İsrail’de beşinci kez seçime gidileceği beklentisi hakim

Yair Lapid’in İşçi Partis ile vardığı anlaşma hükümet kurmak için yeterli değil. (AFP)
Yair Lapid’in İşçi Partis ile vardığı anlaşma hükümet kurmak için yeterli değil. (AFP)
TT

İsrail’de beşinci kez seçime gidileceği beklentisi hakim

Yair Lapid’in İşçi Partis ile vardığı anlaşma hükümet kurmak için yeterli değil. (AFP)
Yair Lapid’in İşçi Partis ile vardığı anlaşma hükümet kurmak için yeterli değil. (AFP)

İsrail Parlamentosu’ndaki (Knesset) Ortak Arap Listesi Bloku Başkanı Eymen Udeh, yönetim krizinin ‘yapısal’ olması nedeniyle beşinci kez seçime gitme olasılığının yüksek olduğunu söyledi.
Udeh açıklamasında krizin nedeninin devam eden işgal, İsrailli Arap vatandaşlarının gayrimeşruluğu, laiklik ile dini görüş arasındaki mücadele ve ekonomik vizyon olduğunu belirterek bu çatışmaların hükümet kurmayı zorlaştırdığını vurguladı.
Hükümetin kurulamaması halinde beşinci kez seçime gidilmesinin kaçınılmaz olduğunu dile getiren Udeh, söz konusu krizlerin devam edeceğinin altını çizdi.
Udeh Yamina ve Yeni Umut Partisi üyelerinin ittifaka hazır olmadıklarını gerekçesiyle ‘değişim’ hükümeti kurulma olasılığını sorguladığı açıklamasında “Son gün dramatik ve tüm olasılıklara açık olacak. Ekim başında genel bir seçime gideceğimizi düşünüyorum” dedi.
Udeh söz konusu açıklamayı dün Yair Lapid liderliğindeki Gelecek Var Partisi ile Merav Michaeli liderliğindeki İşçi Partisi arasında varılan anlaşmaya rağmen yaptı.
İki parti koalisyon anlaşması yaptığını duyurdu. Taraflar tarafından yapılan ortak açıklamada, anlaşmanın ekonomik ve sosyal konuların da içinde bulunduğu geniş başlıkları kapsadığı kaydedildi. Açıklamada, polis teşkilatını güçlendirme ve Arap toplumunda suçlarla mücadele için birimler kurma sözü verildi.
Anlaşma, Lapid’in değişim bloğu aracılığıyla hükümet kurma çabaları kapsamında geldi.
İşçi Partisi’nin katılımı koalisyona destek olarak değerlendiriliyor. Ancak hükümetin kurulması için yeterli değil.
Lapid'in Naftali Bennett başkanlığındaki Yeni Sağ’a ve dış desteğe ihtiyacı var. Koalisyon anlaşmasına göre Ulaştırma, Diaspora İşleri ve Kamu Güvenliği bakanlıklarının kontrolü İşçi Partisi’ne verilecek.
İki taraf arasında üzerinde anlaşmaya varılan başlıklardan biri de din-devlet ilişkisi konusundaki anlayış.
İşçi Partisi’nin de katıldığı koalisyonda Avigdor Liberman başkanlığındaki Evimiz İsrail, Benny Gantz ve Meretz başkanlığındaki Mavi Beyaz İttifakı bulunuyor. Gantz’ın Savunma Bakanı olarak görevde kalacağı, Liberman’ın da Maliye Bakanı olacağı konusunda Lapid ile bir anlaşma mevcut. Meretz ise Ortadoğu’da bölgesel iş birliği bakanlığı ve İsavi Feric’in yer alacağı üç bakanlık alacak.
Lapid’in diğer taraflarla anlaşmaya varması için önünde dört günü var. Yeni hükümeti oluşturamaması halinde ise başarısızlığa uğrayacak.
Lapid, Yeni Sağ lideri Naftali Bennett’ın yanı sıra geçtiğimiz perşembe günü bir araya geldiği Yeni Umut Partisi Başkanı Gideon Saar ile de bir anlaşmaya varmaya çalışıyor. Saar ve Bennett koalisyona katılması halinde Lapid’in desteğini kazanabilir. Ancak Likup Partisi lideri Başbakan Binyamin Netanyahu’ya da umut veriyorlar. Netanyahu, Bennett'ı etkilemeye çalıştı ve Saar'ı etkilemekte başarısız oldu. Başbakan, Saar'a görev süresini sınırlamanın yanı sıra hükümete başkanlık etmesini de önermeyi planlıyor.
Netanyahu ayrıca Bennett’e ‘aklının başına gelmesi’ çağrısında bulundu. Dün konuyla ilgili açıklama yapan Netanyahu Likud’un Bennett ve Ayelet Şaked ile koalisyon anlaşmasına varmak için birçok taviz verdiğini ancak tehlikeli bir sol hükümete doğru koşarak anlaşmaya varmayı kabul etmediklerini söyledi.
Netanyahu Twitter hesabından yayınladığı bir videoda, Bennett ve Şaked'e hitaben, "Sola ve Yair Lapid ile bir hükümete katılmamaya söz verdiniz. Kendine gelin. Çok geç değil” ifadelerini kullandı.
Bennett, Netanyahu ve Lapid ile ise anlaşmaya varmadı.
 Lapid bir anlaşmaya varabilmek için geçen Perşembe günü Bennett ile bir araya geldi. Ancak görüşmede sonuç çıkmadı.
Lapid, başarısız olması halinde Netanyahu'nun sağcı bir hükümet kurma girişimini engellemek için Knesset'in feshedilmesini öngören bir yasa tasarısının kabul edilmesiyle görevi parlamentoya iade etmeyi planlıyor.
Lapid'in temsilcileri Likud Partisi’ne giderek Netanyahu ile yakınlaştı ve Knesset'in feshedilmesine yönelik tasarıyı desteklemeyi teklif etti. Teklifi kabul etmeyen Likud, Lapid’in hükümet kurma görevinin sona ermesinin ardından sağcı bir hükümet kurmak için son bir girişimde bulunmayı hedefliyor.



ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor
TT

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD merkezli haber sitesi Axios, perşembe günü yetkililere dayandırdığı haberinde, Amerika Birleşik Devletleri ile İran’ın bir anlaşmaya vardığını, ancak anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump’ın nihai onayını beklediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre anlaşma, müzakerelerin ilk 60 gününde öncelikli gündem maddesinin nükleer dosya olmasını öngörüyor. Ayrıca anlaşmanın uygulanma süreci boyunca İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılması da maddeler arasında yer alıyor.

Bir ABD’li yetkili, Axios’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın İran’ın nükleer silah edinmeye çalışmama taahhüdünü içerdiğini söyledi. Yetkili ayrıca İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndaki tüm mayınları 30 gün içinde temizlemeyi kabul ettiğini belirtti.

Aynı yetkili, Trump’ın arabuluculara anlaşmanın ayrıntılarını değerlendirmek için birkaç güne daha ihtiyaç duyduğunu ilettiğini aktardı.

Axios ayrıca ABD ile İran arasında anlaşma şartlarının salı günü üzerinde uzlaşıldığını, ancak iki ülke liderliklerinin henüz resmi onay vermediğini yazdı.

Öte yandan ABD ile İran, perşembe günü karşılıklı olarak ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Bu gelişme, iki taraf arasında ilan edilen ateşkesten üç ay sonra, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan Ortadoğu savaşının ardından yaşandı.

ABD ordusu, çarşambayı perşembeye bağlayan gece İran’a ait insansız hava araçlarını düşürdüğünü ve İran’ın güneyindeki bir üsse saldırılar düzenlediğini açıkladı. Tahran ise buna karşılık bir Amerikan üssünü hedef aldığını duyurdu. Yaşananlar, 8 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesten bu yana en tehlikeli çatışmalar olarak değerlendiriliyor.

Son gerilim, savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakere çabalarını da zora sokuyor. ABD’nin müttefiklerinden Kuveyt ise füze ve İHA saldırılarını engellediğini açıklayarak yaşananları “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

28 Şubat’ta başlayan ve perşembe günü dördüncü ayına giren savaşta, büyük bölümü İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Çatışmalar ayrıca küresel enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açarken, piyasalar barış görüşmelerinden çıkabilecek olası sonuçları yakından takip ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü savaş tehdidini yeniden gündeme getirdi. Kabine toplantısının ardından konuşan Trump, “İranlılar anlaşma yapmak için büyük bir istek duyuyor. Ancak şu ana kadar bunu başaramadılar. Sunulan önerilerden memnun değiliz” dedi.

Trump, nihayetinde ABD’yi tatmin edecek yeni tekliflerin geleceğine inandığını ifade ederek, “Ya bu gerçekleşecek ya da meseleyi bizim çözmemiz gerekecek” sözleriyle savaş seçeneğine yeniden işaret etti.


Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
TT

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)Genel Direktörü dün, Doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden savaşın, ölümcül Ebola salgınını kontrol altına alma çabalarını ciddi biçimde zorlaştırdığı konusunda uyarıda bulundu ve derhal ateşkes çağrısı yaptı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, WHO adına yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunun “hastalık ve çatışmanın çarpıştığı bir felaket” ile karşı karşıya olduğunu ve özellikle Ituri eyaletindeki Ebola salgınının müdahale kapasitesini aştığını ifade etti.

ABD’li yetkililer ise Trump yönetiminin Kenya’da bir karantina tesisi kurmayı ve Ebola virüsü taşıyan ABD vatandaşlarını tedavi ve gözetim için buraya transfer etmeyi planladığını açıkladı.

Öte yandan Uganda, salgının yayılma riskinin artması nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile olan sınırını geçici olarak kapattı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Kongo’daki salgında Mayıs ortasından bu yana 10 doğrulanmış ölüm, 220 şüpheli ölüm ve yaklaşık 900 vaka kaydedildi.


İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
TT

İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)

İngiltere’nin siber istihbarat teşkilatı başkanı, yapay zekânın artık “durdurulamaz bir güç” haline geldiği ve savaşın klasik tanımına tam olarak uymayan ancak ona giderek yaklaşan faaliyetlerde bir silah olarak kullanıldığı uyarısında bulundu.

Anne Keast-Butler, İngiltere Hükümet İletişim Merkezi’nin (GCHQ) Başkanı olarak yaptığı açıklamada, İngiltere ve müttefiklerinin “savaş ile barış arasında bir bölgede” yaşadığını ve siber uzayda Rusya ve diğer rakiplere karşı bir çatışmayı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bunun önüne geçmek için siber güvenliğe çok daha fazla aciliyetle yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

Keast-Butler, özellikle Rusya’yı hedef alarak, bu ülkenin İngiltere ve Avrupa’da kritik altyapıları, demokratik süreçleri, tedarik zincirlerini ve kamu güvenini “durmaksızın hedef aldığını”, ayrıca teknoloji hırsızlığı, sabotaj planları ve suikast girişimleriyle ilişkilendirildiğini ifade etti.

Diplomatlar, gazeteciler ve üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıda konuşan Keast-Butler, “Rusya, İngiltere ve Avrupa’ya karşı günlük hibrit faaliyetlerini denizlerin derinliklerinden siber uzaya kadar genişletiyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca kritik altyapı güvenliğine dikkat çeken Keast-Butler, özellikle İngiliz kara suları içinde ve çevresinde bulunan enerji hatları ile veri iletimini sağlayan deniz altı kablolarının korunmasının öncelikli alanlardan biri olduğunu vurguladı.