MSB, jandarmayı geri istiyor, İçişleri, "vazgeçmem" diyor. Jandarma, neden paylaşılamıyor?

ekran görüntüsü (Youtube)
ekran görüntüsü (Youtube)
TT

MSB, jandarmayı geri istiyor, İçişleri, "vazgeçmem" diyor. Jandarma, neden paylaşılamıyor?

ekran görüntüsü (Youtube)
ekran görüntüsü (Youtube)

Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, 25 Mayıs 2021 Salı günü kaleme aldığı bir yazıda, Milli Savunma Bakanı (MSB) Hulusi Akar'ın İçişleri Bakanlığı'na bağlı jandarma teşkilatının tekrar MSB'ye bağlanmasını talep ettiğini öne sürdü.
Takan'ın iddiasına göre Akar, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ikna etmek üzereyken jandarmanın şu an bağlı olduğu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu devreye girdi. Soylu, detaylı anlatımlarıyla bu yönde bir karar almama konusunda Erdoğan'ı ikna etti.
2016 yılında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu 4'üncü maddesinde yapılan değişiklik ile Jandarma Genel Komutanlığı, İçişleri Bakanlığı'na bağlanmıştı.

15 Temmuz darbesinin bastırılmasında önemli rol oynadı
2021 yılı itibariyle jandarmanın 186 bin 170 personeli bulunuyor.
Bunun 5 bin 240'ı subay, 35 bin 71'i astsubay, 15 bin 390'ı uzman jandarma, 99 bin 390 uzman erbaş, 26 bin 293'ü ise er ve erbaş. Ayrıca 774 işçi ile bin 353 de yedek subay bulunuyor.
Kuruma bağlı Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) timleri 15 Temmuz darbe girişiminde Jandarma Genel Komutanlığı'nın ve Genelkurmay Karargahı'nın darbeci askerlerden kurtarılmasında önemli rol oynamıştı.

JÖH'ler terörle mücadelede aktif
Jandarma bünyesinde 21 Jandarma Özel Harekat Taburu (JÖH), terörle mücadelede ve sınır ötesi harekatlarda önemli rol oynarken, çok sayıda komando taburu ve bölüğü de iç güvenliğin sağlanmasında aktif rol oynuyor.
Bilindiği gibi jandarma öteden beri İçişleri Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı (MSB) arasında paylaşılamayan bir kurum oldu.
2016 yılında MSB'den alınarak İçişleri Bakanlığı'na bağlansa bile Takan'ın iddiasına bakılırsa bu konuda halen rekabet bitmiş değil.
Peki jandarma teşkilatının önemi nedir? Bu kurumu "paylaşılamayan" kılan özellikleri neler?

1839'da kuruldu
Emekli Jandarma Kurmay Albay Aziz Ergen, önce jandarmanın tarihçesi hakkında bilgi verdi.
Ergen'in verdiği bilgilere göre jandarmanın tarihçesi kısaca şöyle: Jandarma teşkilatı, Osmanlı döneminde 1826 yılında kaldırılan Yeniçeri Ocağı'nın ardından içeride asayiş güvenliğinin sağlanması için 14 Haziran 1839 tarihinde kuruldu.
Bu tarih halen jandarmanın kuruluş günü olarak kutlanıyor.
1909 yılında Jandarma Umum Komutanlığı adını alarak Harbiye Nazırlığı'na bağlanan jandarma, I. Dünya Savaşı'nda hem iç güvenliği sağlarken hem de cephelerde savaştı.
Cumhuriyet'in ilanının ardından Jandarma Bölge Müfettişlikleri ve Jandarma Bölge Komutanlıklarının yanı sıra Seyyar Jandarma Birlikleri de kurularak sınırların denetimini de aldı.
1937 yılında cezaevleri korumasını da alan jandarmaya 1956 yılında sınır kıyı ve kara sularının korunması ve kaçakçılığın önlenmesi görevi de verildi.

Kıbrıs Barış Harekatı'nda Rum konvoyunu imha etti
Bu görevleri yerine getiren jandarmaya bağlı Nevşehir komando taburu, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'na katılarak çatışmalar sırasında bir Rum askeri konvoyunu imha etti.
1982 yılında Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın kurulması ile bu görevi devreden jandarma, 1984'te PKK'nın silahlı eylemlere başlamasıyla birlikte terörle mücadelede en ağır yükü üstlenen ve en fazla şehit veren kurum oldu.

Dünyada 62 ülkede jandarma var
1998 yılında Uluslararası Jandarmalar ve Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Birliği'ne de üye olan Türk jandarma teşkilatı, dünyadaki 62 jandarma teşkilatından biri.
2010'da Avrupa Jandarma Konseyi'ne gözlemci olan jandarma teşkilatı, 2016 yılında bir kanun hükmünde kararname ile İçişleri Bakanlığı'na bağlanana kadar TSK bünyesinde bir güçtü.
İçişleri Bakanlığı'na bağlandıktan sonra da sınır ötesi harekatlara katılmaya devam eden jandarma, 2018'de Zeytin Dalı Harekatı'nda da bulundu.
Bu bilgileri veren Ergen, ardından jandarmaya dair diğer sorularımızı yanıtlamaya başladı.

Üç kuruma farklı yönlerden bağlıydı
İçişleri Bakanlığı'na bağlanana kadar Jandarma’nın statüsü nasıldı?
Atama, sicil, ceza ödül, yönünden Genel Kurmay Başkanlığı'na, idari yönden İçişlerine, adli yönden ise Adalet Bakanlığı'na bağlıydı.

"Yıllardır çekişme sürüyordu"
İçişleri Bakanlığı ile TSK arasında geçmişte de jandarma konusunda çekişme var mıydı?

Yıllardır bu çekişme sürüyordu. İçişleri Bakanlığı, jandarmanın da emniyet gibi kendisine bağlı olmasını istiyor, "Bana bağlayın. İdari açısından bana bağlı olmasına karşın atama, sicil, ödül, cezaya karışamadığımdan teşkilat üzerinde yeterince etkili olamıyorum" diyordu.

"Siyasilerin iç işleyişe müdahale etmesi kaygısı vardı"
Askeri kanat, neden kendisine bağlı olmasını istiyordu?

Askeri kanatta eğer İçişleri Bakanlığı'na bağlarsak o zaman emniyet gibi siyasiler devamlı jandarmanın iç işleyişine müdahale eder diyordu. Örneğin bir milletvekili gelip bir emniyet müdürünün tayini konusunda talepkar olup, etkili olabilirken jandarmada bunu yapamıyordu. Çünkü 2016'ya kadar atama, sicil, ceza, disiplin yönünden askeri hiyerarşiye bağlıydı. FETÖ ayaklanmasıyla birlikte kanun değişikliği yapılarak Genelkurmay ile bağı kesilerek İçişleri'ne bağlandı.

"Jandarmayı hem iç güvenlikte hem savaşta kullanabilirsin"
Peki Jandarma’nın asıl önemi ne?

Ülkenin yüzde 93'ü jandarmanın görev sahasında. Belediye hudutları içerisinde kalan yerler polisin görev sahası iken geri kalan jandarmanın alanında. Nüfusun yaklaşık yüzde 21'i jandarma bölgelerinde yaşıyor ancak bu oran yazları kentten kırsala göçün başlamasıyla artıyor. Ancak asıl önemi şu. Jandarmayı eğitimi ve donanımı nedeniyle hem iç güvenlikte hem de bir dış savaşta kullanıp başarı sağlayabilirsin. Bu yönüyle tek güç. Böyle bir birliğin kendi yönetiminde olmasını herkes ister.

"Disiplin anlayışı emniyete göre daha çok tercih ediliyor"
Jandarmanın kendisi gibi İçişleri'ne bağlı olan emniyetten farkı nedir?

Jandarmanın temelinde askeri disiplin de var. Bu disiplin anlayışı emniyete göre daha çok tercih ediliyor. Emniyet yıllardır siyasi iradenin elinde. Siyasiler sürekli yönlendiriyor. Oysa jandarmanın subayları yakın zamana kadar harp okulunda yetişiyordu. Bu nedenle jandarmaya aynı zamanda bir "Kanun Ordusu" denir. Subay ruhuyla yetişen bir ordu olarak kanunu bir ordu olarak savunuyor. Bu da onu stratejik bir kurum haline getiriyor. Ancak bu özelliğini koruması için siyasilerin çok fazla müdahale etmemesi gerekiyor.

"Jandarmanın taraftar olmadıktan sonra bu ülkede darbe yapılamaz"
2016 öncesinde darbe riskini azaltmak için de jandarmanın İçişleri'ne bağlanması gerektiğini savunanlar vardı. Jandarmanın İçişleri'ne bağlanmasının asıl nedeni bu iddialar mıydı?

Jandarma Genel Komutanlığı ülkenin sigortasıdır. Ülkenin yüzde 93'üne hakim olan bir teşkilat darbeye taraftar olmadıktan sonra bu ülkede darbe yapılması mümkün değildir. Jandarma teşkilatı darbelere karşı da güvencedir ve darbelere karşı bir kurumdur. Bundan dolayı FETÖ, jandarmaya sızmaya çalışmış en sert çatışmalar da Jandarma Genel Komutanlığı'nda olmuştu.

"Ülkenin can damarlarını jandarma koruyor"
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında adı duyulan JÖAK nedir?

Açılımı Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı. Bu güç Genelkurmay'ın özel kuvvetleri gibi bir birim. En kritik görevleri yerine getiren, özel kuvvetler ayarında bir güç. Jandarma Özel Harekat yani JÖH'ler ise ağırlıklı olarak PKK'ya karşı mücadele ediyor.

Terörle mücadele ve asayiş olayları dışında jandarmanın başka kritik görevleri var mı?
Barajların, hava limanlarının, termik santrallerin, HES'lerin, nükleer tesitlerin, petrol üretim ve depolama merkezlerinin ve kritik karayollarının korunması hep jandarmanın görevi kapsamında. Aslında ülkenin can damarlarını jandarma koruyor desek yeridir.

Artık harp okullarında eğitilmiyorlar
Jandarma personeli 2016'daki değişikliğin ardından artık nerede eğitiliyor?

Jandarma subayları eskiden harp okulundan mezun olurdu. Ancak 2016'dan sonra Ankara Beytepe Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nde eğitiliyorlar. Tabi rütbeleri yine TSK'daki gibi ama özlük hakları bağlamında ise İçişleri Bakanlığı'na bağlılar.

Jandarma’nın kendi istihbarat birimleri de var. Bunların görevleri nedir?
Jandarma İstihbarat, sorumlu olduğu alanda emniyet gibi asayiş ve terör suçlarına yönelik bütün yasa dışı faaliyetleri takip eder ve mevzuat kapsamında teknik takip de yaparak delilden suçluya giderek adalete teslim edilmesine katkı sağlar. Resmi kıyafetle olduğu gibi sivil kıyafetle de görev yapar.

Dış istihbarat görevi de var mı?
Biliyorsunuz yapılan düzenleme ile bütün istihbarat tek elde toplandı. Jandarmanın bu kapsamda herhangi bir dış istihbarat görevi yok.

"Şu anda JİTEM diye bir şey yok"
Bir zamanlar adı çok duyulan JİTEM nedir ve halen faal mi?

1987 OHAL bölgesinde OHAL Valiliği'nin talebi ve İçişleri Bakanlığı'nın yasalar çerçevesinde onayı ile Jandarma İstihbarat Grup Komutanlıkları kuruldu. İsmi 1988'de Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olarak değiştirildi (Editör notu: JİTEM adı bunun kısaltılmışıydı.) 1997 yılında bazı sakıncaları görüldüğünden bu isim değiştirilerek JİT yani Jandarma İstihbarat Timleri adını aldı. Halen de jandarma komutanlıklar bünyesinde jandarma istihbarat timleri var. Şu anda JİTEM diye bir şey yok.

"Dış bir savaşta da görevlendirilebilir"
Jandarma, İçişleri’ne bağlandıktan sonra da bir dış savaş halinde görev alabilir mi?

Tabii ki. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yurtdışı görevlendirmesi yapılabilir. Ancak sınır ötesi harekat halinde TSK emir komutasına girer.

Jandarma, halen yurtdışında da görev yapıyor mu?
Evet. Afganistan Somali ve Azerbaycan'da görev yapan jandarma personeli var. Azerbaycan'da 26 kişilik bir tim var. Diğer iki ülkede ise 170 personel görev yapıyor.

En çok şarka giden tayini çıkan birim
Jandarma en çok şark tayin çıkan birim olarak biliniyor. Doğru mu?

Şayet son dönemde değişiklik olmadıysa bir jandarma subayı 5 kere şart hizmetine gider. Bu da meslek hayatının üçte birini doğu ilerinde geçirdiği anlamına geliyor.
Independent Türkçe



Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
TT

Sri Lanka'da vurgun: Avustralya'ya ödenecek borç çalındı

Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)
Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandığı 1948'den bu yana en büyük ekonomik ve toplumsal krizini yaşayan Sri Lanka'da 2022'de hükümet karşıtı birçok protesto düzenlenmişti (AFP)

Bilgisayar korsanları, Sri Lanka Maliye Bakanlığı'nın sistemine girerek 2,5 milyon dolar çaldı.

BBC'nin aktardığına göre çalınan fonlar, Avustralya'ya yapılan borç ödemesinin bir parçasıydı. Yetkililer, ayrıntılar ancak ortaya çıkmaya başlasa da paranın ocak ayında çalındığını düşünüyor.

Sri Lanka yönetimi, Avustralya'nın borç ödemesinde sorun yaşandığına ilişkin şikayette bulunmasından sonra hırsızlık yapıldığını fark etmiş.

Maliye Bakanlığı Sekreteri Harshana Suriyapperuma, perşembe günü yaptığı açıklamada, "Sri Lanka ödemeleri zamanında yapmış olsa da, siber suçlular müdahale ederek parayı amaçlanan alıcı yerine başka banka hesaplarına aktardı" dedi.

Suriyapperuma, Maliye Bakanlığı'na bağlı Kamu Borç Yönetimi Ofisi'ndeki 4 üst düzey yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve olayla ilgili inceleme başlatıldığını bildirdi.

Sekreter, ödeme bilgilerinin yer aldığı e-postaların tutulduğu sunucuya yapılan saldırılar sonucu paranın çalındığını düşündüklerini belirtti.

Avustralya'nın Sri Lanka Yüksek Komiseri Matthew Duckworth, X'teki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sri Lanka yetkilileri olayla ilgili inceleme yürütüyor ve soruşturmaya destek veren Avustralyalı yetkililerle işbirliği içinde çalışıyor.

AFP'nin aktardığına göre bu, Sri Lanka'da bir devlet kurumundan bilgisayar korsanları tarafından çalınan en büyük miktar. Bilgisayar korsanlarının hırsızlığı, Güney Asya ülkesinin ciddi bir ekonomik krizden çıkmaya çalıştığı dönemde gerçekleşti.

Nisan 2022'de 83 milyar doları aşan borç yükü nedeniyle temerrüde düşen ülkede gıda, yakıt, ilaç kıtlığı ve elektrik kesintileri yaşanmıştı.

Kriz geniş çaplı protestolara yol açmış ve dönemin Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa istifa ederek ülkeden ayrılmıştı.

Ülke, 2023'te IMF'yle 2,9 milyar dolarlık kurtarma paketi anlaşması imzalamış ve borç yapılandırma sürecini tamamladığını açıklamıştı.

IMF'den bu ayın başında yapılan açıklamada Sri Lanka'ya yönelik Genişletilmiş Fon Kolaylığı (EFF) kapsamında 700 milyon dolar finansman sağlanacağı duyurulmuştu.

Independent Türkçe, BBC, ABC


Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Savaş ve yaptırımlar, Çin yuanının yaygınlaşmasını nasıl sağladı?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Rusya-Ukrayna savaşıyla İran'daki çatışmalar, Çin'in resmi para birimi yuanın küresel nüfuzunu artırma çabalarına katkı sağlıyor.

New York Times'ın analizine göre Pekin yönetimi, yuanı küresel ölçekte yaygınlaştırmayı artık yalnızca ekonomik değil, "doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi" olarak görüyor.

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin, ABD doları merkezli küresel finans sistemine bağımlılığından kurtulmayı hedefliyor. Doğu Asya devi, yuanı uluslararası ticarette yaygınlaştırarak ABD'nin finansal baskı gücünü azaltmayı istiyor.

Rusya-Ukrayna savaşı ve İran'daki çatışmalara ek olarak Batı'nın Tahran ve Kremlin'e uyguladığı yaptırımlar da Çin'in bu yöndeki hedeflerine ulaşması için bir manevra alanı sağlıyor.

İran petrolü satın alan bazı ülkeler ödemeleri yuanla yapıyor. Rusya da Çin'le ticaretinin büyük bölümünü artık yuan üzerinden gerçekleştiriyor.

Pekin yönetimi, para biriminin küresel yaygınlığını ve gücünü artırma girişimlerini en az 20 yıldır yürütüyor.

Bu kapsamda Çin, onlarca merkez bankasıyla toplam 600 milyar dolarlık swap hattı oluşturdu. Bu sayede ülkeler dolara ihtiyaç duymadan yuan kullanabiliyor.

Pekin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. SWIFT'ten çıkarılan Rus ve İran bankaları CIPS'e yönelirken, katılımcı banka sayısı 75'ten yaklaşık 200'e yükseldi.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşında Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve enerji arzındaki riskler de Çin parasının kullanımını artırdı.

Diğer yandan yuanın, ABD dolarının hakimiyetini kırması önünde ciddi engeller de var.

Sermaye hareketlerinin sıkı kontrol altında olması, Çin dışına para çıkışının sınırlı tutulması ve ABD dolarına kıyasla yabancı yatırımcılar için erişimi zor bir para birimi olması yuanı küresel açıdan dezavantajlı kılıyor.

Bazı uzmanlara göre Pekin'in hedefi jeopolitik ve ekonomik kriz dönemlerinde kullanılabilecek alternatif bir sistem kurarak Washington'ın küresel finans üzerindeki "boğucu etkisini" zayıflatmak.

The Economist'in analizinde de Çin'in enerji ticaretini yuan üzerinden yürütme çabalarının, bu para birimini "daha istikrarlı bir liman" gibi göstermeye başladığına işaret ediliyor.

Analizde, Çin lideri Şi Cinping'in bu imajı güçlendirerek ülkesini sadece bir üretim devi değil, aynı zamanda bir "finansal güç merkezine dönüştürmeyi" hedeflediği vurgulanıyor.

Çin Komünist Partisi'nin martta yayımladığı Hükümet Çalışma Raporu'nda, 2026'da ülke ekonomisinin yüzde 4,5 ila 5 büyümesinin öngörüldüğü bilgisi paylaşılmıştı.

Ayrıca ülkenin özellikle hizmet sektöründe pazar erişimini genişleteceği, telekomünikasyon, biyoteknoloji ve yabancı sermayeli hastanelerle ilgili açılımlar yapacağı bildirilmişti.

Independent Türkçe, New York Times, The Economist, Global Times


Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
TT

Orban’ın mağlubiyeti, İsrail muhalefetine umut oldu: Netanyahu da aynı kaderi paylaşabilir

Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)
Netanyahu ve Orban, birbirlerine ve ABD'ye verdikleri destekle dikkat çekiyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kasımda düzenlenmesi öngörülen seçimlere hazırlanırken, "gerçek dostum" dediği Macaristan Başbakanı Viktor Orban'la aynı kaderi paylaşmak istemiyor.

Yahudi Telgraf Ajansı'nın (JTA) analizine göre Netanyahu'nun rakipleri, "İsrail'de de Orban'ınkine benzer bir sürpriz yaşanacağına" dair umutlu.

Londra School of Economis'ten araştırmacı Yonatan Levi, İsrail kamuoyunun Macaristan'daki seçimlere yoğun ilgisinin, Orta Avrupa ülkesinin Netanyahu ve ortakları açısından bir model gibi görülmesinden kaynakladığını belirtiyor:

Viktor Orban'ın mahkemeleri kontrol altına almasına, özgür medyayı ortadan kaldırmasına ve kamu hizmetlerini tamamen siyasallaştırmasına olanak tanıyan birçok yasa ve reform, son yıllarda İsrail'de de teşvik edildi. Dolayısıyla İsrailliler, mevcut demokratik gerileme yolunda devam ederse İsrail'de neler olabileceğini anlamak için Macaristan'a bakıyordu.

Analiste göre Macaristan'da 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban'ın genel seçimleri rakibi Peter Magyar karşısında kaybetmesiyse "İsrail'de de farklı bir geleceğin mümkün olduğu" görüşünü kuvvetlendirdi:

Son haftalardaki önemli gelişmeler nedeniyle İsrailliler, kendi ülkelerinde demokrasiyi kademeli olarak aşındıran Netanyahu ve Orban gibi popülist liderlerin nasıl yenilgiye uğratılabileceğini anlamak için Macaristan'ı yakından inceliyor.

Magyar, Orban'ın liderliğindeki radikal sağ Fidesz'den ayrılıp 2024'te merkez sağ çizgideki Tisza'ya geçmişti.

İsrail'deki bazı muhalif liderler de bu denklemden hareketle kendilerini "Magyar'ın İsrail versiyonu" olarak konumlandırıyor.

Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefet partisi Gelecek Var'ın lideri Yair Lapid, Macarsitan'daki seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, Magyar'ın Orban'ın partisinde yetiştiğine işaret ederek, 45 yaşındaki siyasetçinin sağcı ekonomi politikalarının Gelecek Var'ın çizgisine yakın olduğunu savunmuştu.

Lapid de 2013-2014'te Netanyahu'nun partisi Likud'la koalisyon anlaşmasına vararak, başbakanın hükümetinde maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Liberal çizgideki Demokratlar Partisi Başkanı Yair Golan da umudu Magyar'da görenlerden. Muhalif lider, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:

Orban her şeyi denedi: Medyayı ele geçirdi, yargı sistemini zayıflattı ve iktidarının yıkılmayacağına dair bir gerçeklik yaratmaya çalıştı. Ama sonunda Macar halkı sandıkta sözünü söyledi. Bizim için bu, tam burada yaşanacak olanların canlı bir hatırlatıcısı.

Bazı analistler, Magyar'ın İsrail'deki versiyonunun dindar siyasetçi Naftali Bennett olabileceğine işaret ediyor.

Siyasete 2005'te Netanyahu'nun yardımcısı olarak giren ve ırkçı açıklamalarıyla tanınan Bennet, 13 Haziran 2021-30 Haziran 2022'de İsrail başbakanıydı.

Öte yandan bazı uzmanlar Bennett'in, Netanyahu seçmenlerini kendi yanına çekebileceğini düşünmüyor. Fakat sağcı siyasetçinin benzer çizgideki partilerle kurabileceği bir koalisyonun güçlü olabileceği aktarılıyor.

Netanyahu, seçim zaferinin ardından Magyar'ı tebrik etmişti. Öte yandan Tisza liderinin bu hafta yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanabileceğini söylemesi dikkat çekmişti.

Independent Türkçe, JTA, Haaretz