Başbakan Diyab, Lübnan’ın ‘kaosa’ sürüklenmesinden korkuyor

Lübnan Yüksek Savunma Konseyi, kaçakçılıkla mücadele konusundaki etkinliğini arttırma meselesini ele aldı

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 26 Mayıs’ta Yüksek Savunma Konseyi toplantısında (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 26 Mayıs’ta Yüksek Savunma Konseyi toplantısında (Dalati ve Nahra)
TT

Başbakan Diyab, Lübnan’ın ‘kaosa’ sürüklenmesinden korkuyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 26 Mayıs’ta Yüksek Savunma Konseyi toplantısında (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 26 Mayıs’ta Yüksek Savunma Konseyi toplantısında (Dalati ve Nahra)

Lübnan Yüksek Savunma Konseyi güvenlik, askeri ve gümrük kurumlarına ‘kaçakçılıkla mücadele konusundaki etkinliğini arttırmak, şüpheli planları takip etmek ve ihlallere karşı maksimum tedbirler almak’ amacıyla temasların yürütülmesi ve aralarında koordinasyonun sağlanması çağrısı yaptı. 
Söz konusu kararlar’ kaçakçılıkla mücadele, yaşamsal ve diğer güvenlik konuları hususunda ortaya koyulan uygulamaları’ ele almak üzere Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın başkanlığında ve Başbakan Hassan Diyab, bakanlar ve güvenlik liderlerinin katılımıyla 26 Mayıs’ta konsey tarafından gerçekleştirilen toplantıda alındı.
Toplantının açılışında konuşan Avn, “Kaçakçılıkla mücadele konusu, özellikle de Lübnan’ın tanık olduğu zorlu ekonomik koşullar çerçevesinde, Lübnan Devleti’nin itibarını korumak ve finansal gelirlerin temin edilmesini sağlamak için bir önceliktir” dedi. Cumhurbaşkanı, ortaya koyulan uygulamalara rağmen hala boşlukların bulunduğunu vurguladı.
Mişel Avn, daha fazla etkinlik elde etmek için güvenlik hizmetleri arasında koordinasyonun yanı sıra yürütülen temasların, alınan önlemlere yeniden güven sağlanması için pratik prosedürlerle onaylanması gerektiğini vurguladı. Aynı şekilde Avn, kaçakçılıkla mücadele için alınan önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Mişel Avn, “Mevcut imkanlara rağmen elde edilen bu tür bir başarı, hem kara, hem deniz hem de hava geçişleri üzerinde Lübnan’ın takibiyle kademeli olarak güvene dayalıdır” dedi.
Öte yandan Diyab ise, yaşamsal ve toplumsal koşullara, temel malzemelerin kaybına karşı protesto düzenleyen halk hareketi hakkında değerlendirmede bulundu. Hassan Diyab, “Bugün zor bir denklemin karşısında duruyoruz; Lübnan Merkez Bankası’nın çoğu gıda ve et sübvansiyonlarını durdurması sonrasında Lübnanlılar tekelcilik ve depolama nedeniyle ilaç, benzin ve mazot hususunda büyük zorluklarla karşı karşıya. Hükümetin kurulması için seslerini yükseltmeleri onları hakkı” ifadelerini kullandı.
Diyab ayrıca, halk hareketlerinin sömürülmesi, siyasete yatırım yapma hedeflerinden dönülmesi veya ülkeyi kaosa sürükleme, yolları kesme, kamu ve özel kuruluşları yıkmaya dönülmesi durumlarından endişe duyduğunu söyledi.
Güvenliğin ‘tam güvenlik istikrarını, devriyelerin yoğunlaştırılmasını, herhangi bir bölgede güvenliğe yönelik herhangi bir girişimin önlenmesini’ gerektirdiğini belirtti.
İçişleri ve Belediyeler Bakanı Muhammed Fehmi de Lübnan tarım ürünlerinin kendi topraklarına girişini engelleme kararının yayınlanmasının ardından Suudi Arabistan’daki ilgili yetkililerle temasların ve koordinasyonun yürütülmesiyle görevlendirildikten sonra bir rapor sundu. Raporda yer alan veriler ‘güvenlik, askeri ve gümrük birimleri tarafından hızlı önlemlerin alınma gerekliliğini ve yasaklı maddeler başta olmak üzere, birçok kaçakçılık faaliyetinin belirlendiği bilgisini’ içeriyor. Raporda derhal ve orta vadeli prosedürlere yönelik bazı öneriler de yer alıyor. Önerilerin sunulması sonrasında Cumhurbaşkanı Mişel Avn, her düzeyde öncelikler ve uygulama ihtiyaçlarının geliştirilmesinin önemine dikkati çekerken, mevcut imkanlar uyarınca uygun bir yol haritasının geliştirilmesi çağrısı yaptı.
Aynı şekilde Sağlık Bakanı Hamad Hasan, ülkenin tanık olduğu finansal kriz ortasında ilaç ve malzeme finansman süreci başta olmak üzere, sağlık sektörü ve hastanelerin mustarip olduğu zorluklara dikkati çekti, bu konuda alınan kararlar ve ortaya koyulan uygulamalara değindi. Hasan, Lübnan Merkez Bankası’na da Sağlık Bakanlığı ile koordinasyon dahilinde, öncelik ve ihtiyaçlara göre sağlık sektörünün finansman sürecini kolaylaştırma çağrısı yaptı.



Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
TT

Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)

Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırma, Gazze Şeridi’nde süren savaşın ilk 16 ayında 75 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu rakamın, o dönemde yerel makamlarca açıklanan bilançodan en az 25 bin daha fazla olduğu belirtildi.

Çalışma ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oranına ilişkin yayımladığı verilerin doğruluğunu teyit etti.

Araştırmaya göre, 7 Ekim 2023 ile 5 Ocak 2025 tarihleri arasında yaklaşık 42 bin kadın, çocuk ve yaşlı yaşamını yitirdi. Bu ölümler, Gazze savaşında meydana gelen toplam can kayıplarının yüzde 56’sını oluşturdu.

Ekonomist, demograf, epidemiyolog ve saha araştırmacılarından oluşan yazar ekibi, The Lancet Global Health dergisinde kaleme aldıkları makalede, “Mevcut bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 5 Ocak 2025’e kadar Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 3 ila 4’ünün şiddet sonucu hayatını kaybettiğine işaret etmektedir. Ayrıca çatışmanın dolaylı etkileri nedeniyle çok sayıda şiddet dışı ölüm de kaydedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısı tartışma konusu olmaya devam ederken, üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi geçen ay İsrailli gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamlarının topladığı verilerin büyük ölçüde doğru olduğunu söylemişti. Bu açıklama, aylardır süren resmi şüphelerin ardından dikkat çekici bir tutum değişikliği olarak değerlendirildi.

Söz konusu yetkili, Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırıları sonucu yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya kayıpların dahil olmadığını aktardı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamları ise İsrail saldırıları nedeniyle doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısının 71 bini aştığını, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana 570’ten fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

gbrhy
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını kılan Filistinliler (EPA)

Geçtiğimiz yıl The Lancet’te yayımlanan bir başka araştırmada, savaşın ilk dokuz ayında Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısının, Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinde açıklanandan yaklaşık yüzde 40 daha düşük tahmin edildiği bildirilmişti.

Yeni çalışma da resmi vefat sayısının gerçek rakamın oldukça altında kaldığına işaret etti. Araştırma, Gazze Şeridi genelini temsil edecek şekilde özenle seçilen 2 bin aileyle yapılan bir ankete dayanıyor. Katılımcılardan, aile fertleri arasındaki ölümlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeleri istendi. Saha çalışması, Filistin’de ve bölgenin diğer kısımlarında yürüttükleri çalışmalarla tanınan deneyimli Filistinli kamuoyu araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.

Londra’daki Royal Holloway, University of London bünyesinde görev yapan ve çatışmalardaki can kayıplarının hesaplanması üzerine 20 yılı aşkın süredir çalışan ekonomist Michael Spagat, hakemli olarak yayımlanan araştırmanın yazarlarından biri olarak, yeni bulguların Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında Gazze Şeridi’nde 8 bin 200 ölümün yetersiz beslenme ya da tedavi edilemeyen hastalıklar gibi dolaylı etkilerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtti.

Çalışma, İsrail saldırılarının en yoğun ve en ölümcül dönemini kapsarken, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin en ağır safhasını içermiyor. Birleşmiş Milletler (BM) destekli uzmanlar, geçen yıl ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kıtlık ilan etmişti.

Araştırmacılar, nihai ve kesin bir can kaybı sayısına ulaşmanın uzun zaman ve önemli kaynaklar gerektireceğini vurgulayarak, kendi bulguları da dahil olmak üzere mevcut tüm tahminlerin geniş hata payları içerdiğine dikkat çekti.