Cumhuriyetçiler Biden'ı İran ile müzakereleri ‘derhal’ durdurmaya ve yaptırımları sürdürmeye çağırıyor

Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, Çarşamba günü Washington’daki Kongre Binası’nda düzenlenen senato oturumundaydı (AFP)
Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, Çarşamba günü Washington’daki Kongre Binası’nda düzenlenen senato oturumundaydı (AFP)
TT

Cumhuriyetçiler Biden'ı İran ile müzakereleri ‘derhal’ durdurmaya ve yaptırımları sürdürmeye çağırıyor

Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, Çarşamba günü Washington’daki Kongre Binası’nda düzenlenen senato oturumundaydı (AFP)
Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, Çarşamba günü Washington’daki Kongre Binası’nda düzenlenen senato oturumundaydı (AFP)

Kongredeki Cumhuriyetçiler, ABD yönetimini İran'la nükleer anlaşmaya geri dönme planlarından ve Tahran'a uygulanan yaptırımları kaldırma vaatlerinden vazgeçmeye çağırdı. ABD Başkanı Joe Biden'a yazdıkları mektupta Tahran'ın Hamas Hareket’ini desteklediğini belirten Cumhuriyetçiler, İran’a yönelik herhangi bir yaptırımın kaldırılmasının bu desteği şiddetlendireceği uyarısında bulundu.
Senato'nun önde gelen 44 temsilci, mektuplarında “Yönetiminiz dahilindeki üyeleri şu anda dünyanın en büyük terörizm sponsoru olan İran ile müzakere etmek için Viyana'da olması endişelendirici. ABD, Hamas'ın İsrail'e yönelik son saldırıları ışığında, İran'ı sorumlu tutmak ve onu tabi tuttuğu yaptırımları her ne pahasına olursa olsun kaldırmamak için gerekli tüm adımları atmalıdır” açıklamalarında bulundu.  
Hamas’ın geçtiğimiz günlerde İsrail'e 2014'ten bu yana ilk kez Kudüs'ü hedef alan füzeler de dahil olmak üzere en az bin roket attığına değinildiği mektupta aynı zamanda “ABD ve dünyanın dört bir yanından ülkeler bu füze saldırılarını kınarken İran ise bu saldırıları destekledi. Yüce Rehber, Filistinlilerin İsrail'e saldırmak için ellerinde bulunan tüm araçları birleştirip kullanmaları gerektiğini tweetledi” ifadeleri yer aldı.
Şu anda Viyana'daki müzakere heyetini denetleyen İran Dışişleri Bakanı Muhammed Zarif'in Hamas lideri İsmail Heniyye’yi arayarak İran’ın desteğini ifade ettiği de belirtildi.
Müzakerelerin devam edişinin ve yaptırımların kaldırılma olasılığının ‘İran'ın milyarlarca dolarını kullanıma açacağı, İran'ın Hamas'a ve ABD ve müttefiklerine saldıran diğer terörist gruplara verdiği desteği artıracağı’ olasılığını eleştiren söz konusu senatörler, Biden yönetimini ‘İran ile müzakereleri derhal durdurmaya ve yaptırımların kaldırılmayacağını ilan etmeye’ çağırdı.
Mektubun imzacılarından Cumhuriyetçi Senatör Bill Hagerty, Biden'ı bölgede mevcut gerginliğe neden olmakla suçlayarak “İsrail'deki mevcut kriz önlenebilirdi. Bu, militanları bize ve müttefiklerimize saldırmaya teşvik eden Başkan Biden'ın pervasız dış politikasının sonucudur” ifadelerini kullandı.
İbrahim Anlaşmaları’na atıfta bulunan Hagerty, “Biden’ın bu anlaşmalar üzerine inşa edeceği dört ayı vardı. Ancak bu dört ayını İran rejimini teskin etmeye, nükleer anlaşmaya geri dönme yönündeki hoyrat girişimde İran destekli teröristlere yönelik yaptırımların kaldırılması üzerine durmaya harcadı. Biden, teskin etme politikasına derhal son vermeli!” açıklamalarında bulundu.
Meclisten bir grup üye, uluslararası iş dünyasına gönderdikleri bir mektupta, şirketleri ABD yaptırımlarının kaldırılması durumunda İran ile iş yapmaya devam etmemeleri uyarısında bulundu. Mektupta aynı zamanda “Üye şirketleriniz, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının kaldırılması olasılığını kazançlı bir fırsat olarak görebilir. Ancak bize güvenin ki böyle yapmamalılar. ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar geçici olarak kaldırıldığı, şirketler İran pazarına yeniden girmeye karar verdiği taktirde yatırımlarınız başarısızlığa mahkum olacak” ifadelerine yer verildi.
Biden yönetiminin İran ile varacağı herhangi bir nükleer anlaşmanın Senato'da bir anlaşma olarak onaylanmayacağını, dolayısıyla ABD'nin yasal olarak buna bağlı olmayacağını hatırlatan senatörler, “Kongre'de iki partili kapsamlı bir desteği almayan herhangi bir anlaşma, 2024'te yılında başkanlığa bir Cumhuriyetçi seçildiği taktirde hayatta kalmayacaktır. Cumhuriyetçiler 2022'de Kongre'de çoğunluğu geri kazandığı taktirde herhangi bir yaptırımın kaldırılması ciddi şekilde sınırlanacaktır” ifadelerine başvurdu.
Kongre'nin İran'a yaptırım uygulamak için geçmişte bir dizi yasa çıkardığını hatırlatan senatörler, yasaların her iki taraftan aldığı büyük destek nedeniyle birçok durumda ABD yönetimlerini aştıklarını vurguladı.
Senatörler, İran’ın nükleer programını, balistik ve seyir füzesi geliştirmesini, terörizme verdiği desteği, rehin alma eylemlerini, ağır insan hakları ihlalleri ve diğer art niyetli davranışlarını ele almayan herhangi bir yeni anlaşmanın, ABD’de kalıcı ve iki partili bir destek almayacağını da vurguladı.
ABD Kongresi, yasa tasarıları her iki mecliste de oyların üçte ikilik bir çoğunluğunu elde ettiği taktirde Beyaz Saray yetkilerini aşabilir. Başkanlık vetosunun aşılması yönünde bu tür bir çoğunluk gerekiyor.



Tahran, İran-Almanya geriliminin artması üzerine Merz’e sert eleştiriler yöneltti

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (DPA)
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (DPA)
TT

Tahran, İran-Almanya geriliminin artması üzerine Merz’e sert eleştiriler yöneltti

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (DPA)
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ile Avrupa arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’e sert eleştiriler yöneltti ve Berlin’de ‘siyasi bir değişim’ umduğunu dile getirdi.

Arakçi, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, Almanya’nın ‘Avrupa’nın ilerleme motoru’ olmaktan çıkıp ‘gerileme motoru’ haline geldiğini savundu. Arakçi, Merz’i ‘itici bir üslup’ sergilemekle suçladı.

Tahran’ın Almanya ile güçlü ilişkileri her zaman memnuniyetle karşıladığını belirten Arakçi, Berlin’deki mevcut liderliğin bu sürece zarar verdiğini öne sürdü. Arakçi, Almanya’da ‘daha olgun ve daha onurlu bir liderliğin’ yeniden iş başına gelmesi temennisinde bulundu.

Arakçi’nin açıklamaları, Merz’in, İran’ın vatandaşlarına yönelik şiddet uygulamalarını durdurmaması ve askeri nitelikteki nükleer programına son vermemesi halinde Tahran’a yeni yaptırımlar uygulanabileceği yönündeki uyarılarına yanıt olarak geldi.

Merz, Körfez turu öncesinde yaptığı açıklamada, hükümetinin ‘Tahran üzerindeki baskıyı artırmaya devam etmeye hazır olduğunu’ söyledi. Merz, bu kapsamda Birleşik Krallık, Fransa, ABD, İsrail ve bölgesel ortaklarla yakın istişareler yürütüldüğünü belirtti.

Merz bugün Doha’da düzenlenen basın toplantısında, Körfez ülkeleriyle yaptığı görüşmelerde İran’la bağlantılı yeni bir gerilim ihtimaline dair kaygıların ön plana çıktığını ifade etti.

Merz, üç temel talep sıraladı: Şiddetin derhal durdurulması, askeri nitelikteki nükleer programın sona erdirilmesi ve İran’dan İsrail ya da Körfez ülkelerine balistik füze fırlatılmasının engellenmesi. Merz ayrıca ‘istikrarı bozucu faaliyetlerin’ durdurulması çağrısında bulundu.

“Dün ve bugün yaptığım tüm görüşmelerde İran’la yeni bir çatışma ihtimaline ilişkin derin endişelerimi dile getirdim” diyen Merz, Tahran’ı ‘saldırgan’ olarak nitelediği tutumdan vazgeçmeye ve diyaloğa yönelmeye çağırdı.

Merz, Almanya’nın gerilimin düşürülmesi ve bölgesel istikrara katkı sağlanması için azami çabayı göstereceğini vurgulayarak, bölge güvenliğinin Berlin için öncelik taşıdığını kaydetti.

Bu karşılıklı sert açıklamalar, son haftalarda İran ile Almanya arasında protestolar, nükleer dosya ve Avrupa yaptırımları ekseninde süregelen gerginliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Karşılıklı tırmanış, İran ile Avrupa arasındaki mesafenin açıldığını ve İran-Almanya ilişkilerindeki bozulmanın derinleştiğini ortaya koyarken; nükleer program, iç protestolar ve bölgesel güvenlik başlıklarının giderek daha fazla iç içe geçtiğine işaret ediyor.

Merz, 13 Ocak’ta yaptığı bir açıklamada, İran rejiminin sona yaklaştığını savunmuş, ülkedeki protestoların meşruiyet kaybının göstergesi olduğunu ifade etmişti.

Arakçi, o dönemde Merz’in Haziran 2025’te İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını öven açıklamalarını hatırlatarak yanıt vermiş ve bu ifadeleri ‘iğrenç’ olarak nitelemişti.

Geçtiğimiz ocak ayının sonlarında Tahran, Almanya Büyükelçisi’ni çağırarak Merz’in İran rejiminin sonuna yaklaştığı yönündeki sözlerini protesto etmiş ve bu açıklamaları ‘iç işlerine sorumsuz bir müdahale’ olarak değerlendirmişti.

Bu gelişmeler, Avrupa Birliği’nin (AB) İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütleri listesine alma kararıyla aynı döneme denk geldi. Karar, Tahran’da büyük tepkiyle karşılandı ve ‘büyük bir stratejik hata’ olarak nitelendirildi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 1 Şubat’ta yaptığı açıklamada, AB’nin kararına karşılık olarak İran’ın AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak değerlendirdiğini söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise bu nitelemeyi reddederek, söz konusu açıklamayı ‘temelsiz bir propaganda iddiası’ olarak tanımladı. Wadephul, DMO’nun terör listesine alınmasını ‘doğru bir adım’ olarak savundu ve Avrupa’nın tutumu nedeniyle yıldırılmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Brüksel, kararı, DMO’nun protestoların kanlı biçimde bastırılmasındaki rolüne dayandırdı. İnsan hakları örgütlerine göre bu müdahaleler binlerce kişinin ölümüne yol açtı.

Buna karşılık Tahran, kararı ‘kışkırtıcı ve sorumsuz’ olarak nitelendirerek, Avrupa ile ilişkiler açısından ‘ağır sonuçlar’ doğurabileceği uyarısında bulundu.

frgth
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz eylül ayında New York'ta Avrupa Troykası’nın dışişleri bakanları ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile yapılan görüşmelerde yardımcılarıyla birlikte (İran Dışişleri Bakanlığı)

Gerilimin kökleri eylül ayına uzanıyor. Tahran’a göre, Avrupa Troykası ülkeleri bu dönemde İran’a yönelik Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını yeniden devreye sokmaya çalıştı; İran ise bunu müzakere sürecindeki rolünün sona erdirilmesi olarak değerlendirdi.

İranlı yetkililer, Berlin’in bu yönde kilit bir rol oynadığını, ardından ise yeniden müzakere sürecine dönülmesi çağrısında bulunduğunu savunuyor.

Avrupa’dan gelen baskılar, bölgede ABD’nin Tahran’a yönelik tekrarlanan tehditleri ve Körfez’deki askeri varlığın artırılmasıyla birlikte geniş çaplı gerilimin yaşandığı bir döneme denk geliyor.

Merz, İran’daki gelişmelerin Körfez liderleriyle yapacağı görüşmelerin ana başlıklarından biri olacağını belirterek, İran’dan İsrail’e veya bölge ülkelerine balistik füze fırlatılmasına kesinlikle karşı olduklarını vurguladı.

Tahran ise Berlin ve Avrupa başkentlerinin tutumunun gerilimi azaltmak yerine körüklediğini savunuyor ve egemenliğini savunma hakkına bağlılığını yineliyor.

Almanya, ‘istikrarı bozucu faaliyetlerin’ durdurulmasını şart koşan bir diyalog çağrısı yaparken; İran, baskı ve yaptırımların ancak daha fazla gerilime yol açacağı görüşünü dile getiriyor.


Guterres: Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasındaki yeni START anlaşmasının sona ermesi "kritik bir an"

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres (AFP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres (AFP)
TT

Guterres: Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasındaki yeni START anlaşmasının sona ermesi "kritik bir an"

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres (AFP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres (AFP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres dün, mevcut anlaşmanın sona ermesinin arifesinde, "uluslararası barış ve güvenlik için kritik bir anda", ABD ve Rusya'yı yeni bir nükleer silah kontrol anlaşmasını hızla imzalamaya çağırdı.

Yeni START anlaşması bugün sona eriyor, bu da hem Moskova'yı hem de Washington'u nükleer cephanelikleri üzerindeki kısıtlamalardan resmen kurtarıyor.

Guterres yaptığı açıklamada, “Yarım yüzyıldan fazla bir süredir ilk kez, Rusya Federasyonu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin stratejik nükleer cephaneliklerine ilişkin bağlayıcı sınırlamaların olmadığı bir dünyayla karşı karşıyayız” dedi.

NPO START anlaşması ve diğer silah kontrol anlaşmalarının "tüm halkların güvenliğini kökten iyileştirdiğini" ifade etti.

"On yıllarca süren kazanımların bu şekilde sona ermesi, nükleer silah kullanım riskinin son on yılların en yüksek seviyesinde olduğu bir dönemde, daha kötü bir zamana denk gelemezdi," diye devam etti.

Guterres, Washington ve Moskova'yı "gecikmeden müzakere masasına dönmeye ve alternatif bir çerçeve üzerinde anlaşmaya" çağırdı.

Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın nükleer savaş başlıklarının yüzde 80'inden fazlasını kontrol ediyor, ancak silah kontrol anlaşmaları giderek aşınıyor.

İlk olarak 2010'da imzalanan Yeni START anlaşması, her bir tarafın 1.550 stratejik savaş başlığı konuşlandırmasıyla sınırlandırılmıştı; bu, 2002'de getirilen önceki sınıra göre yaklaşık yüzde 30'luk bir azalmaydı.

Anlaşma ayrıca her iki tarafın da diğer tarafın nükleer cephaneliğinde yerinde incelemeler yapmasına izin veriyordu, ancak bu işlemler COVID-19 pandemisi sırasında askıya alındı ​​ve o zamandan beri yeniden başlatılmadı.


Amerika kıtasında görülen kızamık salgını, PAHO'nun salgın uyarısı yayınlamasına neden oldu

Meksika'da bir kişiye kızamık aşısı yapılıyor (Reuters)
Meksika'da bir kişiye kızamık aşısı yapılıyor (Reuters)
TT

Amerika kıtasında görülen kızamık salgını, PAHO'nun salgın uyarısı yayınlamasına neden oldu

Meksika'da bir kişiye kızamık aşısı yapılıyor (Reuters)
Meksika'da bir kişiye kızamık aşısı yapılıyor (Reuters)

Pan Amerikan Sağlık Örgütü (PAHO), Meksika'nın en yüksek vaka sayısını bildirmesiyle birlikte, Amerika kıtasında kızamık vakalarında yaşanan artışın ardından dün yeni bir epidemiyolojik uyarı yayınladı. Örgüt, son vakaların %78'inin aşılanmamış kişiler arasında olduğunu belirterek, acil aşılama kampanyaları çağrısında bulundu.

Bu uyarı, Kanada'nın geçen kasım ayında kızamıktan arınmış ülke statüsünü kaybetmesinin ardından geldi; bu durumun ABD ve Meksika için de yakında yaşanabileceği öngörülüyor.

Her iki hükümet de ülkelerindeki salgını kontrol altına almak için iki aylık bir uzatma talep etmiş olsa da durum Trump yönetiminin ocak ayında Dünya Sağlık Örgütü'nden (PAHO'nun ana kuruluşu) çekilmesiyle daha da karmaşık hale geldi.

Mevcut veriler, Kuzey Amerika'daki üç ev sahibi ülkede 2026 Dünya Kupası'nın başlamasına sadece birkaç ay kala, artış eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.

2026 yılının ilk üç haftasında, Pan Amerikan Kızamık Örgütü (PAHO), yedi ülkede bin 31 yeni kızamık vakası doğruladı; bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 43 katlık şaşırtıcı bir artış anlamına geliyor.

Şu ana kadar ölüm vakası kaydedilmemiş olsa da vaka yoğunluğu yüksek kalmaya devam ediyor; Meksika 740 vakayla başı çekerken, onu 171 vaka ile Amerika Birleşik Devletleri ve 67 vaka ile Kanada takip ediyor.

Geçen yıl komşu Chihuahua ve Teksas eyaletlerinde yaşanan büyük salgınların ardından, Meksika'nın batısındaki Jalisco eyaleti bu yıl ülkedeki en yüksek vaka sayısını kaydetti.

Amerika Birleşik Devletleri'nde halk sağlığı çalışmaları, vakaların hızla arttığı Güney Carolina'ya kaydı.

Buna karşılık, Meksika hükümeti haftalarca halkı iki dozluk aşıyı yaptırmaya çağırdı.

Yetkililer, havaalanları ve otobüs terminalleri gibi yoğun trafik merkezlerinde seyyar aşı klinikleri kurarken, başkentin belediye başkanı Clara Brugada bu hafta 2 bin yeni aşı ünitesini hizmete açtı.