Drone saldırıları PKK'nın yeni stratejisi mi? Uzmanlar: Örgüt drone saldırılarını yaygınlaştırmayı ve şehirlere yaymayı planlıyor

Fotoğraf: millisavunma.com
Fotoğraf: millisavunma.com
TT

Drone saldırıları PKK'nın yeni stratejisi mi? Uzmanlar: Örgüt drone saldırılarını yaygınlaştırmayı ve şehirlere yaymayı planlıyor

Fotoğraf: millisavunma.com
Fotoğraf: millisavunma.com

Diyarbakır'da 19 Mayıs 2021 Çarşamba günü sabah 00.30 sularında 8. Ana Jet Üssü Komutanlığı'na patlayıcı yüklü maket uçak ile bir saldırı girişiminde bulunuldu.
Bu saldırıdan iki gün sonra bu sefer de Batman'da SİHA üssü olarak da bilinen İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığı ile Şırnak'taki 23. Piyade Tümen Komutanlığı'na drone saldırıları düzenlendi.
Her üç saldırıda da dronelar vurularak düşürüldü. Saldırılarda maket uçakların da kullanıldığı öne sürüldü.
Yaşanan bu saldırılar aslında yeni değil.

İlk olarak Ağrı Doğubeyazıt'ta bulunmuştu
Edinilen bilgilere göre istihbarat birimleri, 2017 yılından itibaren PKK'nın drone saldırıları hazırlığında olduğu ihbarını aldı.
Hatta 12 Kasım 2017'te yapılan açıklamada Ağrı'nın Doğu Beyazıt ilçesinde bomba atar mühimmatı yüklenmiş bir drone ele geçirildi.
Ancak örgütün drone ve maket uçakları saldırılarda yaygın olarak kullanmaya başlaması 2020 yılında oldu.
İlk olarak 2020'nin ağustos ayında Kuzey Irak'taki askeri üslere maket uçaklarla saldırmayı deneyen örgüt aynı saldırıyı yurtiçinde ilk kez 10 Kasım 2020 günü Şırnak'ta denedi.
Ancak örgüt ilk defa geçtiğimiz günlerde Diyarbakır ve Batman gibi sınırdan daha uzak noktalarda drone ve maket uçaklarla saldırı girişiminde bulundu.
Türkiye karşıtlığıyla bilinen Amerikalı neocon yazar Michael Rubin de PKK'nın drone saldırılarına ağırlık vereceğini öne sürdü.
Peki bu saldırıların amacı ne? Örgüt neyi hedefliyor? Sözkonusu sistemleri nereden temin ediyor ve saldırılar sürer mi?
Bu soruyu uzman isimlere yönelttik.

"Model uçakların terör amaçlı kullanılması asimetrik saldırı"
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, PKK'nın model veya maket uçaklarla saldırmasının asimetrik olduğunu söyledi.
Atabay, "Terör örgütünün son dönemde saldırılarında kullanmaya çalıştığı uçan/uçurulan bu tip vasıtalar genel olarak maket uçak olarak biliniyor veya ifade ediliyor, aslında bunlar maket uçak değil model uçaktır. Yani bunların terör amaçlı kullanılması asimetrik bir saldırıdır. Diğer bir ifadeyle asimetrik gücün asimetrik bir vasıtasıdır" dedi. 

"PKK'nın model uçak ile saldırı girişimi 2003'lerde başladı"
"Model uçak/dronların temini ve ulaşımı kolay vasıtalardır" diyen Atabay, "Teknolojinin yarattığı fırsattan istifadeyle temin edilmesi ve ulaşılması kolaylaştıkça eylem tarzlarına da bunları dahil etme gayretlerini görüyoruz. Terör örgütünün aslında model uçak saldırı girişimi arayışları 2003-2004 yıllarına kadar gitmektedir. Yeni bir şey gibi ifade ediliyor olsa da 16-17 yıllık bir arayış ve gayretleri var, işte bu noktadan itibaren güvenlik güçleri de başta TSK başta olmak üzere aktif pasif karşı koyma tedbirlerini bu çerçevede geliştirmeye başlamışlardır" ifadelerini kullandı.

"Güvenlik güçleri saldırıyı önleyecek kapasiteye ulaştı"
Drone saldırılarına karşı alınan tedbirleri Atabay, şöyle anlattı:
"Nitekim gelinen noktada teknolojinin yarattığı fırsattan en üst düzeyde istifade edilerek elektronik harp, drone savar gibi sistemlerle ve diğer önleyici mekanizmalarla teçhiz edilerek saldırı girişimlerini önleyici hale geldikleri görülüyor. Kısacası güvenlik güçlerinin bu tip saldırıları en üst düzeyde önleyebilecek kapasiteye ulaştığını söylemek yerinde olacaktır."

"Etkisi yüksek, maliyeti az saldırılar"
"Örgüt neden bu saldırıları tercih ediyor?" sorusuna Atabay şu cevabı verdi:
"Terör örgütleri genel olarak bu tip vasıtalarla saldırıları; etkisi yüksek, maliyeti az ve pratik oluşu nedeniyle yönelmektedirler. Bu tarzdaki eylemler birkaç kişi ile yapılabilmektedir. Yani bu eylemlerde çok sayıda terörist unsuru kullanmadan az emek, az gayret, az risk, az maliyet ile etkili bir neticeye ulaşma arayışı vardır. Diğer tarafıyla örgüt bu tip eylemlerle, kendi tabanı üzerinde de sözde yetenek/kabiliyet gösterisiyle; güçlüyüz, ayaktayız mesajı vererek moral/motivasyon sağlayıcı tarzda psikolojik bir etki yapma peşinde olduğu söylenebilir. Aynı zamanda bu tip eylemler bir çaresizlik arayışının da ifadesidir. Diğer bir husus, terör örgütünün karadan bir saldırı ile etkili olamayacağı üs, tesis vs. yerlere bu tip vasıtalarla ulaşmaya çalıştığını söylemek mümkündür. Örgüt üzerinde güvenlik güçlerinin yarattığı etkiyi ve baskıyı gölgelemek adına da bu tür sansasyonel eylem tarzlarını seçiyorlar." 

Yurtdışından değişik kanallardan temin ediliyor
Bu vasıtaların internet üzerinden satıldığı gibi yurtdışından değişik kanallardan temin edildiğinin de anlaşıldığını kaydeden Atabay, "Ayrıca bunların parçalarını temin etmek suretiyle birleştirerek üretmeleri de mümkün. Kaldı ki Kuzey Irak'ta bazı yerlerde basit atölye tarzı yerlerde ürettikleri ve yine bunları üretebilecek yerlere sipariş ettikleri yönünde de bilgiler var. Yani bunlara kolay ulaşılabilir araçlar. Bununla birlikte gerek yurt içi gerekse uluslararası alanda terör örgütlerinin ulaşmasını engelleyici yönde bunların kontrol edilebilirliği üzerinde çalışmak, önleyici tedbirlere odaklanmak yerinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"Sınır hattındaki drone saldırılarını şehirlere taşımaya çalışıyorlar"
Emekli Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen, PKK'nın SİHA'ların artmasının ardından arazide rahat hareket edemediği için riski daha az eylemlere yöneldiğini, son drone saldırılarını da bu kapsamda değerlendirmek gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Örgüt 2000'lerin başından itibaren uzaktan kumandalı patlatıcı kullanımına ağırlık vermişti. Şimdi de klasik eylem tarzını bırakarak istediği yerde, istediği zamanda ve istediği hedefe yönelik saldırı anlayışını benimsemiş görünüyor. Sınır hattındaki üs noktalarına yönelik dronelarla zaman zaman saldırı girişimleri oluyordu. Ancak bunu yurtiçine özellikle de 'Cepheci Teşkilat' adını verdikleri kent yapılanmaları kanalıyla şehirlere de taşımaya çalıştıkları görülüyor."

"Birinci hedefleri hava üsleri"
Ergen, bunun nedenini de şöyle açıkladı:
"Çünkü örgüte yönelik operasyonlara katılan uçakların ve helikopterlerin bulunduğu üsler genel olarak kent içlerinde veya yakınlarında. Sonuçta droneları kullanmak için özel bir piste, alana ihtiyaç yok. Küçük bir monitörden hareketlerini izleyebiliyorsun. Bunları yurtiçinden temin etmeleri de zor değil. Ortadoğu’da farklı ülkelerin güvenlik şirketleri var. Bunların kanalıyla da bu tür sistemleri temin edip, eğitimini de alabilirler."

"Benzer saldırılar yaygınlaşabilir"
Ergen, şu ana kadar ki saldırıların deneme amaçlı ve Türkiye'nin tepkisini anlamaya yönelik olduğunu öne sürerek, benzer saldırıların yaygınlaşabileceği uyarısında bulundu.

İnternetten bile sipariş edilebiliyor
Konuyla ilgili görüşünü aldığımız ancak görevi nedeniyle ismini veremediğimiz bir askeri yetkili de droneların açık pazardan temininin kolay olduğunu belirtti. 
Öncelikle saldırılarda kullanılanların maket uçak değil, drone olduğunu aktaran yetkili, "Maket uçak uçmaz çünkü, radyo kontrollü dronelar sabit kanatlı veya döner kanatlı" dedi ve şöyle devam etti:
"Alibaba gibi e-ticaret yapan firmalardan bile internet üzerinden 300-500 dolar gibi fiyatlara alınabilen dronelar var. Tabii ki daha pahalı sistemler de var. Bunların üzerine patlayıcı, havan mermisi ya da bomba atar mermisi ekleyip silahlı drone veya kamikaze drone çeviriyorlar."

DEAŞ'ı örnek aldılar
Droneların saldırı amaçlı kullanımının ilk olarak Suriye ve Irak'ta DEAŞ ve kimi radikal gruplarca başladığını öne süren yetkili, "PKK, DEAŞ ile Suriye'de çatışsa bile onlardan çok şey öğrendi ve örnek aldı" diye konuştu.

Drone savarlar ve makineli tüfeklerle düşürülüyor
Yetkili, dronelara karşı en etkili sistemlerin tek er tarafından bile kullanılabilen elektromanyetik dalgalar yayarak etkisiz hale getiren drone savarlar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye, drone savar üretiminde ilerleme kaydetti. Aselsan'ın ve bazı özel savunma şirketlerinin bu konuda çalışmaları mevcut. Drone tehdidine karaşı RF Jammer ve akkılı mühimmata sahip 40 mm bombaatardan oluşan drone savunma sistemi var Aselsan'ın. Drone savarlar kritik yerlerdeki birliklerde yakında yaygınlaşacak. Ayrıca hedef görüldükten sonra bu tür sistemleri uzun namlulu otomatik silahlarla hedef alarak vurmak da mümkün. Geçen günlerdeki saldırılarda duyulan ve çatışma olarak sosyal medyada lanse edilen silah sesleri de aslında bu droneları düşürmek için yapılan atışlardı."

Independent Türkçe



Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
TT

Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)

Çin Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olarak nitelendirdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Washington ile Tahran arasında anlaşma sağlanamadan sona eren ilk müzakere turunun ardından, Ortadoğu’daki barış görüşmelerine ‘yapıcı bir rol’ ile katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi.

Xinhua Haber Ajansı, Şi Cinping’in ‘barışın güçlendirilmesi ve diyaloğun teşvik edilmesi yönündeki ilkesel tutumunu vurguladığını’ ve Çin’in bu doğrultuda yapıcı rolünü sürdüreceğini aktardı.

Şi Cinping bugün Pekin’de İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya geldi. Görüşmede iki liderin iş birliğini artırma ve küresel barış ile kalkınmayı destekleme konusunda mutabık kaldığı, Şi’nin ise mevcut uluslararası sistemi ‘çökmekte olan’ bir düzen olarak tanımladığı belirtildi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına ilişkin açıklamasında Çin Dışişleri Bakanlığı, bu adımın ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olduğunu yineleyerek, tam ateşkesin gerilimi düşürmenin tek yolu olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı açıklamada, “ABD’nin askeri varlığını genişletmesi yalnızca gerilimi artıracaktır” denildi.

Görsel kaldırıldı.
Bugün Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AP)

Açıklamanın devamında, “Ortadoğu’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yardımcı olmak için çaba göstereceğiz” ifadesi yer aldı.

Bakanlık ayrıca, Çin’in İran’a silah sağladığı yönündeki haberleri ‘tamamen uydurma’ olarak nitelendirdi.

Sanchez’in ziyareti, Batılı birçok hükümetin güvenlik ve ticari gerilimlere rağmen Pekin ile ilişkilerini sürdürmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Bu süreçte, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına yönelik artan rahatsızlıkların da uluslararası dengeleri etkilediği değerlendiriliyor.

Şi Cinping, günümüz dünyasında ‘kaosun hâkim olduğunu ve uluslararası düzenin çözülmekte olduğunu’ söyledi. Şi, Çin ile İspanya arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin her iki ülkenin de çıkarına olduğunu vurguladı.

Çin lideri, iletişimin ve karşılıklı güvenin artırılması çağrısında bulunarak, bunun ‘hukukun üstünlüğünü desteklemek, gerçek çok taraflılığı savunmak ve küresel barış ile kalkınmayı korumak’ açısından önemli olduğunu ifade etti.

Sanchez ise uluslararası hukukun giderek daha sık şekilde zedelendiğini belirterek, barış ve refahın güçlendirilmesi için ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sanchez, “Bugün bu her zamankinden daha gerekli… Birlikte Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasında daha güçlü bir ilişki kurabiliriz” ifadelerini kullandı.

Sanchez ayrıca, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in küresel meselelerde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

İspanya’nın, Çin ile ticaretin genişletilmesinin ve Pekin’in stratejik bir ortak olarak değerlendirilmesinin Avrupa’da güçlü savunucularından biri olduğu; bunun, Çin’i ekonomik ve jeopolitik bir rakip olarak gören ABD Başkanı Donald Trump yaklaşımından farklılaştığı belirtildi.

Bu yıl içerisinde Çin’i Birleşik Krallık, Kanada, Finlandiya ve İrlanda’dan da çeşitli Batılı yetkililerin ziyaret ettiği aktarıldı.


Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
TT

Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)

Kuzey Kore’nin resmi yayın organı Kore Merkez Haber Ajansı KNCA dün, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un bir destroyerden fırlatılan stratejik seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri için yapılan yeni denemeleri denetlediğini bildirdi.

Denemelerin pazar günü gerçekleştirildiğini ve bunların nükleer silahlı ülke tarafından son dönemde yapılan bir dizi füze fırlatma operasyonunun en sonuncusu olduğunu aktaran KNCA, stratejik seyir füzelerinin yaklaşık 7 bin 900 saniye, yani iki saatten fazla uçtuğunu, savaş gemilerine karşı füzelerin ise yaklaşık 2 bin saniye (33 dakika) uçtuğunu belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre füzeler, Kore'nin batı denizi (Kuzey Kore'nin Sarı Deniz'e verdiği isim) üzerinde belirlenen uçuş rotaları boyunca uçtu ve hedefleri son derece isabetli bir şekilde vurdu.

fdb
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Deniz Kuvvetleri yetkilileri arasında yürürken (AP)

Füze denemeleri, Kuzey Kore Donanması’nın her biri 5 bin ton ağırlığındaki iki destroyerinden biri olan Choi Hyun gemisinde gerçekleştirildi. Bu gemiler, Kim'in ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirme çabaları kapsamında geçen yıl denize indirilmişti.

KCNA’nın yayınladığı bir fotoğrafta, savaş gemisinden fırlatıldıktan sonra ilk uçuş aşamasında olan ve kuyruğundan turuncu bir alev yükselen bir füze görülüyor. Bir başka fotoğrafta ise Kim, çevresinde Kuzey Kore Deniz Kuvvetleri’nden yetkililerle uzaktan fırlatma işlemini izlerken görülüyordu.

Kuzey Kore lideri Kim'in dün inşa halindeki diğer iki destroyerin silah sistemlerinin planlaması hakkında da brifing aldığını ve ‘önemli bir sonuca vardığını’ bildiren KCNA, Kim'in ‘Kuzey Kore ordusunun stratejik harekete hazırlığının güçlendirilmiş olmasından büyük memnuniyet duyduğunu’ ifade ettiğini aktardı. Kim’in Kuzey Kore’nin nükleer caydırıcılığını güçlendirmenin ‘en öncelikli görev’ olduğunu yeniden vurguladığını belirtti.


İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
TT

İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)

Tel Aviv tarafından ‘iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) son derece kurnaz ve zekice bir hamlesi’ olarak nitelendirilen bir adımla, İsrail savaşlarının ve Nazi Soykırımı’nın kurbanları, planlanandan birkaç gün önce gizlice anıldı. Sebebi İran, Hizbullah ve Husilerin, bu tür etkinliklere genellikle katılan İsrail liderlerini suikast amacıyla füze veya insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesinden korkulmasıydı. Bu liderler arasında Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu, Knesset Başkanı Amir Ohana'nın yanı sıra birçok bakan, ordu komutanı ve istihbarat subayı ile diğer yetkililer yer alıyordu.

İlk törenin bu akşam ‘Nazi Soykırımı Kurbanları’ için yapılan Yad Vashem Müzesi'nde, ikinci törenin ise önümüzdeki hafta Batı Kudüs'te düzenlenmesi planlanıyor. Her iki günde de üst düzey yetkililerin katılımıyla onlarca resmi tören düzenlenecek. Bu programları, Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Ulaştırma Bakanı Miri Regev'in başkanlık ettiği bir devlet kurumu yönetiyor.

İstihbarat teşkilatları, İran veya vekillerinin İran Lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerin öldürülmesine misilleme yapmasından korktukları için, ana etkinlikleri gizli ve önceden belirlenmiş bir tarihte düzenlemeye karar verdi.

Banttan tören

Tel Aviv'deki bir siyasi kaynak, İran ve onun vekillerinin elinde halen İsrail'in iç kesimlerine ulaşabilecek büyük miktarda füze ve İHA bulunduğundan Şabak'ın risk almamaya karar verdiğini söyledi. Kaynak, Şabak’ın ‘akıllıca ve kurnazca bir hileye başvurarak’ devlet liderlerine bu anma törenini etkinlikten birkaç gün önce gizlice düzenlemelerini, çekmelerini ve İsrail'deki ve dünyadaki televizyon kanallarında yayınlamalarını söylediğini belirtti.

Böylece bugün yayınlanması beklenen tören önceden kaydedilmiş olacak ve alışılageldiklerin aksine, izleyiciler bunu canlı yayında izleyemeyecek.

‘Nazi Soykırımı’ kurbanlarını anma töreninde genellikle, İsrail'in ‘Nazilerin gaz odalarında boğma ve fırınlarda yakma gibi vahşi yöntemlerle soykırıma uğrattığını’ söylediği yaklaşık 6 milyon Yahudi'nin isimleri okunur ve her biri çocukken soykırımdan kurtarılan yaşlılar tarafından taşınan 12 meşale yakılır.

vdfvf
Netanyahu, kuzeydeki yedek askerlerle bir araya gelerek sorularını yanıtladı (Arşiv - DPA)

Ayrıca, İsrail'e önemli hizmetlerde bulunmuş seçkin kişiler de bu görev için seçilebiliyor. Örneğin, gizli bir isim olduğu için yüzü gösterilmeden arkadan görünecek olan Albay ‘B’, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a yönelik saldırı programını ve planlarını hazırlayan kişi olarak biliniyor.

Diğer isimler arasında Gazze'de yaralanan, tedavi edildikten sonra tekrar savaşa dönen, ancak daha sonra yeniden yaralanarak bacağı kesilen İsrailli Teğmen Nurit Rish, Lübnan sınırındaki Ştula köyünde yaşayan ve savaş sırasında tahliye edilen, ancak bombardıman sırasında köye geri dönüp kalmakta ısrar eden İsrailli Ora Hatan ve Hamas tarafından esir alınırken öldürülen ve Gazze'deki ateşkes anlaşması uyarınca cesedi teslim edilen son kişi olan asker Ran'ın annesi Talik Zagwili ile başkaları da yer alıyor.

Üç isim tartışmalara yol açtı

Ancak bu isimler İsrail toplumunda neredeyse oybirliği ile kabul görürken, tartışma ve rahatsızlık yaratan üç isim daha var. Bunlardan biri İsrail Başbakanlığı’ndaki Kaçırılanlar ve Kayıp Kişiler Birimi Başkanı Gal Hirsch. Emekli bir general olan Hirsch, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte savaşın uzamasına katkıda bulunduğu ve bu yüzden Hamas'ın elinde tutulan 44 İsrailli esirin ölümüne yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

İkinci isim Eğitim Bakanı’nın İsrail sinemasının içeriğine müdahale etme ve içindeki sol eğilimlerle mücadele etme planını destekleyen sinemacı Moshe Edri. Üçüncüsü ise yerleşimci din adamı Haham Abraham Zerviv. Zerviv, sosyal medyada Han Yunus’ta bir binanın D-9 buldozeriyle yıkılırken çekilmiş bir videoyu paylaşarak savaş sırasında Gazze Şeridi'ndeki evlerin yıkılmasına övgüde bulunmuştu. Zerviv ayrıca “Gazze Şeridi'ni basitçe yerle bir etmek gerekir” ifadelerini kullandı.

vfdv
Bir hahamın cenaze töreninde ağlayan Yahudiler (EPA)

İsrail gazetesi Haaretz dün yayınladığı bir başyazıda, Zerviv'in meşaleyi yakmak üzere seçilmesini, Güney Afrika'nın Lahey'deki Uluslararası Mahkeme'ye açtığı ve İsrail Devleti'nin Gazze Şeridi'nde savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma açılması talebinde bulunduğu davayla ilişkilendirdi.

Bunun İsrail Devleti'nin iç çöküşünün bir başka kanıtı olduğunu belirten gazeteye göre devlet, Gazze Şeridi'ni yerle bir etmenin sembolü haline gelen birini onurlandırmayı ve yüceltmeyi tercih ediyor ve dünyaya, onu devleti temsil eden, onura layık bir adam ve değerler olarak gördüğünü söylüyor.

Haaretz gazetesinde şu ifadeler yer aldı:

“Haham Zerviv, onurlandırılmaya layık olduğu için değil, İsrail Devleti yolunu, pusulasını ve vicdanını yitirdiği için meşaleyi taşımaya gerçekten layık. İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaptıkları silinmez bir utanç vesikası ve Zerviv de bugün bunu simgeliyor.”