Müzeden kaybolan nadir heykel, otobüs durağında bulundu

Yetkililer heykelin kaybolmasıyla ilişkili henüz bir gözaltı veta tutuklama yapılmadığını aktarıyor (Bangkok Post)
Yetkililer heykelin kaybolmasıyla ilişkili henüz bir gözaltı veta tutuklama yapılmadığını aktarıyor (Bangkok Post)
TT

Müzeden kaybolan nadir heykel, otobüs durağında bulundu

Yetkililer heykelin kaybolmasıyla ilişkili henüz bir gözaltı veta tutuklama yapılmadığını aktarıyor (Bangkok Post)
Yetkililer heykelin kaybolmasıyla ilişkili henüz bir gözaltı veta tutuklama yapılmadığını aktarıyor (Bangkok Post)

Mart başında Tayland'ın Lopburi şehrinde yerel bir müzeden çalınan heykel, otobüs durağında bulundu.
Nadir bir parça olduğu belirtilen eser, Phra Sri Arya Maitreya'nın bir temsiliydi. Phra Sri Arya Maitreya, Budizm inancını taşıyanlar arasında gelecekteki Buda olarak biliniyor.
Phra Sri Arya Maitreya'nın şu anda cennette yaşadığına ve Gotama Buda'dan sonraki Buda rolünü üstlenmek için insanlar alemine geleceğine inanılıyor.
Bangkok Post'un haberine göre bir keşiş, bağışları topladığı sırada şehrin Wat Lai bölgesine yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki bir otobüs durağında heykeli gördü ve yetkililere haber verdi.
Lop Buri polisi, hırsızların heykeli satmanın son derece zor olduğunu fark ederek yakalanma korkusuyla durağa bıraktığını düşünüyor. Zira heykel kaybolduğundan beri ülke çapında arama çalışmaları yapılıyordu.
Ayrıca çalınma hadisesinin de içeriden birilerinin yardımıyla gerçekleştiğine inanılıyor.
Heykel, bu yıl açılması planlanan yeni bir müze binasının en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.
Müze, gönüllülerden oluşan, We Love Wat Lai (Wat Lai'yi Seviyoruz) isimli sanat eseri koruma grubu tarafından işletiliyor.
Grubun danışmanı ve kültür uzmanı Phuthorn Bhumadhon, hadisenin ardından müzeyi kapalı devre televizyon kameralarıyla donatmaya karar verdiklerini söylüyor.
 
Independent Türkçe, Bangkok Post, The Thaiger



Ünlü yönetmenden Apple TV+ dizisine övgü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Ünlü yönetmenden Apple TV+ dizisine övgü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Guillermo Del Toro, Apple TV+'ın yeni korku komedi dizisi Widow's Bay'i övgüye boğan eleştirmenler kervanına katıldı.

Suyun Sesi'nin (The Shape of Water) Oscar ödüllü yönetmeni, 10 bölümlük diziye övgü dolu bir eleştiri yazdı. Dizide Matthew Rhys, yerel halkın lanetli olduğuna inandığı, zor durumdaki adasında turizmi canlandırmak için çaresizce çabalayan küçük bir New England kasabasının belediye başkanını canlandırıyor. Dizide ayrıca Dale Dickey, Kevin Carroll, Stephen Root, Kate O'Flynn ve Kingston Rumi Southwick de yer alıyor.

Del Toro, X'te şöyle yazdı:

İzin verirseniz, benim tahminimce, #WidowsBay uzun zamandır en iyi dijital platform dizisi olabilir... Ve tartışmasız, korku türündeki en büyüleyici anlatı sihirbazlığı gösterilerinden biri.

"Sihirbazlık", genellikle "el çabukluğu" olarak bilinen, yakın plan sihir gösterisini ifade ediyor.

Del Toro daha sonra, diziyi öven başka bir kullanıcının şu yorumunu retweetledi:

Bu dizi neredeyse kusursuz. Komedi ve korku dengesini seviyorum ve karakterler büyüleyici. Geçmişe dönüş bölümündeyim ve bu harika bir korku filmine rastlamak gibi! O kadar çok SIR var ki, bu adada neler olup bittiğini öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

Del Toro, yeni diziyi seven tek kişi değil. Dizi, yayımlandıktan kısa süre sonra Rotten Tomatoes’da gıpta edilen yüzde 100’lük puanı aldı.

Eleştirmenler, Rhys'in "üst düzey fiziksel komedisini" dizinin en büyük güçlü yönlerinden biri olarak gösterirken, diziyi belirli bir türe sınıflandırmakta zorlandılar ve bunun yerine "eşsiz" diye nitelediler.

RadioTimes'tan Louise Griffin, "komedi-korku türünün doğru bir şekilde yapılmasının zor olabileceğini" kabul ederek, Widow's Bay'i "tam doğru dengeyi yakalayan, hoş ve sıra dışı bir yapım" olarak övdü.

sefrgthy
Matthew Rhys, Widow's Bay'de (Apple TV+)

Diziye 4 yıldız verdiği incelemesinde Griffin, yapımın "sürprizlerini, ifşalarını ve tamamen gerçeküstü anlarını" övdü. "Küçük ekranda en sinematik yapım olmak için yarışan TV dizileri okyanusunda, Apple TV'nin küçük ölçekli bir kasaba komedisine yatırım yapmasını görmek ferahlatıcı" diye devam etti.

Benzer şekilde, The Hollywood Reporter'dan Angie Han, Rhys'i "ilginç ölçüde ürkütücü, tuhaf biçimde sıcak [ve] yer yer çok etkili bir korku-komedi"nin "temel taşı" olduğu için övdü.

Han, "En iyi haliyle Widow's Bay, komedi ve korku arasındaki bulanık çizgiyi vurguluyor" diye ekledi.

Ama Widow’s Bay, yaygın bir tuhaflık havası yaratmakta başarılı olsa da... Bu gerilimi katarsise dönüştürmekte o kadar güvenilir değil.

Widow’s Bay'in ilk 7 bölümü Apple TV+'ta izlenebiliyor ve 17 Haziran'a kadar her çarşamba yeni bölümler yayımlanacak.

Independent Türkçe


Buckingham'ın Andrew'u koruması Epstein mağdurunu öfkelendirdi

2022'de ölen Kraliçe II. Elizabeth, oğlu Andrew Mountbatten-Windsor'la (AFP)
2022'de ölen Kraliçe II. Elizabeth, oğlu Andrew Mountbatten-Windsor'la (AFP)
TT

Buckingham'ın Andrew'u koruması Epstein mağdurunu öfkelendirdi

2022'de ölen Kraliçe II. Elizabeth, oğlu Andrew Mountbatten-Windsor'la (AFP)
2022'de ölen Kraliçe II. Elizabeth, oğlu Andrew Mountbatten-Windsor'la (AFP)

Jeffrey Epstein'in mağdurlarından biri, Andrew Mountbatten-Windsor'ın ticaret elçisi olarak görev yaptığı dönemde gizli devlet bilgilerini paylaştığını öne süren e-postaların ortaya çıkmasının ardından Buckingham Sarayı'nı olayları örtbas etmekle suçladı.

Jess Michaels, sarayın harekete geçmemesinin, pedofil ve eski prensi çevreleyen skandalda yer alan mağdurlar için daha geniş ahlaki sonuçlar doğurduğunu söyledi.

The Telegraph'a, sarayın Mountbatten-Windsor'ı "koruyarak", onu suçlayan Virginia Giuffre’yi yüzüstü bıraktığını söyledi.

1991'de Epstein tarafından tecavüze uğradığını söyleyen Michaels, "Kurumlar bunu yapar. Güçlü adamları korur ve zarar verdikleri kişilere bunun yükünü taşıtır" dedi.

6 yıl önce saray, Andrew'un sadece bir sorun olmadığını, cezai soruşturmayla karşı karşıya kalabileceğini biliyordu. Ve bunu görmezden geldiler. Onu korumak, Giuffre'den şüphe duymak anlamına geliyordu. Virginia Roberts Giuffre doğruyu söylüyordu ve onların bunu itiraf ettiğini görecek kadar yaşamadı. Bu kalbimi kırıyor ve herkesin kalbini kırmalı.

Geçen yıl hayatını kaybeden Giuffre, eski prense satıldığını ve üç ayrı olayda onunla cinsel ilişkiye girmeye zorlandığını iddia etmişti. Mountbatten-Windsor bu iddiaları şiddetle reddetti.

sdefrgt
Jess Michaels, 1991'de Jeffrey Epstein tarafından tecavüze uğradığını söyledi (Youtube)

The Independent, Mountbatten-Windsor'ın kişisel bir iş bağlantısından alınan 30 bin e-postadan oluşan arşivin, Mayıs 2020'de Kraliyet Sarayı'ndaki en kıdemli yetkili olan Saray Nazırı'na teslim edildiğini cumartesi günü bildirmişti.

Mahkeme belgeleri, bu e-postaların Mountbatten-Windsor'ın 2001'le 2011 arasında ticaret elçisi olarak görev yaparken gizli devlet bilgilerini paylaştığını gösterdiğini öne sürüyor.

Eski York Dükü, şubatta Epstein'e hassas devlet bilgilerini aktardığı iddialarının ardından kamu görevinde usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alınmıştı.

Geçen hafta Thames Valley Polisi'nin, kamu görevinde olası suistimal soruşturması kapsamında Mountbatten-Windsor'ı cinsel taciz iddiaları nedeniyle de soruşturduğu da ortaya çıkmıştı.

Michaels gazeteye şunları söyledi:

Birleşik Krallık'ın nihayet soruşturma başlatmasından memnunum. Biraz geç oldu ama en azından bunu yapmaları gerekirdi. Öte yandan kendi hükümetimiz bizi mağdur olarak adlandırıyor, bize zarar veren erkekleri koruyor ve hâlâ bizi sorun olarak görüyor.

Buckingham Sarayı'na 2020'de ulaşan e-postalarla ilgili iddialara yanıt olarak bir sözcü şunları söyledi:

Mountbatten-Windsor'la ilgili devam eden polis soruşturması olduğu için bu konularda yorum yapmamız mümkün değil.

Saray, Michaels'ın iddiaları hakkında yorum yapmayı reddetti.

The Independent, görüş almak için Mountbatten-Windsor’la iletişime geçti.

Independent Türkçe


Mikroplastiklerle alerji arasındaki bağlantı belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Mikroplastiklerle alerji arasındaki bağlantı belirlendi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Farelerde yapılan yeni bir araştırma, solunan mikroplastik parçacıkların akciğerlerde en az 14 gün kalabileceğini ve alerjilerle bağlantılı iltihaplanmayı tetikleyebileceğini ortaya koydu.

Boyutu 5 mm'nin altında olan ve neredeyse her yerde bulunan minik plastik parçacıkların çevre ve halk sağlığına tehdit oluşturduğu ortaya çıkarılmıştı. Bu parçacıklara maruz kalma, kanser, kalp krizi ve üreme sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.

İlk çalışmalar, biriktikleri dokularda mikroplastik parçacıkların iltihaplanmaya, DNA hasarına, hücre yaşlanmasına ve hormon bozukluklarına neden olabileceğini göstermişti.

Ancak bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri hakkında henüz çok az şey biliniyor.

Şimdiyse yeni bir çalışma, dünya çapında en yaygın kullanılan plastiklerden biri olan PET'in minik parçacıklarının farelerdeki etkilerini değerlendirdi.

Viyana Tıp Üniversitesi'nden araştırmacılar, PET mikroplastiklerinin tek bir doz halinde uygulanmasından sonra, minik parçacıkların akciğerlerde en az 14 gün boyunca tespit edilebilir kaldığını buldu.

Akciğerlerdeki varlıklarına iltihaplanmanın yanı sıra lenfosit ve eozinofillerin artışı da eşlik etti. Bunlar, alerjik reaksiyonlarda rol oynayan bağışıklık hücreleri.

Journal of Hazardous Materials Advances adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada bilim insanları, "Solunum yoluyla alınan PET mikroplastikler, doza bağlı olarak solunum yolu iltihabına neden oluyor" diye yazdı.

PET mikroplastikler 14 gün boyunca akciğerde tespit edilebilir kaldı ve lenfositle eozinofil toplanmasıyla solunum yolu iltihabına neden oldu.

Çalışma, yaygın şekilde maruz kalınan bir alerjen olan zaylan poleniyle birleştiğinde iltihabın daha da şiddetlendiği konusunda uyardı.

Bilim insanları, PET parçacıklarının iltihabı şiddetlendirdiğini ve vücudun alerjene karşı savunma tepkisini etkilediğini buldu.

Viyana Tıp Üniversitesi'nden, çalışmanın yazarlarından Michelle Epstein, "Çalışmamız, PET mikroplastiklerin vücutta pasif şekilde bulunmakla kalmadığını, aynı zamanda alerjik reaksiyonlarla iltihabın gelişmesinde ve şiddetlenmesinde rol oynayan bağışıklık tepkilerini bilfiil etkilediğini gösteriyor" dedi.

Araştırmacılara göre çalışma, mikroplastiklerin olası immünolojik etkilerine ilişkin önemli bilgiler sağlıyor.

Günümüzde şehirlerde havadaki PET yoğunluğunun metreküp başına yaklaşık 135-158 nanograma ulaştığı bildiriliyor.

Araştırmacılar, bir yetişkinin günde yaklaşık 10-20 metreküp hava soluduğu varsayılırsa, bunun yaklaşık 1-3 mikrogram mikroplastik solunmasına karşılık gelebileceğini söylüyor.

"Bu bulgular bir araya getirildiklerinde, PET mikroplastikleri doz ve bağlama bağlı olarak solunum yolu iltihabını ve bağışıklık tepkilerini değiştiren biyolojik açıdan aktif parçacıklar diye tanımlanıyor" diye yazdılar.

Sonuçlar fare modellerinden elde edildi ve doğrudan insanlara uygulanamayabilir ancak bilim insanları mikroplastiklerin sağlık ve çevre üzerindeki yükünün daha sonraki çalışmalarda incelenmesini umuyor.

Araştırmacılar, "Bu bulgular, bağışıklık uç noktalarının dahil edilmesini desteklerken, gerçek dünya maruz kalma senaryolarına dikkatli bir şekilde genelleme yapılması gerektiğinin altını çiziyor" diye yazdı.

"Özetle, PET mikroplastikleri akciğerde kalıcıdır, solunum yolu iltihabına neden olur ve doz, zamanlama ve bağlama bağlı bir şekilde bağışıklık tepkilerini değiştirir" sonucuna vardılar.

Independent Türkçe