NATO’nun çekilmesiyle Afgan çevirmenler can derdinde

Çevirmenler kendilerini casus ve yabancı müttefiki olarak gören Taliban'ın tehditlerinden korkuyorlar.

Nisan 2021'de ABD güçlerinin ülkeden çekilmesinin başlamasıyla birlikte Kabil'de Afgan çevirmenler tarafından yapılan bir gösteri (AFP)
Nisan 2021'de ABD güçlerinin ülkeden çekilmesinin başlamasıyla birlikte Kabil'de Afgan çevirmenler tarafından yapılan bir gösteri (AFP)
TT

NATO’nun çekilmesiyle Afgan çevirmenler can derdinde

Nisan 2021'de ABD güçlerinin ülkeden çekilmesinin başlamasıyla birlikte Kabil'de Afgan çevirmenler tarafından yapılan bir gösteri (AFP)
Nisan 2021'de ABD güçlerinin ülkeden çekilmesinin başlamasıyla birlikte Kabil'de Afgan çevirmenler tarafından yapılan bir gösteri (AFP)

Koalisyon güçlerinin Kabil’den çekilmesiyle Afganistan'daki yabancı NATO güçleri için çalışan binlerce tercüman hayatlarından endişe ediyor. Nazir Ahmet de hayatından endişe tercümanlardan biri.
AFP'ye konuşan 35 yaşındaki çevirmen 11 Eylül'de sona ermesi beklenen çekilme süreci hakkında "Durum yabancı güçlerin ayrılmasıyla kötüleşiyor. İsyancılardan korkuyoruz. Yüzlerimizi biliyorlar” diyor.
Ülkenin güneyindeki Helmand eyaletinde iki yıl İngiliz ordusu için çalışan ve şu anda Kabil'de yaşayan Nazir Ahmet, şimdilerde yerel personele yönelik artan tehditlerden dolayı İngiltere’ye gitmek istiyor.
Ahmet, İslamcı grupların onları casus ve yabancı müttefiki olarak gördüğünü söyleyerek, isyancıların, özellikle de Taliban üyelerinin intikam alacağından ve kafalarını keseceğinden korktuğunu ifade etti.

İngiltere
İngiltere Pazartesi günü yaptığı açıklamada, orduyla birlikte çalışan Afgan personelinin yer değiştirmesini hızlandıracağını ve risk altında olduğu düşünülen mevcut veya eski yerel olarak istihdam edilmiş personele öncelik vereceğini duyurdu.
20 yıl önce başlayan çatışmalardan bu yana bin 358 Afgan'ı topraklarına yerleştiren İngiltere, bu programdan 3 binden fazla kişinin daha faydalanacağını tahmin ediliyor.
Ancak, güvenlik tehdidi nedeniyle 2012'de işten çıkarılan Ahmet gibi, işten çıkarma sebebinin küçük ihlallerden kaynaklanmadığı durumlarda bu program yer değiştirme programı uygulanmıyor.
“İngiliz kuvvetleriyle devriye gezerken kamerası olmayan eski bir Nokia telefonu taşıdığım için beni kovdular" diyen Ahmet, "Hayatlarımızı riske atıyoruz ve şimdi de İngiliz vatandaşlığı talep eden kafirler olarak kabul ediliyoruz" diye ekledi.
İngiliz hükümeti rakamları, 2001 ile 2014 yılları arasında dönemde istihdam edilenlerin kabaca üçte birine tekabül eden bin 10 tercümanın işten çıkarıldığını gösteriyor.
Şimdilerde Afgan Tercümanlar Sulha İttifakı için kampanya yürüten eski İngiliz ateşesi emekli Albay Simon Diggins, zamanın azaldığını ifade ediyor.
Kabil'deki bu eski İngiliz askeri ateşesi, tüm Afgan personelinin bu kadar kısa bir süre içinde transfer edilemeyeceğinden korkuyor ve işten çıkarma davalarının adil, şeffaf, acil ve bağımsız bir şekilde gözden geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

Fransa
Fransız ordusu ise 2001 ve 2013 yılları arasında yaklaşık 770 Afgan (tercüman, şoför, depo görevlisi...) istihdam etti. Fransa'nın 2012 sonunda ülkeden çekilmesinden sonra, tehdit aldıklarını bildiren Paris'e giriş vizesi talep ettiler, ancak yarısından daha azı vize alabildiler.
Mayıs ayının sonunda Fransa, Kabil'deki büyükelçilik çalışanlarına ve diğer Fransız resmi hizmetlerinin, özellikle kültürel alanda olanların yanı sıra Kabil ve diğer Afgan şehirlerindeki üniversitelerde ders veren Fransız profesörlere vize vermeye başladı.
Çarşamba günü AFP’ye konuşan resmi bir kaynak bu kriterlere uygun olan kişilere ve aile üyelerine bugüne kadar 100'e yakın vize verildiğini söyledi.

ABD
ABD'ye gelince, son yıllarda ülkeye giriş için verilen vizelerin sayısını önemli ölçüde azaldı. ABD'li yetkililer bazı aşırılık yanlılarının tercüman kılığına girerek vize almaya çalıştığını söylüyor.
ABD'nin Kabil'deki büyükelçiliği sözcüsüne göre, yaklaşık 18 bin Afgan hala vize başvurusunun sonuçlanmasını bekliyor. Brown Üniversitesi tarafından Nisan ayında yayınlanan bir rapora göre, biriken bu sayı, yaklaşık yirmi yıldır süren çatışmalarda vize alan toplam Afgan işçi sayısına kabaca eşdeğer.
Hayatından endişe ettiği için gerçek adını vermek istemeyen Ömer, 2002-2009 yılları arasında Afganistan'da ABD Hazine Bakanlığı'nda, ardından 2010-2012 yılları arasında büyükelçilik vize hizmetinde çalıştı ve halen ABD’ye gitmek için yaptığı başvurunun onayını bekliyor. Ömer "Burada kaldım ve artık hayatım tehlikede" diyor.
Yalan makinesi testini geçemediği için işine son verildiğini dolayısı ile ABD’ye yerleşen diğer iş arkadaşları gibi gidemediğini söylüyor. "Hayatım ve çocuklarımın akıbeti için endişeleniyorum. Bana bir şey olursa ailemin geçimini sağlayan kimse yok" diyor.
Kabil'deki ABD Maslahatgüzarı Ross Wilson, Washington’un "ABD adına hayatlarını tehlikeye atanlara borçlu olduğunun farkında olduğunu" vurgulayarak, yetkililerin vize başvuru sürecini mümkün olduğunca hızlandırdıklarını söyledi.
Ancak Ömer, kendi gibi savunmasız yerel çalışanlar için bu çabanın artık çok geç olduğunu söylüyor. Avrupa’ya kendi imkanları ile gitmeyi düşündü ancak salgın bunu da imkansız hale getirdi. Ömer şimdi "Afganistan'da ABD ile çalıştığım için üzgünüm. Bu hayatımın en büyük hatasıydı” diyor.

 


Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yaptığı açıklamada, yasama seçimlerine yaklaşık bir ay kala kurulacak bir sonraki hükümette Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek için aday olacağını duyurdu. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Ben-Gvir, Kudüs'te dün düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Aşırı sağcı bakan, aday olmasının gerekçesini “İsrail ordusundaki mevcut zihniyetin değiştirilmesinin zamanının gelmesi” olarak açıkladı.

Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunun önde gelen isimlerinden Ben-Gvir, “İsrail devletinin güvenlik doktrinini değiştirme ve bütün cephelerde kesin bir zafer elde etme zamanı geldi” dedi.

Ben-Gvir, Filistinlilerin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'dan “gönüllü göçünün teşvik edilmesi”, “terörist” olarak nitelendirdiği Filistin Yönetimi'nin silahsızlandırılması ve İsrail askerlerine verilen desteğin artırılmasını içeren bir “güvenlik planı” sundu.

Provokatif açıklamaları ve eylemleriyle tanınan Ben-Gvir, eylül ayının başında da Gazze Şeridi'nin Filistinli nüfustan arındırılarak bölge sakinlerinin yurt dışına gönderilmesini öngören bir teklif sunmuştu.

Ben-Gvir'in savunma bakanlığına adaylığını açıklaması, İsrail muhalefeti saflarında tepkiye yol açtı.

Başbakanlık için aday olan Gadi Eisenkot, X platformunda yaptığı paylaşımda, başlıca rakibi Netanyahu'yu, “suçlu Ben-Gvir'i” koalisyonuna kabul ettiği için “aklını kaybetmekle” suçladı.

Ben-Gvir hakkında gençlik yıllarında nefret veya şiddeti kışkırtma suçlamasıyla 50'den fazla kez dava veya soruşturma süreci yürütüldüğü bildirildi.


Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı
TT

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan Havayolları yaptığı açıklamada, Bakü’nün ABD yaptırımları nedeniyle İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a uçuşlarını yasakladığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Sputnik’ten aktardığına göre şirketten dün yapılan açıklamada, “ABD’nin İran’a yönelik uygulamaya koyduğu yeni yaptırım paketi, özellikle havacılık sektörüne getirilen yaptırımlar nedeniyle, İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a gerçekleştirdiği uçuşların 22 Eylül 2026’dan itibaren askıya alınmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, yaptırımlar kapsamında 23 Eylül’den itibaren İran hava yolu şirketlerinin uçuş gerçekleştiremeyeceğini ve yer hizmetlerinden de yararlanamayacağını belirtti.


Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
TT

Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ teknolojisinin geleceği konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu. Bu çağrı, yapay zekâ sektöründeki hızlı gelişmenin sınırlandırılması yönündeki taleplerin artması ve teknolojinin insanlık üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerin yoğunlaşması üzerine yapıldı.

Guterres, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarının açılışında dün yaptığı konuşmada, “Yapay zekâ konusunda en büyük kapasiteye sahip hükümetler, insanlık karşısında en büyük sorumlulukları taşıyor” dedi. Bu ülkeler arasında “diyalog, iletişim, güven ve iş birliği kanallarının oluşturulması” gerektiğini vurguladı.

Guterres, “Soğuk Savaş’ın kritik bir döneminde iki stratejik rakip, ortak varoluşsal tehditlerin yönetilmesi gerektiğini fark etti” diyerek, o dönemde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki iletişime atıfta bulundu.

Çin ve ABD hâlihazırda yapay zekâya ilişkin konularda bir iletişim kanalı oluşturulması amacıyla görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in perşembe günü Washington’da gerçekleştirmesi planlanan zirvenin öncesinde yapılıyor.

Görüşmeler, iki ülkenin de gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin insanlığın varlığını tehdit edebileceğine yönelik endişelerinin arttığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu durum, iki ülke arasındaki teknolojik üstünlük yarışının kızışmasına rağmen iş birliği için nadir bir teşvik oluşturuyor.

“Süper güç” algısına karşı uyarı

Guterres, büyük güçlerin “güçlerinin göründüğü kadar sınırsız olmadığını” anlamaları gerektiğini belirterek, yalnızca askeri gücün barışı güvence altına almak için yeterli olmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Guterres, Genel Kurul’da dünya liderlerine yaptığı son konuşmada “karşılıklı bağımlılık üzerine kurulmuş bir dünya” çağrısında bulundu.

“Dünyamızdaki bölünme hatları genişliyor” diyen Guterres, devam eden savaşların yanı sıra yükselen sıcaklıklar ve yapay zekâ gibi gelişmelere dikkat çekti.

Görev süresinin bu yıl sona ermesinin ardından da “barışın mümkün olduğuna ilişkin inancını savunmaya” devam edeceğini belirten Guterres, konuşmasıyla bu yıl dünyanın en büyük diplomatik buluşmasının ana bölümünü açtı.

FRG
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026’da New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin liderleri, Genel Kurul’da birbirlerine hitap ederek beklentilerini, planlarını ve şikâyetlerini dile getiriyor.

Yapay zekâ, bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarında öne çıkan başlıca konulardan biri. New York’taki toplantılar başlamadan önce 20’den fazla ülkenin lideri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin güvenliğini sağlamak için bağlayıcı önlemler alınması çağrısında bulundu. Liderler, bu teknolojinin gelişiminin onu kontrol etmek için mevcut kapasiteyi aşabileceği uyarısında bulundu.

Çin ve ABD, söz konusu çağrıyı imzalayan ülkeler arasında yer almadı. Trump ise yapay zekâ güvenliğine yönelik düzenlemelere sert biçimde karşı çıkarak, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “haksız” olarak nitelendirdiği endişeler nedeniyle bu sektörün “yok edilmesine” izin vermeyeceğini söyledi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise temmuz ayında yaptığı açıklamada, yapay zekânın tek bir ülkenin hâkimiyetinde olmaması gerektiğini belirterek, teknolojinin geliştirilmesinde uluslararası iş birliği çağrısında bulundu.