İran hükümetinden cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazaraya tepki

Hamaney'in resmi internet sitesinden ‘istismar etme, çarpıtma ve insanlara gözdağı verme üsluplarının’ kullanılmasına karşı uyarıda bulunuldu.

İran’da geçtiğimiz cumartesi günü cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazarayı izleyen fırın çalışanları. (İran Devlet Televizyonu)
İran’da geçtiğimiz cumartesi günü cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazarayı izleyen fırın çalışanları. (İran Devlet Televizyonu)
TT

İran hükümetinden cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazaraya tepki

İran’da geçtiğimiz cumartesi günü cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazarayı izleyen fırın çalışanları. (İran Devlet Televizyonu)
İran’da geçtiğimiz cumartesi günü cumhurbaşkanı adayları arasında düzenlenen ekonomi başlıklı münazarayı izleyen fırın çalışanları. (İran Devlet Televizyonu)

İran’da bu ay yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak cumhurbaşkanı adaylarının televizyon ekranlarında gerçekleşen ekonomi başlıklı ilk münazarası, Tahran hükümetinin tepkisine neden oldu. Hükümet, devlet televizyonundan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin performansına saldıran, onu piyasalara müdahale etmek, döviz kurlarını bozmak ve ABD’nin İran’a yaptırımlar uygulamasına neden olmakla suçlayan muhafazakar eğilimli beş adaya yanıt verme fırsatı verilmesini istedi.
İran Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) tarafından seçimlere katılmaları onaylanan adaylar, mevcut İran hükümetine karşı, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Mayıs 2018'de tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ABD yaptırımlarının yeniden uygulanmasından sonra şiddetlenen ekonomik krizi hedef aldılar. Ekonomiyi yönetmek konusunda yetersiz kalmak ve vatana ihanet etmek suçlamalarında bulundular.
Reuters’ın haberine göre muhafazakar kanattan beş aday, sekiz yıldır iktidarda olan ılımlı muhafazakar Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin performansını eleştirdiler. Adaylardan ılımlı eğilimdeki eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, muhafazakarları Batı ile İran arasında ekonomik krizi daha da kötüleştirdiğini söylediği gerilimi körüklemekle suçladı.
Adaylar arasındaki münazaradan bir gün sonra, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in resmi internet sitesi Hamaney’in geçtiğimiz cuma günü yaptığı konuşmada adaylara yönelik tavsiyelerine işaret ederek karşılıklı suçlamalara karşı uyarıda bulundu. Site Hamaney’in “Adaylar, televizyondaki tartışmalarda karşı tarafı aşağılama, suçlama, karalama, rakibine gözdağı verme yöntemini kullandıklarında ülke az da olsa zarar görecektir” sözlerini aktardı. Hamaney'in ofisi tarafından yayımlanan Hattı Hizbullah dergisi, üst düzey yetkililerin seçimlere katılımın düşük olması ihtimali karşısında ciddi endişeler olduğunu ortaya koyarken Hamaney'in resmi internet sitesi, oy kullanmasına ilişkin ‘oy kullanılmamasının İslami nizamın zayıflamasına yol açmasının haram olduğu’ vurgulan yeni bir fetvanın ayrıntılarını yayınladı.
Hamaney münazaradan bir gün önce, adayların uygunluğuna karar verme sürecinde bazı isimlerin ‘adaletsizliğe’ uğramasını eleştirerek sorumlu kurumlardan durumu telafi edici tedbirler almasını istedi. Hamaney, internet üzerindeki kontrol eksikliğini ve sosyal medyada adaylarla ilgili yayınlananları da eleştirdi.
Hamaney'in ofisine yakın kaynaklar, İran’ın Dini Lideri’nin açıklamalarının AKK’ye değil, diğer kurumlara yönelik olduğunu teyit etseler de İran Dini Lideri’nin açıklamaları birkaç saat içinde başta eski Meclis Başkanı Ali Laricani olmak üzere bazı adayları seçim yarışına dönme noktasında teşvik etti. Ancak AKK bu gelişmeden sadece birkaç saat sonra beklentileri boşa çıkardı ve basından başvuruları veto edilen adayların geri dönüşüyle ilgili sızan bilgilere güvenmemesini isteyen bir bildiri yayınladı. Bildiride bu tür bilgilerin gerçeği yansıtmadığı ve adayların uygunluğuna karar verme sürecinin Hamaney’in açıklamalarından etkilenmediği vurguladı.
Kültür ve Enformasyon Bakanı Abbas Salihi, dün Twitter hesabından yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Rehber (Hamaney), bazı adayların uğradığı hata ve adaletsizliklerin sorumlu kurumlar tarafından telafi edilmesinden bahsederek bizi ayıpladı. AKK’nin açıklamasında amacına ulaşıldı mı? Eğer buna ulaşılamadıysa, hangi kurum veya kişiler sorumlu kurumların halkın taleplerinin takibinden sorumlu?”
Diğer yandan Cameran sitesine göre İran devriminin lideri Humeyni’nin torunu ve Humeyni Vakfı Başkanı Hasan Humeyni, Hamaney'in seçimlere katılımın ve bunun ‘İslam Cumhuriyeti’ için önemi hakkındaki açıklamalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Humeyni, “Cumhuriyete zarar vermemelisiniz” ifadesini kullandı. Cumhuriyetin kaybedilmesi halinde ‘İslami nizamın’ kaybedilebileceği konusunda uyaran Humeyni, ‘birçok insanın İran İslam Cumhuriyeti’nden öç almak istediği’ uyarısında bulundu.
Halkın hayal kırıklığına uğratılmaması uyarısı
Hükümet Sözcüsü Ali Rebii de adaylar arasındaki münazaradan birkaç saat sonra yaptığı açıklamada, Radyo ve Televizyon Kurumu İRİB Başkanı Abdulali Ali Askeri’ye bir hükümet temsilcisine ‘cumhurbaşkanı adaylarının suçlamalarına, yalan bilgilere ve hükümet aleyhindeki uygunsuz konuların gündeme getirilmesine’ yanıt vermesi fırsatı verilmesini talep etti. Rebii, hükümete karşı yapılan ‘asılsız suçlamaları’ eleştirdi.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı ve Ruhani'nin Özel Temsilcisi Mahmud Vaizi de konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“İlk münazaranın içeriği yanıltıcıydı ve hükümeti yanlış yansıtıyordu. Bu adaletsiz yaklaşım, halkın hayal kırıklığına uğramasına ve seçimlere katılımın azalmasına neden olacaktır.”
İran Cumhurbaşkanlığı Basın İşleri Sorumlusu Alireza Muazi de Twitter üzerinden şu açıklamayı yaptı:
“Televizyon ekranlarındaki en sıcak tartışmada sorular gerçeğin üzerine örterken ve hükümete muhalif adaylar yaptırımları ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından soğukkanlılıkla bahsederken hükümete yönelik suçlamalarda bulunuyorlar. Suçlamalara ve tartışmacılara uygun bir zamanda cevap vermek ve insanlara doğru anlatmak hükümetin hakkıdır.”
Münazarada İran ekonomisinin en önemli sorunlarının ele alınmamasını eleştiren Kadın ve Aile İşlerinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Masume İbtikar da bu sorunları ‘yıllardır süren yaptırımların, iç ve dış psikolojik savaşın, Kovid-19 salgının ekonomi üzerindeki yansımalarının yanı sıra derin devletin hükümet üzerindeki etkisi olarak sıraladı.
İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cahromi de Instagram hesabından İranlı çocuklarla çekilmiş bir fotoğrafını yayınlayarak altına cumhurbaşkanı adaylarına hitaben, “Münazarada ve seçim yarışında bu çocuklar için çalışmak istediğinize dikkat edin. Onlar için birer rol model olacaksınız” yazdı.
Kendi kendini cezalandırma ve hükümet tarafından fiyatlandırma
Muhafazakar kanadın adaylarından Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, bir kez daha ‘suçlamalar ve iftiralar’ konusundaki memnuniyetsizliğini dile getirdi. Reisi, şu açıklamada bulundu:
“Velayet-i Fakih sisteminin bir askeri ve halkın hizmetkarı olarak seçimlere katılmayı gerektiren hassas koşullar beni yarışta yer almaya yönlendirdi. Alaycı ifadeler, suçlamalar ve iftiralar beni yıldıramaz. Meselelerin siyasileştirilmesi ve partizanlık, devrimci güçleri bile hayal kırıklığına uğrattı. Söz ile eylem arasındaki fark hakkında sor işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.”
Halkın hoşnutsuzluğuyla ilgili olarak ‘mevcut ekonomik durumu ve devlet kurumlarını yöneten bürokratik sistemi’ suçlayan Reisi, ancak değişimin halkın seçimlere katılımına bağlı olduğunun altını çizdi.
Bir başka açıklamada da yaptırımların kaldırılması ve iptal edilmesi için çalışma sözü veren Reisi “Dünyayla çalışmamız şart. Ancak nükleer anlaşmayı sonuçlandırmak için ekonomimizi devre dışı bırakmayacağız” ifadesini kullandı. Reisi, limanlardaki faaliyetlerin aksamasının ve kötü koşullarda altın ve doların piyasaya pompalanmasının kötü yönetimin ve kendini cezalandırma uygulanmasının birer örneği olduğunu savundu.
Münazara sırasında sert eleştirilere maruz kalan eski Merkez Bankası Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Abdunnnasır Himmeti, kendisi ile Ruhani hükümetinin ekonomik performansı arasındaki sınırları çizmeye çalışırken Merkez Bankası’nın başkanlığını yaptığı sıradaki performansını savundu. İran haber kanalı Khabar’a konuşan Himmeti, “Ruhani hükümeti bu yıl, açık piyasa politikası izleyerek, halka bono satması ve Merkez Bankası’nın borsaya girmesiyle bütçe açığından kaçındı” ifadelerini kullandı.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığı açıklamalarında Himmeti şunları söyledi:
“Devlet borsaya müdahale etmek yerine borsanın işleyişini iyileştirecek tedbirler almalıdır. Borsa, hükümet tarafından fiyatlandırılarak kontrol edilemez. Fiyatlandırmayı borsaya bırakılmalı. Zorunlu fiyatlandırma, kontrol etmeden ranta girmek anlamına gelir.”
Adaylar arasında gerçekleşen münazarayı da değerlendiren Himmeti, “Planlarımı açıklamamam için beni marjinal konulara cevap vermeye zorladılar. Sebep oldukları sorunlardan başkalarını sorumlu tutmak istediler” dedi.
Bu arada Himmeti’nin seçim kampanyasının yürütüldüğü Twitter hesabından, münazaradaki beş muhafazakar adayın açıklamalarından kesitler yayınlanarak İranlılara şöyle hitap edildi:
“Beşe karşı bir. Beş kişi aynı anda bir kişiyi eleştirirse eşit rekabet şartları oluşmaz. Umarım çocuklarımıza ve İran’a daha iyi bir gelecek için sizler ekonomiyi kurtarırsınız.”
Diğer yandan Cumhurbaşkanı adaylarından Meclis Başkan Vekili muhafazakar siyasetçi Emir Hüseyin Kadızade Haşimi de İran televizyonundaki münazara sürecinden duyduğu üzüntüyü dile getirdiği açıklamasında “Münazaranın öncekilerle aynı olması talihsiz bir durumdur. Aynı durumlar tekrarlandı” dedi.
Bir diğer aday olan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Üyesi muhafazakar siyasetçi Said Celili ise münazarada adayın kendisine yönelik eleştirilerini görmezden gelerek “Sorulara ülkenin atılımını etkileyecek şekilde cevap vermeye çalıştık” diye konuştu. Celili, İran Devlet Televizyonu’na verdiği demeçte, “Ülkenin sadece yönetimini değil, ilerleyişini de önemseyen bir program sunduk” iadesini kullandı.
Tahran Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü Sadık Zibakalam münazaraya yönelik değerlendirmesinde, “Asıl suçlu rejim veya Ruhani hükümeti arasında bulunuyor” yorumunda bulundu.  İlk münazaranın sonucunun yedi adayında ekonominin ve halkın durumunun kötüye gittiği konusunda ortak bir temel noktada fikir birliğine varmaları’ olduğunu söyleyen Zibakalam, tek farkın muhafazakar eğilimli otoriteyi temsil eden beş adayın, rejime veya Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) politikaları olarak nitelediği sahaya atıfta bulunmadan Ruhani hükümetini suçlamaları olduğunu kaydetti.
Zibakalam, Himmeti ve diğer bir aday eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski İsfahan Valisi reformist adan Muhsin Mihralizade’yle ilgili olarak ise şu değerlendirmede bulundu:
“Adaylar Ruhani hükümetinin, 42 yıl sonra mevcut duruma yol açan iktidardaki rejimin ve devrimci politikaların bir parçası olduğunu söylemeye çalıştılar.”



Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Ben-Gvir, kurulacak İsrail hükümetinde Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek istiyor

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 22 Eylül 2026'da Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yaptığı açıklamada, yasama seçimlerine yaklaşık bir ay kala kurulacak bir sonraki hükümette Savunma Bakanlığı görevini üstlenmek için aday olacağını duyurdu. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Ben-Gvir, Kudüs'te dün düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Aşırı sağcı bakan, aday olmasının gerekçesini “İsrail ordusundaki mevcut zihniyetin değiştirilmesinin zamanının gelmesi” olarak açıkladı.

Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunun önde gelen isimlerinden Ben-Gvir, “İsrail devletinin güvenlik doktrinini değiştirme ve bütün cephelerde kesin bir zafer elde etme zamanı geldi” dedi.

Ben-Gvir, Filistinlilerin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'dan “gönüllü göçünün teşvik edilmesi”, “terörist” olarak nitelendirdiği Filistin Yönetimi'nin silahsızlandırılması ve İsrail askerlerine verilen desteğin artırılmasını içeren bir “güvenlik planı” sundu.

Provokatif açıklamaları ve eylemleriyle tanınan Ben-Gvir, eylül ayının başında da Gazze Şeridi'nin Filistinli nüfustan arındırılarak bölge sakinlerinin yurt dışına gönderilmesini öngören bir teklif sunmuştu.

Ben-Gvir'in savunma bakanlığına adaylığını açıklaması, İsrail muhalefeti saflarında tepkiye yol açtı.

Başbakanlık için aday olan Gadi Eisenkot, X platformunda yaptığı paylaşımda, başlıca rakibi Netanyahu'yu, “suçlu Ben-Gvir'i” koalisyonuna kabul ettiği için “aklını kaybetmekle” suçladı.

Ben-Gvir hakkında gençlik yıllarında nefret veya şiddeti kışkırtma suçlamasıyla 50'den fazla kez dava veya soruşturma süreci yürütüldüğü bildirildi.


Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı
TT

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan, ABD yaptırımları nedeniyle İran uçuşlarını askıya aldı

Azerbaycan Havayolları yaptığı açıklamada, Bakü’nün ABD yaptırımları nedeniyle İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a uçuşlarını yasakladığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Sputnik’ten aktardığına göre şirketten dün yapılan açıklamada, “ABD’nin İran’a yönelik uygulamaya koyduğu yeni yaptırım paketi, özellikle havacılık sektörüne getirilen yaptırımlar nedeniyle, İran hava yolu şirketlerinin Azerbaycan’a gerçekleştirdiği uçuşların 22 Eylül 2026’dan itibaren askıya alınmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, yaptırımlar kapsamında 23 Eylül’den itibaren İran hava yolu şirketlerinin uçuş gerçekleştiremeyeceğini ve yer hizmetlerinden de yararlanamayacağını belirtti.


Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
TT

Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ teknolojisinin geleceği konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu. Bu çağrı, yapay zekâ sektöründeki hızlı gelişmenin sınırlandırılması yönündeki taleplerin artması ve teknolojinin insanlık üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerin yoğunlaşması üzerine yapıldı.

Guterres, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarının açılışında dün yaptığı konuşmada, “Yapay zekâ konusunda en büyük kapasiteye sahip hükümetler, insanlık karşısında en büyük sorumlulukları taşıyor” dedi. Bu ülkeler arasında “diyalog, iletişim, güven ve iş birliği kanallarının oluşturulması” gerektiğini vurguladı.

Guterres, “Soğuk Savaş’ın kritik bir döneminde iki stratejik rakip, ortak varoluşsal tehditlerin yönetilmesi gerektiğini fark etti” diyerek, o dönemde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki iletişime atıfta bulundu.

Çin ve ABD hâlihazırda yapay zekâya ilişkin konularda bir iletişim kanalı oluşturulması amacıyla görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in perşembe günü Washington’da gerçekleştirmesi planlanan zirvenin öncesinde yapılıyor.

Görüşmeler, iki ülkenin de gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin insanlığın varlığını tehdit edebileceğine yönelik endişelerinin arttığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu durum, iki ülke arasındaki teknolojik üstünlük yarışının kızışmasına rağmen iş birliği için nadir bir teşvik oluşturuyor.

“Süper güç” algısına karşı uyarı

Guterres, büyük güçlerin “güçlerinin göründüğü kadar sınırsız olmadığını” anlamaları gerektiğini belirterek, yalnızca askeri gücün barışı güvence altına almak için yeterli olmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Guterres, Genel Kurul’da dünya liderlerine yaptığı son konuşmada “karşılıklı bağımlılık üzerine kurulmuş bir dünya” çağrısında bulundu.

“Dünyamızdaki bölünme hatları genişliyor” diyen Guterres, devam eden savaşların yanı sıra yükselen sıcaklıklar ve yapay zekâ gibi gelişmelere dikkat çekti.

Görev süresinin bu yıl sona ermesinin ardından da “barışın mümkün olduğuna ilişkin inancını savunmaya” devam edeceğini belirten Guterres, konuşmasıyla bu yıl dünyanın en büyük diplomatik buluşmasının ana bölümünü açtı.

FRG
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026’da New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin liderleri, Genel Kurul’da birbirlerine hitap ederek beklentilerini, planlarını ve şikâyetlerini dile getiriyor.

Yapay zekâ, bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarında öne çıkan başlıca konulardan biri. New York’taki toplantılar başlamadan önce 20’den fazla ülkenin lideri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin güvenliğini sağlamak için bağlayıcı önlemler alınması çağrısında bulundu. Liderler, bu teknolojinin gelişiminin onu kontrol etmek için mevcut kapasiteyi aşabileceği uyarısında bulundu.

Çin ve ABD, söz konusu çağrıyı imzalayan ülkeler arasında yer almadı. Trump ise yapay zekâ güvenliğine yönelik düzenlemelere sert biçimde karşı çıkarak, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “haksız” olarak nitelendirdiği endişeler nedeniyle bu sektörün “yok edilmesine” izin vermeyeceğini söyledi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise temmuz ayında yaptığı açıklamada, yapay zekânın tek bir ülkenin hâkimiyetinde olmaması gerektiğini belirterek, teknolojinin geliştirilmesinde uluslararası iş birliği çağrısında bulundu.