Sedat Peker, Lazkiye'deki kokain trafiğine işaret etti…Suriyeli gazeteci Sultan: Suriye'de uyuşturucu ticaretinde patlama yaşandı

Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
TT

Sedat Peker, Lazkiye'deki kokain trafiğine işaret etti…Suriyeli gazeteci Sultan: Suriye'de uyuşturucu ticaretinde patlama yaşandı

Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA
Sedat Peker, kokain ticaretinin merkezlerinden birinin de Suriye'deki Lazkiye Limanı olduğunu iddia etti / Fotoğraf: Youtube - SANA

Organize suç örgütü liderliğinden hüküm giyen ve başka suçlamalardan dolayı aranan Sedat Peker,  7'ncisini yayımladığı videosunda Latin Amerika'dan getirtildiğini öne sürdüğü kokainle ilgili iddialarında iki defa Suriye'nin Lazkiye şehrinden şöyle bahsetmişti:
"Kokain önce Kolombiya üzerinden geliyordu. ABD, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) orada çok etkili. Orada sistemi döndüremeyeceklerini anlayınca yeni bir güzergah çalışması yaptılar. Venezuela'da DEA kontrolü yok. Kolombiya'dan kokaini bu ülkeye geçirmek çok kolay. Oradan gelen mal, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidiyor deniliyor ya, 'hayır', Avrupa'da ucuz kokain, burada pahalı, asıl en pahalı olduğu yer Ortadoğu. Suriye Lazkiye Limanı da DEA'nın kontrolünde değil."
Peker, ikinci yorumunda ise Lazkiye'yle ilgili şu iddiada bulundu:
"Kokain Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra 30-35 metrelik uzun yolculuk yapan yatlarla 500 kilo, 1 ton kokain o şekilde dağılıyor. Özellikle Suriye Lazkiye üzerinden de yapılıyor."

Lazkiye, Suriye'den dışarıya uyuşturucu kaçakçılığının güzergahında
Peker'in iddialarını Lazkiye'de doğup büyüyen ve halen de bu şehirde yaşayan Beyrut merkezli, Futuristic Studies Institute Araştırma Merkezi uzmanlarından gazeteci Somer Sultan'a sorduk.
Lazkiye, gerçekten de Peker'in iddia ettiği gibi Latin Amerika ile Türkiye-Kuzey Kıbrıs-Ortadoğu arasındaki kokain ticaretinin duraklarından biri mi?
Suriyeli gazeteci Sultan'a göre Lazkiye uyuşturucu ithalatı değil tam tersine bir ihracat güzergahı olma yolunda.
Suriye'de iç savaşla birlikte bazı geniş toprak alanlarının devlet kontrolünden çıkmasıyla beraber ülkede uyuşturucu ticaretinin bir patlama yaşadığını belirten Sultan, "Devletin kontrolünde kalan bölgelerde de güvenlik kabzasının biraz gevşemesiyle birlikte bir büyüme oldu. Lakin, gelen bilgiler Lazkiye limanının bir uyuşturucu ithalatı değil, tam tersine ihracat güzergahı olduğu yönünde" dedi. 

Lazkiye, Türkiye sınırına yakın bir noktada 
Kokainden ziyade captagon ticareti yaygın
Sultan, buna karşın Lazkiye güzergahının kokainden ziyade ağırlıklı olarak captagon olarak bilinen uyuşturucu hap kaçakçılığında kullanıldığını öne sürdü.
Cinsel gücü artırdığına dair inanışın da etkisiyle captagonun en yaygın kullanıldığı bölgelerin başında Ortadoğu ülkeleri geliyor.
Yine anlık olarak cesaret verdiği iddiasıyla özellikle Suriye ve Irak'taki çatışma bölgelerinde de savaşçılarca kullandığı iddia edilmişti.

Suriye-Lübnan arasındaki dağlık bölgede captagon üretim merkezleri olduğu konuşuluyor
Sultan, geçen ayın başında Suudi Arabistan'da Lübnan'dan gelen bir nakliyede yer alan narların içinde captagon uyuşturucusunun bulunduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bunun üzerine siyasi bir kriz yaşandı. Bazı medya kaynakları o yükün aslında Suriye'den Lübnan'a geldiğini iddia etti. Lübnan - Suriye sınırı arasındaki dağlık tenha bölgelerde bir takım captagon üretim yerleri olduğu öne sürüldü. O bölgenin sınıra yakın olması, dağlık, ormanlık yapısı ve her iki ülkenin halkının iç içe olması uyuşturucu üretenlere daha geniş imkanlar sağlıyor."

"İddia doğruysa gelen uyuşturucu Ürdün'e veya Lübnan'a gidiyor olabilir"
Buna karşın Sultan, Peker'in kokainle ilgili iddiaları konusunda temkinli.
Gerekçesini de şöyle açıkladı Sultan:
"Sedat Peker, kokainin Lazkiye Limanı'ndan girip oradan Ortadoğu'ya dağıtıldığını iddia etti. Bunu doğru sayarsak uyuşturucu karadan Irak veya Ürdün'e gitmeli ya da ek bir ihtimal olarak Lübnan'a ve oradan uçak veya denizle diğer Ortadoğu ülkelerine geçmeli. Irak zor görünüyor. Çünkü Suriye ve Irak arasındaki yol güvenlikli değil. Ürdün iyi bir ihtimal olarak görünüyor. Hatta kısa bir süre önce Ürdün ordusu, yayımladığı bir bildiride Suriye'den geçmeye çalışan uyuşturucu kaçakçılarıyla çatışma yaşandığını ve üç kaçakçıyı katlettiğini bildirdi. Ancak yakalanan uyuşturucu yine captagondu, kokain değildi yani."

Peker'in iddiasında geçen Lazkiye Limanı, Suriye'nin en büyük limanlarından / Fotoğraf: SANA
"Guardian, Lazkiye'nin Avrupa'ya uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığını iddia etti"
Sultan'a göre Lazkiye'nin uyuşturucu güzergahı olarak kullanıldığı iddiası ilk değil. Bu konunun daha önce de gündeme getirildiğini aktaran Sultan, "Özellikle Lazkiye Limanı'nı ele alırsak, bir süre önce Guardian gazetesi de benzer bir haber yayımlamıştı. Yunanistan'a ve genel olarak AB'ye buradan uyuşturucu yüklerinin gittiği yönünde bilgileri paylaşmıştı. Ancak Sedat Peker, kokainin Ortadoğu'da pahalı, Avrupa'da ucuz olduğunu söyledi. Dolayısıyla Lazkiye'den çıkan malların yine her halükarda captagon olması daha yüksek bir ihtimal" ifadelerini kullandı. 

Suriye'de gümrük memurlarına operasyon
Sultan, Sedat Peker'in videosundan bir gün önce Suriye'nin yarı resmi El Vatan gazetesinin gümrük birimlerinde geniş bir temizliğe gidildiği ve 21 sorumlunun açığa çıkarıldığını belirten bir haber yayınladığını kaydetti. Sultan, "Ancak bu 21 kişinin hiçbiri Türkiye sınırına yakın Lazkiye ve Halep gibi yerlerde değil. Daha çok orta ve güney bölgelerde çalışıyorlardı" bilgisini verdi. 

"Lazkiye üzerinden Türkiye'ye geçiş zor"
"İddiaları doğru varsayarsak Lazkiye Limanı'na getirilen kokain, oradan Türkiye'ye geçiriliyor olabilir mi?" sorusunu Sultan, şöyle yanıtladı:
O zor. Çünkü sadece gümrükten geçmeyecek, aynı zamanda iki ülkenin ordusunun bulunduğu savaş alanı sayılabilecek güzergahlardan geçmesi gerekiyor.

Kuzey Kıbrıs'tan Lazkiye'ye direkt sefer yok
Sultan, ayrıca Kuzey Kıbrıs ile Lazkiye arasında da direkt seferlerin olmadığını, buna karşın nakliye şirketlerinin bir ürünü getirmek gerektiğinde Kuzey Kıbrıs'tan karayla Güney Kıbrıs'a, oradan da deniz yoluyla Lazkiye'ye getirebildiğini belirtti.

Ailesi Lazkiyeli olan Esad, burada olan Rus üssünü ziyarette / Fotoğraf: SANA
Lazkiye, Esad'ın memleketi ve kalesi
Sedat Peker'in açıklamasıyla gündeme gelen Lazkiye, Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Türkiye'nin Hatay iline komşu Beşşar Esad'ın hem memleketi ve kalesi konumundaki bir şehir.
Suriye ordusu subaylarının önemli bir kısmı da Lazkiye ve güneyindeki Tartus ilinden çıkma.
Rusya'nın Suriye'deki en büyük hava üssü Hmeymim de Lazkiye'de bulunuyor.

Kanlı çatışmalara sahne olan Türkmendağı Lazkiye sınırları içinde
Şehrin kuzeyindeki Türkiye sınırına ve İdlib'e yakın noktalardaki dağlık alanlarda muhaliflerin güçleri bulunsa da 2011’deki savaşın ilk günlerinden beri Esad yönetimi Lazkiye merkezindeki gücünü hep korudu.
Türkiye sınırına yakın noktadaki Türkmendağı'nda geçtiğimiz yıllarda Suriye ordusu ile muhalif güçler arasında sert çatışmalar yaşandı.
Türkmendağı adından da anlaşılacağı üzere Suriyeli Türkmenlerin ikamet ettiği bir alan.

Lazkiye kuzeyindeki Türkmendağı, uzun süre Suriye Ordusu ile ÖSO'ya bağlı Türkmen savaşçıların çatışmalarına sahne olmuştu / Fotoğraf: Twitter
Çatışmalarda ölen Türk vatandaşları da oldu
Savaşın başlamasıyla burada yaşayan Türkmenlerin bir kısmı da Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) saflarına katılarak Esad yönetimine karşı savaşa başlamış, bunlara Türkiye'den gelen ağırlıklı olarak milliyetçi görüşe sahip bazı kişiler de katılmış, bunlar arasında ölenler de olmuştu.
Ölenler arasında MHP Fatih İlçe Başkan Yardımcısı İbrahim Küçük, MHP Esenyurt Teşkilatı Üyesi Ferhat Tüle ile Maltepe Ülkü Ocakları Üyesi Burak Mişinci de vardı.

Sedat Peker, Lazkiye'nin kuzeyindeki muhaliflere askeri malzemelerin de olduğu yardım göndermişti / Fotoğraf: Twitter
Sedat Peker'den Türkmendağı’daki muhaliflere yardım
Sedat Peker'in adı bu süreçte de duyulmuştu.
2015 yılında bir açıklama yapan Sedat Peker, Türkmendağı'ndaki Türkmen savaşçılara içlerinde telsiz, drone, askeri kamuflaj ve botların da olduğu dört tır yardım gönderdiğini açıklamıştı.

Esed yönetimi Lazkiye'de üstünlüğü ele geçirdi
Ancak Suriye ordusu sonraki süreçlerde Lazkiye'nin doğusundaki Kibene Dağı dışında Türkmendağı'da dahil olmak üzere Lazkiye'nin genelinde üstünlüğü ve kontrolü ele geçirdi.
Halen de Kibene Dağı dışında Lazkiye geneli Şam yönetiminin kontrolünde.
Askeri ve sosyal yönü bir tarafa Lazkiye aynı zamanda Tartus Limanı'ndan sonra Suriye'nin deniz yoluyla dışa açılan kapısı durumunda.
Ülke ihracatının ve ithalatının büyük bölümü savaştan önce buradan yapılıyordu.
Azalan ticarete karşın Lazkiye Limanı halen önemini koruyor.

Türk güvenlik güçlerince Suriye açıklarında uyuşturucu operasyonu
Bu arada geçtiğimiz günlerde Türk güvenlik güçlerince Suriye'ye özellikle de Lazkiye'ye yakın denebilecek noktalarda iki uyuşturucu operasyonu gerçekleştirildi.
17 Mayıs 2021 günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yapılan açıklamada Suriye açıklarında müdahale edilen gemide 1,5 tonun üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildiği duyruldu.
Soylu, operasyonun Sahil Güvenlik, Emniyet; Narkotik-Havacılık İHA-Özel Harekat birimlerinin işbirliği ile yapıldığını belirtti.

Hatay'da en büyük captagon operasyonu geçtiğimiz günlerde yapıldı
Yine 16 Mayıs 2021 Pazar günü Ticaret Bakanı Mehmet Muş tarafından yapılan açıklamada Hatay Gümrük Kapısı'nda, piyasa değeri 313 milyon lira olan 1072 kilogram "captagon" cinsi uyuşturucu maddenin ele geçirildiğini açıklandı.
"Bugüne dek en yüksek miktarlı captagon yakalaması" olarak duyurulan operasyonla ilgili bilgi veren Bakan Muş, söz konusu captagonun Birleşik Arap Emirlikleri'ne transit edilmek üzere İskenderun Limakport Limanı'na getirildiği ve içinde "bina taşı var" diye beyan edilen konteynırlarda yapılan arama sonucu ele geçirildiğini söylemişti.
Independent Türkçe



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.