Yunanistan Akdeniz'de nüfuzunu arttırıyor

Atina, Doğu Akdeniz’de Batı için bir siper olarak yeni bir jeopolitik kimlik inşa ediyor ve diplomatik bir güce dönüşüyor.

Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel (AFP)
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel (AFP)
TT

Yunanistan Akdeniz'de nüfuzunu arttırıyor

Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel (AFP)
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel (AFP)

ABD’li eski üst düzey diplomat Nicholas Burns, açık ve net ifadelerle, “Yunanistan, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki en önemli askeri ortağıdır. Yıllar önce birçok ABD'li bu ortağın Türkiye olduğunu söyleyebilirdi ancak ABD ile Türkiye liderinin sebep olduğu tüm kargaşa göz önüne alındığında artık durum böyle değil. Yunanistan, NATO’nun, Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin bölgedeki bir ayağıdır” açıklamalarında bulundu.
NATO ve Atina’nın eski büyükelçisi ve Harvard Üniversitesi’nde uluslararası siyaset profesörü olan Burns, geçtiğimiz Salı günü, Alman Marshall Fonu için Brüksel’de düzenlenen çevrimiçi bir etkinlikte açıklamalarda bulundu. Yunanistan’ın ABD’nin bölgedeki stratejik ortağı olduğunu aktaran Burns, “Washington, aynı zamanda Yunanistan’ın güvenliğini artırma ihtiyacını savunabilecek bir ortaktır” açılamasında bulundu. Kıbrıs ve Yunanistan’ın doğalgaz zenginliklerini kullanma hakları olduğunu vurgulayan Burns, ABD ve NATO’nun, Türklerin, Ege ve Doğu Akdeniz’in doğusundaki Yunan hava sahası ve deniz sınırları ihlallerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.
ABD’nin Atina Büyükelçisi Jeffrey Payet’in toplantı sırasında yaptığı konuşma Burns’ün açıklamalarını destekler nitelikteydi. Payet: “Burns, İki ülke arasındaki ortaklığı daha yüksek bir seviyeye çıkarmak için Başkan Joe Biden ve ABD yönetiminden açık bir yetki aldı. Artık Yunanistan, Doğu Akdeniz ve Batı Balkanlar’da çok önemli bir rol oynayan ABD’nin askeri ortağı olarak stratejik bir konuma sahip” ifadelerini kullandı.

“Yükselen güç”
Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ilişkilerinin bozulması, bölgedeki komşularına yönelik politikaları ve Rus hava sistemi almasından dolayı ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırım uygulama kararı almaları, Yunanistan’ı, kendisini bölgede stratejik ve demokratik bir alternatif olarak sunmak için acele ettiriyor gibi görünüyor. Burns, yaptığı açıklamalarda Yunanistan’a bu konuda tavsiyeler verir gibi görünüyordu. Burns, “Türkiye ve Rusya ile ilişkilerin zorlaştığı, Çin’in Doğu Akdeniz’in geleceğinin siyasetinde kendine yer aradığı bir zamanda, Yunanistan’ın NATO’nun, AB’nin ve ABD’nin bir dayanağı olduğuna hiç şüphe yok. Yunanistan’ın büyük güven veren ve stratejik vizyona sahip olan bir hükümeti var” ifadelerini kullandı.
2008’de Yunan ekonomisini etkileyen ve etkileri yıllarca devam ederek 2008-2014 arasında ekonominin yüzde 26 küçülmesine sebep olan ekonomik krizlere rağmen 2021 yılında Yunan ekonomisinin yüzde 4,1 büyümesi konusunda iyimser beklentiler var. Gözlemciler, “Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a dayattığı kemer sıkma politikaları ve sancılı reformların ardından yeni bir güven duygusu doğuyor. Yunanistan, göreceli olarak küçük boyutuna ve az nüfusuna rağmen Akdeniz’de yükselen bir güç olarak kendisine güvenilmesi için bolca sebep sunuyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
King’s College London Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Emmanuel Karagiannis, “Yunanistan, Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz’deki en eski parlamenter demokrasidir ve Batılı uluslar topluluğuyla tamamen bütünleşmiştir” ifadelerini kullandı. Yunanistan, 1952’de NATO’ya, 1981’de Ortak Pazar’a (Avrupa Birliği) katıldı. Üç kıta arasında ayrıcalıklı bir konuma ve dünyanın en büyük ticari filosuna sahip olan, Pire, Dedeağaç ve Selanik limanları ile Avrupa ve Karadeniz’e açılan kapı olarak Yunanistan’ın jeostratejik değerini küçümsemek zordur. En önemlisi, son zamanlarda Doğu Akdeniz’de büyük gaz rezervlerinin keşfedilmesi, Yunanistan’ın yakında Avrupa pazarları ile bölgesel üreticiler arasında bir enerji merkezi olarak hizmet edebileceği anlamına geliyor.
Mevcut Başbakan Kyriakos Miçotakis’in hükümeti, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetinin aksine, bölgedeki komşular ve batılı müttefikleriyle ikili ortaklıklara ve diplomasiye dayalı aktif bir dış politikayı başarıyla yerine getiriyor. Yunanistan, Washington ve Paris ile yakın savunma ilişkilerini sürdürüyor. Aralarındaki tarihi bağlar ve Amerika’da yaşayan Yunan topluluklar nedeniyle ABD Başkanı, Yunanistan’ı müttefiki kabul ediyor. Paris ise Yunanistan’ın Avrupa’daki en yakın müttefiki konumunda. Bu sebeplerle Yunanistan, Amerikan fırkateynleri ve Fransız savaş uçakları satın almak için büyük anlaşmalar yapabildi. Birleşik Krallık Hizmetler Enstitüsü’nün web sitesinde yer alan bir makalede Karagiannis, “Yunanistan, Libya’nın siyasi bölünme yaşamasına rağmen, komşusu Libya ile bağlarını güçlendirmeyi ve Beyrut limanında yaşanan patlamadan sonra Lübnan’a yardım gönderebilmeyi başardı. Ayrıca Atina, İsrail ve Mısır gibi önemli komşu ülkelerle iş birliği yaparak bölgesel bir bütçe stratejisi oluşturdu. Yunan hükümeti, Suudi Arabistan ve BAE gibi birçok Arap ülkesiyle ile de iletişim kurdu” açıklamalarında bulundu.

“Yeni stratejik ortaklık”
ABD’de Cumhuriyetçiler ile Demokratlar birçok iç ve dış konuda fikir ayrılığı yaşasalar da Yunanistan ile ilişkilerin önemi konusunda tamamen hemfikirler. Eski Başkanlar Barrack Obama ve Donald Trump yönetimlerinden sonra mevcut Başkan Joe Biden iktidarında da yoğun diplomatik çabaların neticesi olarak ikili ilişkilerin gelişmesiyle yeni bir stratejik ortalığın ortaya çıktığı konuşuluyor. Yunanistan’ın Türkiye’ye alternatif olarak ABD’ye hizmet edebileceği ve ABD’nin Türkiye’deki İncirlik Hava Üssü yerine Yunan adalarını kullanmayı düşündüğü aktarılıyor.
Eylül 2020’de Amerikan basınında yayınlanan bir habere göre, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘rahatsız edici’ dış politikası nedeniyle ABD kongresi’nde, Türkiye’deki hava üssünün terk edilmesi ve bu husustaki çalışmaların yoğunlaştırılması, bunun yerine Yunanistan’ın Girit adasının hava üssü olarak kullanılabileceği dile getirildi. Geçen yıl ABD gazetesi “Washington Examiner”a konuşan kıdemli bir Cumhuriyetçi senatör Girit adasında zaten hali hazırda bir ABD donanma üssü olduğunu ifade etti.
Senato’da Avrupa Dış İlişkiler Alt Komitesi’ne başkanlık eden Ron Johnson, “Erdoğan’ın dış politikaları sebebiyle İncirlik’ten ayrılmak zorunda kalırsak, Washington, en kötüsüne hazırlıklı olmalı. Türkiye’deki varlığımızı olduğu gibi sürdürmek istiyoruz. Ancak savunma açısından değerlendirecek olursak, Erdoğan’ın gidiş yolunun pek de iyi olmadığını göz ardı etmememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Johnson, ABD ordusunun İncirlik’ten çekilmesi halinde Yunanistan’ın Washington için iyi bir seçenek olabileceğine dikkat çekti.
Her ne kadar Pentagon o zaman bu haberi yalanlasa da, Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerin gerilmesi sebebiyle ABD’nin hava üssünü başka bir yere taşımak istediği iddiası 2019 yılından beri ortalıkta dolaşıyor. Ekim 2019’da Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye girmesinin ardından ABD Senato’sunun Cumhuriyetçi ve Demokrat temsilcileri, ABD için alternatif üsler barındıran ve ABD’nin İncirlik’teki varlığının değerlendirilmesini gerektiren “Türkiye saldırganlığına karşı” bir yasa tasarısı hazırladılar. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi üyesi Kendra Horn, Türkiye sınırları içindeki bir hava üssünde o sırada nükleer silahların bulunması konusundaki endişesini dile getirdi.
Bazı gözlemciler bu hareketi Erdoğan’a dış siyaset politikasını değiştirmesi için baskı yapmanın bir yolu olarak değerlendirdiler. Washington’da bir araştırma merkezi olan CUFA Eylem Fonu’nun Kamu Politikası ve Strateji Direktörü Boris Zilberman, “Doğu Akdeniz’deki müttefiklerimiz Türkiye’ye karşı etkili bir karşı ağırlık olduklarını kanıtladılar ve sürekli olarak önceliklerimizi yansıtan bir yaklaşım sergilediler. Yunanistan’daki ABD askeri varlığını artırma çabaları bir sonraki yönetim zamanında daha da hızlanmalı. Aynı şekilde Türkiye’de bulunan askeri unsurlarımızı da dost ve güvenli bölgesel ortaklara yeniden dağıtmalıyız” açıklamalarında bulundu.

Türkiye'ye yaptırım kartı
Zilberman, Newsweek’te yayınlanan son makalesinde “Yaptırım uygulamak, Türkiye Cumhurbaşkanı ile ilişkilerde her zaman en etkili araç olmuştur. 2018’de Türkler bir Rus uçağını düşürdükten sonra Rusya da aynı aracı kullanmıştı” ifadelerine yer verdi.
ABD basınında daha önce çıkmış haberlerde ABD’nin Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs’taki ABD üslerini geliştirmenin yanı sıra Ürdün’deki Muvafık Salti Hava Üssü’nü de geliştirmek için son iki yılda 150 milyon dolardan fazla para harcadığına dikkat çekildi.
Ancak Atlantik Konseyi’ndeki (Washington’daki bir düşünce kuruluşu) Türkiye Programı’nın Müdür Yardımcısı Grady Wilson, Türkiye’yi Yunanistan için terk etmenin (yahut tam aksi bir eylemin) bölgede barış ve istikrara katkıda bulunmayacağını, ABD’nin çıkarlarını ciddi şekilde etkileyeceğine inanıyor.
“Yeni bir jeopolitik kimlik ve diplomatik güce dönüşme”
Karagiannis, ABD üssünün yerini değiştirme tartışmalarının ötesinde şu açıklamaları yaptı: “Konumu göz önüne alındığında Yunanistan, bölgedeki toplu güvenlik girişimleri için askeri varlıkların kolayca konuşlandırılabileceği bir konumda bulunuyor. Aynı zamanda Yunanistan gayri safi yurt içi hâsılanın yüzde 2’den fazlasını savunmaya harcayan birkaç NATO ülkesinden biri. Yunan Hava Kuvvetleri, Afganistan da dahil olmak üzere birçok NATO misyonunda görev yaptı ve uluslararası koalisyonun DEAŞ’a karşı operasyonlarında lojistik destek sağladı. Yunan Donanması, 2006 yılında Lübnan’dan yabancı uyrukluların tahliyesinde, 2014 yılında da Libya’daki kargaşa ve savaş sırasında Doğu Akdeniz’de operasyonlar yaptı. Üstelik Yunanistan devleti, batı ülkelerinin güvenliği için hayati önem taşıyan askeri üslere sahip.”
Bu bağlamda Atina, Doğu Akdeniz’de, Batı için bir siper olarak yeni bir jeopolitik kimlik inşa ediyor. Karagiannis’e göre bu, ülkenin bölgesel güvenlik konularında NATO ve Avrupa planlaması çerçevesinde yeni sorumluluklara sahip olabileceği anlamına geliyor. Böylece Yunanistan, dinamikleri sürekli değişen bir bölgede Batı’nın çıkarlarını koruyan bir güvenlik gücü haline gelebilir.
Foreign Policy dergisi: “Atina, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın İsrail ve Filistin’e yaptığı barış misyonundan dönmesi, Başbakan’ın da Trablus ve Kahire’yi içeren bir Afrika turuna çıkmasıyla nihayet diplomatik bir güç olarak öne çıkmaya başladı. Yunanistan, Doğu Akdeniz’de büyük bir diplomatik güce dönüşüyor” değerlendirmesinde bulundu. Atina ve Riyad, geçen ay,  Yunan Patriot bataryalarını Suudi Arabistan’a yerleştirmek için bir anlaşmaya vardılar, Yunanistan Başbakanı Libya ile diplomatik ilişkileri canlandırmak için Trablus’u ziyaret etti ve üst düzey yetkililer Mısır, Ürdün, BAE ve Güney Kıbrıs ile sayısız görüşme gerçekleştirdi.
Atina’daki Yunanistan Avrupa ve Dış Politika Vakfı’nın Türkiye programı başkanı Ioannis Grigoriadis, “Atina, tüm bölge genelinde ortaklıklar kurmak için çok istekli. Yunanistan, bölgedeki önemini ve etkisini daha da artırıyor.” Bu faaliyetlerin arkasında, özellikle Türkiye ile aralarında bulunan ve geçmişten gelen bir endişenin bulunduğuna dikkat çeken Grigoriadis, Atina’nın Türkiye ile sorunlarını her zaman diyalog yoluyla çözmeyi tercih ettiğini, bu esnada da diplomatik ve askeri rolünü de geri kazandığını aktardı.
İstanbul Kadir Has Üniversitesi Uluslararası ve Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Dimitris Triantavilo, “Ankara ile bir dizi farklı konuda yaşanan gerilim, geçen yıl Yunan diplomasisi için bir uyanış çağrısı yaptı. Yunanistan, diplomasi ve güvenlik konularında büyük ve stratejik düşünme için artık zamanın geldiğini anladı” değerlendirmesinde bulundu.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analiz habere göre Joe Biden’ın yeni ABD başkanı olarak seçilmesi Yunanistan ile ABD arasındaki ilişkilere ivme kazandırdı. Yeni başkanın Türkiye’ye karşı daha sert tavır takınması bekleniyor. Atina ile Washington arasında bu yaz, ABD’nin Yunanistan’ın Girit adasındaki Souda Körfezi’ndeki Havva üssünün genişletilmesinin de dahil olabileceği yeni bir ikili askeri iş birliği anlaşmasının imzalanması planlanıyor. Alman Marshall Fonu Başkan Yardımcısı Ian Lesser, “Bütün bunlar Atina’ya yardımcı oldu. ABD ve Avrupa Birliği Yunanistan’ı artık kulüplerinin tam üyesi olarak gördükleri mesajını verdiler” ifadelerini kullandı.



Savaş ikinci haftasına giriyor... Amerika ve İsrail saldırılarını yoğunlaştırıyor

Savaş ikinci haftasına giriyor... Amerika ve İsrail saldırılarını yoğunlaştırıyor
TT

Savaş ikinci haftasına giriyor... Amerika ve İsrail saldırılarını yoğunlaştırıyor

Savaş ikinci haftasına giriyor... Amerika ve İsrail saldırılarını yoğunlaştırıyor

İran'daki tırmanan savaş ikinci haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ın "koşulsuz teslimiyetinden" başka hiçbir şeyi kabul etmeyeceğini söylemesi ve İsrail, İran ve Lübnan'ın karşılıklı yeni saldırılar düzenlemesiyle, çatışmanın nasıl veya ne zaman sona ereceğine dair belirsizlik yeniden arttı.

ABD ordusu, savaşın başlangıcından bu yana İran'da 3 binden fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

İsrail ise Tahran ve İran'ın orta kesimlerine "80'den fazla savaş uçağı" kullanarak bir dizi hava saldırısı başlattığını duyurdu.


ABD ordusu, savaşın başlangıcından bu yana İran'da 3 binden fazla hedefi bombaladığını duyurdu

ABD Merkez Komutanlığı'nın İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında bir ABD destroyerinden Tomahawk füzesinin fırlatılması
ABD Merkez Komutanlığı'nın İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında bir ABD destroyerinden Tomahawk füzesinin fırlatılması
TT

ABD ordusu, savaşın başlangıcından bu yana İran'da 3 binden fazla hedefi bombaladığını duyurdu

ABD Merkez Komutanlığı'nın İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında bir ABD destroyerinden Tomahawk füzesinin fırlatılması
ABD Merkez Komutanlığı'nın İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında bir ABD destroyerinden Tomahawk füzesinin fırlatılması

ABD ordusu yaptığı açıklamada, savaşın yaklaşık bir hafta önce başlamasından bu yana İran'da 3 binden fazla hedefi vurduğunu belirtti.

Ortadoğu'daki askeri operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), X platformu aracılığıyla dün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin 43 İran gemisini imha ettiğini veya hasar verdiğini duyurdu.

ABD ordusunun belirttiği hedef, İran donanmasını tamamen etkisiz hale getirmektir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran, savaş gemilerine ilave olarak, daha önce daha küçük, hızlı saldırı gemileri kullanan İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na ait bir filoya da sahiptir.

ABD Merkez Komutanlığı, savaşın ilk yedi günündeki ABD saldırılarının İran deniz kuvvetleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda Devrim Muhafızları karargahlarını, İran hava savunma sistemlerini, balistik füze rampalarını ve komuta merkezlerini de hedef aldığını ifade etti.


İsrail Genelkurmay Başkanı: İran rejimini ezmek üzereyiz

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (DPA)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (DPA)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: İran rejimini ezmek üzereyiz

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (DPA)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (DPA)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyyal Zamir, dün yaptığı açıklamada, İsrail-Amerikan ortak harekatının İran'a karşı yeni bir aşamaya girdiğini duyurmasının ardından, güçlerinin "İran rejimini ezmeye" hazır olduğunu belirtti.

Ordu açıklamasında yer alan bilgilere göre Zamir birliklerine hitaben, "İran terörist rejimini ezme sürecindeyiz ve elde ettiğimiz kazanımları pekiştirmek için her fırsatı değerlendireceğiz" dedi.

Zamir, Perşembe günü askeri harekatın "yeni bir aşamaya" girdiğini söylemiş ve Tahran'a "daha fazla sürpriz" sözü vermişti.