Japonya OHAL’i olimpiyatların açılışından bir ay öncesine kadar uzattı

Olimpiyatların Kovid-19’un yayılmasının odak noktasına dönüşeceğine yönelik endişeler

Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
TT

Japonya OHAL’i olimpiyatların açılışından bir ay öncesine kadar uzattı

Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)
Dünkü OHAL’in uzatılmasının ardından Tokyo tren istasyonunda maske kullanımı kurallarına uyuldu. (Reuters)

Japonya dün (Cuma), Tokyo’da ve ülkenin diğer bölgelerinde uygulanmakta olan olağanüstü hali (OHAL) 20 Haziran’a yani Kovid-19 pandemisinin ortaya çıkması nedeniyle geçen yıl ertelenen Olimpiyat Oyunlarının başlamasından 33 gün önceye kadar uzatmaya karar verdi. OHAL durumu Tokyo’yu ve diğer 9 bölgeyi kapsıyor.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Japonya Başbakanı Yoshihide Suga “Ayın ortasından bu yana vaka sayısı azaldı ancak durum endişe verici olmaya devam ediyor” dedi. Japonya’daki OHAL’in bu ayın sonunda sona ermesi bekleniyordu ancak Japon hükümeti pandeminin 4. dalgasıyla mücadele etmek için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.
Ekonomi Bakanı Yasutoshi Nishimura “Vaka sayıları hala çok yüksek. Bu durumu göz önüne alarak, OHAL önlemlerinin uzatılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
OHAL’in uzatılması kararı sağlık sektörünün gücünü tüketen 4. dalga ile mücadele kapsamında gelirken, kamuoyu vaka sayılarının artmasından endişe ederek bu yaz olimpiyat oyunlarının düzenlenmesine şiddetle karşı çıkıyor.
Minnesota Üniversitesi, Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi ve Kaliforniya Üniversitesi’nden ABD’li uzmanlar, Tokyo’da Temmuz ayında düzenlenecek Olimpiyat Oyunlarının ve sonrasındaki Paralimpik Oyunlarının organizatörlerinin, sporcuları, antrenörleri ve katılımcıları korumaya yönelik yeterli adımları atmadıklarını belirterek krizin ele alınması için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanlarına acil bir toplantı düzenleme çağrısında bulundular. Uzmanlar 25 Mayıs’ta New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan bir mektupta, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) 2020’nin Mart ayında Tokyo Olimpiyatlarını erteleme kararı aldığında, Japonya’da 865 vaka olduğunu belirtti. Ancak şimdi ülkenin OHAL’de olduğunu ve 70 bin vakanın bulunduğunu ayrıca ülke nüfusunun sadece yüzde 5’inden az bir kısmının aşılanmış olduğunu da belirtiyorlar. Mektupta, “IOC’nin Temmuz ayındaki Olimpiyatları gerçekleştirme planlarının güvenilir bilimsel kanıtlara dayanmadığını düşünüyoruz” ifadelerine yer verdiler.
Uzmanlar “IOC’nin kılavuzlarının sporcuların müsabakalara riskler konusunda sorumluluk alarak katıldığını doğruladığını, kılavuzlarda ateş ölçümü ve maske kullanımı önlemlerine değinilmediğini ayrıca enfeksiyonun hava yoluyla bulaşmasını, asemptomatik yayılmayı ve yakın temaslıların tanımlanmasını yeterince ele almadığını” söylüyorlar.
Mektup ayrıca, IOC’nin diğer büyük spor etkinliklerinden alınan derslere kulak vermediğini belirtiyor. Zira ABD’de birçok profesyonel turnuva düzenledi. Bunlar arasında Amerikan Futbolu Ligi'nde (NFL), Amerikan Basketbol Ligi (NBA), Kadınlar NBA Basketbol Ligi (WNBA) yer alıyordu. Bu organizasyonlar başarılı sezonlar geçirdiler ancak protokolleri oldukça katıydı.

Olimpiyatlar için 11 bin sporcunun gelmesi planlanıyor
Olimpiyatların Temmuz ayında 200’den fazla ülkeden yaklaşık 11 bin sporcuyu ve 4 bin destek ekibini bir araya getirmesi planlanıyor. Bir ay sonra ise Paralimpik Oyunlarının, destek ekibinin yanı sıra 5 bin sporcuya ev sahipliği yapacak. Minnesota Üniversitesi tarafından dün yayınlanan bir raporda, mektubun Japonya’da Kovid-19 krizinin yaşandığı ve ülkenin ikinci büyük şehri olan Osaka’daki vakaların baskısı altında hastanelerin çöktüğü bir zamanda geldiği belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına Japonya’ya seyahat etmemelerini tavsiye etti.
Pfizer/BioNTech, tüm olimpik sporculara aşı verme teklifinde bulundu ancak bu, sporcuların -özellikle de başlangıçta yeterli seviyede aşılama çabalarında bulunmayan ülkelerden gelenlerin- zamanında aşılanacaklarını garanti etmiyor.
Uzmanlar çoğu sporcunun Kovid-19’a bağlı ciddi sağlık sorunları açısından düşük risk altında olduğu bununla birlikte bazı Paralimpik sporcular yüksek risk kategorisinde olabileceğini belirttiler ve “Müsabakalara yönelik kılavuzların, böylesine büyük bir etkinliğin başarısını sağlayan koçlar, gönüllüler, yetkililer, ulaşım ve otel personeli dahil binlerce insanı yeterli seviyede korumadığına inanıyoruz” ifadelerine yer verdiler.
IOC’nin broşürlerinin doğru ve bilimsel bir risk değerlendirmesine dayanmadığını ve maruz kalmanın nasıl gerçekleştiğini, enfekte olma yollarını, hangi faktörlerin katkıda bulunduğunu ve hangi katılımcıların daha fazla risk altında olabileceğini dikkate almadıklarını belirten uzmanlar, IOC’nun müsabakalara yönelik kılavuzlarını, virüsün hava yoluyla bulaşması da dahil olmak üzere Kovid-19 enfeksiyonuna yönelik elde edilen bilgilere dayanarak sporları düşük, orta veya yüksek riskli olarak sınıflandırmalarını tavsiye ettiler. Aynı zamanda WHO’ya IOC’a yardım etme konusunda hızlı bir yanıt verme çağrısında bulundular.
Uzmanlar şunları söylüyorlar:
“WHO’ya bu faktörlerin incelenmesi ve Tokyo Olimpiyatları için risk yönetimi yaklaşımları hakkında tavsiyelerde bulunması için iş güvenliği ve sağlığı, inşaat ve havalandırma mühendisliği ve epidemiyoloji uzmanlarının yanı sıra sporcuların temsilcilerinden oluşan bir acil durum komitesini oluşturmasını tavsiye ediyoruz.”
Minnesota Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma ve Politika Merkezi Direktörü Michael Osterholm “IOC’nin 2021 Olimpiyatlarını virüsün geniş çapta yayıldığı küresel bir olaya dönüştürmesini önlemek için protokoller ve uygulamaların belirmesi için zaman tükeniyor” dedi.
Uzmanlar olimpiyatların iptal edilmesini istemediklerini belirterek şunları söylediler:
“Olimpiyatların küresel bir ayrılık anında bizi bir araya getiren az sayıdaki etkinliklerden biri olduğuna ve güvenli bir şekilde iletişim kurmak için acilen harekete geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.”



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.