İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

Ahmedinejad, Laricani ve Muhsin Haşimi Rafsancani’nin başvurularının reddedilmesi sonrasına geniş çaplı eleştiriler geliyor

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
TT

İran cumhurbaşkanlığının ‘tartışmasız’ adayı: Reisi

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 25 Mayıs’ta Tahran’da Kültür Devrimi Yüce Konseyi toplantısında (Cumhurbaşkanlığı sitesi)

18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yerine geçmek ve İran yürütme otoritesi başkanlığına yönelik çatışma arenasına girmek için aday olan (eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve mevcut cumhurbaşkanının yardımcısı İshak Cihangiri başta olmak üzere) en belirgin isimlerin başvuruları reddedildi. Bu ret sonrasında İran Cumhurbaşkanlığı nihai listesi, Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerdeki ‘tartışmasız aday’ olduğunu gösterdi.
İran İçişleri Bakanlığı, Anayasa Koruma Konseyi’nin 15 Mayıs’ta sonra eren başvuru sürecinde adaylığını sunan yaklaşık 600 kişinin arasından cumhurbaşkanlığı yarışı için 7 adayın başvurusunu onayladığını duyurdu.
Konseyin 12 üyesinin yarısı doğrudan rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney, diğer yarısı da ikinci kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi tarafından belirli. Reisi, ilk adaylığında yüzde 38 oy almıştı.
Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK), Yargı Erki Başkanı’nın yanı sıra Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri ve Devrim Muhafızları’nda komutan Muhsin Rızai’nin başvurusunu da onayladı. Liste, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Nükleer Başmüzakereci ve İran Dışişleri Bakanlığı’nın ana hatlarını çizen Dış İlişkiler Yüksek Komitesi’nin önde gelen üyelerinden biri olan Said Celili’yi de içeriyor.
Adaylar listesinde, Ruhani hükümetinde üst düzey yetkililerden istihbarat bilgisi sızdırmakla ünlenen eski Milletvekili Ali Rıza Zakani ve Reisi lehine geri çekilme olasılığı hakkında bilgiler dolaşan mevcut meclis başkanının yardımcısı Milletvekili Emir Hüseyin Kadızade Haşimi de yer alıyor.
Öte yandan Tahran Belediye Meclisi Başkanı Muhsin Haşimi Rafsancani, Devrim Muhafızları komutanının danışmanı General Said Muhammed, 2008- 2020 yılları arasında meclis başkanı Ali Laricani ve 2005- 2013 yılları arasında Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın adaylık başvuruları reddedildi. Ahmedinejad’ın 2017 seçimlerine başvuru talebi de reddedilmişti. Reformist kampta ise eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin spor işlerinde yardımcısı Muhsin Mehr Alizade ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin başvuruları onaylandı.
Erkek kardeşi Mehdi Cihangiri’nin isminin finansal yolsuzluk dosyaları ve para biriminde yasadışı ticaret meselelerine karışması nedeniyle İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri’nin başvurusu ve ayrıca reformist Milletvekili Mesud Pezeşkiyan’ın başvurusu da reddedildi.
Laricani’nin araştırıldığı istihbarat raporları
Önemli adayların başvurularının reddedilmesi İran siyasi çevrelerinde tartışmalara neden olurken, 25 Mayıs’ta erken saatlerde adayların uygunluk sonuçlarına ilişkin olumlu olumsuz tepkiler de gelmeye başladı. Geçen pazartesi günü geç saatlerde Devrim Muhafızları’nın medya platformu olan ‘Fars’ haber ajansı, Laricani, Cihangiri ve Ahmedinejad’ın başvurularının reddedilmesi hakkında bilgi sızdırdı. İçişleri Bakanlığı ise Seçim Komisyonu’na adaylık listesini gönderdikleri hususundaki Anayasa Koruma Konseyi açıklamasını yalanlamak üzere müdahalede bulundu.
‘Fars’ haber ajansına göre nihai liste, Anayasa Koruma Konseyi’nin ‘pozisyonlarına veya konumlarına bakmaksızın bireylerin (adayların) başvurularına odaklandığını’ gösteriyor. Yasalar göre Anayasa Koruma Konseyi tarafından adaylıkları reddedilenlerin, Çarşamba sabahına kadar temyiz başvurusunda bulunma hakkı var. Ancak Laricani, başvurusunun reddedilmesini kabul ettiğinin bir göstergesi olarak sosyal medya platformlarındaki hesapları aracılığıyla açıklamada bulundu. Bu bağlamda Laricani, seçimlere maksimum katılım ve öneriler hususunda Dini Lider’in açıklamasına dayalı olarak, seçim yarışına başvuruda bulunduğunu söyledi. Ali Laricani, “Toplumun elitlerinin desteğiyle, ulusun karşılaştığı sorunları yok etmeye kararlıydım. Ancak şu an seçim sürecinin bu yönde olmasına karar verildi ve ben de görevimi tamamladım” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) göre yetkili, “Allah’ın razı olduğu şeyden razıyım” diyerek, İran halkına da ‘ülkenin ilerlemesini sağlamak için’ seçimlere katılım gösterme çağrısı yaptı.
İran haber kanalları ise ‘Telegram’ uygulaması üzerinden, Laricani’nin başvurusunun reddedilmesinin, kızı Fatıma Laricani’nin ABD’ye geri dönüşünden kaynaklandığını belirtti.
Aynı şekilde Sadık Laricani de Twitter üzerinden Anayasa Koruma Konseyi’ni eleştirerek, “Konsey’de yaklaşık 20 yıllık varlığımdan bu yana ve hatta yargıdaki başkanlık yıllarımda Anayasa Koruma Konseyi’nin savundum. Ancak adayların liyakatini onaylama ya da onaylamama konusunda bu derece savunulması mümkün olmayan kararlar göremedim” dedi. Yetkili, “Bu karışıklığın sebebi, büyük ölçüde Anayasa Koruma Konseyi’ndeki karar sürecinde yalan raporlar aracılığıyla güvenlik müdahalelerinin artırılmasından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
Muhafazakâr aktivist Muhammed Macahiri de Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Hamaney’e bir mesaj gönderdiğini ve Anayasa Koruma Konseyi’nin ilan ettiği listede değişiklikler yapmaya çağırdığını belirtti. Macahiri, Ruhani’nin İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli’den adaylık listesinin açıklanmamasını istediğini söylerken, İçişleri Bakanı’nın listeyi ilan etmek için siyasi çevrelerin ve kamuoyunun baskı altında olduğuna dikkati çekti.
Rahmani, Laricani’nin en yakın müttefiklerinden biri. İçişleri Bakanlığı’ndaki varlığı, muhafazakâr müttefikinin hükümete baskısını azaltmada önemli bir rol oynayan Laricani’nin lehine Ruhani’nin verdiği bir hediye olarak görülüyor. Bu rol, Laricani ve kardeşleri Muhammed Cevad Laricani ve Sadık Laricai de dahil muhafazakârlar arasındaki ilişkide bozulmaya sebep olmuştu.
Öte yandan hükümet sözcüsü Ali Rebii, Laricani’nin seçim denklemine geri dönüşü için Ruhani tarafından yapılan girişim hakkında açıklamada bulunarak, “Cumhurbaşkanı, önemli konulara ilişkin bir mesaj gönderdi. Soruşturacağım ve kesin bilgilere vereceğim” dedi.
Hamaney’in, adayların listesini yeniden gözden geçirmesi veya başvurusu reddedilen herhangi bir adayın ismini listeye dahil etmesi mümkün. Laricani’nin müttefikinin ve reformist akımdan bazı destekçilerinin de umudu bu yönde.
Geçen pazar günü, Devrim Muhafızları’na yakın bazı isimler Twitter üzerinden açıklamada bulunarak, Anayasa Koruma Konseyi’nin 12 üyesi arasında yer alan Sadık Laricani’ye ‘durumu değiştirmesi için’ Dini Lider Hamaney’e bir mektup göndermesini önerdi. Ali Laricani’nin kardeşi olan Sadık Laricani, daha önce Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin başkanlığını yapmıştı.
Aktivistler, Laricani’nin biri kardeşi Sadık olmak üzere Anayasa Koruma Konseyi’nde yalnızca 3 üyenin oyunu alabildiğini belirtti.
Tepkiler
İbrahim Reisi, İran cumhurbaşkanlığı adayları listesinin ilanı üzerine açıklama yapan ilk isim oldu. Reisi, 18 Haziran’da yapılması planlanan seçimlerde ‘daha rekabetçi’ olmak için istişareler yürüttüğünü söyledi.
‘Fararu’ haber sitesinin aktardığı bir videoya göre Reisi, dün akşamdan bu yana adayların uygunluğuna dair sonuçları incelediğini söylerken, “Belki siz, seçim sahnesinin daha rekabetçi ve katılımcı olması için temaslar yaptığımı ve istişareler yürüttüğümü bilmiyordunuz” dedi.
Anayasa Koruma Konseyi ise Laricani’nin damadı ve eski meclis başkanının yardımcısı Ali Mutahhari’nin başvurusunu da reddetti.
Mutahhari, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bunun için ikna edici bir delil bulamamama rağmen başvurum reddedildi. Ancak rejime itaat eden ve halk için ardında değerli tecrübeler bırakan sayın Laricani’nin başvurusunun reddedilmesi karşısında da şaşkınım” ifadelerine yer verdi.
Hamaney’in ofisine yakın bir gazeteci olan Mehdi Fazaili de Twitter üzerinden bu tercihin siyaset tecrübesi açısından zor ve önemli olduğunu söylerken, “İnşallah gururlu bir şekilde çıkılır” dedi.
Öte yandan İshak Cihangiri, başvurusunun reddedilesine ilişkin olarak, ‘Birçok saygıdeğer ismin reddedilmesi, başta reformistler olmak üzere akımlar arasında genel katılım ve adil rekabete yönelik ciddi bir tehdittir” dedi.
Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad çerçevesinden ise Milletvekili Ali Rıza Biği, sert tepkiler ortaya koydu. Ahmedinejad’ın kampanyasının başkanlığını üstlenen Milletvekili, milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, “Ülke yönetiminde bu yol ne yöne gidiyor? Dünden beri güvenlik güçleri, Mahmud Ahmedinejad’ın evini kuşattı ve komşularını rahatsız etti” ifadelerin kullandı.
Ahmedinejad’ın danışmanı Ali Ekber Civanfekr de Twitter üzerinden, “Ahmedinejad’ın başvurusunun reddinin arka planında, farklı yollardaki çoğu insan bu karardan memnuniyetsizliklerini ifade ediyor ve seçimlere katılmayacaklarını söylüyor” dedi.
Civanfekr, “Güvenlik güçlerinin ikametgahına ve ofisine geniş ve gerekçesiz konuşlanması, vatandaşların ve bölge halkının rahatsız olmasına yol açmıştır” ifadelerini kullandı.
Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin oğlu ve başvurusu reddedilen Tahran Belediye Meclisi Başkanı reformist Muhsin Haşimi de babasının ifadelerinden alıntı yaparak, “Seçimler ve oy sandıkları hiçbir koşulda boykot edilmemelidir. Toplumumuz, seçimlerin arifesinde iltihaplı ve rahatsız edici koşullarla karşı karşıya kalmıştır” dedi.



Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent Arabia

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times'tan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.


İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
TT

İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)

İsviçre yetkilileri, "artan güvenlik riskleri" nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliklerinin geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

İsviçre, on yıllardır İran'da ABD çıkarlarını temsil etmektedir. Bern'deki ABD Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, ABD hükümetinin "İsviçre hükümetinin kararını saygıyla karşıladığını" ve "büyükelçiliğin ve personelinin özverisine derinden minnettar olduğunu" ifade etti.

Açıklamada, çalışmalarının "ABD çıkarlarını korumak ve ABD vatandaşlarını desteklemek için hayati önem taşıdığı" belirtildi.

İsviçre hükümeti, ilgili ülkelerle istişare halinde "ABD ve İran arasında açık bir iletişim kanalı sürdürmeye" devam edeceğini açıkladı.

Tahran'daki İsviçre Büyükelçisi ve beş personeli çarşamba günü karayoluyla İran'dan ayrıldı. İsviçre hükümetine göre "durum uygun olduğunda Tahran'a dönecekler."

İsviçre hükümeti yaklaşık bir hafta önce büyükelçilikte altı İsviçreli personel ve 18 yerel çalışanın bulunduğunu açıklamıştı.

3 Mart'ta, dört İsviçre vatandaşı ülkeyi terk etmişti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsviçre, Washington'un Tahran'la diplomatik ilişkilerini kesmesinden bu yana ABD'nin İran'daki çıkarlarını temsil ederek, ABD çıkarlarının vekili görevi görüyor.

Bu görevi kapsamında iki ülke arasında mesajların iletilmesi ve gerektiğinde Amerikan vatandaşlarına yardımcı olma işlevini ifa etti.


Trump: İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
TT

Trump: İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'ın yeniden yapılanmasını ‘neredeyse imkansız’ hale getirebileceğini iddia etti. İran'ın yenilgiye yaklaşmakta olduğunu belirten Trump, “İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz” şeklinde konuştu. Dün Kentucky ve Ohio eyaletlerine ziyaretlerde bulunan Trump, Cumhuriyetçilerin bu tür zamların Amerikalı seçmenlerin ekonomiye ilişkin endişelerini artıracağından korktuğu bir dönemde, İran'daki savaş sebebiyle yakıt fiyatlarındaki artışın geçici olduğuna dair Amerikalılara güvence vermeye çalıştı.

Trump’ın seçim turu, 28 Şubat'ta İran'da başlayan ABD-İsrail askeri operasyonundan bu yana bir ilk olurken bu tur, Kasım ayında yapılması planlanan ara seçimler öncesinde ekonomik söylemlerini yeniden düzenleme fırsatı verdi. Cumhuriyetçiler, ara seçimlerde Kongre'nin her iki kanadında da sahip oldukları azınlık çoğunluğunu korumaya çalışacaklar.

Trump, ilk durağı olan Ohio eyaletinin Cincinnati şehrindeki bir fabrikada yaptığı ilk konuşmada İran'daki savaşa odaklandı. Seyahat Hizmetleri Ajansı AAA’ya göre Kentucky eyaletinde ve ABD genelinde ortalama benzin fiyatları geçtiğimiz aya göre 61 sent arttı.

Trump, Cincinnati'deki yerel Kanal 12 televizyonuna verdiği demeçte, ABD’nin stratejik petrol rezervlerini ‘biraz’ azaltacağını söyledi. Selefi, eski Başkan Joe Biden da, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının ilk aylarında fiyat artışlarını frenlemek için bu rezervlerden petrol çekilmesine izin vermişti.

Trump'ın Kentucky'nin kuzeyindeki Hebron'da ekonomiye ilişkin yaptığı açıklamalar, Amerikan halkının Trump yönetiminin ekonomi politikalarına desteğini kazanmak için ülke genelinde yaptığı konuşmaların sonuncusuydu. Trump, seçimlerde Cumhuriyetçilerin en önemli kozlarından biri olan ilaç fiyatlarını düşürme çabalarını ve birçok Amerikalının bahşiş ve fazla mesai gelirleri üzerindeki gelir vergisi kesintileri ile övündü.