Putin Putin'in Batı’nın şartlarına ve Arap ülkelerinin sessizliğine karşın Esed'i meşrulaştırmadaki öncü rolü

Şam’da ‘karşı devrimden’ söz edilirken WHO, Suriye’yi Yönetim Kurulu’na aldı.

Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
TT

Putin Putin'in Batı’nın şartlarına ve Arap ülkelerinin sessizliğine karşın Esed'i meşrulaştırmadaki öncü rolü

Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)
Esed destekçileri, yeniden Devlet Başkanı seçilen Beşşar Esed’in Cuma akşamı Şam meydanından yayınlanan konuşmasını dinlerken (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in yedi yıllık yeni bir dönem için kazandığı zafer, Batılı ülkelerden seçimlerin şeffaflığı konusunda şüpheyle ve Rusya'nın Esed’i meşrulaştırmadaki öncü rolüne karşın Suriye ile ‘normalleşme şartlarını’ hatırlatmalarıyla, Şam’ın müttefiklerinin memnuniyeti ve Arap ülkelerinden ‘olumlu bir sessizlikle’ karşılandı. Ayrıca, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Şam'ın Lahey'deki ‘ayrıcalıklarını ve haklarını’ dondurma karar almasından bir ay sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Suriye hükümetini Yürütme Kurulu’na alma kararıyla aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

Esed’in konuşması
Esed’in zaferinin ilan edilmesinin ardından televizyon ekranından yaptığı konuşma alışılmadık bir şekilde kısaydı. Beşşar Esed konuşmasında, babası eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed'in özellikle 1980’lerde yaptığı konuşmalardan bahsetti. Ancak konuşmasının 2011 yılından bu yana ülkede patlak veren protesto ve gösterilere bir yanıt içermesi de dikkat çekiciydi. Seçimlerin yapıldığı rejimin kontrolü altındaki bölgelerdeki büyük şehir meydanlarında binlerce insan toplandı. Bu da adeta bir karşı devrim girişimi gibi görüldü. Seçimler, batıda İdlib ve çevresinde, doğuda Kamışlı ve çevresinde, güneyde Şam'ın kontrolü dışındaki bazı bölgelerde gerçekleşmedi. Ayrıca yerlerinden edilenler ve mülteciler de dahil olmak üzere Suriye halkının yaklaşık yarısı seçimlere katılmadı. Bu arada bazıları muhalif kanattan veya ‘gri bölgeden’ olan sanatçılar ve şarkıcılar seçimlere katıldıkları görüldü.
Esed konuşmasında, Suriye halkının, ‘düşmanlarına eşi-benzeri görülmemiş bir meydan okumada bulunduğunu, onların kibirlerini ve sahte gururlarını yok ettiğini ve yüzlerine bir tokat attığını’ söyledi. Bazı büyük şehirlerin meydanlarında kurulan büyük ekranlardan buralarda toplanan destekçilerine seslenen Esed, “Dengeyi tersine çevirdiniz. Oyunun kurallarını değiştirdiniz. Oyunun kurallarının burada konulduğunu, burada üretildiğini, burada kendi ellerimizle belirlendiğini, kardeş ve dostlardan başka ortaklara yer olmadığını net bir şekilde ortaya koydunuz. Paralı askerler ve onursuz Suriye pasaportu taşıyanlar tarafından adı lekelenen devrimi geri aldınız. Yaşananlar bir kutlama değil, aksine kelimenin tam anlamıyla bir devrimdi. Terörizme, ihanete ve ahlaki çöküşe karşı bir devrim, dil, kalem, eylem ve silah devrimiydi. Devrimin, üzerine binenin istediği yere götürebileceği bir binek olduğunu düşünen tüm zavallılara karşı unvanı onur olan bir devrimdi.
Muhalifleri ve devrimcileri hedef alan bir seçim kampanyası yürüten Esed, kendisine oy veren veya seçime destek verenlere teşekkür ettiği konuşmasında, ne Arap ne de yabancı ülkelere karşı herhangi bir eleştiride bulunmadı. Tıpkı 2014 yılındaki yemin konuşmasında olduğu gibi, dikkatleri bir sonraki aşamadaki siyasi yol haritasına çekti.
Esed, 2014 yılında yaptığı konuşmada, ‘Arap Baharı’ protestolarına karşı bir karalama kampanya başlatmış destekçilerine “Arap Baharı'nın ölümünü resmen ilan eden sizin kararlılığınız oldu” demişti. Bu kez de Gazze Şeridi'nin yedi yıl önceki savaşta yaşadığı ve 2021'de birkaç gün önce tekrarlanan olaylardan uzaklaşmama çağrısında bulunan Esed, başta İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale olmak üzere bazı Filistinli grupların liderini kabul etti. Ancak bu gruplar arasında Gazze Şeridi’nin baş aktörü Hamas yoktu. Esed, “Suriye halkının kararına ve egemenliğine saygı duyan İran, Rusya ve Çin'e teşekkür ediyor, sadakatimize karşılık veren Lübnan direnişini (Hizbullah'ın silahlı kanadı) selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya yönetimi
Esed, 2014 yılında oyların yüzde 88,7’si ile gelen zaferini ilan ettikten sonra Ermenistan, Afganistan, Belarus, Küba, Venezuela ve İran yönetimlerinin yanı sıra BRICS grubu ülkelerinden (Rusya, Brezilya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) tebrik telgrafları aldı.
O zamanlar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'a gönderdiği tebrik telgrafında, önceki gün yapılan seçimlerden sonra olanların aksine Batı'nın seçim sonuçlarını tanımayı reddeden tutumuna meydan okuma işaretleri yoktu. Esed, “Seçim sonuçları, yüksek siyasi itibarınızı ve ülkenizin vatandaşlarının liderliğiniz altında Suriye'deki durumu istikrara kavuşturmak ve devlet kurumlarını mümkün olan en kısa sürede güçlendirmek için ortaya konan yaklaşıma olan güveninizi teyit etti” dedi.
Kremlin’den yapılan açıklamada Putin’in teröristlere ve radikallere karşı mücadelede, siyasi çözüm sürecinde ve ülkenin yeniden inşasında Moskova’nın Suriyeli ortaklarına çeşitli alanlarda destek sağlamaya devam edilmesini vurguladığı belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, Batı’daki bazı başkentlerde seçimlerin hukuka aykırı olduğuna dair başlatılan bir kampanyaya karşı Kremlin'in açıklamasını, seçimleri devlet kurumlarının normal çalışmalarının devamlılığını sağlayan Suriye için egemen bir mesele olarak gördüğünden kendi açıklamasıyla güçlendirdi.
Daha sonra Rusya'nın müttefiki veya ABD’ye düşman olan ülkelerden Şam’a çok sayıda mesaj gönderildi. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pekin'in ‘Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına’ yardım etmeye hazır olduğu vurguladı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, ‘Suriye'nin yeniden inşa sürecine katılmaya’ hazır olduğunu ifade etti. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un'dan da tebrik telgrafları geldi. Telgraflarda, “Suriye hükümeti ve halkı, milli haklarını kullanarak, ülkenin egemenliğini ve güvenliğini koruma ve düşman ve emperyalist güçlerin saldırgan planlarını engelleme iradesini gösterdiler” denildi. Geçtiğimiz günlerde Şam’ı ziyaret eden ve kendisini tek taraflı olarak Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ilan eden Aslan Bjania da Şam’ı tebrik etti. Suriye halkının ‘ezici çoğunlukla Suriye'nin kaderini ve refahını belirleme yolunda önemli bir adım attığını’ söyleyen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'den bir tebrik telgrafı gelmesi ise şaşırtıcı bir gelişme değildi.

Arap ülkelerinden gelen işaretler
Lübnan, Filistin Yönetimi ve Cezayir liderlerinden de tıpkı 2014 yılında olduğu gibi tebrik telgrafları geldi. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn telgrafında, “Ülkenizi istikrara kavuşturmak ve tüm kesimleri arasında uyumu yeniden sağlamak için sarf edilen çabaların bir sonraki aşamada da devam etmesini umuyorum. Kardeş Suriye halkı şimdi güvenlik ve refahın tadını çıkarıyor” ifadelerini kullanırken Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, ‘iki halkı ve ülkeyi birleştiren kardeşlik ve karşılıklı saygı ilişkilerinden gurur duyduğunu, ortak yararları ve çıkarları için bu ilişkileri güçlendirmeye istekli olduğunu’ vurguladı.
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 2014’teki seçimlerden sonra “Suriye'de çözüm, Esed ile başlar ve Esed ile biter” demişti. Hizbullah’tan Cuma günü yapılan açıklamada ise, “Seçimlerin önümüzdeki yılların, Suriye'nin Arap dünyası ve uluslararası camiadaki konumuna ve öncü rolünü oynamaya geri dönmesi için büyük bir fırsat teşkil edeceğini umuyoruz” ifadeleri yer aldı.
Öte yandan son seçimlerde Arap ülkelerinin seçimlere yönelik tutumunda, 2014 yılındaki seçimlere kıyasla kısmi bir değişiklik olduğu görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri (B)AE ve Kuveyt'teki Suriye konsolosluklarında seçim sandıkları kuruldu. Ayrıca Irak, Lübnan, Ürdün, Bahreyn, Umman, Yemen, Sudan, Cezayir, Moritanya başta olmak üzere dokuzu Arap ülkesi 39 ülkede Suriyeliler sandık başına gittiler. Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Tunus, Libya, Mısır ve Fas gibi Suriye'de büyükelçiliği olmayan veya Filistin toprakları gibi diplomatik temsilciliğin olmadığı 12 Arap ülkesinde ise seçimler gerçekleşmedi.
2014 yılındaki seçimlerde dönemin Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el-Arabi, Arap ülkeleri de dahil olmak üzere yüzden fazla ülke tarafından muhalif Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) ‘Suriye halkının temsilcisi’ olarak tanındığı bir zamanda yaptığı açıklamada, “Seçimler, Şam'ın BM’ye verdiği sözlerin açık ve net bir ihlalidir” şeklinde konuştu.
Ancak şimdi, Arap ülkelerinden seçim sonuçlarını reddeden herhangi bir tutum açıklanmazken ‘itidalli bir normalleşme ve testler’ söz konusuydu. Şam'ın 2011 yılı sonunda üyeliği dondurulduktan sonra, Arap Birliği'ne (AL) dönme olasılığından bahsedildi. Ancak Doha'nın ‘Suriye rejimiyle ilişkileri yeniden kurmak için hiçbir nedenimiz yok’ açıklaması istisnai bir tutum oldu.

Washington bu kez öncü rol üstlenmedi
2014 yılında ABD’nin başını çektiği ve seçim sonuçlarının açıkça reddedildiği bir tutum sergilen Batı ülkeleri, son seçimlerle ili olarak ‘hileli’ olarak niteledikleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını tanımadıklarını açıkladılar. G7 ülkeleri ile Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilciliği’nden yapılan ortak açıklamada,  “Suriye'de Esed'in bir geleceği yok” denildi. AB, seçimleri ‘yasadışı’ ilan ederken Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen Suriye seçimlerini ‘saçmalık’ olarak nitelendirdi.
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya dışişleri bakanları, seçimlerin ‘yasallığını ve adilliğini’ sorgulayan açıklamalar yayınlandılar. AB daha da ileriye giderek seçimlerin Şam'la ‘normalleşmeye yol açmaması gerektiğini’ vurguladı. Brüksel, Suriye seçimlerinin yapılacağı gün Suriyeli 353 kişi ve kuruluşa uygulanan Avrupa yaptırımlarının süresini bir yıl daha uzattı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin ‘seçim sonuçlarını tanımadığını’ vurgularken Türkiye de seçimler yasadışı olduğunu açıkladı.
Açıklamalarda ‘Suriye ile normalleşme ve yeniden inşasına katkıda bulunma’ şartları bir kez daha yinelenirken ABD ve müttefikleri, herhangi bir seçim için BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerine olanak sağlamak için tarafsız ve güvenli bir ortam oluşturulmasını, BM gözetiminde özgür ve adil seçimlerin yapılmasını ve BM üyeleri de dahil olmak üzere diasporadaki tüm Suriyelilerin seçimlere katılımının sağlanmasını öngören 2254 sayılı kararının uygulanması için doğru koşulların oluşturulmasına odaklandılar. Ortak açıklamada, “Suriye'nin yeniden inşası için yardımları ise ancak sağlam bir şekilde devam eden güvenilir bir siyasi süreç olduğunda değerlendireceğiz” ifadeleri kullanıldı.
Öte yandan Washington'da, Sezar (Caesar) Yasası’nın getirdiği kısıtlamalar ve yeniden inşaya katkıda bulunmanın önündeki yasal engellerin normalleşmenin gecikmesindeki rolünün bilincinde olunduğunu vurgulayan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Esed rejimiyle ilişkilerimizi normalleştirmeye hiç niyetimiz yok. Suriye ile normalleşmeyi düşünen diğer ülkeleri de, Devlet Başkanı’nın halkına nasıl davrandığını dikkatlice gözden geçirmeye çağırıyoruz. Kendi halkına bu kadar acımasız davranan bir rejimle diplomatik ilişkilerin normalleştiğini hayal etmek oldukça güç. Diplomatik ilişkileri onarmaktan ziyade rejime hesap verdirmeye odaklanmalıyız” şeklinde konuştu. ABD, diplomatik kanallarda Arap ülkelerini bu durumdan haberdar etti ve onlara Sezar Yasası’nı hatırlattı. Fakat normalleşmeyi engellemek için herhangi bir kamuoyu kampanyası başlatmadı.
Yedi yıl önceki seçimde dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, seçimleri, 2012 yılında yayınlanan Cenevre Bildirgesi’nde öngörülen siyasi sürece olumsuz etkilerini reddeden bir tutum sergiledi. Fakat son seçimde BM Genel Sekreter Antonio Guterres herhangi bir tutum açıklamadı. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen de seçimler hakkında yorum yapmaktan kaçınırken yalnızca BMGK’nın 2254 sayılı kararına dayanan bir seçimin kabul edilebilir olduğunu vurgulamakla yetindi. Pedersen ayrıca Moskova ve Şam’ın çalışmalarının Suriye cumhurbaşkanlığı seçimleriyle hiçbir ilgisi olmadığını açıkça söylediği Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını yeniden başlatmak için çabalarını yenileyeceğini söyledi. Diğer yandan Şam ile 'adım adım' yaklaşımının test edilemeye devam edilmesiyle birlikte önümüzdeki ayın ortalarında Cenevre'de bir araya gelmeleri beklenen ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in her iki taraf için de öncelikli konuların ele alınacağı görüşmesinde iki ülke arasında Suriye ile ilgili bir uzlaşı ortaya çıkabilir.
Tüm bunlara ek olarak Suriye seçimlerinin sonuçlarının açıklanması, OPCW’nin Şam'ın Lahey'deki ‘ayrıcalıklarını ve haklarını’ dondurma karar almasından bir ay sonra WHO’nun Suriye hükümetini Yürütme Kurulu’na alma kararıyla aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti. Batılı bir diplomat konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Suriye hükümeti, tüm BM kurumlarında var ve Suriyelileri temsil ediyor. WHO'da seçimlerin sonuçlarının açıklanmasının beklenmesi gibi bir niyetin olmadığı açık. Ancak zamanlamanın, özellikle Lahey'de karar almak için haftalarca süren çelişkili sürecin ardından sembolik bir siyasi etkisi olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.



Savaş, Pentagon'a günde 890 milyon dolara mal oluyor

 ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
TT

Savaş, Pentagon'a günde 890 milyon dolara mal oluyor

 ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)
ABD'ye ait USS Frank E. Petersen Jr. Destroyeri, Destansı Öfke Operasyonu'nu desteklemek amacıyla Tomahawk füzesi fırlattı (DPA)

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri harekat ikinci haftasına girerken, operasyonların maliyetine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor; araştırma merkezleri günlük maliyetin 890 milyon dolara ulaşabileceğini öne sürüyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), operasyonun ilk 100 saatindeki maliyeti yaklaşık 3,7 milyar dolar veya günde 891 milyon dolar olarak tahmin etti; bu rakam, Pentagon'a günde 30 milyon dolara mal olan hava operasyonlarına ve günde 15 milyon dolara mal olan deniz operasyonlarına odaklanıyor. Merkez, bu rakamların Hürmüz Boğazı'ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksamasından kaynaklanan küresel ekonomik kayıpları içermediğini belirtti.


İran, İHA’larla İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu

İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
TT

İran, İHA’larla İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu

İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)
İran'ın ABD-İsrail çatışması sırasında Hürmüz Boğazı'nı kapatma sözü vermesi üzerine Füceyre kıyıları açıklarında petrol tankerleri (Reuters)

İran ordusu bugün yaptığı açıklamada, ABD-İsrail savaşının ikinci haftasına girilirken, deniz kuvvetlerinin İsrail'e ve Körfez'deki Amerikan üslerine bir dizi insansız hava aracı saldırısı başlattığını duyurdu.

İran resmi haber ajansı IRNA'da yer alan açıklamada, İran ordusunun ABD üslerini ve İsrail işgali altındaki bölgeleri insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırı dalgasıyla hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, hedef alınan yerler arasında İsrail'deki stratejik bir tesisin de bulunduğu da ifade edildi.

Bununla bağlantılı olarak, İran Devrim Muhafızları dün akşam, ABD-İsrail savaşı nedeniyle deniz trafiğinin neredeyse felç olduğu Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilere eşlik edecek Amerikan kuvvetlerini "beklediklerini" açıkladı.

Devrim Muhafızları sözcüsü Ali Muhammed Naeini, ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın ABD Donanmasının stratejik boğazda gemilere refakat etmeye hazırlandığı yönündeki açıklamasına ilişkin olarak, "Onları bekliyoruz" dedi. Şarku’l Avsat’ın Fars Haber Ajansı'dan aktardığına göre Naeini, "Amerikalılara, herhangi bir karar vermeden önce, 1987'de dev ABD petrol tankeri Bridgeton'a yapılan saldırıyı ve yakın zamanda hedef alınan petrol tankerlerini hatırlamalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.


İsrail, 80 savaş uçağının katılımıyla Tahran ve orta İran'daki hedeflerin bombalandığını duyurdu

Tahran'daki Mehrabad Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen hava saldırılarının ardından duman ve alevler yükseliyor (AFP)
Tahran'daki Mehrabad Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen hava saldırılarının ardından duman ve alevler yükseliyor (AFP)
TT

İsrail, 80 savaş uçağının katılımıyla Tahran ve orta İran'daki hedeflerin bombalandığını duyurdu

Tahran'daki Mehrabad Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen hava saldırılarının ardından duman ve alevler yükseliyor (AFP)
Tahran'daki Mehrabad Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen hava saldırılarının ardından duman ve alevler yükseliyor (AFP)

İsrail ordu sözcüsü Avichay Adraee bugün yaptığı açıklamada, ordunun Tahran ve İran'ın merkezindeki bazı bölgelerde askeri altyapıyı hedef alan yeni bir hava saldırısı dalgası gerçekleştirdiğini duyurdu. İran medyası ise Tahran'ın merkezinde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

Adraee, X'te yaptığı açıklamada, saldırıya 80'den fazla İsrail Hava Kuvvetleri savaş uçağının katıldığını ve çeşitli askeri noktalara yaklaşık 230 bomba atıldığını belirtti.

Adraee, bombalanan hedefler arasında İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun Merkez Askeri Üniversitesi'nin (İmam Hüseyin Üniversitesi) de bulunduğunu ve buranın DMO güçleri için acil durum tesisi ve toplanma noktası olarak kullanıldığını ifade etti.

Açıklamaya göre saldırılar ayrıca yeraltı sığınakları ve füze fırlatma altyapısı içeren bir füze birimi depolama alanı ve sığınaklar ile askeri karargahı bulunan bir yeraltı balistik füze depolama ve üretim tesisini de hedef aldı.

Adraee, İsrail ordusunun ayrıca İsrail'e yönelik füze fırlatmalarını azaltmak amacıyla İran'ın batı ve orta kesimlerindeki çeşitli bölgelerde bulunan füze fırlatma alanlarını da hedef aldığını belirtti.

İran'ın fırlatma ve savunma yeteneklerini hedef alan askeri operasyonların devam ettiğini ve aynı zamanda İran içindeki balistik füze üretimiyle ilgili altyapıya yönelik saldırıların genişletildiğini vurguladı.

3 binden fazla hedef vuruldu

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise "X"e yaptığı açıklamada, ABD kuvvetlerinin Destansı Öfke Operasyonu'nun ilk haftasında 3 binden fazla hedefi vurduğunu vurguladı ve "Durmayacağız" dedi.

Bu arada Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, "Hiçbir saldırı başkent Tahran'ı felç edemeyecek" ifadelerini kullandı.