Drone saldırıları PKK'nın yeni stratejisi mi? Uzmanlar: Örgüt drone saldırılarını yaygınlaştırmayı ve şehirlere yaymayı planlıyor

Fotoğraf: millisavunma.com
Fotoğraf: millisavunma.com
TT

Drone saldırıları PKK'nın yeni stratejisi mi? Uzmanlar: Örgüt drone saldırılarını yaygınlaştırmayı ve şehirlere yaymayı planlıyor

Fotoğraf: millisavunma.com
Fotoğraf: millisavunma.com

Diyarbakır'da 19 Mayıs 2021 Çarşamba günü sabah 00.30 sularında 8. Ana Jet Üssü Komutanlığı'na patlayıcı yüklü maket uçak ile bir saldırı girişiminde bulunuldu.
Bu saldırıdan iki gün sonra bu sefer de Batman'da SİHA üssü olarak da bilinen İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığı ile Şırnak'taki 23. Piyade Tümen Komutanlığı'na drone saldırıları düzenlendi.
Her üç saldırıda da dronelar vurularak düşürüldü. Saldırılarda maket uçakların da kullanıldığı öne sürüldü.
Yaşanan bu saldırılar aslında yeni değil.

İlk olarak Ağrı Doğubeyazıt'ta bulunmuştu
Edinilen bilgilere göre istihbarat birimleri, 2017 yılından itibaren PKK'nın drone saldırıları hazırlığında olduğu ihbarını aldı.
Hatta 12 Kasım 2017'te yapılan açıklamada Ağrı'nın Doğu Beyazıt ilçesinde bomba atar mühimmatı yüklenmiş bir drone ele geçirildi.
Ancak örgütün drone ve maket uçakları saldırılarda yaygın olarak kullanmaya başlaması 2020 yılında oldu.
İlk olarak 2020'nin ağustos ayında Kuzey Irak'taki askeri üslere maket uçaklarla saldırmayı deneyen örgüt aynı saldırıyı yurtiçinde ilk kez 10 Kasım 2020 günü Şırnak'ta denedi.
Ancak örgüt ilk defa geçtiğimiz günlerde Diyarbakır ve Batman gibi sınırdan daha uzak noktalarda drone ve maket uçaklarla saldırı girişiminde bulundu.
Türkiye karşıtlığıyla bilinen Amerikalı neocon yazar Michael Rubin de PKK'nın drone saldırılarına ağırlık vereceğini öne sürdü.
Peki bu saldırıların amacı ne? Örgüt neyi hedefliyor? Sözkonusu sistemleri nereden temin ediyor ve saldırılar sürer mi?
Bu soruyu uzman isimlere yönelttik.

"Model uçakların terör amaçlı kullanılması asimetrik saldırı"
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, PKK'nın model veya maket uçaklarla saldırmasının asimetrik olduğunu söyledi.
Atabay, "Terör örgütünün son dönemde saldırılarında kullanmaya çalıştığı uçan/uçurulan bu tip vasıtalar genel olarak maket uçak olarak biliniyor veya ifade ediliyor, aslında bunlar maket uçak değil model uçaktır. Yani bunların terör amaçlı kullanılması asimetrik bir saldırıdır. Diğer bir ifadeyle asimetrik gücün asimetrik bir vasıtasıdır" dedi. 

"PKK'nın model uçak ile saldırı girişimi 2003'lerde başladı"
"Model uçak/dronların temini ve ulaşımı kolay vasıtalardır" diyen Atabay, "Teknolojinin yarattığı fırsattan istifadeyle temin edilmesi ve ulaşılması kolaylaştıkça eylem tarzlarına da bunları dahil etme gayretlerini görüyoruz. Terör örgütünün aslında model uçak saldırı girişimi arayışları 2003-2004 yıllarına kadar gitmektedir. Yeni bir şey gibi ifade ediliyor olsa da 16-17 yıllık bir arayış ve gayretleri var, işte bu noktadan itibaren güvenlik güçleri de başta TSK başta olmak üzere aktif pasif karşı koyma tedbirlerini bu çerçevede geliştirmeye başlamışlardır" ifadelerini kullandı.

"Güvenlik güçleri saldırıyı önleyecek kapasiteye ulaştı"
Drone saldırılarına karşı alınan tedbirleri Atabay, şöyle anlattı:
"Nitekim gelinen noktada teknolojinin yarattığı fırsattan en üst düzeyde istifade edilerek elektronik harp, drone savar gibi sistemlerle ve diğer önleyici mekanizmalarla teçhiz edilerek saldırı girişimlerini önleyici hale geldikleri görülüyor. Kısacası güvenlik güçlerinin bu tip saldırıları en üst düzeyde önleyebilecek kapasiteye ulaştığını söylemek yerinde olacaktır."

"Etkisi yüksek, maliyeti az saldırılar"
"Örgüt neden bu saldırıları tercih ediyor?" sorusuna Atabay şu cevabı verdi:
"Terör örgütleri genel olarak bu tip vasıtalarla saldırıları; etkisi yüksek, maliyeti az ve pratik oluşu nedeniyle yönelmektedirler. Bu tarzdaki eylemler birkaç kişi ile yapılabilmektedir. Yani bu eylemlerde çok sayıda terörist unsuru kullanmadan az emek, az gayret, az risk, az maliyet ile etkili bir neticeye ulaşma arayışı vardır. Diğer tarafıyla örgüt bu tip eylemlerle, kendi tabanı üzerinde de sözde yetenek/kabiliyet gösterisiyle; güçlüyüz, ayaktayız mesajı vererek moral/motivasyon sağlayıcı tarzda psikolojik bir etki yapma peşinde olduğu söylenebilir. Aynı zamanda bu tip eylemler bir çaresizlik arayışının da ifadesidir. Diğer bir husus, terör örgütünün karadan bir saldırı ile etkili olamayacağı üs, tesis vs. yerlere bu tip vasıtalarla ulaşmaya çalıştığını söylemek mümkündür. Örgüt üzerinde güvenlik güçlerinin yarattığı etkiyi ve baskıyı gölgelemek adına da bu tür sansasyonel eylem tarzlarını seçiyorlar." 

Yurtdışından değişik kanallardan temin ediliyor
Bu vasıtaların internet üzerinden satıldığı gibi yurtdışından değişik kanallardan temin edildiğinin de anlaşıldığını kaydeden Atabay, "Ayrıca bunların parçalarını temin etmek suretiyle birleştirerek üretmeleri de mümkün. Kaldı ki Kuzey Irak'ta bazı yerlerde basit atölye tarzı yerlerde ürettikleri ve yine bunları üretebilecek yerlere sipariş ettikleri yönünde de bilgiler var. Yani bunlara kolay ulaşılabilir araçlar. Bununla birlikte gerek yurt içi gerekse uluslararası alanda terör örgütlerinin ulaşmasını engelleyici yönde bunların kontrol edilebilirliği üzerinde çalışmak, önleyici tedbirlere odaklanmak yerinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"Sınır hattındaki drone saldırılarını şehirlere taşımaya çalışıyorlar"
Emekli Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen, PKK'nın SİHA'ların artmasının ardından arazide rahat hareket edemediği için riski daha az eylemlere yöneldiğini, son drone saldırılarını da bu kapsamda değerlendirmek gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Örgüt 2000'lerin başından itibaren uzaktan kumandalı patlatıcı kullanımına ağırlık vermişti. Şimdi de klasik eylem tarzını bırakarak istediği yerde, istediği zamanda ve istediği hedefe yönelik saldırı anlayışını benimsemiş görünüyor. Sınır hattındaki üs noktalarına yönelik dronelarla zaman zaman saldırı girişimleri oluyordu. Ancak bunu yurtiçine özellikle de 'Cepheci Teşkilat' adını verdikleri kent yapılanmaları kanalıyla şehirlere de taşımaya çalıştıkları görülüyor."

"Birinci hedefleri hava üsleri"
Ergen, bunun nedenini de şöyle açıkladı:
"Çünkü örgüte yönelik operasyonlara katılan uçakların ve helikopterlerin bulunduğu üsler genel olarak kent içlerinde veya yakınlarında. Sonuçta droneları kullanmak için özel bir piste, alana ihtiyaç yok. Küçük bir monitörden hareketlerini izleyebiliyorsun. Bunları yurtiçinden temin etmeleri de zor değil. Ortadoğu’da farklı ülkelerin güvenlik şirketleri var. Bunların kanalıyla da bu tür sistemleri temin edip, eğitimini de alabilirler."

"Benzer saldırılar yaygınlaşabilir"
Ergen, şu ana kadar ki saldırıların deneme amaçlı ve Türkiye'nin tepkisini anlamaya yönelik olduğunu öne sürerek, benzer saldırıların yaygınlaşabileceği uyarısında bulundu.

İnternetten bile sipariş edilebiliyor
Konuyla ilgili görüşünü aldığımız ancak görevi nedeniyle ismini veremediğimiz bir askeri yetkili de droneların açık pazardan temininin kolay olduğunu belirtti. 
Öncelikle saldırılarda kullanılanların maket uçak değil, drone olduğunu aktaran yetkili, "Maket uçak uçmaz çünkü, radyo kontrollü dronelar sabit kanatlı veya döner kanatlı" dedi ve şöyle devam etti:
"Alibaba gibi e-ticaret yapan firmalardan bile internet üzerinden 300-500 dolar gibi fiyatlara alınabilen dronelar var. Tabii ki daha pahalı sistemler de var. Bunların üzerine patlayıcı, havan mermisi ya da bomba atar mermisi ekleyip silahlı drone veya kamikaze drone çeviriyorlar."

DEAŞ'ı örnek aldılar
Droneların saldırı amaçlı kullanımının ilk olarak Suriye ve Irak'ta DEAŞ ve kimi radikal gruplarca başladığını öne süren yetkili, "PKK, DEAŞ ile Suriye'de çatışsa bile onlardan çok şey öğrendi ve örnek aldı" diye konuştu.

Drone savarlar ve makineli tüfeklerle düşürülüyor
Yetkili, dronelara karşı en etkili sistemlerin tek er tarafından bile kullanılabilen elektromanyetik dalgalar yayarak etkisiz hale getiren drone savarlar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye, drone savar üretiminde ilerleme kaydetti. Aselsan'ın ve bazı özel savunma şirketlerinin bu konuda çalışmaları mevcut. Drone tehdidine karaşı RF Jammer ve akkılı mühimmata sahip 40 mm bombaatardan oluşan drone savunma sistemi var Aselsan'ın. Drone savarlar kritik yerlerdeki birliklerde yakında yaygınlaşacak. Ayrıca hedef görüldükten sonra bu tür sistemleri uzun namlulu otomatik silahlarla hedef alarak vurmak da mümkün. Geçen günlerdeki saldırılarda duyulan ve çatışma olarak sosyal medyada lanse edilen silah sesleri de aslında bu droneları düşürmek için yapılan atışlardı."

Independent Türkçe



Pestisit sorununa ucuz ve çevreci çözüm: Raf ömrünü de uzatıyor

Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
TT

Pestisit sorununa ucuz ve çevreci çözüm: Raf ömrünü de uzatıyor

Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)

Bilim insanları meyvelerdeki pestisit kalıntılarını temizleyen ve gıdanın raf ömrünü uzatan bir temizlik ürünü geliştirdi.

Tarımda kullanılan pestisitler, yarattığı sağlık riskleri nedeniyle endişeye yol açıyor. Meyve-sebzeler yıkandıktan sonra bile genellikle pestisit kalıntısı taşıyor.

Diğer yandan da meyve-sebzelerin çabuk bozulması ciddi oranda gıdanın çöpe gitmesine yol açıyor. Dünya genelinde üretilen gıdaların yaklaşık üçte birinin hiç tüketilmeden atıldığı tahmin ediliyor.

Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nden araştırmacılar, doğada çözünebilen bir meyve yıkama ürünü geliştirerek bu iki soruna birden el attı.

Bilim insanları yeni karışımı, mısır ve patates gibi ürünlerden elde edilen nişasta bazlı parçacıkları kullanarak geliştirdi. Bu parçacıkları demir ve çayda yaygın bulunan tannik asitle birleştirdiler.

Bu maddelerin birleşimi yapışkan, süngerimsi yapılar oluşturarak pestisit moleküllerine bağlanıyor ve onları meyve yüzeyinden çekiyor.

Araştırmacılar yıkama ürününü, üç yaygın pestisitle kaplanmış elmalar üzerinde test etti.

Bulguları hakemli dergi ACS Nano'da 12 Nisan Pazar günü yayımlanan çalışmaya göre elmaların üzerindeki pestisitlerin yüzde 86 ila yüzde 94'ü temizlendi.

Bilim insanlarına göre musluk suyu, kabartma tozu veya sade nişasta genellikle kalıntıların yarısından daha azını ortadan kaldırıyor.

İşlemin sonraki aşamasında elmalar karışıma batırılarak etrafında yenilebilen ve doğada çözünebilen bir tabaka oluşturuldu.

Nefes alan bir bariyer işlevi gören bu tabaka, oksidasyonu yavaşlatıyor ve su kaybını azaltıyor.

Bu kaplamanın uygulandığı dilimlenmiş elmalar, buzdolabında iki gün boyunca çok daha yavaş karardı ve daha az su kaybetti.

Kaplama ayrıca üzümlerin oda sıcaklığında 15 gün boyunca formunu korumasını sağlarken, işlem görmeyen üzümler kısa sürede pörsüdü.

Makalenin kıdemli yazarı Dr. Tianxi Yang "Amacımız hem gıda güvenliğini hem de kalitesini iyileştiren basit, güvenli ve uygun fiyatlı bir yıkama yöntemi geliştirmekti" diyerek ekliyor:

İnsanlar taze ürün yemekle üzerindeki maddelerle ilgili endişelenmek arasında seçim yapmak zorunda kalmamalı.

Bilim insanları kaplamanın, meyve üzerinde zararlı bakterilerin gelişmesini sınırladığını da gözlemledi. Ayrıca karışım, gıdanın demir oranını artırıyor ancak bu, günlük tavsiye edilen miktarın çok küçük bir kısmı. 

Dr. Yang, "Güvenlik ve raf ömrünün yanı sıra formülümüz, demir ve fenolik bileşikler gibi ek sağlık yararları sunan mikro besin maddeleri kullanıyor" diye açıklıyor:

Riski azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değerini de artırabiliyor.

Araştırmacılar malzemelerin ucuz olması ve suyla karıştırılması nedeniyle yeni yöntemin endüstriyel ölçekte rahatlıkla kullanılmasını umuyor.

Sonraki aşamalarda ürünün ev versiyonunun da üretilebileceğini düşünüyorlar. Ancak bunun öncesinde daha fazla test yapılması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Dr. Yang, "İnsanların eve getirdikleri ürünlere güven duymalarını, bunların daha güvenli olduğunu, daha uzun süre dayandığını ve daha az atık ürettiğini bilmelerini sağlamayı umuyoruz" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Phys.org, ACS Nano, World Resources Institute


CNN'in veri analisti: Trump, Papa'yı kıskanıyor olabilir

Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
TT

CNN'in veri analisti: Trump, Papa'yı kıskanıyor olabilir

Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)

CNN'in kadrolu anket uzmanı, Katolik Kilisesi lideriyle husumeti süren ABD Başkanı Donald Trump'ın Papa XIV. Leo'nun hızla yükselen onay oranını "kıskandığını" öne sürdü.

Pazartesi günü CNN'in News Central programında baş veri analisti Harry Enten, marta ait anket verilerini sunarak Trump'ın Amerikan halkı arasında Papa'dan neredeyse 50 puan daha az popüler olduğunu gösterdi.

Enten kendine özgü heyecanlı üslubuyla, "Biliyorsunuz, belki de Başkan Trump, Papa XIV. Leo'yu kıskanıyordur çünkü aradaki fark çok büyük. Çok büyük!" dedi .

Geçen ay yapılan NBC News anketine işaret eden Enten, Trump'ın -12 puanına kıyasla Papa'nın Amerikalılar arasında +34 puanlık net beğeni oranına sahip olduğunu belirtti.

Enten, "Yakın bile değil" dedi.

Papa Leo XIV, Başkan Trump'ı kesinlikle ezip geçiyor... Ve şunu da belirtmeliyim ki Papa Leo, NBC News anketlerindeki en popüler kişiydi. Başkanın Amerika’nın en popüler ismini hedef almasının son derece büyük bir hata olduğuna inanıyorum.

Bu sonuçlar, Trump'la Papa arasındaki gerilimin tırmandığı bir süreçte ve Trump'ın İran'ın "tüm medeniyetini" yok etme tehdidinin ardından geldi; Papa Leo bu tehdidi "kesinlikle kabul edilemez" diye nitelemişti.

Pazar gecesi geç saatlerde Truth Social'da yaptığı uzun paylaşımda Trump, Katolik lideri suç konusunda "ZAYIF" ve dış politikada "berbat" diye nitelemiş, "kendini toparlamasını" ve "Radikal Sol'a hizmet etmeyi bırakmasını" istemişti.

Ancak yapay zeka tarafından oluşturulduğu anlaşılan ve kendisini hastaları iyileştiren İsa Mesih olarak tasvir eden bir görsel de paylaşması, muhafazakar Hıristiyanların öfkesini üzerine çekmişti.

Trump daha sonra paylaşımı sildi ve bunun sadece kendisini "insanları iyileştiren bir doktor" olarak gösterdiğini düşündüğünü iddia etti.

Bazı haberlerde, ocak ayındaki gergin bir toplantı sırasında ABD yetkililerinin Vatikan'ı askeri güçle tehdit ettiği bile öne sürüldü.

Pazartesi günü programın kendine ayrılan kısmında Harry Enten, CNN'in yaptığı çıkış anketine göre Trump'ın Kasım 2024 başkanlık seçiminde Amerikalı Katolikler arasında Kamala Harris'i 20 puan farkla geride bıraktığını belirtti.

Ancak mart sonlarında yapılan Fox News anketi, aynı grupta onu -4 puan geride gösterdi.

Enten, "Başkan Trump, Kamala Harris'i gerçekten de ezmişti" dedi.

Ama [artık] dibe doğru düşüyor da düşüyor. Başkan Katolik seçmenlerde zorlanıyor. Ve uzman görüşüme göre, Papa'ya saldırmanın Katoliklerle arayı düzeltmenin yolu olduğundan pek emin değilim.

Papa Leo'nun İran savaşı hakkındaki görüşlerinin "Amerika'daki Katoliklerin genel eğilimini yansıttığını" da ekleyen Enten, Fox News anketine atıfta bulundu. Ankete göre Katoliklerin ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesine karşı oy oranı 10, Trump'ın İran'a yönelik tutumuna karşı oy oranıysa 20 puan daha yüksek.

Özetle Papa, Birleşik Devletler'deki Katoliklerin sembolü. Papa, Birleşik Devletler'de Trump'tan çok daha popüler...

[Trump] çok fazla zemin kaybediyor ve bu ona yardımcı olmayacak.

Independent Türkçe


Trump’ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar tekrar gündemde: Delinin teki

Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
TT

Trump’ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar tekrar gündemde: Delinin teki

Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemdeki çelişkili açıklamaları ve saldırgan yorumları, akıl sağlığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Trump'ın İran'la ateşkes müzakereleri başlamadan önce Tahran yönetimine savurduğu "Bu gece bir medeniyet yok olacak" tehdidi büyük tepki çekmişti.

ABD Başkanı'nın Papa XIV. Leo hakkında "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf" ve "dış politikada berbat" demesi ve kendini İsa gibi gösterdiği izlenimi uyandıran bir görseli sosyal medyada paylaşması da tartışma yarattı.

Cumhuriyetçi lider, paylaşımını silerken ABD Başkanı'na yakın tavrıyla bilinen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump'ın sözlerini "kabul edilemez" diye niteledi.

Trump'ın ABD'li Papa XIV. Leo'ya eleştirisi, Katoliklerin ruhani liderinin 11 Nisan'da Washington ve Tahran arasında Pakistan'daki görüşmeler sürerken, Vatikan'daki Aziz Petrus Bazilikası'nda dünya barışı için düzenlediği dua etkinliğinde dünyada savaşların son bulması gerektiğini belirtmesinin ardından gelmişti.

Trump, seçim kampanyasında selefi Joe Biden'ın akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileriyle gündeme gelmişti ancak son dönemde söyledikleri nedeniyle kendi ruhsal durumuyla ilgili tartışmalar da yeniden alevlendi.

Şubat 2026'da yapılan Reuters/Ipsos anketinde, Amerikalıların yüzde 61'inin Trump'ın yaşlandıkça daha dengesiz hale geldiğini düşündüğü ortaya konmuştu.

Katılımcıların sadece yüzde 45'i Trump'ın "zihinsel olarak zorluklarla başa çıkabilecek durumda" olduğunu söylemişti. Bu oran, 2023'teki ankette yüzde 54'tü.

Eylül 2025'te yapılan YouGov anketinde de Amerikalıların yaklaşık yarısı (yüzde 49) Trump'ın başkanlık görevi için çok yaşlı olduğunu savunmuştu. Şubat 2025'teki ankette bu oran yüzde 34'tü.

İlk döneminde kendisini "zihinsel olarak çok dengeli bir dahi" diye tanımlayan 79 yaşındaki Cumhuriyetçi lider, geçen hafta bir gazetecinin sorusu üzerine akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Eylül 2025'teki açıklamasında, Azerbaycan yerine Kamboçya diyerek "Kamboçya ve Ermenistan arasındaki savaşı bitirdiğini" öne süren Trump'ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar 2016'da ilk kez başkanlığa aday olduğundan beri ara ara gündeme taşınıyor.

​​​​​​Ancak ABD Başkanı, Trump'a "son derece hasta" diyen Senatör Chuck Schumer, "akıl sağlığını kaybetmiş" diyen Temsilciler Meclisi üyesi Hakeem Jeffries ve "delinin teki" diye hitap eden Ted Lieu gibi Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçilerden de eleştiri alıyor.

Trump'a uzun süre destek verdikten sonra Cumhuriyetçi liderle arası bozulan Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene, X'teki açıklamasında, ABD Başkanı'nın "İran medeniyetini yok etme" tehdidine "Bu şeytani ve delice" diye tepki göstermişti.

Greene, daha sonra "25. Ek Madde!!!" paylaşımıyla Trump'ın görevden alınması gerektiğini savunmuştu.

ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi, bir ABD başkanının görevini yerine getiremeyeceğine karar verilmesi durumunda, yerine başkan yardımcısının geçici olarak getirilmesini öngörüyor.

Radikal sağcı podcast sunucusu Candace Owens, ABD Başkanı'nı "soykırımcı bir deli" diye nitelerken, komplo teorisyeni Alex Jones da Trump'ın "saçma sapan konuştuğunu ve beynin pek iyi çalışmamaya başladığını" söylemişti.

Trump yanlılarıysa eleştirilere karşı çıkıyor. Muhafazakar medya kuruluşu Fox News'den yorumcu Liz Peek, "Trump ne yaptığını çok iyi biliyor" diyerek, İran'a karşı askeri ve diplomatik baskıyı sürdürmesi gerektiğini savundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle da New York Times'a gönderdiği e-postada Trump'ın akıl sağlığına ilişkin eleştirilerin asılsız olduğunu ileri sürerek, Trump'ın "zekasının keskin, enerjisinin eşsiz" olduğunu iddia etti.

Independent Türkçe, New York Times, Prospect Magazine, Le Monde