Etiyopya, Kızıldeniz'deki askeri üslerden endişeli

Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas: Etiyopya barajın ikinci dolum aşamasına temmuz ayında başlayacak

Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü.  (SUNA)
Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü. (SUNA)
TT

Etiyopya, Kızıldeniz'deki askeri üslerden endişeli

Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü.  (SUNA)
Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, Avrupa Birliği’nden bir heyetle Nahda Barajı müzakereleri hakkında görüştü. (SUNA)

Addis Ababa, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in 100 yeni baraj inşa etme yönündeki niyetini açıklamasına yönelik Mısır ve Sudan'dan yapılan itirazları görmezden geliyor. Sudan Sulama Bakanı ise Etiyopya'nın Mısır ve Sudan’ın taleplerini dikkate almaksızın Nahda Barajı’nın (Rönesans/Hedasi) ikinci dolum aşamasını önümüzdeki temmuz ayında başlatacağına dikkat çekti.
Söz konusu gerilim sürerken Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Mufti, Kızıldeniz'de askeri üsler kurmaya yönelik artan ilgiden endişe duyduğunu açıkladı. Etiyopya resmi haber ajansının haberine göre Mufti dün yaptığı açıklamada, çeşitli ülkelerin Kızıldeniz bölgesini her zamankinden daha fazla kontrol etmek ile ilgilendiklerini vurguladı. Durumu "endişe verici" olarak nitelendiren Mufti, diğer ülkelerin halihazırda Kızıldeniz'de etkin bir şekilde faaliyet göstermek için mali ve askeri yeteneklerini genişletmeye çalıştıklarını ifade etti. Mufti'nin açıklamaları, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin Etiyopya'nın yakın komşusu ve Kızıldeniz'deki tek çıkış noktası olan Cibuti'ye yaptığı dikkat çeken ziyaretten günler sonra geldi.
Mısır ve Cibuti, Suudi Arabistan, Ürdün, Sudan, Yemen, Somali ve Eritre ile birlikte merkezi Riyad'da bulunan ve geçen yıl kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni çevreleyen Arap ve Afrika Devletleri Konseyi’nde yer alıyor.
Kahire yönetimi geçen yıl ocak ayında, Mısır'ın Kızıldeniz'e bakan güney sınırında, Kızıldeniz'in en büyük üssü olarak nitelendirdiği geniş kapasiteye ve çeşitli teçhizata sahip Berenice Askeri Üssü’nün açılışını yapmıştı.
Dina Mufti konuya dair dün yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Mısır ve Sudan, Etiyopya Başbakanı'nın yakın zamanda 100 adet küçük ve orta boy baraj inşa edeceğini açıklaması konusunu gündeme getiriyor. Uluslararası hukuka bağlı kaldığımız sürece sorun nedir?
Mısır Dışişleri Bakanlığı salı günü, Etiyopya Başbakanı'nın ülkenin farklı bölgelerinde bir dizi baraj inşa etme niyetiyle ilgili açıklamalarının kabul edilemez olduğunu duyurdu.
Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Ahmed Hafız açıklamasında şunları söyledi:
"Etiyopya'nın duyurusu, sanki iç nehirleriymiş gibi davrandığı ve egemenliği ve çıkarlarına hizmet etmek için kullandığı komşu ülkelerle paylaşılan Nil ve diğer uluslararası sularla olan ilişkilerindeki kötü niyetini bir kez daha ortaya koyuyor.”
Addis Ababa uzun yıllardır Nil'in ana kolu Mavi Nil üzerinde Nahda Barajı'nı inşa ediyor. Baraj inşasının yüzde 80'ini tamamladı. Mısır ve Sudan ise Etiyopya’ya baraj nedeniyle karşı karşıya kalınması beklenen zararı önlemek için barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varma çağrısında bulunuyor.
Ancak Etiyopya, Mısır ve Sudan'ın endişelerini gidermesini talep eden uluslararası baskılara rağmen barajın ikinci dolum aşamasının önümüzdeki temmuz ayında, yağışlı mevsimde uygulanacağına başlama yönündeki ısrarını sürdürüyor. 
Sözcü Mufti açıklamasında, Nahda Barajı konusunda aşağı havza ülkeleriyle görüşmelerin devam ettiğini belirterek "Etiyopya’nın doğal kaynaklarını kullanması herhangi bir zarar vermeyecek" dedi.
Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas ise Etiyopya'nın önümüzdeki temmuz ayında Rönesans Barajı'nın ikinci dolum aşamasına başlayacağını belirterek Sudan, Mısır ve Etiyopya arasında yasal ve bağlayıcı bir anlaşma imzalamadan bu adımı atmanın ülkesinin ağır katıplar yaşamasına neden olacağını yineledi.
Bakan Abbas, Finlandiya Dışişleri Bakanı Danışmanı Katja Ahlfors başkanlığında Hartum'u ziyaret eden Avrupa Birliği ekibi ile dün gerçekleştirdiği görüşmede, Rönesans Barajı müzakerelerinin süreci hakkında açıklamalarda bulundu. 
Sudan Sulama Bakanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Etiyopya, geçen mayıs ayında Rönesans Barajı'nın orta koridorunu yükseltmeye başlamıştı. Önümüzdeki ay da ikinci doldurma aşamasını başlatma kararını aldı. Tek taraflı dolum kararı, iki alt açıklığın su kapasitesini aşmasıyla otomatik olarak gerçekleşecek. Bu, önümüzdeki temmuz ayında, yağış sezonu başladığında olacak.”
AB heyetine açıklamalarda bulunan Abbas, müzakerelerin sadece doldurma ve işletme konusunda bir anlaşmaya varmakla sınırlı olduğunu ancak Etiyopya'nın aniden tutumunu değiştirerek su kotalarını paylaşma meselesini ortaya attığını söyledi. Sudan'ın bu duruma kesin bir şekilde karşı olduğunu vurguladı.
Bakan Abbas, Rönesans Barajı'nın Sudan için birçok faydası olduğunu ancak üç ülke arasında bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalanmadığı takdirde bunun ciddi risklere dönüşeceği konusunda uyarıda bulundu. Ayrıca bu durumun Roseires Barajı üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çeken Abbas su alanlarında azalma ve Sudan'a vereceği çevresel zararlara işaret etti.
Sudanlı Bakan, ülkesinin Afrika Birliği (AfB) tarafından desteklenen müzakerelerin çatısını Birleşmiş Milletler (BM), AB ve ABD’yi de dahil ederek genişletmeyi teklif ettiğini ancak Etiyopya'nın buna yanaşmadığını kaydetti. Aynı zamanda müzakere mekanizmasını güçlendirerek arabulucuların dahil edilmesini ve üç tarafı Rönesans Barajı müzakerelerini ilerletmeye ikna etmek için AB’den Sudan’ın tutumunu desteklemesini talep etti.
AB heyetinin Hartum ziyareti, ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Jeffrey Feltman'ın Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Kenya'ya yönelik Rönesans Barajı anlaşmazlığını çözmek için başlattığı yeni turla eş zamanlı gerçekleşti.
Sudan Dışişleri Bakanı Meryem Sadık el-Mehdi ise dün Sudan'ın Rönesans Barajı konusundaki tutumunu açıklamak amacıyla başladığı Batı Afrika ülkeleri (Nijerya, Gana, Senegal ve Nijer) turunu sonlandırdı. Bakan Mehdi, devlet başkanlarıyla yaptığı görüşmelerde AfB ve uluslararası ortakların himayesinde bir anlaşmaya varmanın önemini vurguladı.
Sudan geçen nisan ayında, Etiyopya'nın Rönesans Barajı'nın ikinci dolumu ile ilgili bilgi alışverişinde bulunulması teklifini reddetmiş, bunun dolum ve işletme için yasal ve bağlayıcı bir anlaşma dahilinde yapılması gerektiğini vurgulamıştı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.