Bilim adamları, Kovid-19’un bir Çin laboratuvarından sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmüyor

Araştırma sonuçları, bu senaryoyu reddetmelerini sağlayacak herhangi bir sebep içermiyor

Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
TT

Bilim adamları, Kovid-19’un bir Çin laboratuvarından sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmüyor

Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)
Kanada’nın Ontario bölgesindeki bir aşılama merkezi (AFP)

Dünyanın en prestijli araştırma kurumlarından 18 bilim adamı, meslektaşlarına Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün kaynağını araştırma çağrısında bulunuyor. Bilim adamları geçen hafta perşembe günü Science dergisinde yayınlanan bir mektupta, SARS-CoV-2 virüsünün Çin’deki bir laboratuvardan sızmış olma olasılığını ihtimal dışı görmek için henüz yeterli kanıt olmadığını belirterek bu konuda ‘uygun araştırmanın’ yapılması çağrısında bulunuyorlar.
Stanford Üniversitesi'nde mikrobiyoloji ve immünoloji profesörü ve mektubun yazarlarından Dr. David Relman, dün Los Angeles Times verdiği röportajda “Bu konunun tarafsız ve kapsamlı bir bilimsel araştırmayı hak ettiğine ve daha sonrasında mevcut veriler üzerinden herhangi bir yargıya varılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Bu kısa konuşma, kısmen Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gözetiminde yürütülen ve dünya genelinde 3,3 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan virüsün kökenini bulunmaya çalışan 30 Mart’ta yayınlanan bir rapora yanıt olarak geldi. Yazarlar WHO ve Çin’e atfedilen bu raporda, dört olası senaryoyu “son derece düşük ihtimal” ile “çok muhtemel” arasında sıraladılar.
Yazarlar, ekibin Çinli üyeleri tarafından sağlanan bilgi, veri ve örnekleri incelemelerinin ardından, virüsün kaynak hayvandan bir ara türe geçmesinin ve daha sonrasında insana bulaşmış olma olasılığının “çok muhtemel” olduğu sonucuna ulaşırken, laboratuvardan herhangi bir sızıntının olmuş olmasının “son derece düşük ihtimal” olarak tanımlandı. Araştırmacıların düşündüğü diğer potansiyel yollar arasında, konakçı ara bir tür olmaksızın virüsün hayvandan insana doğrudan bir sıçrama (Muhtemelen mümkün) ve donmuş gıda ürünlerinin yüzeyinden bulaşma (Mümkün) yer alıyordu. Ancak Relman ve meslektaşları, WHO araştırmasını analiz eden meslektaşlarının bu çıkarımları yapmak için yeterli bilgiye ulaşamadıklarını belirttiler. Relman bununla ilgili olarak “İlgili alanlarda uzmanlığa sahip makul bilim adamlarıyız ve virüsün doğal kökenli olması gerektiğini gösteren verileri görmüyoruz” dedi.

Laboratuvar notlarını gözden geçirilmesi
Cambridge Üniversitesi’nde klinik mikrobiyoloji profesörü olan ve mektubu imzalayan Ravindra Gupta, koronavirüsler üzerine çalışma yapan bir araştırma merkezi olan Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde çalışan bilim adamlarının laboratuvar notlarını gözden geçirmek istediğini söyledi. Gupta ayrıca, enstitüde son beş yılda kullanılan virüslerin listesini de görmek istiyor. WHO tarafından yayınlanan rapor, ortak araştırma ekibine enstitüyü gezdiren laboratuvar müdürü Yuan Zhiming de dahil olmak üzere, araştırmacılar ve enstitünün birkaç üyesi arasında yapılan bir toplantı belgelendi.
Söz konusu toplantıda Wuhan Viroloji Enstitüsü temsilcileri, laboratuvarda kültürlenen üç SARS benzeri virüsünden hiçbirinin SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili olmadığına belirterek, Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün laboratuvardan sızmış olma olasılığını çürüttü.
Temsilciler ayrıca, enstitüde virolog olan görev alan ve yarasalarda ortaya çıkan SARS benzeri virüsleri araştıran Shi Zhengli tarafından yönetilen araştırma grubundaki çalışanlardan ve öğrencilerden alınan kan örneklerinin SARS-CoV-2 virüsüne karşı antikor içermediğini belirttiler.
Ancak Relman, bir bilim insanı olarak, yanlışlıkla laboratuvar sızıntısı olasılığını ihtimal dışı görmek için bundan daha fazlasının olmasının gerektiğini söyledi. Relman bize kullandığınız testi gösterin. Yöntemin ne olduğunu bilmek istiyoruz. Test edilen kişilerin sonuçları ve isimleri nelerdir? Bir kontrol grubu test edildi mi?” sorularını yöneltti ve “Her halükarda, dışarıdan bir bilim insanının bağımsız bir sonuca varmasına izin verecek yeterli olacak türde ayrıntılı bir veri sunulmadı” ifadelerini kullandı.
Relman 30 Mart’ta WHO üye ülkelerine hitaben yazılan mektupta şunları söyledi:
“Ekibin, laboratuvar sızıntısının en düşük olasılıklı hipotez olduğu sonucuna varmış olmasına rağmen bu uzmanlarla yapılacak ek görevlerle daha fazla araştırma gerektirebilir. Ben uzmanları görevlendirmeye hazırım. WHO ile ilgili olarak şunu açıkça söylememe izin verin, tüm varsayımlar hala masada.”
Arizona Üniversitesi’nde salgının kökenini ve ortaya çıkışını anlamak ve onlara karşı mücadele için virüsler üzerine çalışan Michael Worobey mektubu imzalayan bilim adamları arasındaydı. Worobey salgının başlangıcından bu yana, salgının ortaya çıkmasına yönelik iki olasılık düşündü. Bunlar laboratuvardan bir sızıntın ve hayvandan insana doğal bir geçişti. 15 ay sonra, hala her iki olasılığa da açık ve “Her iki durum için de yeterli kanıt yok, bu yüzden benim için ikisi de masada duruyor” diyor.

Yasalardan virüs toplanması
Worobey, kendi laboratuvarında vahşi doğadaki yarasalardan virüs toplayan öğrencileri ile çalışıyor ve bu araştırmanın insanlara yeni bir patojenin insan vücuduna girmesine yönelik çevresel yönteminin nasıl oluştuğuna odaklanıyor. Worobey “Bunu yapan biri olarak, yeni virüslerin insanlara yaklaşmasına neden olan açıklığın farkındayım dolayısı ile bunun, konunun ciddiye alınmasının başka bir nedeni olduğunu düşünüyorum. Özel çalışmalarımda da bununla ilgileniyorum” diyor.
Worobey, laboratuvar ortamında SARS-CoV-2 virüsünün insanlara daha bulaşabilir hale getirmek için bir genetik olarak değişikliğin yapılmadığını ikna edici bir şekilde gösteren bilim adamlarının olduğu ancak bunun, sahada bilim adamları tarafından toplanan değiştirilmemiş bir virüsün laboratuvardan insanlara bulaşmış olma olasılığını ortadan kaldırmadığını belirti.
Worobey “Bakıp, virüsün laboratuvar kökenli olduğu çürüttüğünü ve yüzde 100 bir şekilde doğal olarak ortaya çıktığını söyleyebileceğim herhangi bir delil görmedim. Biz sahneye gelene kadar iki durum da uygulanabilir” diyor.
Bilim adamları, virüsün gerçekten de insanlara doğal şekilde bulaştığını gösteren tek bir kesin kanıt olduğunu, bunun da virüsün kaynağı olan hayvanların keşfedilmesi olduğunu söylüyorlar.
Yale Üniversitesi’nden immünobiyoloji ve epidemiyoloji profesörü olan Akiko Iwasaki WHO’nun raporunda Çin’deki 31 ilden yabani canlı hayvan ve kümes hayvanından toplanan 80 binden fazla örneğinin test edildiğinden ve bu testlerin hiçbirinin, Çin’de SARS-CoV-2 salgınından önce veya sonra bir SARS-CoV-2 antikoru veya virüsün genetik materyalinin bir parçasını göstermediğinin belirtildiğine dikkat çekerek “Yine de bir hayvan rezervuarının unutulmuş olması muhtemel” dedi.
Buna karşılık, Glasgow Üniversitesi’nde viral genomik ve biyoinformatik başkanı Profesör David Robertson mektubu imzalayan bilim adamlarının amaçlarını anladığını söylüyor. Robertson “Kimse bir laboratuvar kazasının mümkün olmadığını söylemiyor, bununla birlikte virüslerin her zaman hayvanlardan insanlara doğal yollarla bulaştığı biliniyor, SARS-CoV-2’de bunlardan biri olabilir” ifadelerini kullandı.
Robertson, gelecekteki salgınlara hazırlanmak için SARS-CoV-2’nin kökenini bulmanın gerekli olduğu konusunda mektubun yazarlarıyla hemfikir olmasına rağmen, laboratuvarları araştırarak zaman harcamanın şu anda öncelikli olmadığını düşünüyor.
Relman ise bu konuda şunları söylüyor:
“Doğal kaynaklı olduğu netlik kazanırsa, bu doğal rezervuarın nerede olduğu ve gelecekte bu konuda nasıl daha dikkatli olunacağı hakkında biraz daha fazla bilgiye ulaşacağız, eğer laboratuvar sızıntısı ise o zaman konu, ne tür deneyler yaptığımız ve neden yaptığımız hakkında çok daha ciddi düşünmemiz olur.”

 


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.