Husiler, kanser hastalarına yapılan yardımları gasp etmekle suçlanıyor

Sana’daki Husi milisleri. (EPA)
Sana’daki Husi milisleri. (EPA)
TT

Husiler, kanser hastalarına yapılan yardımları gasp etmekle suçlanıyor

Sana’daki Husi milisleri. (EPA)
Sana’daki Husi milisleri. (EPA)

Sana’daki yerel kaynaklar, Husi milislerin meşru yönetime karşı yaptıkları darbeden bu yana devam ettikleri yardım malzemelerine yönelik soygunlar kapsamında, başkentte kanser hastalarına insani yardım sağlamak için çalışan bir dernek tarafından sağlanan gıda yardımlarını gasp etmekle suçladı.
Kaynaklar, İran destekli grubun liderlerini, Kuveytli bir hayır kurumu tarafından karşılanan ve Ulusal Kanser Vakfı aracılığıyla dağıtılacak olan 500 gıda sepetinden yaklaşık 300’ünü gasp ettiğinden bahsettiler.
Husi milislerin bu yardımları çalması, Birleşmiş Milletler (BM) ve hükümet raporlarında onaylandığı üzere, milislerin darbe yılları boyunca tüm insani yardımlara hakimiyet kurduğu, ele geçirdiği yardımları savaşları ve destekçileri yararına kullanmasına yönelik davranışlarını hatırlattı.
Sana’daki eğitim ve sağlık alanındaki kaynaklar, arkasında Husi milislerinin liderlerinin ve denetçilerinin olduğu soygun ve gasp suçlarında artış olduğunu belirtmişlerdi. Son olarak, sağlık ve eğitim sektörlerinde çalışan ve geçmiş yıllarda maaşlarını alamayan görevliler ve çalışanlar için uluslararası kuruluşlar ve tüccarlar tarafından tahsis edilen tıbbi ve gıda yardımlar çalındı.
Sana’da eğitim sektöründeki bir kaynak, milislerin, Ramazan ayı vesilesiyle ticaret yapan kişiler ve işadamları tarafından tahsis edilen yardımları gasp etmek için Sana’daki eğitim sektöründeki öğretmen ve işçilerden yardımlardan yararlanacak kişi listelerinde değişiklik yaptığını söyledi.
Kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, milislerin yardımlara el koymalarının ardından sepetlerinden oluşan bu yardımın dağıtımını yapmak için kendilerine bağlı komiteleri görevlendirdiğini belirtti. Kaynak aynı zamanda, Husi komitelerinin yardımlardan faydalanacak kişiler hakkında veri topladıklarını iddia ettiklerini ancak veri toplamalarına rağmen bu yardımların hiçbirinin verilmediğini belirtti.
Kaynak, yardımlardan yararlanacak kişi listelerindeki büyük manipülasyonun yanı sıra, tek hedefi bu yardımların mümkün olan en büyük miktarını ele geçirmek olan oyalama ve geçiştirmenin de söz konusu olduğunu belirtti.
Sana’da eğitim sektöründeki eğitimciler ve çalışanlar, milislerin kendilerine sağlanan yardımları çalmaya devam etmelerine yönelik şikayetlerini dile getirdiler. Bazıları Şarku’l Avsat’a şunları söyledi:
“Grup, yıllarca maaşlarımızı yağmalamakla ve en kötü insani ve geçim krizine neden olmakla yetinmedi, aynı zamanda hayırseverlerin bizi ve ailelerimizi hayatta tutmak için sağladığı yardımlara da gözünü dikti.”
Meşru otoriteye karşı yapılan darbeden bu yana Husi grup (İran’ın Yemen’deki müttefiki), insani yardım kuruluşlarını ve derneklerini sıkıştırmak için çeşitli yöntemler uyguladı. Kendi kontrol alanlarındaki yüzlercesini kapattı, hayır ve insani yardım faaliyetleri üzerindeki kontrolünü artırmak için başka bir yan kuruluş kurdu. İnsani yardım kuruluşları, hayır kurumları ve dernekleri, daha önce darbecilerin faaliyetlerine müdahale ettiklerinden ve şantaj yoluyla yardım dağıtım sürecinde kendi istedikleri girişimlerinden şüphelenmişlerdi. Bu durum Husi kontrolündeki bölgelerde trajik koşullarda hala aktif olan derneklerin çoğunun çalışmalarını durdurmalarına neden oldu.
Daha önce uluslararası ve yerel düzeyde yayınlanan haberlere göre, milislerin 2014’te başlattığı savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine neden oldu. Zira aynı haberlere göre, bugün 22 milyondan fazla Yemenli acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor, 8,4 milyon Yemenli ise hala temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele ediyor. Bu haberler Husilerin, darbe öncesi dönemde Yemen’de faaliyet gösteren 10’u BM’ye bağlı olan 267’den fazla yabancı kuruluşa şantaj yapıldığından ve bunun yanı sıra, yabancı kuruluşlar tarafından finanse edilen çeşitli projeleri uygulayan yüzlerce yerel kuruluş, dernek ve kurumun faaliyetlerinin grubun ablukası altına girdiğinden bahsediyordu.
Sana’daki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, grubun darbeci konsey aracılığıyla, kendi yetki alanlarında faaliyet gösteren uluslararası kuruluşların sağladığı milyonları gasp etmeye devam ettiğini, kuruluşların yürüttüğü projelerden defalarca kez binlerce dolar kesinti yaptığına dikkat çektiler. Bölgelerinde faaliyet gösteren kuruluşlar arasında Uluslararası Göç Örgütü, WHO, UNICEF, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Dünya Bankası, Dünya Gıda Programı (WFP), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve diğerleri bulunuyor.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.