Teknoloji Amerika’nın gücü mü zayıflığı mı?

Başkan Biden ve ailesinin “Venmo” uygulaması aracılığıyla kişisel bilgilerinin ele geçirilmesi, ABD’nin siber güvenlik sorununu açığa çıkardı.

Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
TT

Teknoloji Amerika’nın gücü mü zayıflığı mı?

Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)
Başkan Biden, ABD siber savunma sisteminin güçlendirilmesi için bir yürütme emri imzaladığı Washington DC’de (Getty)

İsa Nehari
Federal hükümeti ve özel şirketleri hedef alan bir dizi siber saldırıdan sonra ABD Başkanı Joe Biden, 12 Mayıs Çarşamba günü, siber güvenliği artırmak için bir yürütme emri imzaladı. Bu siber saldırıların sonuncusu Kuzey Amerika’daki en büyük petrol boru hattı sistemine yapılan saldırı olmuştu.
Pek çok yürütme emri imzalamakla tanınan Joe Biden’ın verdiği son emir, ABD’nin siber savunmasının iyileştirilmesi için uzun bir yolda atılan ilk adımdan başka bir şey değil. ABD’li uzmanlar, ülke dijital sektörde yasal bir boşluk yaşarken, rakip ülkelerin teknolojik ilerlemeler kaydettikleri hususunda ciddi uyarılarda bulunuyorlar. Siber saldırılar, Washington yönetimine bu gerçeği en etkili şekilde gösteren unsur oldu.

"Venmo için tehlike çanları çalıyor"
Hükümete ve özel sektöre, ABD’nin güvenliğini tehdit eden kötü niyetli elektronik müdahalelerle mücadele etmek ve hükümete satılan programların güvenliğini artırmak için ortaklık çağrısını öngören karardan iki gün sonra, dört gazeteci “BuzzFeed” haber sitesi ve kullanıcıların akıllı telefonlarını kullanarak para transfer etmelerine olanak sağlayan “Venmo” uygulaması aracılığıyla Başkan Biden ve eşinin kişisel bilgilerinin ve mahremiyetlerinin ihlal edilmesi hususunda bir tartışma başlattı.
New York Times gazetesinden yayınladığı habere göre, Başkan Biden’ın torunlarına para göndermek için kullandığı bir program aracılığıyla içinde Başkan’ın ailesinin, torunlarının, üst düzey Beyaz Saray yetkililerinin ve aynı uygulama aracılığıyla onların temas kurdukları kişilerin bulunduğu yüzlerce kişinin bilgileri ele geçirildi. Başkan Biden ve First Lady, birkaç saat içinde uygulamadaki hesaplarını silmeleri saatler sürdü. Twitter kullanıcılarının bir kısmı bu olayı yalanlarken, bir kısmı doğrulayarak “skandal” şeklinde paylaşımlar yaptılar.
Bir ABD başkanının PayPal ın “Venmo” uygulamasını kullanmasını gerçek kabul edemeyen kimseler, Biden’ın geniş bağlantı ağının tüm dünyaya açık olduğu gerçeğini kabul etmekte daha büyük zorluk yaşayabilirler. Elbette ki yankı uyandıran bu haberin yayınlanmasından birkaç saat sonra ABD başkanı ve eşinin hesapları kapatıldı. Ancak The Independent’a göre bu olay ulusal güvenliği etkileyebilecek sorunlarını açığa çıkardı.
“Venmo” uygulamasının sözcüsü ise kullanıcıların kişisel bilgilerinin güvenliğinin ve gizliliğinin her zaman öncelikleri olduğunu, müşterilerin işlemlerini özel hale getirme ve uygulamadaki gizlilik ayarlarını belirleme hakkına sahip olduğunu belirtti. Güvenli para transferi gerçekleştirebilmek için tüm Venmo kullanıcılarının gizlilik önlemlerini geliştirmek ve iyileştirmek için sürekli çalıştıklarını ifade etti.

"Altyapı tehdit altında"
Dünya, ABD’nin teknolojik olarak lider ülkelerden biri olduğu imajını zihnine yerleştirmiş durumda. Nasıl yerleştirmesin, 275 milyar dolarlık üretim yaptığı tahmin edilen “Silikon Vadisi” ABD’de bulunuyor. Ancak, Amerikan kurumlarını hedef alan siber saldırılar ve ABD’nin Rusya ve Çin’i işaret ederek bu saldırılara vermiş olduğu tepkiler bu imajın günden güne aşınmasına sebep oluyor.
The Verge sitesi, petrol boru hattına yapılan ve yakıt istasyonları önünde araba kuyrukları oluşmasına sebep olan saldırının, ABD’nin zayıflığını göstermek için tek başına yeterli olduğunu ifade etti. Kendisiyle güvenlik sistemindeki açıklar keşfedilen, bilgi sistemlerinin şifreleri çözülen ve bilgi çalınarak karşılığında fidye talep edilen yazılımlara karşı güvenlik sisteminin başarısız olduğunu aktaran The Verge sitesi olayı “fidye yazılımı salgını” olarak isimlendirdi.
Siber tehdit artık yalnızca veri hırsızlığı kapsamında değil, ABD’nin enerji altyapısı üzerinde de tehdit teşkil ediyor. “Darkside” grubu tarafından yapıldığı düşünülen petrol boru hattı saldırısı bunu açıkça ortaya koyuyor. Güvenlik ve Teknoloji Enstitüsü CEO’su Philip Rayner, son saldırının en üst düzeyde önlemi gerektiren fidye yazılımı salgının bir başka örneği olduğunu aktarıyor.
Ancak Rayner’a göre kötü amaçlı fidye yazılımları sadece enerji sektörü için tehlike teşkil etmiyor. Bu yazılımlar, hayatın idamesi için son derece öneme sahip olan sağlık hizmetleri, finans sistemleri ve teknoloji şirketleri için de son derece riskli. Rayner, geçen ay Apple’ın alt yüklenicilerinden birinin 50 milyon dolarlık bir fidye saldırısına maruz kaldığını belirtti.
ABD’nin uğradığı siber saldırılar sadece onun teknolojik alanda geri kaldığını gözler önüne sermiyor. Bunun yanı sıra dijital dönüşümün olumsuz yönlerini de açığa çıkarıyor. Dijital dönüşüm, sanayi şirketlerinin gözetim ve denetiminin kolaylaşmasını ve üretimlerini artırmalarına olanak sağlasa da The Financial Times gazetesi bu dönüşümün enerji, su ve sağlık gibi temel hizmetler alanlarında siber suçlular için yeni fırsatlar doğurduğunu belirtiyor

"Biden yönetimi göreve çağırdı "
Başkan Biden, artan siber tehditlere karşı koymak, siber saldırıların ardından durumu analiz etmek ve tavsiyeler almak için kamu ve özel sektör yetkililerinden oluşan bir “Siber Güvenlik İnceleme Kurulu” kurulmasını öngören yürütme emri çıkardı. İlgili kurul, federal ağları koruyacak, ABD hükümeti ile özel sektör arasında siber konularda bilgi paylaşımını geliştirecek ve meydana gelen olaylarda ABD’nin müdahale etme kabiliyetini artırarak siber güvenlik sistemlerini modernize edecek.
Biden’ın çıkardığı bu emir, savunma sistemlerini modernize etmek ve saldırılara hızlıca tepki verebilmek için olumlu bir adım. Ancak bu adımın, siber saldırıların ciddi zararlar vermeden püskürtülmesi için yeterli olup olmayacağı tartışmalı bir konu.
Biden yönetimi, petrol boru hattına yapılan saldırının tek başına federal yönetimin yeterli olmadığını hatırlattığına inanıyor. Zira Amerika’da hayati önem taşıyan temel altyapının çoğunu özel sektör yönetiyor. Bu şirketler siber saldırılar karşısında kendi kararlarını veriyorlar. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu sebeple Biden yönetiminin bu dosyaya odaklanması, özel sektör şirketlerini siber saldırılar hususunda federal yönetimin yaklaşımını takip etmeye ve gelecekteki olayları azaltmak için siber güvenlik yatırımlarını artırmaya teşvik etmesi bekliyor.
Bu hususta en önemli adım devlet ile özel sektör arasında bilgi alışverişinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.  Sözleşmelerden kaynaklanan engellerin kaldırılması, hizmet sağlayıcıların, hükümet ağlarını etkileyebilecek ihlal girişimlerinin bilgilerini paylaşmalarının zorunlu kılınması federal yönetim için daha etkili savunma sağlamak ve tüm ülkenin siber güvenliğini artırmak için zaruridir. Bilgi teknolojileri hizmet sağlayıcıları, bilgi paylaşma konusunda isteksiz olduklarından veya tüketici sözleşmeleri kapsamında bilgi paylaşamamalarından dolayı yeni yürütme emrinin bu engelleri kaldıracağı ve şirketleri bilgi paylaşmaya teşvik edeceği öngörülüyor.
Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden alınan verilere göre, ABD’nin kritik altyapısı, 100’ü bu yıl olmak üzere 2019’dan bu yana 700 fidye yazılımı saldırısına maruz kaldı. Siber korsanlar geçtiğimiz Şubat ayında Florida’daki su ikmal sistemine sızdılar. Bir diğer korsan grubu ise bu ay San Diego’daki hastanelerin sistemini bozdu. ABD’li yetkililer siber korsanlar nedeniyle geçen yıl bir doğalgaz depolama tesisini kapatmak zorunda kaldıklarını açıklamıştı.



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news