İngiltere’de salgınla mücadelenin “korkunç" yönetimi siyasi fırtınaya neden oluyor

Eski bir danışman, 7 saatlik ifadesinde hükümetin salgınla mücadeledeki performansına saldırdı… Johnson kendisini savundu

Dominic Cummings, dün Parlamento Komitesi önünde yaptığı konuşma sırasında (EPA)
Dominic Cummings, dün Parlamento Komitesi önünde yaptığı konuşma sırasında (EPA)
TT

İngiltere’de salgınla mücadelenin “korkunç" yönetimi siyasi fırtınaya neden oluyor

Dominic Cummings, dün Parlamento Komitesi önünde yaptığı konuşma sırasında (EPA)
Dominic Cummings, dün Parlamento Komitesi önünde yaptığı konuşma sırasında (EPA)

İngiltere hükümetinin eski bir üst düzey yetkilisi olan Dominic Cummings’in yeni tip koronavirüs (Kovid-19) krizinin yönetilmesinde hükümetin “başarısız olduğuna” yönelik eleştirilerde bulunması, Westminster’da siyasi bir fırtınaya neden oldu. İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın eski üst düzey danışmanlarından biri olan Dominic Cummings, parlamento komitesi önünde verdiği ifadesinde, hükümetin koronavirüs krizinin yönetimini “korkunç” olarak nitelendirdi. 7 saat süren oturumda, 49 yaşındaki eski danışman Cummings, salgının kurbanlarının ailelerine hitaben, yapılan tüm hatalar sebebiyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, Cummings parlamento komitesine salgının Çin’de ortaya çıkmasından sonraki ilk haftaların ayrıntılarını vererek, “Gerçek şu ki, bakanlar, üst düzey yetkililer ve benim gibi danışmanlar böyle bir kriz sırasında korkunç bir şekilde, insanların hükümetlerinden bekledikleri düzeyde değildik” İfadelerini kullandı.
Johnson’ın eski danışmanı, suçu kabul etmesinden ve daha önce uyarmadığı için pişmanlık duyduğunu belirtmesinin ardından, söz konusu dönemde salgına karşı yönetimi anlattı. Cummings kötüleşen epidemiyolojik durum karşısında rastgele hareket eden, donanımsız bir üst düzey yönetimden ve kendi ifadeleri ile “yalancı” Sağlık Bakanı’ndan bahsetti.
Cummings Başbakanla ilgili olarak, Johnson’ın başlarda Kovid-19’u “korkunç bir hikaye” veya domuz gribi gibi yeni bir virüs olarak gördüğünü, “insanlara korkmak için bir neden olmadığını göstermek” için televizyonda virüsü kendi vücuduna enfekte ettirmeyi düşündüğünü belirtti. Cummings, Mart 2020’ye kadar Johnson’ın, virüsle ilişkili gerçek riskin, her şeyden önce sağlıkla ilgili değil ekonomik olduğunu düşündüğünü belirtti. İngiltere’nin 23 Mart’ta uygulanan genel kapanma uygulamasındaki “gecikmesini” eleştirdi.
Parlamento’nun bu suçlamalarla ilgili sorularını cevaplayan Başbakan, salgın krizinin yönetmeninde “tam sorumluluk” taşıdığını söyledi. Salgın krizini ülkenin uzun süredir yaşadığı “en zor krizlerden biri” olarak nitelendiren Başbakan, her zaman bilim adamlarının tavsiyelerini takip ettiğini belirtti.
2016’daki başarılı Brexit kampanyasının ve 2019 Aralık’ta gerçekleştirilen genel seçimlerde Johnson’ın ezici zaferinin mimarı olan Cummings oklarını Johnson’a yönlendirdi. Cummings, Johnson’ın toplantılardan birinde üçüncü bir kapatma emri vermektense “binlerce cesedin yığıldığını” görmeyi tercih ettiğini belirtmesine yönelik İngiliz medyasında yayınlanan haberleri doğruladı ve “Bunu Başbakan’ın ofisinde duydum” dedi. Johnson bu haberleri kesin bir dille yalanladı. Bakan Michael Gove da onu destekledi.
Medya kuruluşları, Johnson’ın bu ifadeleri, vaka sayısının artması sebebiyle geç te olsa sonbaharda ikinci bir kapanma uygulanmasının ardından dile getirmiş olabileceğini belirtmişlerdi. Bununla birlikte kısa bir süre sonra, Kent Kontluğu’nda (güney İngiltere) daha bulaşıcı bir mutasyona uğramış yeni bir varyantın ortaya çıkması nedeniyle Ocak ayı başlarında üçüncü bir kapanma uygulandı. Söz konusu kapanma ilkbaharda aşamalı olarak kaldırıldı.
Cummings 7 saat süren ifadesinde, Sağlık Bakanı Matt Hancock’a ciddi eleştiriler yöneltti. Hancock’un özellikle, birbiri ardından gelen toplantılarda ve kamuoyu karşısında yalan söylemesi de dahil olmak üzere 15 ila 20 nedenden dolayı görevden alınması gerektiğini söyledi. Temsilciler Cummings’in Hancock aleyhine yaptığı ithamlar için bir kanıt sunmasını talep etti.
Bunların yanı sıra Cummings İngiliz hükümetinin, toplumun büyük bir kısmının enfekte olmasının ardından bağışıklık geliştirmesine dayanan “sürü bağışıklığına” ulaşmayı hedeflediğini, bunu “kaçınılmaz” bir durum olarak görüldüğünü belirtti. Bu stratejiden, Başbakan’ın “felakete” neden olacağı uyarısında bulunduğu Mart 2020 başına kadar vazgeçilmediğini vurguladı. Cummings, Sağlık Bakanı Matt Hancock’un bu konuya yönelik yalanlamalarının doğru olmadığını belirtti.
Johnson, salgının başlangıcından bu yana yönetimdeki gecikme nedeniyle birçok eleştiriyle yüz yüze geldi. Ancak Başbakan şu anda, yaklaşık 128 bin can kaybı ile Avrupa’da can kayıpları açısından salgından en çok etkilenmiş olan ülkede, yaklaşık 6 ay içinde yetişkinlerin yüzde 72’sinden fazlasına ilk doz aşının uygulandığı aşılama kampanyasının başarısına güveniyor.



Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
TT

Ukrayna saldırısı Rusya'nın Belgorod kentindeki altyapıya büyük hasar verdi

 Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)
Ukraynalı acemi askerler, Zaporijya bölgesindeki cephe yakınlarında yoğun eğitimden geçiyor (EPA)

Ukrayna ile sınır komşusu olan Rusya'nın Belgorod bölgesinin valisi, Ukrayna'nın "büyük çaplı" füze saldırısının enerji altyapısına ciddi hasar verdiğini ve bölgedeki elektrik, ısıtma ve su tedarikini aksattığını ifade etti.

Vali Vyacheslav Gladkov Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Sonuç olarak, enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü... Evlere elektrik, su ve ısıtma sağlanmasında kesintiler yaşanıyor" ifadesini kullandı. Gladkov, saldırıyı "büyük çaplı" olarak nitelendirerek, etkisinin sadece sınıra 40 kilometre uzaklıktaki Belgorod şehriyle sınırlı kalmadığını, çevredeki bölgelere de yayıldığını belirtti. Hasarın boyutunun önümüzdeki saatlerde değerlendirileceğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu hafta dördüncü yılına giren çatışmada Belgorod, Ukrayna güçleri tarafından defalarca saldırıya uğradı.


Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
TT

Güney Kore vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)
İranlı kadınlar Tahran'da arkalarında "İnsan Şeytanı yenecek" yazılı bir pankartla yürüyor (EPA)

Güney Kore'nin Tahran Büyükelçiliği, ABD'nin Tahran'a yönelik olası askeri saldırısı nedeniyle artan gerilimler arasında, İran'daki vatandaşlarına uçuşlar mümkün olduğunda ülkeyi terk etmeleri yönünde bugün uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta, Tahran'ı yeni bir nükleer anlaşmaya varmaya zorlarken, İran'a karşı sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi düşündüğünü belirtmişti.

Şarku’ Avsat’ın Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı'ndan aktardığına göre büyükelçilik internet sitesinde yayınladığı güvenlik uyarısında, "Uçuşlar devam ederken (Kore vatandaşlarının) İran'ı terk etmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bildiride durumun hızla kötüleşmesi halinde İran'a gidiş-dönüş özel uçuşlarının askıya alınabileceği belirtildi.

Güney Kore, İran'ın tamamı için 3. Seviye seyahat uyarısını sürdürüyor ve orada bulunan Güney Korelilere ülkeyi terk etmelerini şiddetle tavsiye ediyor. Bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Acil bir seyahat ihtiyacı olmadığı sürece İran'da ikamet eden Güney Kore vatandaşlarının derhal ülkeyi terk etmelerini ve ülkeye seyahat planlayanların seyahatlerini iptal etmelerini veya ertelemelerini tavsiye ediyoruz."


Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
TT

Washington: ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin Ortadoğu hakkındaki açıklamaları bağlamından koparılarak yorumlandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Arşiv- Reuters)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümü üzerinde hakkı olduğunu söylemesinin ardından öfke dalgası dün de devam etti; Arap ve Müslüman ülkeler de bu açıklamaya itiraz ederken, Amerika Birleşik Devletleri ise açıklamaların bağlamından koparıldığını belirtti.

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre Huckabee bu açıklamaları cuma günü yayınlanan muhafazakar yorumcu Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptı.

Carlson, Yaratılış 15'ten alıntı yaparak, İncil'in İbrahim'in soyundan gelenlerin bugün Ürdün, Suriye, Irak ve Lübnan'ın bazı bölgelerini de içeren Ortadoğu'nun çoğunu kapsayan toprakları alacağını belirttiğini söyledi ve Huckabee'ye İsrail'in bu topraklara hakkı olup olmadığını sordu. Huckabee şöyle cevap verdi: “Hepsini alsalar da olur.”

ABD büyükelçiliği sözcüsü dün, Huckabee'nin sözlerinin bağlamından koparıldığını ve ABD'nin İsrail politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Huckabee röportajda, “Onlar geri dönüp her şeyi almayı talep etmiyorlar, ancak en azından şu anda işgal ettikleri, üzerinde yaşadıkları ve yasal olarak sahip oldukları, kendileri için güvenli bir sığınak olan toprakları talep ediyorlar” ifadelerini kullandı. İsrail'in Ürdün, Lübnan, Suriye veya Irak'ı kontrol etmeye çalışmadığını, ancak halkını korumaya çalıştığını belirtti.

Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suriye, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Filistin Yönetimi tarafından pazar günü yayınlanan ortak açıklamada, Huckabee'nin sözleri “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi ve bölgenin istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın, gerilimi kontrol altına almak ve Filistin halkına bağımsız bir devleti garanti eden kapsamlı çözüm için siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu vizyonuyla doğrudan çelişmektedir” denildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Evangelist bir Hıristiyan ve İsrail ile Batı Şeria yerleşim hareketinin sadık bir destekçisi olan Huckabee, İsrail ile Filistinliler arasında “iki devletli çözüm” fikrine uzun süredir karşı çıkmasıyla tanınıyor.

Carlson ise ABD'nin Gazze savaşında İsrail'e verdiği desteği eleştirmiş ve beyaz insanların renkli tenli insanlar tarafından "yerlerinin alındığını" iddia eden beyaz üstünlükçü ideolojiyi benimsemesi de dahil olmak üzere aşırı sağcı görüşleri nedeniyle eleştirilmiştir.