İran’da seçimlerin yaklaşmasıyla artan siyasi kutuplaşma endişeye neden oluyor

Seçimlere katılımda bulunulmamasını isteyenleri uyaran Laricani, Celili’nin şov yapma suçlamalarına maruz kaldı.

Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi Said Celili geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanlığı seçimlerine kayıt oldu. (AP)
Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi Said Celili geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanlığı seçimlerine kayıt oldu. (AP)
TT

İran’da seçimlerin yaklaşmasıyla artan siyasi kutuplaşma endişeye neden oluyor

Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi Said Celili geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanlığı seçimlerine kayıt oldu. (AP)
Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi Said Celili geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanlığı seçimlerine kayıt oldu. (AP)

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin halefi olmak için yarışan adaylar arasında karşılıklı atışmaların artmasının ardından kamuoyunda muhafazakar ve reformist kanatların mücadelesinde “iki kutuplu” bir duruma kayılacağı görüşü ağırlık kazandı. Bir yandan söz konusu duruma yönelik uyarılar artarken diğer yandan İran Anayasa Koruma Konseyi’nin (AKK) adayların 18 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri için yaptığı başvurulara yönelik gerçekleştirdiği incelemenin sonuçlarının açıklamasına sayılı günler kaldı.
AKK Sözcüsü Abbas Ali Kedhudayi, konseyin adayların nihai seçimi konusunda bugün veya yarın bir fikir birliğine varmasının muhtemel olduğu bilgisini paylaştı. Seçimlere katılacak adayların uygunluğuna ilişkin kesin sonuçların duyurulması için son tarih yarın. İranlı yetkili, bir dizi adayın ‘saf dışı bırakıldığına’ ilişkin sosyal medya sitelerinde dolaşan haberlerin ciddiye alınmaması gerektiğini belirterek bazı adayların bu haberleri teyit etmek için AKK merkezine geldiğini kaydetti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Ramazan Şerif de dün yaptığı açıklamada, Hamaney’in DMO’daki temsilcisi Abdullah Hacı Sadıki’nin, adaylardan biri için AKK’yi ziyaret ettiğine yönelik iddiaları bir kez daha yalanladı. DMO’nun internet sitesine göre Şerif “Bu haberler yalan ve asılsız olduğuna bakılmaksızın yasal soruşturmaya tabi tutulacak” dedi.
Şerif daha önceki açıklamalarında da Hacı Sadıki’nin DMO Komutanı Yardımcısı General Said Muhammed’in “kuralları çiğnediği” gerekçesiyle saf dışı bırakılmasını talep etmek için AKK’ye bir mektup gönderdiğine ilişkin haberleri yalanlamıştı.
Şerif dün tekrar isim vermeden General Said Muhammed’e yakınlığı ile bilinen Sabreen News kanalının haberine işaret ederek “Bu tür haberlerin yayınlanmasının arkasındaki kişiler hedeflerine ulaşamayacaklar” dedi.
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in şu anki danışmanı olan eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve Hamaney’in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ndeki temsilcisi Said Celili arasında tartışma yaşandı. Laricani dün Twitter hesabından yaptığı paylaşımında “İnsanların seçimlere katılımının azalmasını zafer olarak gören ve en büyük korkusu halkın sandığa gitmesi olan kişi, kim olursa olsun devrimci değildir” ifadelerini kullandı.

Laricani daha önce de Celili’nin şu paylaşımını alıntılamıştı:
“Kusura bakmayın ama en önemli başarımızın ulusal oybirliği sayesinde gerçekleştiğininin söylenmesi gerekiyor. Mantıktan yoksun bir azınlığın İran’ı radikalizmin eşiğine sürüklemesine izin vermedik. İnsanların kaderleri ile alay ediyorsunuz. Asıl adaya üstünlük sağlamak için seçimlere göstermelik adaylar olarak giriyorsunuz.”
Laricani’nin açıklamaları, dostu Hasan Ruhani’nin ekibinin ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra izlediği azami baskı stratejisini “uçurumun kenarında yürümek” olarak değerlendirdiği bir sırada geldi.
Celili geçtiğimiz cumartesi günü, adaylık başvuru formunu teslim etmesninin ardından Laricani’nin yorumlarına Twitter üzerinden cevap verdi. Üstü kapalı bir şekilde İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi ve DMO generallerini eleştiren Celili “Ekonomi ne bir askeri kışla ne de bir mahkemedir” dedi. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ofisinde dış politikayı oluşturan önemli isimlerden olan Celili sözleirni şöyle sürdürdü:
“Ülke gösteri yapılarak yönetilemez. İki cümleyi birleştirmek ve herkesi bu iki cümleyle eğlendirmek gösteri yapmaktır.”
İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre cumhurbaşkanlığına aday olan eski İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mehmanparast dün yaptığı basın açıklamasında İran’daki seçimlerin “iki kutupluluğa” doğru gittiğini ve “dosyaların ifşa edilmeye başlandığını” söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kampanyasını desteklemek için “Ulusal Birlik Koalisyonu” adında yeni bir siyasi oluşum kurulduğunu duyuran Mehmanparast sözlerini şöyle sürdürdü:
“Diğer oluşumlarla ve adaylarla aramızdaki fark, partizanlığın ötesine geçmemiz ve başkalarını dışlamak istemememizdir. Seçimler iki kutupluluğa doğru gidiyor. Dosyaların ifşası ve sabotajlar başladı. Yanıltma ortamını değiştirip sağlıklı bir ortama geçmeliyiz.”
AFP’nin haberine göre haziran ayındaki İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iktidardaki güç odaklarını kontrol eden sağ kanadın tanık olduğu uzun dağılma sürecinin ardından muhafazakar tarafta yaşanan bölünmenin tamamen derinleşmesine sebep olacağı görüşü hakim.
İran medyasına göre cumhurbaşkanlığı yarışı, 2008-2020 yılları arasında meclis başkanlığı görevini üstlenen Laricani ile İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in kararnamesiyle 2019'dan bu yana Yargı Erki Başkanlığı’nı yürüten İbrahim Reisi arasında geçecek.
Geçtiğimiz günlerde Laricani, Ruhani’nin halefi olmak için potansiyel bir aday imajı sunmaya çalıştı. Ruhani cumhurbaşkanlığını görevini 2013 yılında devralmasından bu yana reformist kanatla yakın ilişki içinde. 2013 seçimlerinde eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin cumhurbaşkanlığı için gerekli niteliklere sahip olmadığı gerekçesiyle adaylığının kabul edilmemesi Ruhani için kazanç olmuştu. Zira bu durum, reformist akımı muhafazakar kanadın adaylarına karşı Ruhani’yi desteklemeye yöneltmişti.
Laricani, reformist adayların taleplerinin kabul edilmeyeceği ve bunun da adayları kendisi ile koalisyon yapmaya yönelteceği beklentisiyle Ruhani’yi cumhurbaşkanlığı makamına çıkaran denklemin tekrarlanmasını umut ediyor.
Muhafazakarlar, görevi üstlenmesinden bu yana Ruhani’nin Batı’ya açılma özelliği ile öne çıkan politikalarına karşı durdular. Kendisini İran'ın ulvi çıkarlarını tehdit etmekle suçladılar. Ancak İran’ın Hamaney’in doğrudan gözetiminde yürütülen müzakereler sonucunda, 2015 yılında nükleer anlaşmayı imzalanması durumu değiştirdi. Laricani gibi ılımlı muhafazakarlar da oylama oturumunda anlaşmayı (ve dolaylı olarak kilit bir rol oynayan Ruhani’yi) desteklediler.
Ancak “devrimciler” tutumlarını koruyor. Bu durum, cumhurbaşkanlığı seçimleri için yapılan hazırlıklarda da gözler önüne serildi. Nitekim muhafazakar destekçiler Ruhani’nin ve Laricani’nin kolajlanmış bir fotoğrafını paylaşarak “Laricani yalnızca başka bir Ruhani’dir” yorumunda bulundular.
ABD’nin 2018’de Nükleer Anlaşma’dan çekilmesi ve Tahran'a tekrar sert yaptırımlar uygulaması, yenilenen yaptırımlar altındaki ülkenin tekrar sıkıntı çekmeye başladığı ekonomik kriz çerçevesinde, Ruhani hükümetine yönelik eleştirilerini yoğunlaştıran muhafazakarlar için itici bir güç oluşturdu.
Nükleer anlaşmayı canlandırmak için Viyana’da yapılan müzakereler seçim yarışına da yansıdı. 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 38'ini kazanan Reisi de dahil olmak üzere muhafazakarlar, ABD yaptırımlarının kaldırılması önceliğine vurgu yapılması ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen, 2015’teki nükleer anlaşmadan tam olarak ayrılınması taraftarı.
Reisi ve Laricani arasındaki görüş ayrılıklarının daha çok ekonomi ve İran'ın dünyadaki konumu başlıklarında yoğunlaşması bekleniyor. Reisi ekonomi temelli bir rejim ve Batı’ya mesafeli durma eğilimindeyken Laricani açılım ve daha özgür bir ekonomi politikaları uygulanması yanlısı.
Nükleer anlaşmanın İran'daki destekçileri, seçimlerde dış politikaya öncelik vermeye ve İranlıları uluslararası izolasyona karşı uyarmaya dikkat ediyorlar. Muhafazakarlar ise kötüleşen ekonomiye ve yaşam koşullarına odaklanıyorlar.



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”