Demografi sorunu: Artış ve gerileme

Korona, dünyadaki diğer ikilemlerin üstünü kapamadan jeopolitik çatışmaların ötesine geçti

Japonya demografik gerileme sorunuyla karşı karşıya (AFP)
Japonya demografik gerileme sorunuyla karşı karşıya (AFP)
TT

Demografi sorunu: Artış ve gerileme

Japonya demografik gerileme sorunuyla karşı karşıya (AFP)
Japonya demografik gerileme sorunuyla karşı karşıya (AFP)

Refik Huri
Korona, dünyanın diğer ikilemlerinin üstünü kapamadan dünyadaki jeopolitik çatışmaların ötesine geçti. Şimdi 3 milyondan fazla insanın canını aldıktan sonra onun artık önleyici bir aşısı var. Dünyanın sorunlarına gelince, bazılarının gerçek bir tedavisi dahi yok.
Çin ile jeopolitik çatışma içinde olan Hindistan, Çin kaynaklı virüsten en çok etkilenen ülke konumunda. Ancak korona salgınıyla mücadelede başarı ve başarısızlık oranları bir yana, bilimsel ve teknolojik gelişmede ileri olan Hindistan ve Çin, ağır bir sorunla karşı karşıyalar; demografik artış. Bu sorunu Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Mısır ve diğer ülkelerle paylaşıyorlar.
Öte yandan, Rusya ve Japonya demografik gerileme sorunu ile karşı karşıyalar. Hızlı nüfus artışı, hükümetlerin vatandaşlar için iş, aş, eğitim, barınma ve sağlık hizmetleri sağlama planlarını zorluyor.
Çin, 1,7 milyar insan sınırına ulaştı ve birçok sosyal sorun yarattığı için tek çocuk politikasından önce iki, sonra üç çocuk politikası lehine geri adım atmak zorunda kaldı. Günde bir dolardan daha az gelirle yaşayan insan sayısını 56 milyondan 5 milyona düşürmeyi başardı. Bugün nüfusun yüzde 40'ı yani 600 milyon insan günde 5 dolar gelirle yaşıyor. Başkan Şi Cinping'in programında yoksulluğu ortadan kaldırma hedefi de var. Çin ekonomisi, Amerikan ekonomisinden sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi ve hacmi 16 trilyon dolara yaklaşıyor. Ancak 2020'de yaklaşık 9 milyon üniversite mezununun bir kısmı, işsizlik oranı yüzde 4 olmasına rağmen işsiz kaldı.
Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır zamanında 22 milyon olan Mısır’ın nüfusu bugün 100 milyonu aştı. Nüfusun yüzde 95'i, Mısır’ın yüzölçümünün yüzde 4'ünü oluşturan ve İrlanda'nın yarısına eşdeğer Nil çevresindeki yeşil kuşakta yaşıyor.
İran'ın nüfusu 70 milyon ve Dini Lider Ali Hamaney, zorlu ekonomik ve sosyal duruma rağmen bu sayının uzun olmayan bir süre içinde iki katına çıkarılması çağrısında bulunuyor.
Rusya ve Japonya nüfuslarının gerilemesinden mustaripler. Rusya’nın nüfusu halihazırda 143 milyon ve Devlet Başkanı Vladimir Putin, nüfus artışı için çocuk yapan ailelere ödüller ve ikramiyeler sunuyor. 1,6 trilyon dolar olan milli geliri ile Rusya, dünyanın süper gücü rolü oynama konusunda hırslı. ABD ve Çin’den sonra dünyanın üçüncü ekonomisi olan Japonya’nın nüfusu ise 128 milyon. Tahminlere göre nüfusu 2048'de 100 milyona, 2060'ta 87 milyona düşmeye aday. Japonya'nın borcu, 12 trilyon dolar yani ulusal üretiminden biraz daha az. İthalat ve ihracat yoluyla refahı konusunda Çin'e, Kuzey Kore ve Çin'den gelen tehditlerden korunma ve güvenlik konusunda da ABD’ye bağlı.
Demografik artış yaşayan ülkeler, dünya ülkelerine emek ihraç ediyorlar. Afrika, Asya, Amerika ve Avrupa'da on milyonlarca Çinli mühendis, işçi, işveren ve on binlerce şirket bulunuyor. Göçmen Hintler başta Körfez ülkeleri olmak üzere birçok ülkede, hatta ekonomik kriz içindeki Lübnan'da çalışıyorlar. Aynı durum, İngiltere'de büyük bir topluluk oluşturan Pakistan ve Bangladeş'ten gelen göçmenler için de geçerli. Mısırlı profesörler, işçiler ve bilim adamları Arap dünyasına, Afrika'ya, Avrupa'ya ve ABD'ye yayılmışlar. ABD’deki "Silikon Vadisi"nde teknoloji sektöründe çalışan bilim insanlarının çoğu Hindistan'dan. Hindistanlı göçmen doktor annesiyle küçük bir bebek iken ABD’ye gelen Kamala Harris şimdi Joe Biden’ın yardımcısı. Pakistanlı göçmen bir otobüs şoförünün oğlu bugün Londra belediye başkanı. Mütevazı tahminler, göçmenlerin ülkelerindeki ailelerine gönderdikleri döviz gelirlerinin hacmini yarım trilyon dolar civarında gösteriyor.
Demografik gerilemeden mustarip ülkelerin iş gücü için göçmenlere ihtiyacı var. 80 milyon vatandaşı olan Almanya'da bile, Şansölye Angela Merkel'in ülkesinin kapılarını 1 milyon Suriyeli, Afrikalı ve Asyalı mülteciye açmasının ardından koparılan gürültü esasında siyasi ve ırkçı bir gürültüydü, çünkü ülkenin yeni iş gücüne ihtiyacı var.
İçine kapanık Japonya, eski yabancılardan korkma geleneğini sürdürse de, fırsat arayan yabancılara iş fırsatları sunmaya başladı.
Emperyal çarlık ve komünist Sovyet tarihiyle, hem Çarın hem de Lenin'in varisi olarak bugünüyle Rusya, yabancılara iş olanakları sağlıyor, yabancı yatırımları ve projeleri çekmeye çalışıyor. Ancak çekiciliği ve potansiyeli sınırlı.
Yurtdışında küreselleşmenin muhafızı rolünü oynayan Çin, yüksek nitelikli olmayan göçmenler için çekici bir ülke değil. Bunlar yani yüksek nitelikli olanlar ise, bizzat Çinli bilim adamları gibi, "sınırsız olanaklar ülkesi" olarak adlandırılan ABD’ye göç etmeyi tercih ediyorlar.
1798'de ABD, başkana "Amerika Birleşik Devletleri'nin barışı ve güvenliği için bir tehlike" oluşturduğu kabul edilen herhangi bir ABD vatandaşı olmayan şahsı tutuklatma veya sınır dışı etme yetkisi veren "Yabancı Dostlar" Yasasını (Vatandaşlığa Geçiş Yasası) çıkarmıştı. ABD başkanlarından John Adams, Fransa ile ülkesi arasında ilan edilmemiş bir deniz savaşının yaşandığı sırada, Fransız bilim adamlarından oluşan bir ziyaretçi heyetinin ABD’ye giriş yapmasını reddederek "Çok sayıda Fransız filozofumuz var" demişti. Ardından, ülkeden kovmak istediği Fransızların bir listesini hazırlamıştı. Listede yıllar önce Philadelphia'ya gelmiş ve Adams'ın da ziyaretçilerinden olduğu bir kütüphane açmış bir Fransız da vardı. Kendisine "Bu kişiyi neden listeye aldınız?" diye sorulduğunda Adams, "Belirli bir nedeni yok, ama çok Fransız" yanıtını vermişti. Bu durum, Donald Trump döneminde Fransız olmayanlara karşı neredeyse tekrarlanacaktı ama tekrarı artık eskisi gibi sessiz geçen bir süreç değil.

*Bu makale, Independent Arabia'dan Şarku'l Avsat tarafından çevrilmiştir. 



Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi için "korkunç, acımasız, iğrenç" demesinden sadece birkaç hafta sonra, Trump'ın kendisine karşı uzun süredir devam eden çıkışları nedeniyle onu "zorba" diye niteledi.

Sör Sadiq Khan ayrıca, Trump'ı Birleşik Krallık'a (BK) "kin" kusmakla suçladı. Trump, Müslüman siyasetçinin şehirde "çok fazla" göçmen bulunduğu için başarılı olduğunu iddia etmişti.

Başkan Trump'ın kendisine "takıntılı" olduğunu da iddia eden Sör Sadiq, "ister oyun alanında ister Beyaz Saray'da olsun, bir zorbayla başa çıkmanın en iyi yolunun ona karşı durmak olduğunu" 9 yaşındayken öğrendiğini söyledi:

Bir zorbanın karşısında sinecek olursanız daha fazla saygı kazanamazsınız.

Politico'ya verdiği röportajda, "Ve birisi şehrime, vatandaşlarımıza, değerlerimize, yaşam tarzımıza saldırdığında, birisi bir inancın mensupları hakkında belirli genellemeler yaptığında, bence onlara karşı durmak zorunludur" dedi.

Ayrıca Zohran Mamdani, New York belediye başkanı seçildiğinde Trump'ın odağını ona çevireceğini düşündüğünü de şaka yollu söyledi.

Seçim öncesinde Trump onu "komünist" diye nitelendirirken, Mamdani de başkanın faşist olduğunu öne sürmüştü.

Ancak Oval Ofis'teki olağanüstü bir görüşmede, iki politikacı hakaretleri gülerek geçiştirmiş ve bir tür yakınlık geliştirmiş gibi görünmüştü.

axscdfvgt
Sör Sadiq, Trump'ın odağını New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani'ye çevireceğini düşündüğünü şaka yollu söyledi (AP)

Sör Sadiq şaka yollu şöyle dedi:

Başkan Trump'ın bana karşı duyduğu düşmanlığı, nefreti ve kini göz önünde bulundurduğunuzda, Zohran seçildiğinde Başkan Trump'ın benim yerine onu hedef alacağını varsaymıştım.

Ancak Khan, ilk görüşmelerinin gerçek bir fikir birliğinden ziyade bir tür "taktik diplomasi" olduğunu öne sürdü.

Trump'ın BK'deki göç politikasına yönelik eleştirilerine gelince, yorumlarını "sadece bana değil, aynı zamanda göçmen politikası ve seçimlerin nasıl yapıldığı ve kazanıldığı konusunda ülke hakkında genellemeler içeren bir nefret" diye nitelendirdi.

Gerçekten de takıntılı olduğunu düşünüyorum. Ve korkunç şeyler söylediği birçok dönem oldu ve ben de cevap vermedim çünkü dedikoduya ve bu zavallı isim takma işine karışacak kadar vaktim yok.

Geçen ay Trump, Sör Sadiq'le uzun süredir devam eden çekişmesini yeniden alevlendirmiş ve şehrin, ebeveynleri Pakistan'dan gelen ilk Müslüman belediye başkanı hakkında şunları söylemişti:

Çok sayıda insan [BK'ye] geldiği için seçiliyor. Şimdi ona oy veriyorlar.

Ayrıca onu "korkunç, acımasız, iğrenç bir belediye başkanı" diye nitelemiş ve "berbat bir iş" yaptığını söylemişti.

Mayısta Galler, İskoçya ve İngiliz belediye meclislerinde yapılacak seçimlerde İşçi Partisi'nin ağır kayıplar yaşayacağı öngörülürken, Sör Sadiq, partisinin Londra'daki başarısından ders çıkarabileceğini belirterek, "Önderlik etmekten ve onların beni takip etmesinden oldukça memnunum" dedi.

Ancak Keir Starmer'ın geleceğiyle ilgili spekülasyonlar artarken, İşçi Partisi lideri olmak istemediğini ısrarla vurguladı. "Hayır, hayır, hayır, hayır. Hiçbir niyetim, planım yok, İşçi Partisi lideri veya başbakan olmak da istemem" dedi.

Independent Türkçe


ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
TT

ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)

Ahmed Abdulhekim

ABD’nin Venezuela'da askeri operasyon başlatmasıyla birlikte, Başkan Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini tutuklayarak Venezuela'dan sınır dışı ettiğini’ duyurdu. ABD basınında yer alan haberlerde koşulları hala belirsiz olan tutuklamayı gerçekleştiren ve ABD özel askeri grubu Delta Gücü’nün (Delta Force) adı bir kez daha ortaya çıktı.

Karakas, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez aracılığıyla, hükümetin Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores'in nerede olduklarını bilmediğini doğruladı. Rodríguez, devlet televizyonunda yayınlanan bir ses kaydında “Başkan Maduro ve First Lady Cilia Flores'in hayatta olduklarına dair acil kanıt talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Peki, 1977 yılında kurulan, ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan ve özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmış, terörle mücadele ve rehine kurtarma operasyonlarına uzun yıllardır katılan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz? Bu birim, son on yıllarda çok ses getiren cinayetlerde ve tutuklamalarda rol aldı.

Delta Gücü ve tehlikeli görevler

1977 yılının kasım ayında, dünya genelinde artan terör tehdidine yanıt olarak ABD ordusu bünyesinde Delta Gücü kuruldu. Çünkü dönemin ABD’li liderleri, orduda ‘küçük ve uyarlanabilir’ bir hassas saldırı gücü ihtiyacı olduğunu düşündüler. Bu birim, hava indirme ve çatışma operasyonlarına dayanan doğrudan eylem ve terörle mücadele görevleri için çok çeşitli özel becerilere sahipti ve üyeleri son derece yetkin kişilerdi.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli raporlardan aktardığına göre kod adı “The Unit” olan Delta Gücü’nün kurulması fikri 1970'lerde sona eren Vietnam Savaşı'ndaki deneyimin ardından, ABD'nin terörle mücadele birimini geliştirmek için askeri değişim programı kapsamında İngiliz Özel Hava Servisi (SAS) ile çalıştıktan sonra, bu birimin deneyimlerinden yararlanmak isteyen ABD ordusu Özel Kuvvetleri subayı Charlie Beckwith'in talebiyle ortaya çıktı.

csdfrgthy
Delta Gücü üyesi Amerikan askerleri (ABD ordusu)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) resmi internet sitesine göre, Delta Gücü ‘gizlilik örtüsü’ altında faaliyet gösteriyor. Örgütsel olarak ABD ordusu Özel Harekat Komutanlığı'na (USAOC) bağlı olan Delta Gücü, Ortak Özel Harekat Komutanlığı (JSOC) tarafından kontrol ediliyor. Ana görevi, ‘terörist hücreleri’ çökertmek, stratejik keşif yapmak ve savaş operasyonlarına hazırlanmak, ayrıca Merkezi İstihbarat Teşkilatı ile rehine kurtarma operasyonlarına ve gizli görevlere katılmak olarak tanımlanıyor ve karargahı Kuzey Carolina'daki Fort Bragg'da bulunuyor.

ABD’nin seçkin askerleri, Delta Gücü’ne kayıt olduklarında, koruma prosedürleri, casusluk teknikleri, nişancılık, patlayıcı üretim, rehine kurtarma simülasyonları ve binalarda ve kaçırılan uçaklarda teröristlerle çatışma konularında özel eğitim alırlar. Ayrıca Delta Gücü üyelerine alçak irtifa paraşütle atlama ve dalış ekipmanlarıyla derin deniz dalışı gibi serbest senaryolar konusunda da eğitim verilir.

Pentagon, Delta Gücü’nün yapısının ABD Özel Harekat Birimi, Ortak Özel Harekat Birimi ve ABD Kara Kuvvetleri Özel Harekat Birimi olmak üzere üç ana birimden oluştuğunu açıklarken, ABD merkezli raporlara göre ABD Ordusu'ndaki bu birimin üyelerinin çoğu, 75. Ranger Alayı, SEALs ve Deniz Piyadeleri başta olmak üzere diğer Amerikan özel kuvvetler gruplarından geliyor. Çünkü bu güce katılım şartları, başvuru sahiplerinin erkek olması gerektiğini şart koşuyor. Üyeleri özel bir komite tarafından kabul edildikten sonra, tehlikeli senaryolarla başa çıkma becerisini geliştirmeye odaklanan altı aylık fiziksel, savaş ve lojistik eğitimden geçiyorlar. Üyeler ayrıca bir yabancı dil bilmek zorundalar.

xcdfvgh
ABD’nin Venezuela'ya düzenlediği hava saldırılarından sonra geride kalan yıkımdan bir kare (AFP)

Delta Gücü ve Navy SEALs, son birkaç on yılda, ABD ordusu içinde en önde gelen iki özel kuvvet birimi haline gelirken üyelerinin ileri düzeydeki yetkinlikleri ve görev yürütme kabiliyetleri nedeniyle en karmaşık ve tehlikeli askeri görevlerin emanet edildiği iki birim oldu. Sean Naylor'un Delta Gücü hakkındaki kitabına göre birim yaklaşık bin askerden oluşuyor.

Delta Gücü’nün başlıca operasyonları

Delta Gücü, 1977 yılındaki kuruluşundan bu yana, dünyanın dört bir yanında bazı gizli ve özel operasyonlar gerçekleştirdi. Bunların başında, 1989 yılında Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanması, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i tutuklamak için yürütülen Kızıl Şafak Operasyonu ve ondan önce, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesi geliyor. Ayrıca 2019 yılında DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ortadan kaldırılması da bu operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak Delta Gücü’nün tarihinde birkaç başarısız operasyon da bulunuyor. Bunların başında, 1980 yılında ABD’nin Tahran'daki Büyükelçiliğinden rehinelerin kurtarılması operasyonu geliyor. Jimmy Carter'ın başkanlığı döneminde gerçekleştirilen ve kod adı ‘Eagle Claw’ (Kartal Pençesi) olan bu operasyon başarısızlıkla sonuçlandı.

Delta Gücü’nün kuruluşundan bu yana tarihine bakıldığında, İran'daki rehineleri kurtarmadaki başarısızlığının ardından bazı başarılı operasyonlar gerçekleştirdiği görülüyor. Bunlardan biri ABD’nin 1983 yılında Grenada'ya gerçekleştirdiği askeri işgaliydi. Delta Gücü ayrıca, 1989 yılında ABD'nin Panama'yı işgalinde ve Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanmasında rol aldı. 1993 yılında ise Kolombiya güçlerine Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın tutuklanmasına yardım etti.

dfvgt
ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan Delta Gücü, özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmıştır (ABD ordusu)

Delta Gücü, Ortadoğu'da da bazı askeri operasyonlara katıldı veya gerçekleştirdi. Bunların başında, 1982 yılında Güney Sudan'da, Güney Sudan Kurtuluş Cephesi'nin (SPLA) silahlı unsurları tarafından alıkoyulan ve aralarında Amerikalıların da olduğu beş rehinenin kurtarılmasıydı.

Delta Gücü, 1991 yılında Irak ordusunu Kuveyt'ten çıkarmak için ‘Çöl Fırtınası’ operasyonuna katıldı ve bu operasyonda başarılı oldu.

Ancak Somali'deki bir sonraki operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Bu, 1993 yılında ABD ordusunun Somali Ulusal Ordusu'nun lideri General Muhammed Ferah Aidid'i tutuklamaya çalıştığı, ancak başarısız olduğu ünlü operasyondu.

ABD merkezli Military.com internet sitesine göre bu operasyon sırasında Delta Gücü’nün çabaları, 18 üyesinin öldürülmesi ve 73 üyesinin yaralanmasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Somali'deki silahlı gruplar, Delta Gücü’nün en önemli başarısızlığı olarak kabul edilen bir üyesini ele geçirmeyi de başardı.

ABD’nin, 11 Eylül 2001 olaylarının ardından, aynı yıl Afganistan'ı ve 2003 yılında Irak'ı işgal ederek terörle mücadeleyi başlatmasının ardından Delta Gücü, ABD ordusunun bir parçası olarak bu savaşa katıldı.

En dikkat çekici operasyonu, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i, oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesinden birkaç hafta sonra yakaladığı ‘Kızıl Şafak’ operasyonuydu.

Delta Gücü, 2005 eylülünde 311 gün süren esaretin ardından Irak'ta tutulan ABD’li müteahhit Roy Helmets'i kurtarmayı başardı.

Delta Gücü, 2011 yılında birçok Arap ülkesinde yaşanan Arap Baharı olaylarının ardından 2012 yılında Libya’nın Bingazi şehrindeki saldırısı sırasında ABD Büyükelçiliği’nin tahliyesine müdahale etti ve bu saldırı, dönemin ABD Libya Büyükelçisi Christopher Stevens'ın ölümüne yol açtı.

Ardından, 2013 ekiminde ABD’li yetkililer, Libya'daki El Kaide liderlerinden biri olarak gördüğü Ebu Enes el-Libi'yi tutuklamayı başardı.

2016 yılında Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo'nun tutuklanmasına katkıda bulunan Delta Gücü, 2019 yılında Suriye'de DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'yi öldüren ABD güçleri arasında yer alırken 2020 yılında Irak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürdü.

ABD merkezli bazı raporlarda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş sırasında, Washington'ın Delta Gücü’nü İsrail'e göndererek Hamas'ın 7 Ekim 2023’te kaçırdığı ‘rehineleri’, özellikle de ABD vatandaşlarını kurtarmaya yardım ettiği belirtildi.


SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
TT

SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)

Ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bugün (pazar) yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle “askerî entegrasyon sürecini” görüştüğünü bildirdi.

SDG’nin açıklamasına göre heyette, SDG lideri Mazlum Abdi ile Genel Komutanlık üyeleri Suzdar Derik ve Sipan Hemo bulunuyor. Kuzeydoğu Suriye’de geniş bir alanı kontrol eden SDG, görüşmelerin askerî alandaki entegrasyonun çerçevesine odaklandığını kaydetti.

SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile imzalanan anlaşma kapsamında, kendisine bağlı tüm sivil ve askerî kurumların 2025 yılı sonuna kadar Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini kabul etmişti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 10 Mart tarihli anlaşmaya tam uyulması ve eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgularken, anlaşma maddelerinin sahada hayata geçirilmesi için diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi çağrısında bulundu.

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki temaslar, Halep’te iki taraf arasında günler önce patlak veren ve onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan kanlı çatışmaların ardından gerçekleşti.

Suriye hükümeti, SDG’yi Halep’te hükümete bağlı iç güvenlik güçlerinin noktalarına saldırmakla suçlarken; SDG ise Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını ileri sürdü.