Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Suudi Arabistan, İsrail’in saldırılarını durdurma çabalarını sürdürecek

Ticaret ve Yatırım Bakanlığı tarafından onaylanan yönetmelik çerçevesinde işe alım şirketlerinin ev işçilerini sigortalaması şartı getirildi

Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz telekonferans aracılığıyla yapılan kabine toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz telekonferans aracılığıyla yapılan kabine toplantısına başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Suudi Arabistan, İsrail’in saldırılarını durdurma çabalarını sürdürecek

Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz telekonferans aracılığıyla yapılan kabine toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz telekonferans aracılığıyla yapılan kabine toplantısına başkanlık ederken (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu dün gerçekleştirdiği toplantıda, bölgenin durumuna ve siyasi meselelere ilişkin gelişmeleri gözden geçirdi. Toplantıda, Suudi Arabistan’ın İsrail'in saldırılarını durdurmak, uluslararası kararlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde Filistin meselesine, kardeş Filistin halkının başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma özlemlerini gerçekleştirecek şekilde adil bir çözüm bulmak için diğer aktörlerle işgal hükümetine baskı yapmak amacıyla iletişim kurarak her düzeyde çabalarını sürdüreceğini bir kez daha vurgulandı.
Telekonferans aracılığıyla gerçekleştirilen toplantıya, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlık yaptı. Bakanlar Kurulu açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Sudan’ın güvenliğini, istikrarını ve halkının refahını korumaya ve uluslararası topluma geri dönmesine yönelik çabalara verdiği destek ifade edildi. Açıklamada ayrıca Riyad'ın Hartum'daki finansman açığının bir kısmının Uluslararası Para Fonu (IMF) ile kapatılmasına katkıda bulunmak için düzenlenen Paris Konferansı’nın sonuçlarından duyulan memnuniyet belirtildi.
Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan’ın Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Afrika Ekonomilerinin Finansmanı Zirvesi çerçevesinde Afrika ülkelerinde kalkınmayı ve yatırımı teşvik etme konusundaki öncü rolünün yanı sıra kıtada güvenlik, istikrar ve çatışmalara çözüm temellerini atmaya yönelik uluslararası ve bölgesel çabalara verdiği desteği sürdürmeyi, Sahel ve Sahra Altı ülkelerindeki radikal ve terörist gruplarla mücadele ve güvenlik yeteneklerinin iyileştirilmesine, kıta ülkelerinin borç döngüsünden kurtulmalarına, kendi gelirlerinden ve imkanlarından yararlanma gibi konularda yardımcı olmaya devam etmeyi istediği vurgulandı.
Öte yandan yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı çeşitli bölgelerdeki aşılama merkezlerinde uygulanan doz sayısı 13 milyona ulaşırken toplantıda salgınla ilgili yerel ve uluslararası gelişmeler ve Suudi Arabistan'daki vaka sayısını düşürmek için yapılan çalışmalara değinildi. İhtiyati ve önleyici tedbirlere bağlı kalınması ve bunların uygulanmaya devam edilmesi gerektiği vurgulandı.
Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan ve Irak arasında İslami meseleler alanında bir mutabakat zaptı taslağının onaylanması ve İslam İşleri, Davet ve İrşat Bakanı’na Irak tarafı ile müzakere etme yetkisi verilmesi dahil olmak üzere bir dizi karar aldı. Aynı şekilde Turizm Bakanı, e-öğrenme yoluyla mesleki eğitime yönelik bir iş birliği anlaşması taslağına ilişkin olarak Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) ile müzakere etme yetkisi verildi. Toplantıda bir de Arap Ülkeleri Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü (UASA) üyesi olan Arap ülkelerindeki sermaye piyasası düzenleyicileri arasında danışma, iş birliği ve bilgi alışverişinde bulunma gibi konulara ilişkin çok taraflı bir mutabakat zaptı onaylandı. Bu arada Etkinlik Merkezi’nin adı ‘Ulusal Etkinlikler Merkezi’ olarak değiştirildi. Bunun yanı sıra tüm şehir ve köylerde su tüketimi ve tarımsal alanlarda su kullanımıyla ilgili düzenleme yapmak amacıyla kural ve prosedürlerin 4’üncü fıkrasında değişikliğe gidildi. Ancak değişiklik ile ilgili metinde, “Buna, Deru’l-Arap (Arap Kalkanı) bölgesindeki açık alanlarda yetiştirilen ürünler dahil değildir. Çevre, Su Kaynakları ve Tarım Bakanlığı, ülkedeki su ve gıda güvenliğini dikkate alarak bu ürünleri istisna tutmak için gerekli kontrolleri ve mekanizmaları belirler” ifadeleri yer aldı. Ayrıca alanında uzman kişiler olan Dr. Faysal bin Sultan es-Sebii ve Dr. Ömer bin Daic bin Umeyr Ulusal Su Verimliliğini Artırma ve Su Kullanımını Yönetme Merkezi Yönetim Kurulu üyeliğine atandılar.
Diğer yandan Bakanlar Kurulu, işe alım şirketlerinden ev işçilerini, müşteri adına kendileri aracılığıyla yaptıkları sözleşme çerçevesinde sigortalamalarını ve şirket veya ofis ile işveren arasında imzalanan sözleşmenin maliyetlerini sigortaya dahil etmelerini istedi. Bunun sözleşmenin başlangıcından itibaren ilk iki yıl için geçerli olduğu belirtilen kararda, devamında sigortanın, işçinin oturum izninin yenilenmesi halinde işveren için isteğe bağlı olması öngörüldü. Hizmet sürelerine bakılmaksızın, geçici işler veya sözleşmeler sisteminde çalışanlar da dahil olmak üzere, sivil emeklilik sistemine tabi olmayan tüm bakanlıklardaki ve devlet kurumlarındaki tüm işçilerin sosyal sigorta sistemine dahil edilmesine karar verildi. Aynı zamanda hizmet sürelerine bakılmaksızın, geçici işler veya sözleşmeler sisteminde çalışanlar da dahil olmak üzere, sivil emeklilik sistemine tabi olmayan bakanlıklardaki ve devlet kurumlarındaki tüm işçilerin sosyal sigorta sistemine dahil edilmesine karar verildi. Ticaret ve Yatırım Bakanlığı’nın bu yöndeki yönetmeliği onaylandı. Öte yandan Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’nin bir bağış fonu kurması ve fon projesini onaylanması için Bakanlar Kuruluna sunması kararlaştırıldı. Bunun yanı sıra 14. ve 15. derecelere terfi ve atamalar onaylandı.
Bakanlar Kurulu, toplantı gündeminde yer alan bir dizi konuyu da ele alırken bunlar arasında Spor Bakanlığı, Suudi Arabistan Standartlar, Metroloji ve Kalite Kuruluşu(SASO) ve Ulusal E-öğrenme Merkezi'nin yıllık raporları yer aldı. Bakanlar Kurulu bu konularda gerekli düzenlemeleri yaptı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.