Osman Kavala'nın avukatlarından bildiri: 3,5 yılın özeti; aradığınız suç bulunamadı

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter
TT

Osman Kavala'nın avukatlarından bildiri: 3,5 yılın özeti; aradığınız suç bulunamadı

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter

Tutuklu iş insanı Osman Kavala'nın avukatları "Gezi" davası öncesinde bir bildiri yayınladı.
'Hükmeti devirmeye teşebbüs' ve 'anayasal düzeni devirmeye teşebbüs' suçlarından 1 Kasım 2017’de tutuklanan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın cezaevine konulmasının üzerinden üç buçuk yıl geçti.
Kavala'nın avukatları 21 Mayıs'ta görülecek "Gezi" davası öncesi "3,5 yılın özeti; aradığınız suç bulunamadı" başlıklı bir bildiri yayınladı.
"Ülkemiz bir hukuk devletinde rastlanması mümkün olmayan ceza davalarının yaygınlaştığı olağanüstü bir süreçten geçiyor. Evrensel hukuk normlarına, hatta yürürlükteki yasalara, yerleşik yargı usullerine aykırı uygulamalar gündelik hale geldi" ifadelerini yer aldığı açıkamada avukatlar, üç buçuk yıllık süreci de gün gün özetledi.
Avukatların bildirisinde şunlar kaydedildi:
"Kavala, 1 Kasım 2017 tarihinde ‘hükümeti devirmek veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’ (TCK 312) ve ‘cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs’ (TCK 309) suçlamalarıyla tutuklandı. Gezi protestolarının planlayıcısı, yöneticisi ve finansörü olduğu iddiasıyla hükümeti devirmeye teşebbüs suçuyla yargılandığı dava beraat kararıyla sonuçlandı. Beraat kararından sonra serbest bırakılmadı, daha önce tahliye kararı verilmiş olan ikinci suçlamayla yeniden tutuklandı.
Bu süreç içinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem hükümeti devirme hem de darbe teşebbüsüyle ilgili suçlamalar için makul şüphe uyandıracak delil olmadığına hükmetti, tutuklanmanın siyasi faktörlerle yetkinin kötüye kullanılması olduğu tespitini yaptı ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönünde karar aldı. AİHM kararının etrafından dolanarak tutukluluğu devam ettirmek amacıyla üçüncü bir suçlama, casusluk suçlaması (TCK 328), ortaya çıkarıldı.
Gülenci örgütün mahrem sorumlularıyla irtibat halinde olduğu, 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı, hatta darbe sonrası kurulacak hükümette yer alacakların koordinasyonu ile uğraştığı şeklinde akıl almaz suçlamalar da bulunuyordu.
İddianamede hem casusluk hem de 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek suçlamasına dayanak olarak, Kavala’nın darbe girişiminin arkasındaki dış güçlerin ajanı olmakla suçlanan Henri Barkey ile yoğun irtibat içinde olduğu iddia edilmişti. Bu iddiayla ilgili kullanılan sözde delil, Kavala, Divan ve Hilton otelleri arasındaki çalışma ofisindeyken Barkey’in telefonunun yakın yerlerden sinyal vermiş olmasıydı; aynı baz istasyonundan sinyal çakışması dahi bulunmamıştı. Somut delil bulunmaması ise, ilişkinin çok gizli yürütülmüş olması ile açıklandı."

"Savcı tarafından sorgulanmadı"
Osman Kavala'nın, "hükümeti devirmek, darbe teşebbüsünde bulunmak ve casusluk" gibi çok ağır suçlamalarla yargılandığı davalarla ilgili olarak farklı tarihlerde tutuklanmış ve 3.5 yıldan fazla bir süre tutuklu kalmış olduğu sürecin hiçbir aşamasında, savcı tarafından sorgulanmadığı bilgisinin de yer aldığı açıklama şu ifadelere devam etti:
"Bütün bu yoğun delilsizlik durumuna karşın, cumhurbaşkanı birkaç kez Kavala’nın suçlu olduğuna dair demeçler verdi, bunlardan birinde de Gezi davasında verilen beraat kararını eleştirerek, bunu Kavala’nın tahliyesini sağlamaya yönelik bir operasyon olarak niteledi.
21 Mayıs’ta 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşmada, Kavala ile ilgili Gezi davasının, Çarşı grubu ile ilgili Gezi davasıyla birleştirilmesi, bunların da Kavala ile ilgili 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek ve casusluk suçlamalarıyla ilgili davayla birleştirilmesi söz konusu. Böylece birbirlerinden farklı eylemler, birbirlerini tanımayan kişiler arasında ilişki kurulmaya çalışılacak. Ergenekon ve Balyoz davalarında gördüğümüz bu uygulama, siyasi davalarda algı yaratmaya yarayan elverişli bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. Daha bir süre Gezi protestolarının yargı aracılığıyla dış komplo olarak kriminalize edilmesi, siyasetin gündeminde yer almaya devam edecek ve bunun kanıtı olarak da Kavala’nın cezaevinde kalmasına gayret edilecek gibi görünüyor."

Üç buçuk yılın özeti
Kavala’nın avukatları, 3.5 yıllık süreci ise şöyle özetledi:
17 Ekim 2017: Osman Kavala gözaltına alındı.
1 Kasım 2017: Kavala “hükümeti devirmek veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” (TCK 312) ve “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” (TCK 309) suçlamalarıyla tutuklandı.
24 Aralık 2018: TCK 309 ve TCK 312 ile ilgili soruşturma dosyaları ayrıldı.
19 Şubat 2019: Tutukluluk kararından 16 ay sonra TCK 312. madde yönünden Kavala hakkındaki ilk iddianame düzenlendi.
11 Ekim 2019: Kavala’nın TCK 309 ile ilgili suçlamadan tahliyesine karar verildi.
10 Aralık 2019: AİHM Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlali olduğu ve derhal serbest bırakılması gerektiği yönünde karar verdi.
18 Şubat 2020: TCK 312 ile ilgili dava beraat kararıyla sonuçlandı.
19 Şubat 2020: Kavala beraat kararından sonra serbest bırakılmadan TCK 309 ile ilgili suçlamadan yeniden tutuklandı.
9 Mart 2020: Kavala TCK 328. maddeden tutuklandı.
20 Mart 2020: Kavala TCK 309’dan ikinci kez tahliye edildi. TCK 328 ile ilgili casusluk suçlamasından tutukluluğu devam etti.
3 Eylül 2020: AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararının uygulanarak Kavala’nın derhal tahliye edilmesi yönünde karar verdi.
29 Eylül 2020: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi (AYM) Kavala’nın haksız tutukluluk başvurusunu görüşülme gündemine aldı. Aynı gün TCK 309 ve TCK 328 (casusluk) suçlamalarını içeren ikinci iddianamenin mahkemeye sunulması üzerine, AYM konunun görüşülmesini erteledi.
29 Eylül 2020: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi konuyu görüştüğü ikinci toplantısında, AİHM kararının uygulanmaması halinde verilecek ara karar taslağının hazırlanması yönünde karar aldı.
3 Aralık 2020: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına ve AYM’nin daha fazla ertelemeden AİHM kararına uygun düşecek şekilde dosyayı görüşmesine dair ara kararını açıkladı.
15 Aralık 2020: AYM haksız tutukluk görüşmesini yeniden gündeme aldı ve dosyanın AYM Genel Kurulu’na iletilmesine karar verdi.
18 Aralık 2020: 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutukluluğun devamı yönünde karar alındı. İkinci duruşma tarihi 5 Şubat olarak belirlendi.
29 Aralık 2020: AYM Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlali olmadığını 7’ye karşı 8 oy çokluğuyla kabul etti. Gerekçeli kararda, tutukluluğun hak ihlali olduğu yönünde oy kullanan üyelerin çok güçlü bir biçimde ifade ettikleri karşı görüşler yer aldı.
22 Ocak 2021: İstinaf mahkemesi Gezi davasında verilen beraat kararını bozdu. Bu davayla ilgili dosyanın TCK 309 ve TCK 328 ile ilgili dava dosyalarıyla incelenmesini istedi.
28 Ocak 2021: Beraat kararının bozulması sonrasında, 30. Ağır Ceza Mahkemesi tensip zaptı düzenleyerek birleştirilen dosyalarla ilgili duruşmanın tarihini 21 Mayıs 2021 olarak belirledi.
5 Şubat 2021: 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edilen duruşmada Mahkeme, Kavala’nın dava dosyasının 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüşülecek olan TCK 312 ile ilgili Gezi Dosyası ile birleştirilmesine ve Kavala’nın TCK 328 ile ilgili casusluk suçlamasıyla ilgili tutukluluk halinin devamına karar verdi.
30 Nisan 2021: 30. Ağır Ceza Mahkemesi tutukluluk değerlendirme incelemesinde 1’e karşı 2 oyla Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verdi.
12 Mayıs 2021: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 12 Mayıs 2021 tarihli haftalık toplantısında Kavala davasına ilişkin görüşmesinde Türk yetkililerin ve mahkemelerin, AİHM kararını dikkate almadan sürdürülen tutukluluk durumunun sona ermesi için gerekli adımları atmamış olmasından duyulan büyük kaygıyı ifade etti. Komite, Konsey üyesi ülkeleri, Türk yetkilileriyle görüşmelerinde Kavala’nın sürmekte olan tutukluluğu ve bir an önce tahliyesi konusunu gündeme getirmeye davet etti. 21 Mayıs 2021 tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşmada Kavala’nın tutukluluk halinin yeniden değerlendirileceğine dikkat çekip yetkilileri Kavala’nın serbest bırakılması için gereken tüm adımları atmaya davet etti. 
 
Independent Türkçe



Rusya, İsfahan'daki konsolosluğunun saldırı sonucu hasar gördüğünü açıkladı

İsfahan'daki Savunma Bakanlığı tesisinden pazartesi günü duman ve alevler yükseliyor (sosyal medya)
İsfahan'daki Savunma Bakanlığı tesisinden pazartesi günü duman ve alevler yükseliyor (sosyal medya)
TT

Rusya, İsfahan'daki konsolosluğunun saldırı sonucu hasar gördüğünü açıkladı

İsfahan'daki Savunma Bakanlığı tesisinden pazartesi günü duman ve alevler yükseliyor (sosyal medya)
İsfahan'daki Savunma Bakanlığı tesisinden pazartesi günü duman ve alevler yükseliyor (sosyal medya)

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova, İran'ın İsfahan kentindeki Rus konsolosluğunun bu hafta bombalı saldırı sonucu hasar gördüğünü söyledi. Diplomatik misyona yapılan saldırının uluslararası anlaşmaların “bariz bir ihlali” olduğunu ve tüm tarafların “diplomatik tesislerin dokunulmazlığına” saygı göstermesi gerektiğini belirtti.

Zaharova, bakanlığın internet sitesinde yaptığı açıklamada, “8 Mart'ta İran'ın İsfahan kentinde, aynı adı taşıyan bölgenin valisinin yakınındaki idare binasına düzenlenen saldırı sonucunda Rus konsolosluğu hasar gördü” ifadesini kullandı.

“Ofis binasının ve konut dairelerinin camları kırıldı... Neyse ki, ölen veya ağır yaralanan olmadı” diye belirtti.

Kremlin, Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in dün İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile çatışmayı görüştüğünü açıkladı. Putin, tüm düşmanlıkların durdurulması çağrısında bulundu.


Ukrayna, Rusya'nın batısındaki bir fabrikanın bombalanmasının sorumluluğunu üstlendi... Moskova 6 kişinin öldüğünü açıkladı

Yetkililerin Ukrayna ordusunun Rusya kontrolündeki Donetsk'e düzenlediği saldırı olarak nitelendirdiği son bombardımanın ardından hasar gören bir çocuk kliniğinin önündeki elektrik kabloları onarılıyor (AFP)
Yetkililerin Ukrayna ordusunun Rusya kontrolündeki Donetsk'e düzenlediği saldırı olarak nitelendirdiği son bombardımanın ardından hasar gören bir çocuk kliniğinin önündeki elektrik kabloları onarılıyor (AFP)
TT

Ukrayna, Rusya'nın batısındaki bir fabrikanın bombalanmasının sorumluluğunu üstlendi... Moskova 6 kişinin öldüğünü açıkladı

Yetkililerin Ukrayna ordusunun Rusya kontrolündeki Donetsk'e düzenlediği saldırı olarak nitelendirdiği son bombardımanın ardından hasar gören bir çocuk kliniğinin önündeki elektrik kabloları onarılıyor (AFP)
Yetkililerin Ukrayna ordusunun Rusya kontrolündeki Donetsk'e düzenlediği saldırı olarak nitelendirdiği son bombardımanın ardından hasar gören bir çocuk kliniğinin önündeki elektrik kabloları onarılıyor (AFP)

Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna'nın dün Rusya'nın batısındaki Bryansk'ta bulunan bir askeri fabrikaya füze saldırısı düzenlediğini açıklarken, Rus yetkililer bombardıman sonucunda en az 6 kişinin öldüğünü bildirdi.

Zelenskiy günlük konuşmasında, “Askerlerimiz Bryansk'taki en büyük Rus askeri fabrikalarından birini bombaladı. Bu fabrika, Rus füzeleri için elektronik bileşenler üretiyordu” dedi ve saldırıyı “Rus saldırganına karşı haklı bir tepki” olarak nitelendirdi.

Ukrayna cumhurbaşkanının açıklamasından önce, Rusya'nın bölge valisi, Kiev'in Bryansk'a düzenlediği füze saldırısında 6 sivilin öldüğünü ve en az 37 kişinin yaralandığını duyurdu.

Alexander Bogomaz Telegram'da, “Terörist füze saldırısı sonucunda 6 sivil öldü, 37 kişi yaralandı. Hepsi Bryansk Bölge Hastanesine kaldırıldı ve gerekli tıbbi tedaviye alındı” ifadelerini kullandı.

Yetkili, nüfusu yaklaşık 400 bin olan ve Ukrayna sınırına yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan şehirdeki saldırının hedefini belirtmedi.

Kiev'deki Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, Bryansk'ın batısındaki Kreminny L fabrikasını hedef almak için İngiliz Storm Shadow füzeleri kullanıldığını belirtti. Bu açıklamaya, güçlü patlamaların ardından yoğun duman bulutlarının görüldüğü hava görüntüleri eşlik etti.

Genelkurmay, “Hedef isabetli bir şekilde vuruldu... ve fabrikaya ciddi hasar verildi” diyerek, fabrikanın özellikle Rus İskender füzelerinin üretiminde kullanılan yarı iletkenler ve mikroçipler ürettiğini belirtti.

Kiev, Şubat 2022'deki işgalden bu yana topraklarını hedef alan Rus saldırılarına yanıt olarak, Rusya'daki endüstriyel tesislere düzenli olarak saldırılar düzenledi.


İsrail, Lübnan'da "uzun bir savaşa" hazırlanıyor

Hizbullah ile savaş sırasında İsrail tankları Yukarı Celile'deki Lübnan sınırına konuşlandırıldı (AFP)
Hizbullah ile savaş sırasında İsrail tankları Yukarı Celile'deki Lübnan sınırına konuşlandırıldı (AFP)
TT

İsrail, Lübnan'da "uzun bir savaşa" hazırlanıyor

Hizbullah ile savaş sırasında İsrail tankları Yukarı Celile'deki Lübnan sınırına konuşlandırıldı (AFP)
Hizbullah ile savaş sırasında İsrail tankları Yukarı Celile'deki Lübnan sınırına konuşlandırıldı (AFP)

İsrail, Lübnan'da uzun bir savaşa hazırlanıyor ve kuvvetleri Lübnan topraklarına yavaş yavaş ilerliyor. Şarku’L Avsat’ın Financial Times'ten aktardığı sızıntılara göre, İsrail Lübnan'a yönelik saldırısının İran ile devam eden çatışmadan daha uzun süreceğini öngörüyor.

Kara harekâtının başlamasından bir hafta sonra, İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın savunmasını test ediyor. Sınırda büyük bir asker yoğunluğu olmasına rağmen, kısa mesafelerde ilerliyor. Rabat kasabasının dış mahallelerinde yaklaşık bir kilometre ilerleme kaydederken, Hiyam kasabasına yönelik saldırı başarısız oldu.

İran, BM Genel Sekreterine gönderdiği mektupta, geçen hafta sonu Beyrut'ta bir oteli hedef alan saldırıda dört diplomatının öldürülüşü nedeniyle İsrail'i suçlarken, Güvenlik Konseyi, İsrail ile Hizbullah arasında yeniden başlayan çatışmaların ardından ilk kez bugün (Çarşamba) Fransa'nın daveti üzerine toplanıyor. Lübnan'daki şiddetin tırmanmasından “aşırı endişe” duyduğunu ifade eden Fransa, Hizbullah'a ‘silahsızlanma’ ve İsrail'e “büyük çaplı müdahalelerden kaçınma” çağrısında bulundu.

Paris, Hizbullah'ın İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarına katılma yönündeki “sorumsuz kararını” kınadı ve Hizbullah'ı “operasyonlarına son vermeye” çağırdı.