Putin Putin'in Batı’nın şartlarına ve Arap ülkelerinin sessizliğine karşın Esed'i meşrulaştırmadaki öncü rolü

Şam’da ‘karşı devrimden’ söz edilirken WHO, Suriye’yi Yönetim Kurulu’na aldı.

Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
TT

Putin Putin'in Batı’nın şartlarına ve Arap ülkelerinin sessizliğine karşın Esed'i meşrulaştırmadaki öncü rolü

Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in yedi yıllık yeni bir dönem için kazandığı zafer, Batılı ülkelerden seçimlerin şeffaflığı konusunda şüpheyle ve Rusya'nın Esed’i meşrulaştırmadaki öncü rolüne karşın Suriye ile ‘normalleşme şartlarını’ hatırlatmalarıyla, Şam’ın müttefiklerinin memnuniyeti ve Arap ülkelerinden ‘olumlu bir sessizlikle’ karşılandı. Ayrıca, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Şam'ın Lahey'deki ‘ayrıcalıklarını ve haklarını’ dondurma karar almasından bir ay sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Suriye hükümetini Yürütme Kurulu’na alma kararıyla aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

Esed’in konuşması
Esed’in zaferinin ilan edilmesinin ardından televizyon ekranından yaptığı konuşma alışılmadık bir şekilde kısaydı. Beşşar Esed konuşmasında, babası eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'in özellikle 1980’lerde yaptığı konuşmalardan bahsetti. Ancak konuşmasının 2011 yılından bu yana ülkede patlak veren protesto ve gösterilere bir yanıt içermesi de dikkat çekiciydi. Seçimlerin yapıldığı rejimin kontrolü altındaki bölgelerdeki büyük şehir meydanlarında binlerce insan toplandı. Bu da adeta bir karşı devrim girişimi gibi görüldü. Seçimler, batıda İdlib ve çevresinde, doğuda Kamışlı ve çevresinde, güneyde Şam'ın kontrolü dışındaki bazı bölgelerde gerçekleşmedi. Ayrıca yerlerinden edilenler ve mülteciler de dahil olmak üzere Suriye halkının yaklaşık yarısı seçimlere katılmadı. Bu arada bazıları muhalif kanattan veya ‘gri bölgeden’ olan sanatçılar ve şarkıcılar seçimlere katıldıkları görüldü.
Esed konuşmasında, Suriye halkının, ‘düşmanlarına eşi-benzeri görülmemiş bir meydan okumada bulunduğunu, onların kibirlerini ve sahte gururlarını yok ettiğini ve yüzlerine bir tokat attığını’ söyledi. Bazı büyük şehirlerin meydanlarında kurulan büyük ekranlardan buralarda toplanan destekçilerine seslenen Esed, “Dengeyi tersine çevirdiniz. Oyunun kurallarını değiştirdiniz. Oyunun kurallarının burada konulduğunu, burada üretildiğini, burada kendi ellerimizle belirlendiğini, kardeş ve dostlardan başka ortaklara yer olmadığını net bir şekilde ortaya koydunuz. Paralı askerler ve onursuz Suriye pasaportu taşıyanlar tarafından adı lekelenen devrimi geri aldınız. Yaşananlar bir kutlama değil, aksine kelimenin tam anlamıyla bir devrimdi. Terörizme, ihanete ve ahlaki çöküşe karşı bir devrim, dil, kalem, eylem ve silah devrimiydi. Devrimin, üzerine binenin istediği yere götürebileceği bir binek olduğunu düşünen tüm zavallılara karşı unvanı onur olan bir devrimdi.
Muhalifleri ve devrimcileri hedef alan bir seçim kampanyası yürüten Esed, kendisine oy veren veya seçime destek verenlere teşekkür ettiği konuşmasında, ne Arap ne de yabancı ülkelere karşı herhangi bir eleştiride bulunmadı. Tıpkı 2014 yılındaki yemin konuşmasında olduğu gibi, dikkatleri bir sonraki aşamadaki siyasi yol haritasına çekti.
Esed, 2014 yılında yaptığı konuşmada, ‘Arap Baharı’ protestolarına karşı bir karalama kampanya başlatmış destekçilerine “Arap Baharı'nın ölümünü resmen ilan eden sizin kararlılığınız oldu” demişti. Bu kez de Gazze Şeridi'nin yedi yıl önceki savaşta yaşadığı ve 2021'de birkaç gün önce tekrarlanan olaylardan uzaklaşmama çağrısında bulunan Esed, başta İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale olmak üzere bazı Filistinli grupların liderini kabul etti. Ancak bu gruplar arasında Gazze Şeridi’nin baş aktörü Hamas yoktu. Esed, “Suriye halkının kararına ve egemenliğine saygı duyan İran, Rusya ve Çin'e teşekkür ediyor, sadakatimize karşılık veren Lübnan direnişini (Hizbullah'ın silahlı kanadı) selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya yönetimi
Esed, 2014 yılında oyların yüzde 88,7’si ile gelen zaferini ilan ettikten sonra Ermenistan, Afganistan, Belarus, Küba, Venezuela ve İran yönetimlerinin yanı sıra BRICS grubu ülkelerinden (Rusya, Brezilya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) tebrik telgrafları aldı.
O zamanlar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'a gönderdiği tebrik telgrafında, önceki gün yapılan seçimlerden sonra olanların aksine Batı'nın seçim sonuçlarını tanımayı reddeden tutumuna meydan okuma işaretleri yoktu. Esed, “Seçim sonuçları, yüksek siyasi itibarınızı ve ülkenizin vatandaşlarının liderliğiniz altında Suriye'deki durumu istikrara kavuşturmak ve devlet kurumlarını mümkün olan en kısa sürede güçlendirmek için ortaya konan yaklaşıma olan güveninizi teyit etti” dedi.
Kremlin’den yapılan açıklamada Putin’in teröristlere ve radikallere karşı mücadelede, siyasi çözüm sürecinde ve ülkenin yeniden inşasında Moskova’nın Suriyeli ortaklarına çeşitli alanlarda destek sağlamaya devam edilmesini vurguladığı belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, Batı’daki bazı başkentlerde seçimlerin hukuka aykırı olduğuna dair başlatılan bir kampanyaya karşı Kremlin'in açıklamasını, seçimleri devlet kurumlarının normal çalışmalarının devamlılığını sağlayan Suriye için egemen bir mesele olarak gördüğünden kendi açıklamasıyla güçlendirdi.
Daha sonra Rusya'nın müttefiki veya ABD’ye düşman olan ülkelerden Şam’a çok sayıda mesaj gönderildi. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pekin'in ‘Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına’ yardım etmeye hazır olduğu vurguladı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, ‘Suriye'nin yeniden inşa sürecine katılmaya’ hazır olduğunu ifade etti. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un'dan da tebrik telgrafları geldi. Telgraflarda, “Suriye hükümeti ve halkı, milli haklarını kullanarak, ülkenin egemenliğini ve güvenliğini koruma ve düşman ve emperyalist güçlerin saldırgan planlarını engelleme iradesini gösterdiler” denildi. Geçtiğimiz günlerde Şam’ı ziyaret eden ve kendisini tek taraflı olarak Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ilan eden Aslan Bjania da Şam’ı tebrik etti. Suriye halkının ‘ezici çoğunlukla Suriye'nin kaderini ve refahını belirleme yolunda önemli bir adım attığını’ söyleyen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'den bir tebrik telgrafı gelmesi ise şaşırtıcı bir gelişme değildi.

Arap ülkelerinden gelen işaretler
Lübnan, Filistin Yönetimi ve Cezayir liderlerinden de tıpkı 2014 yılında olduğu gibi tebrik telgrafları geldi. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn telgrafında, “Ülkenizi istikrara kavuşturmak ve tüm kesimleri arasında uyumu yeniden sağlamak için sarf edilen çabaların bir sonraki aşamada da devam etmesini umuyorum. Kardeş Suriye halkı şimdi güvenlik ve refahın tadını çıkarıyor” ifadelerini kullanırken Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, ‘iki halkı ve ülkeyi birleştiren kardeşlik ve karşılıklı saygı ilişkilerinden gurur duyduğunu, ortak yararları ve çıkarları için bu ilişkileri güçlendirmeye istekli olduğunu’ vurguladı.
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 2014’teki seçimlerden sonra “Suriye'de çözüm, Esed ile başlar ve Esed ile biter” demişti. Hizbullah’tan Cuma günü yapılan açıklamada ise, “Seçimlerin önümüzdeki yılların, Suriye'nin Arap dünyası ve uluslararası camiadaki konumuna ve öncü rolünü oynamaya geri dönmesi için büyük bir fırsat teşkil edeceğini umuyoruz” ifadeleri yer aldı.
Öte yandan son seçimlerde Arap ülkelerinin seçimlere yönelik tutumunda, 2014 yılındaki seçimlere kıyasla kısmi bir değişiklik olduğu görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri (B)AE ve Kuveyt'teki Suriye konsolosluklarında seçim sandıkları kuruldu. Ayrıca Irak, Lübnan, Ürdün, Bahreyn, Umman, Yemen, Sudan, Cezayir, Moritanya başta olmak üzere dokuzu Arap ülkesi 39 ülkede Suriyeliler sandık başına gittiler. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Tunus, Libya, Mısır ve Fas gibi Suriye'de büyükelçiliği olmayan veya Filistin toprakları gibi diplomatik temsilciliğin olmadığı 12 Arap ülkesinde ise seçimler gerçekleşmedi.
2014 yılındaki seçimlerde dönemin Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el-Arabi, Arap ülkeleri de dahil olmak üzere yüzden fazla ülke tarafından muhalif Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) ‘Suriye halkının temsilcisi’ olarak tanındığı bir zamanda yaptığı açıklamada, “Seçimler, Şam'ın BM’ye verdiği sözlerin açık ve net bir ihlalidir” şeklinde konuştu.
Ancak şimdi, Arap ülkelerinden seçim sonuçlarını reddeden herhangi bir tutum açıklanmazken ‘itidalli bir normalleşme ve testler’ söz konusuydu. Şam'ın 2011 yılı sonunda üyeliği dondurulduktan sonra, Arap Birliği'ne (AL) dönme olasılığından bahsedildi. Ancak Doha'nın ‘Suriye rejimiyle ilişkileri yeniden kurmak için hiçbir nedenimiz yok’ açıklaması istisnai bir tutum oldu.

Washington bu kez öncü rol üstlenmedi
2014 yılında ABD’nin başını çektiği ve seçim sonuçlarının açıkça reddedildiği bir tutum sergilen Batı ülkeleri, son seçimlerle ili olarak ‘hileli’ olarak niteledikleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını tanımadıklarını açıkladılar. G7 ülkeleri ile Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilciliği’nden yapılan ortak açıklamada,  “Suriye'de Esed'in bir geleceği yok” denildi. AB, seçimleri ‘yasadışı’ ilan ederken Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen Suriye seçimlerini ‘saçmalık’ olarak nitelendirdi.
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya dışişleri bakanları, seçimlerin ‘yasallığını ve adilliğini’ sorgulayan açıklamalar yayınlandılar. AB daha da ileriye giderek seçimlerin Şam'la ‘normalleşmeye yol açmaması gerektiğini’ vurguladı. Brüksel, Suriye seçimlerinin yapılacağı gün Suriyeli 353 kişi ve kuruluşa uygulanan Avrupa yaptırımlarının süresini bir yıl daha uzattı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin ‘seçim sonuçlarını tanımadığını’ vurgularken Türkiye de seçimler yasadışı olduğunu açıkladı.
Açıklamalarda ‘Suriye ile normalleşme ve yeniden inşasına katkıda bulunma’ şartları bir kez daha yinelenirken ABD ve müttefikleri, herhangi bir seçim için BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerine olanak sağlamak için tarafsız ve güvenli bir ortam oluşturulmasını, BM gözetiminde özgür ve adil seçimlerin yapılmasını ve BM üyeleri de dahil olmak üzere diasporadaki tüm Suriyelilerin seçimlere katılımının sağlanmasını öngören 2254 sayılı kararının uygulanması için doğru koşulların oluşturulmasına odaklandılar. Ortak açıklamada, “Suriye'nin yeniden inşası için yardımları ise ancak sağlam bir şekilde devam eden güvenilir bir siyasi süreç olduğunda değerlendireceğiz” ifadeleri kullanıldı.
Öte yandan Washington'da, Sezar (Caesar) Yasası’nın getirdiği kısıtlamalar ve yeniden inşaya katkıda bulunmanın önündeki yasal engellerin normalleşmenin gecikmesindeki rolünün bilincinde olunduğunu vurgulayan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Esed rejimiyle ilişkilerimizi normalleştirmeye hiç niyetimiz yok. Suriye ile normalleşmeyi düşünen diğer ülkeleri de, Devlet Başkanı’nın halkına nasıl davrandığını dikkatlice gözden geçirmeye çağırıyoruz. Kendi halkına bu kadar acımasız davranan bir rejimle diplomatik ilişkilerin normalleştiğini hayal etmek oldukça güç. Diplomatik ilişkileri onarmaktan ziyade rejime hesap verdirmeye odaklanmalıyız” şeklinde konuştu. ABD, diplomatik kanallarda Arap ülkelerini bu durumdan haberdar etti ve onlara Sezar Yasası’nı hatırlattı. Fakat normalleşmeyi engellemek için herhangi bir kamuoyu kampanyası başlatmadı.
Yedi yıl önceki seçimde dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, seçimleri, 2012 yılında yayınlanan Cenevre Bildirgesi’nde öngörülen siyasi sürece olumsuz etkilerini reddeden bir tutum sergiledi. Fakat son seçimde BM Genel Sekreter Antonio Guterres herhangi bir tutum açıklamadı. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen de seçimler hakkında yorum yapmaktan kaçınırken yalnızca BMGK’nın 2254 sayılı kararına dayanan bir seçimin kabul edilebilir olduğunu vurgulamakla yetindi. Pedersen ayrıca Moskova ve Şam’ın çalışmalarının Suriye cumhurbaşkanlığı seçimleriyle hiçbir ilgisi olmadığını açıkça söylediği Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını yeniden başlatmak için çabalarını yenileyeceğini söyledi. Diğer yandan Şam ile 'adım adım' yaklaşımının test edilemeye devam edilmesiyle birlikte önümüzdeki ayın ortalarında Cenevre'de bir araya gelmeleri beklenen ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in her iki taraf için de öncelikli konuların ele alınacağı görüşmesinde iki ülke arasında Suriye ile ilgili bir uzlaşı ortaya çıkabilir.
Tüm bunlara ek olarak Suriye seçimlerinin sonuçlarının açıklanması, OPCW’nin Şam'ın Lahey'deki ‘ayrıcalıklarını ve haklarını’ dondurma karar almasından bir ay sonra WHO’nun Suriye hükümetini Yürütme Kurulu’na alma kararıyla aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti. Batılı bir diplomat konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Suriye hükümeti, tüm BM kurumlarında var ve Suriyelileri temsil ediyor. WHO'da seçimlerin sonuçlarının açıklanmasının beklenmesi gibi bir niyetin olmadığı açık. Ancak zamanlamanın, özellikle Lahey'de karar almak için haftalarca süren çelişkili sürecin ardından sembolik bir siyasi etkisi olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.



Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları, Zelenskiy-Trump görüşmesiyle eş zamanlı gerçekleşti

Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarında imha edilen Rus kamikaze İHA'sının enkazı (Reuters)
Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarında imha edilen Rus kamikaze İHA'sının enkazı (Reuters)
TT

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları, Zelenskiy-Trump görüşmesiyle eş zamanlı gerçekleşti

Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarında imha edilen Rus kamikaze İHA'sının enkazı (Reuters)
Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarında imha edilen Rus kamikaze İHA'sının enkazı (Reuters)

Ukraynalı yetkililer, yaptıkları açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'nın sanayi merkezini ve cephe hattındaki bazı bölgeleri hedef alan saldırılarında 8 kişinin öldüğünü bildirdi. Saldırılar, Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Birleşmiş Milletler'de ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü gün gerçekleşti.

Moskova, yaz boyunca hava saldırılarını yoğunlaştırırken, karadaki ilerleyişinin dört yılı aşkın süredir devam eden savaşın ardından büyük ölçüde durduğu bir dönemde saldırılarını şirketler, limanlar ve lojistik merkezleri de dahil olmak üzere ekonomik hedeflere genişletti.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Rusya kasıtlı olarak şirketleri, çiftlikleri, depoları, demiryollarını, enerji tesislerini ve konutları hedef alıyor” dedi.

Ukrayna ordusu dün, Ukrayna sınırına bin 300 kilometreden daha uzak olan Ufa kentindeki bir Rus petrol rafinerisini hedef aldığını açıkladı. Ordu ayrıca Volga Nehri kıyısındaki Samara bölgesinde bulunan Kuybişev petrol rafinerisine de saldırı düzenlediğini bildirdi.

Samara Bölgesi Valisi, Ukrayna'ya ait insansız hava araçlarının (İHA) bölgedeki sivil hedefleri vurduğunu, saldırıda bir kişinin öldüğünü ve 4 kişinin yaralandığını söyledi. Rusya ve Ukrayna, sivilleri hedef aldıkları yönündeki suçlamaları reddediyor.

Ukrayna'nın en büyük boru üreticisi Interpipe, Rusya'nın Dnipro kentindeki tesislerinden birini füze saldırısıyla hedef aldığını ve saldırıda 4 kişinin öldüğünü, 7 kişinin yaralandığını açıkladı.

Savcılar, ülkenin güneyindeki Herson bölgesine yönelik Rus saldırılarında 2 kişinin öldüğünü bildirirken, bölge valisi Karadeniz kıyısındaki Odesa Limanı yakınlarında bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Çatışmaların yoğunlaştığı doğudaki Donetsk bölgesinde ise polis, Rusya'nın hava saldırılarında, Moskova'nın kontrol altına almaya çalıştığı kentlerden biri olan Kramatorsk'ta bir kişinin öldüğünü bildirdi.

Rusya'nın Ukrayna'nın güneyindeki Odesa bölgesinde bir limanda Antigua ve Barbuda bayrağı taşıyan bir yük gemisine düzenlediği saldırıda Ukraynalı kaptanın öldüğü, bölge valisi Oleh Kiper tarafından bugün açıklandı.

Kiper, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıda sivil altyapının da hedef alındığını ve ilaç ile gıda ürünlerinin depolandığı antrepolarda yangın çıktığını belirtti.


Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yaptığı açıklamada, yasama seçimlerine yaklaşık bir ay kala kurulacak bir sonraki hükümette Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek için aday olacağını duyurdu. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Ben-Gvir, Kudüs'te dün düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Aşırı sağcı bakan, aday olmasının gerekçesini “İsrail ordusundaki mevcut zihniyetin değiştirilmesinin zamanının gelmesi” olarak açıkladı.

Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunun önde gelen isimlerinden Ben-Gvir, “İsrail devletinin güvenlik doktrinini değiştirme ve bütün cephelerde kesin bir zafer elde etme zamanı geldi” dedi.

Ben-Gvir, Filistinlilerin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'dan “gönüllü göçünün teşvik edilmesi”, “terörist” olarak nitelendirdiği Filistin Yönetimi'nin silahsızlandırılması ve İsrail askerlerine verilen desteğin artırılmasını içeren bir “güvenlik planı” sundu.

Provokatif açıklamaları ve eylemleriyle tanınan Ben-Gvir, eylül ayının başında da Gazze Şeridi'nin Filistinli nüfustan arındırılarak bölge sakinlerinin yurt dışına gönderilmesini öngören bir teklif sunmuştu.

Ben-Gvir'in savunma bakanlığına adaylığını açıklaması, İsrail muhalefeti saflarında tepkiye yol açtı.

Başbakanlık için aday olan Gadi Eisenkot, X platformunda yaptığı paylaşımda, başlıca rakibi Netanyahu'yu, “suçlu Ben-Gvir'i” koalisyonuna kabul ettiği için “aklını kaybetmekle” suçladı.

Ben-Gvir hakkında gençlik yıllarında nefret veya şiddeti kışkırtma suçlamasıyla 50'den fazla kez dava veya soruşturma süreci yürütüldüğü bildirildi.


Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı
TT

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan Havayolları yaptığı açıklamada, Bakü’nün ABD yaptırımları nedeniyle İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a uçuşlarını yasakladığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Sputnik’ten aktardığına göre şirketten dün yapılan açıklamada, “ABD’nin İran’a yönelik uygulamaya koyduğu yeni yaptırım paketi, özellikle havacılık sektörüne getirilen yaptırımlar nedeniyle, İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a gerçekleştirdiği uçuşların 22 Eylül 2026’dan itibaren askıya alınmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, yaptırımlar kapsamında 23 Eylül’den itibaren İran hava yolu şirketlerinin uçuş gerçekleştiremeyeceğini ve yer hizmetlerinden de yararlanamayacağını belirtti.