AB’ye üye 7 ülke koronavirüs seyahat sertifikası uygulamasına geçti

Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
TT

AB’ye üye 7 ülke koronavirüs seyahat sertifikası uygulamasına geçti

Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)

Avrupa Birliği’nin 7 üyesi, önümüzdeki ayın başlarında tüm AB ülkelerinde başlanacak olan koronavirüs seyahat sertifikasını şimdiden uygulamaya koydu.
Ancak bu adım Brüksel'de tartışmalara yol açtı. Birçok ülke yaz sezonunda milyonlarca turist kaybına uğramaktan kaçınmak için “korona pasaportları” adı altında, uygulamanın kendilerine uygun farklı versiyonlarını geliştiriyor. Küresel havacılık endüstrisi tarafından desteklenen birçok ülke, seyahat edenlerin aşı olduklarını kanıtlamak için akıllı telefon uygulamalarını kullanmalarına izin veren sistemler üzerinde çalışmaya başladı. AP’nin haberine göre söz konusu sistem, yolcuların seyahat ettikleri bölgelerde karantina prosedürlerinden kaçınmasına yardımcı olabilir.
Diğer yandan yolcular için elektronik muayene ve aşılamanın doğrulanması için uluslararası bir sistemin bulunmaması hava trafiğinin önüne çeşitli zorluklar çıkarıyor. Mahremiyetin korunması ve aşıların dağıtımındaki eşitsizlik ile ilgili sorular da cevapsız kalıyor.
Sağlık Pasaportu geçtiğimiz yıl dünyanın birçok ülkesine yayılan yeni tip koronavirüs ile ilgili geliştirilen elektronik sağlık uygulamaları ve takip yöntemleri için yeni bir dijital alan niteliğinde.
Bu tarz uygulamaların kullanımı henüz yerel düzeyde. Ancak ekonomiyi yeniden açma girişimlerinde uygulamadan yararlanma konusu hararetli tartışmalara sebep oluyor. Birçok kişi restoranları yeniden açmak, konserler düzenlemek ve çeşitli spor etkinlikleri düzenlemek için uygulamalara güvenme fikrine karşı çıkıyor.
Buna rağmen bu ve benzeri uygulamalar özellikle aşı olmuş ziyaretçilere uluslararası sınırlarını açmaya başlayan Avrupa ülkelerinde, seyahat alanında büyük bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bazı ülkeler, virüse karşı bağışıklığı olan vatandaşlarının yurt dışına seyahat etmesine izin veriyor.
Geçtiğimiz ay AB’nin aşı olmuş yolcuları için üye ülkelere sınırları açma kararı, sağlık pasaportlarına yeni bir acil düzenleme getirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.

Ulusal planlar
Pasaportun ilk bölümü, kullanıcının fotoğrafı ve elektronik aşı kaydıyla ilgili.
AB 1 Temmuz'da sınır ötesi seyahatlerde kullanılmak üzere kendi dijital aşı sertifikasını piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Yunanistan, Hırvatistan, Polonya ve Almanya gibi ülkeler dün resmi olarak bu uygulamaya geçtiğini duyurdular.
Avrupa Birliği yakın bir zamana ait negatif test sonucu veya koronavirüs geçirdiğine dair kanıt gibi maddelerle, elektronik ya da kağıt sertifika sahibinin sağlık durumunu kontrol ederek güvenli seyahati kolaylaştırmak adına tek bir sistem üzerinde çalışıyor. Yolcular dijital sertifikayı akıllı telefonlarında, havaalanlarında ve tren istasyonlarında kullanabilecekler.
Belçikalı yetkililer, ülkelere giriş kriterlerinin (tanınan aşı türü, iyileşme süresi, geniş yayılım alanlarından gelenlere ihtiyati karantina uygulanması)  AB içindeki hükümetlerin kendi takdirine bırakıldığını duyurdu.
Bu bağlamda Birleşik Krallık geçtiğimiz ay aşı dozlarını tam olarak alan yolcuların yurt dışına seyahat edebilmesi için sağlık durumlarının bildirimine izin vermek ve seyahat kısıtlamalarını hafifletmek için Ulusal Sağlık Hizmeti’ni (NHS) güncelledi.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) koronavirüs aşısı olmasyı uluslararası seyahat koşulu olarak desteklemiyor. WHO, farklı ülkeler için akıllı aşı sertifikasyon sistemlerinin geliştirilmesiyle ilgili geçici tavsiye ve rehberlik sağlasa da aşıların dünya çapında orantısız bir şekilde dağılımı konusuna dikkat çekiyor.

Seyahat uygulamaları
Yurt dışındaki yolcular, dünya genelinde onaylanmış aşı sertifikalarından herhangi birinin bulunduğu bir akıllı telefon uygulamasına ihtiyaç duyuyor. AB projesi, Avrupa ülkelerinin kendi resmi akıllı telefon cüzdanlarını oluşturmak için kullanabilecekleri açık kaynağa sahip bir teknoloji içeriyor.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Qantas, Japan Airlines, Emirates Airlines, British Airways ve Virgin Atlantic gibi birçok uluslararası havayolunun katıldığı seyahat sağlık pasaportu uygulamasını kullanıyor. Ayrıca Cathay Pacific, JetBlue, United ve Lufthansa gibi diğer havayolları şirketleri ile daha fazla tercih edilmeye başlanan CommonPass uygulaması da bulunuyor.
Yolcular seyahat ettikleri ülkelerde koronavirüs test sonuçlarının kabul edilip edilmediğini kontrol etmek için bu uygulamaları kullanabiliyor. Travel Pass ve CommonPass uygulamaları yalnızca bu uygulamaları kullanan havayolları tarafından kabul ediliyor.Söz konusu uygulamalar ayrıca diğer havayollarının seyahat uygulamalarıyla birleştirilebiliyor. Böylece yolcular aşı durumunu online check-in sırasında kontrol edebiliyor. Ayrıca bu uygulamaların Avrupa Birliği dijital sertifikaları ile tam bir uyum içerisinde çalışması bekleniyor.
CommonPass uygulaması kullanıcılarının haziran ayı ortasına kadar aşı onay belgelerini ve sertifikalarını girebilecekleri bildirildi.
CommonPass uygulamasının geliştirilmesi aşamasında çalışmalar yürüten, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Common Project'in CEO'su Paul Meyer, pandemi sebebiyle aşı pasaportlarının daha da yaygın hale geleceğini belirterek bu belgenin önümüzdeki dönemlerde uluslararası seyahatin bir şartı olacağını vurguladı.

Yolcuların ihtiyaçları
Aşılarla ilgili seyahat belgesi hazırlayan İngiltere vatandaşı Richard Fogg, AP’ye yaptığı açıklamada “Karantinanın ilk on günü işlerin yürütülmesnde olumsuzluk yaşanacak. Bu duruma bağlı kalmaktan ve etrafından dolaşmaktan başka yol yok” diyerek söz konusu durumun yolcu verilerinin mahremiyetine ilişkin bariz endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Cenevre merkezli özel jet komisyonculuğu yapan Luna Gates'in CEO'su Emeric Segaard ise yolcuların  bazı özel kişisel verileri içeren pasaportları varışta teslim ettikleri bilgisini paylaştı.
Segaard açıklamasında, aşı olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek aşı pasaportlarının yolcuların karşı karşıya kaldıkları koronavirüs tehlikesinden kaçınılmasında büyük ölçüde yardımcı olacağını söyledi.

Sahte belgeler sorunu
Dünya genelinde dolandırıcılar tarafından ticareti yapılan koronavirüs ile ilgili sahte kağıt belgeler salgın döneminde büyük sorun haline geldi. Bununla birlikte sağlık sertifikalarının geliştiricileri, bu tarz belgelerin dijital kopyalarının üçüncü şahıslar tarafından çoğaltılmasını veya taklit edilmesini zorlaştıran korumalara sahip olduğunu savunuyor.
IATA’dan yapılan açıklamada uygulamada test sonuçlarının veya aşılamanın doğrulanmadığını, bunun yerine başvuru yapan kişilerin kimliklerinde test veya aşı olan yolculara bu bilgileri güvenli bir şekilde göndermek için onaylanmış bir laboratuvar yöntemi olarak hizmet ettiğini bildirdi. Uygulama yolcunun yüzünü kamera ile taradıktan sonra pasaportta yer alan biyometrik verilerle detayları eşleştiriyor. Başka bir kişinin aynı kimliği kullanmasını engellemek amacıyla yapılan başka kontroller de mevcut.

Güvenlik ve gizlilik
Kişisel verilerin gizliliğinin ihlal edilme endişesi göz önüne alındığında sağlık pasaportları oldukça fazla tartışmaya neden oluyor.
Uygulamayı geliştirenler, telefonlarda mümkün olan en az miktarda kişisel verinin tutulduğunu ve sadece bilgilerin güvenli bir şekilde değiş tokuş edilmesini sağlayan şifreleme anahtarlarının aktarıldığını vurguladı.
Elektronik aşı kartı teknolojileri alanında çalışmalar yürüten kişisel kimlik doğrulama şirketi Onfido'nun Baş Ürün Sorumlusu Kevin Trelly konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yalnızca onaya bağlı yapılan akreditasyon sunumundaki mahremiyet risklerinden korkulmaması gerektiğini söyledi.



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.