Mısır çıkarlarının dikkate alınacağına dair ‘güvence’ ile Türkiye ile normalleşmeye yöneldi

Kahire’de geçtiğimiz ay yapılan Türkiye-Mısır istikşafi görüşmesi (AFP)
Kahire’de geçtiğimiz ay yapılan Türkiye-Mısır istikşafi görüşmesi (AFP)
TT

Mısır çıkarlarının dikkate alınacağına dair ‘güvence’ ile Türkiye ile normalleşmeye yöneldi

Kahire’de geçtiğimiz ay yapılan Türkiye-Mısır istikşafi görüşmesi (AFP)
Kahire’de geçtiğimiz ay yapılan Türkiye-Mısır istikşafi görüşmesi (AFP)

Mısır, Türkiye tarafından mahremiyete saygı, içişlerine karışmama ve Mısır karşıtı unsurlara destek olmamak gibi konularda aldığı çıkarlarının dikkate alınacağına dair güvence üzerine ilişkileri normalleştirme yolunda ilerlemeye yöneldi.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) aracılığıyla çalışma çerçevesinde, Gazze’deki krizle bağlantılı olarak Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile telefonda görüştüğünü söyledi.
Şukri, Çavuşoğlu ile doğrudan ikili görüşmenin, bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen istikşafi görüşmelere devam ettiklerinde geleceğini bildirdi.
Mısır, bu ayın başında bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen istikşafi görüşmelere ev sahipliği yaptı. Mısır Dışişleri Bakanlığı görüşmeyi ‘açık ve derin’ olarak nitelendirdi.
Şukri, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerin niteliği dikkate alınarak, mahremiyete saygı, içişlerine karışmama ve Mısır karşıtı unsurlara destek olmamak gibi her zaman talep edilen gereklilikleri yerine getirme isteğine dair işaretler olduğunu dile getirdi.
Türkiye’den gelen bazı açıklamalar ve atılan adımlarda, Mısır’ın işlerine müdahale etme veya muhalif unsurları destekleme gibi eylemlerden dönüldüğünü ifade eden Şukri, “Bu da, istikşafi olarak tanımladığımız iletişim düzeyinin siyasi düzeye yükseltilmesine yol açtı” dedi.
İkili ve bölgesel ilişkilerin sarsılmasının ardından derinlemesine bir siyasi diyaloğa ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Şukri, “İlişkilerin nasıl yönetileceğine ve bölgede istikrarın sağlanması için politikalarımızın netleştirilmesine ilişkin beklentilerimiz teyit edildi” şeklinde konuştu.
Şukri ayrıca, Türkiye politikalarının gidişatının, özellikle ulusal güvenlik olmak üzere Mısır’ın çıkarlarıyla çelişmeyecek şekilde ayarlanıp, pratik adımlar atılmasını beklediklerinin altını çizdi.
Kahire ile Ankara arasındaki ilişkiler, 2013 yılından bu yana gergin. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın merhum Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren 30 Haziran Devrimi’ne karşı tutumu nedeniyle diplomatik ilişkileri azaldı ancak ticari ilişkiler sürdü.
Türkiye’de geçtiğimiz Eylül ayından bu yana Mısır ile yakınlaşma sinyalleri görüldü. Ancak, Mısır bu konuda biraz daha ağırdan aldı.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, ülkesinin iki halk arasındaki yakın ilişkiye istekli olduğunu, ancak bazı Türk siyasetçilerin tutumlarının olumsuz olduğunu öne sürmüş, “Sözler tek başına yeterli değil, eylem gerekli” dedi.
Şukri açıklamasında Katar konusuna da değinerek, Katar ile uzlaşmanın El-Ula Anlaşması’ndaki mevcut taahhütlere göre ilerlediğini, Mısır’ın taahhüt ettiği şeye tamamen bağlı olduğunu ve Katar’ın da yükümlülüklerine olan bağlılığını sürdürdüğünü belirtti.
Mısırlı Bakan, “Yol, birçok konuda bir anlayışın varlığını öngörüyor. Olumlu işaretler ve uygulamaya yönelik karşılıklı bir bağlılık var ve bu da, Mısır ile Arap kardeşleri arasındaki normal ilişkiye geri dönülmesine yol açıyor” ifadelerini kullandı.



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.