin (yaklaşık 12 bin TL) ve 5 bin 200 sterlin (yaklaşık 62 bin TL) değerinde yiyecek siparişi verdiğini belirtti.



40 bin yıllık eserler, yazının en eski öncüllerini ortaya çıkardı

Geisenklösterle Mağarası'ndan çıkan, yaklaşık 38 bin yıllık "Adorant" heykelciği, antropomorfik bir figür ve çok sayıda çentik ve nokta dizisi içeren küçük bir fildişi levhadan oluşuyor (Landesmuseum Württemberg/Hendrik Zwietasch)
Geisenklösterle Mağarası'ndan çıkan, yaklaşık 38 bin yıllık "Adorant" heykelciği, antropomorfik bir figür ve çok sayıda çentik ve nokta dizisi içeren küçük bir fildişi levhadan oluşuyor (Landesmuseum Württemberg/Hendrik Zwietasch)
TT

40 bin yıllık eserler, yazının en eski öncüllerini ortaya çıkardı

Geisenklösterle Mağarası'ndan çıkan, yaklaşık 38 bin yıllık "Adorant" heykelciği, antropomorfik bir figür ve çok sayıda çentik ve nokta dizisi içeren küçük bir fildişi levhadan oluşuyor (Landesmuseum Württemberg/Hendrik Zwietasch)
Geisenklösterle Mağarası'ndan çıkan, yaklaşık 38 bin yıllık "Adorant" heykelciği, antropomorfik bir figür ve çok sayıda çentik ve nokta dizisi içeren küçük bir fildişi levhadan oluşuyor (Landesmuseum Württemberg/Hendrik Zwietasch)

Yeni bir araştırmaya göre Almanya'nın güneybatısındaki bir mağarada bulunan, Taş Devri'nden kalma mamut fildişi levhasına oyulmuş tuhaf semboller, insanların kullandığı en eski yazı öncülü olabilir.

İnsanlar 40 bin yıldan uzun süre önce aletlere ve heykellere semboller oyuyordu ve bunların bazıları sık sık tekrarlanan çizgiler, çentikler, noktalar ve çarpılar gibi gizemli işaret dizileri barındırıyordu.

Ancak bu işaretlerin tam olarak ne kadar bilgi içerdiği belirsizliğini koruyordu.

Yeni bir matematiksel analiz ise bu işaretlerin, binlerce yıl sonra ortaya çıkan en eski dil temelli yazı sistemlerinden bazılarıyla yaklaşık aynı miktarda bilgi içerebileceğini gösterdi.

Önceki arkeolojik kazılarda, bu işaretleri taşıyan birçok fildişi eser Svabya Alpleri'ndeki mağaralarda ortaya çıkarılmıştı.

Almanya'nın güneybatısındaki Lone Vadisi'nde yer alan Vogelherd Mağarası'nda keşfedilen bu tür bir mamut heykelciği, özenle oyulmuş çarpı ve nokta dizileri taşıyordu.

Ach Vadisi'ndeki bir mağarada saptanan bir diğer örnek olan mamut fildişi levhasında, nokta ve çentik sıralarıyla süslenmiş, aslan-insan melezi bir yaratık tasvir ediliyordu.

Son araştırma, bu eserin üzerindeki çentiklerin kol boyunca düzenli aralıklarla yerleştirilmesinin bir nedeni olduğunu ortaya çıkardı.

Bilim insanları artık bu sembollerin bilgi aktarmak ve düşünceleri kaydetmek için kullanılmış olabileceğini düşünüyor.

Hakemli dergi PNAS'te yayımlanan çalışmanın yazarlarından arkeolog Christian Bentz, "Araştırmamız, yazının erken bir öncülü olan bu işaret sistemlerinin benzersiz istatistiksel özelliklerini (veya istatistiksel parmak izlerini) gün yüzüne çıkarmamıza katkı sağlıyor" diyor.

Saarland Üniversitesi'nden çalışmanın bir diğer yazarı Ewa Dutkiewicz de "Bu eserler, ilk yazı sistemlerinden onbinlerce yıl öncesine, Homo sapiens'in Afrika'yı terk edip Avrupa'ya yerleşerek Neandertallerle karşılaştığı döneme kadar uzanıyor" ifadelerini kullanıyor.

Son çalışmada, Taş Devri'nden kalma yaklaşık 260 nesne üzerindeki 3 binden fazla geometrik sembol analiz edildi; araştırmacılar bu yolla tekrarlama örüntülerini, işaretlerin ölçülebilir özelliklerini ve olası anlamlarını çözmeye çalıştı.

Dr. Bentz, "Analizlerimize göre bu işaret dizilerinin, konuşulan dilleri temsil eden ve yüksek bilgi yoğunluğuyla tanımlanan günümüz yazı sistemleriyle hiçbir ilgisi yok" diye açıklıyor.

Buna karşılık arkeolojik nesneler üzerindeki işaretler sık sık tekrarlanıyor; çarpı, çarpı, çarpı, çizgi, çizgi, çizgi. Bu tür tekrar örüntüleri, konuşma dilinin tipik bir özelliği değil.

Bilim insanları eserdeki bilgi yoğunluğunun, yani işaretlerin hangi sıklıkla tekrarlandığını gösteren ölçütün, ilk insan uygarlıklarında görülen çivi yazısı formlarıyla benzer bir oranda olduğunu belirtiyor.

Bulgular, Taş Devri avcı-toplayıcılarının, 40 bin yıl sonra ortaya çıkan Antik Mezopotamya'nın en eski tabletleriyle istatistiksel olarak karşılaştırılabilir bilgi yoğunluğuna sahip bir sembol sistemi geliştirdiğini gösteriyor.

Arkeologlar, avcı-toplayıcıların geliştirdiği bu erken yazı biçiminin, grupları koordine etmelerine ve hayatta kalmalarına olanak sağladığını düşünüyor.

Dr. Bentz "Özellikle zaman açısından nispeten yakın olmaları nedeniyle erken proto-çivi yazısının, günümüzün yazı sistemlerine daha çok benzeyeceğini varsayıyorduk. Ancak bunları inceledikçe erken proto-çivi yazısının, çok daha eski Paleolitik işaret dizilerine çok benzediği netleşti" diyor.

Sonra, yaklaşık 5 bin yıl önce, konuşulan dili temsil eden yeni bir sistem nispeten ani bir şekilde ortaya çıktı. Bu nedenle yeni sistem tamamen farklı istatistiksel özelliklere sahip.

Independent Türkçe


11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
TT

11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)

Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme), aldığı 11 adaylığa rağmen dün akşamki BAFTA Ödülleri'nden eli boş döndü.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı yapım, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dahil, birçok teknik dalda da aday gösterilmişti. 

Aşık Kadınlar ve Düşler Ülkesi'nin izinde

BAFTA tarihinde daha önce 1969 yapımı Aşık Kadınlar (Women in Love) ve 2004 tarihli Düşler Ülkesi (Finding Neverland), 11 adaylığa rağmen ödül kazanamayan filmler arasında yer almıştı.

Dünkü hayal kırıklığına rağmen Muhteşem Marty, gelecek ayki Oscarlarda hâlâ iddialı görünüyor: Spor temalı drama En İyi Film, Yönetmen ve Erkek Oyuncu dahil 9 dalda aday.

Gecenin en büyük sürprizi, I Swear'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Robert Aramayo oldu. Bu kategorinin favorisi, Muhteşem Marty'deki performansıyla birçok ödül kazanan Timothée Chalamet'ydi. 

Aramayo aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız ödülünü de aldı. Tourette sendromu farkındalığı için kampanya yürüten John Davidson'ı konu alan film, ayrıca En İyi Oyuncu Seçimi ödülünü kazanarak geceyi toplam üç ödülle kapattı.

Sean Penn'den bir ilk

Öte yandan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) geceye damga vurdu. Yapım, En İyi Film dahil 6 ödül kazandı. Anderson, En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü alırken, Michael Bauman En İyi Görüntü Yönetimi ödülüne layık görüldü. Sean Penn ise Yardımcı Erkek Oyuncu dalında sürpriz bir zafer elde ederek kariyerinin ilk BAFTA ödülünü kazandı. 

Ryan Coogler imzalı Günahkarlar (Sinners) geceyi üç ödülle tamamladı. Coogler, Günahkarlar'la En İyi Özgün Senaryo ödülünü evine götürürken bu kategoride kazanan ilk siyah sinemacı oldu. Ayrıca 39 yaşındaki Wunmi Mosaku Yardımcı Kadın Oyuncu, Ludwig Göransson da Özgün Müzik ödülünü kazandı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın başarısını tekrar edebilecek mi?

Her ne kadar BAFTA gecesi Muhteşem Marty için kötü geçmiş olsa da ödül sezonu tarihinde bunun her zaman yolun sonu olmadığını gösteren güçlü örnekler de mevcut. Bir başka A24 yapımı Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), BAFTA'da yalnızca Kurgu ödülünü almış; ardından Oscarlarda En İyi Film ve Yönetmen dahil 7 ödüle uzanmıştı. 

Ay Işığı (Moonlight) da BAFTA'da 4 adaylığının hiçbirini kazanamamış ancak Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak tarihe geçen bir sürprize imza atmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paul Thomas Anderson, sanatçıların siyasi konular hakkında konuşma yükümlülüğü olup olmadığına dair süregelen tartışmaya ilişkin düşüncelerini paylaştı.

Berlinale'de festival başkanının yıldızlara "siyasetten uzak durun" demesinden bir hafta sonra, yönetmen Anderson, 22 Şubat Pazar gecesi BAFTA Film Ödülleri'nde kendine yöneltilen sorularla karşı karşıya kaldı.

Savaş Üstüne Savaş'la (One Battle After Another) En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalında BAFTA kazandıktan sonra, sinemanın önde gelen isimlerinin siyaset hakkında konuşması gerekip gerekmediği sorulduğunda, Anderson açıklama yapmaktan kaçınarak basın mensuplarına "Bu durumda nihayetinde başarısız olacağım" diye konuştu.

Başaracağımdan emin olduğum yer film yapmak. Dünyaya dair duygularımı filmle aktarmakta kendime çok daha fazla güveniyorum ve bence bu filmle bunu başardık. Bu mecrada akıllıca bir şeyler söylemeye çalışmak olmazdı. Ben politikacı değilim ama sinemacıyım, bu yüzden bunu işim aracılığıyla yapmaya çalışıyorum.

Thomas Pynchon'ın 1990 tarihli romanından esinlenen Savaş Üstüne Savaş birçok eleştirmen ve izleyici tarafından Trump'ın Amerika'sının hicvi ve eleştirisi olarak yorumlandı. Leonardo DiCaprio, Teyana Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerini paylaştığı film, Sean Penn'in canlandırdığı yozlaşmış beyaz üstünlükçü subayın önderliğindeki orduya karşı savaşan devrimci bir grubu konu alıyor.

Film, ABD'deki sağcı yorumcuların tepkisini çekti. Sağcı yorumcular Anderson'ın eserini "radikal terörizme pervasız bir övgü" diye nitelendirirken, Ben Shapiro ise "radikal sol terörizmin savunuculuğu" olarak adlandırdı.

Bu yorumlar Berlin Film Festivali'nden birkaç hafta sonra geldi. Festivalde Rupert Grint'ten Neil Patrick Harris'e kadar birçok oyuncuya aşırı sağın yükselişi hakkında sorular yöneltilmiş ve Başkan Wim Wenders bunu daha sonra "Berlinale'yi kasıp kavuran medya fırtınası" diye adlandırmıştı.

Wenders, sinemacıların "siyasetten uzak durması gerektiğini" söyleyerek, "filmlerin dünyayı değiştirebileceğini", bunu ancak "siyasete bulaşmadan" yapabileceklerini eklemişti.

Sonuç olarak yazar Arundhati Roy, yorumları "vicdansızca" diye nitelendirerek Berlinale'den çekilmişti. Öte yandan Javier Bardem, Tilda Swinton ve Brian Cox da dahil 81 sanatçı tarafından imzalanan açık bir mektupta, "Filistinlilerin soykırımına ilişkin kurumsal sessizlik" sorgulandı.

The Independent, yorum için Anderson'ın temsilcisiyle iletişime geçti.

Independent Türkçe