İran cumhurbaşkanı adaylarının ikinci münazarada bir birilerini suçladılar

Münazarada nükleer anlaşma, özgürlükler, gençlerin ve kadınların içinde bulundukları koşullar ve Sünnilere karşı ayrımcılığın kaldırılması ele alındı

Tahran’daki bir döviz bürosunda dün cumhurbaşkanlığı adayları arasında yapılan münazara sırasında eski Merkez Bankası başkanı Abdunnasır Himmeti'yi dinleyen İranlılar (Mehr)
Tahran’daki bir döviz bürosunda dün cumhurbaşkanlığı adayları arasında yapılan münazara sırasında eski Merkez Bankası başkanı Abdunnasır Himmeti'yi dinleyen İranlılar (Mehr)
TT

İran cumhurbaşkanı adaylarının ikinci münazarada bir birilerini suçladılar

Tahran’daki bir döviz bürosunda dün cumhurbaşkanlığı adayları arasında yapılan münazara sırasında eski Merkez Bankası başkanı Abdunnasır Himmeti'yi dinleyen İranlılar (Mehr)
Tahran’daki bir döviz bürosunda dün cumhurbaşkanlığı adayları arasında yapılan münazara sırasında eski Merkez Bankası başkanı Abdunnasır Himmeti'yi dinleyen İranlılar (Mehr)

İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine on gün kala adaylar arasında yapılan ikinci münazarada, yedi aday, siyasi, sosyal ve kültürel alanlara ilişkin planlarını sunmadan önce bir birlerine çeşitli düzeylerde suçlamalarda bulundular.
Adaylar, münazaranın başlarında İran medyasının tartışma ve soru sorma yöntemiyle ilgili yaptığı eleştirilere katıldılar. Reformculara yakın olarak nitelendirilen cumhurbaşkanı adayı eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, münazara ile televizyonda ekranlarında haftalık olarak yayınlanan bilgi yarışmaları arasında bir karşılaştırma yaparken bir diğer aday Said Celili, her bir adaya ayrı ayrı sorular sorulmasındansa, tüm adaylara aynı soruların sorulması çağrısında bulundu.
Seçimlerdeki ‘iyi polis - kötü polis’ durumunu eleştiren Himmeti, muhafazakar adayların, Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi'nin ‘gölge adayları’ oldukları yönündeki suçlamalarını yineledi.
İran’ın petrol satışlarının ABD yaptırımları nedeniyle iki yıl içinde 75 milyar dolar gerilediğini belirten Himmeti, “Yaptırımlar ekonomik sorunlara neden oluyor, ancak arkadaşlar bunu görmezden geliyor” dedi. Himmeti,  yaptırımlardan kazanç sağlayanların yıllık yüzde 20 pay, yani İran dış ticaret hacminin 16 milyar dolarını alacağına dikkati çekti.
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ndeki temsilcisi olan muhafazakar rakibi Said Celili’yi İran’ın Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’na (FATF) katılmasını engellemekle suçlayan Himmeti, “Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nde (DMTK) FATF projesini devre dışı bıraktınız” dedi. Celili’yi yaptırımların uygulanmasına yol açan başlıca isimlerden biri olarak niteleyen Himmeti, “İçerideki çekişmenin ülke çıkarlarına mal olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.
Ahlak polisinin başta kadınlar olmak üzere gençlerin özgürlüklerini kısıtlamasını eleştiren Himmeti, ‘cinsiyet ayrımcılığı’ ile mücadele amacıyla kabinesinde en az beş kadının yer alacağı vaadinde bulundu. Ayrıca, Sünnilere yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırma ve Sünni yetkililerin sayısını üç katına çıkarma sözü veren Himmeti, kendini ‘sessizlerin sesi ve güçsüzlerin gücü’ olarak niteledi. Eski Merkez Bankası Başkanı, ekonomi alanındaki ve medyadaki tekelleşmeyi de eleştirdi.
Beş adaya hitaben, “Tek taraflı düşünüyorsunuz” diyen Himmeti, “Gençler neden ülkeyi terk etmek istiyor? Gençlerin eğlence araçları neler? Evlenmek zorlaştı, peki biz onlar için ne yaptık?  İşleri yok, sosyal hayatları yok” ifadelerini kullandı. Himmeti ayrıca İran'da kuşaklar arasındaki kültürel farklılıkların altını çizdi.
Açıklamaları sırasında otuz yıldır ülkenin ekonomisi, sermayesi ve kurumları üzerinde hegemonyası olan bir yapıyı suçlayan Himmeti, “yolsuzluk, aşiretçilik ve çeteler” ile mücadele sözü verdi. Himmeti, “Kalkınmaya odaklanmak yerine Beyaz Saray'da Hüseyniye (Şiilerin Muharrem ayında matem törenlerini icra ettikleri yerlerin genel adı) kurmaya çalışıyorlar. Suudi Arabistan Büyükelçiliğine kim saldırdı? Kim yerli para biriminin değer kaybetmesine neden oldu, kim komşularımızla ilişkilerimizi bozdu? Arkalarında kim var? Bu yapıyı aşamazsak sorunları çözemeyiz” diye konuştu.
Ülkenin ekonomik durumunun kötü olduğu konusunda uyaran eski Merkez Bankası Başkanı, “Cumhurbaşkanı şeffaflık üzerinde çalışmalı ve yolsuzlukla mücadele etmelidir” dedi. Muhafazakar adayların dayatmak istediği yöntemi ortadan kaldırmak için İranlılardan seçimlere katılmalarını isteyen Himmeti, “Tüm dünyayla ilişkiler kurmayı hedefliyorum. Bir an önce kalkınma trenine yetişmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Buna karşın Himmeti’nin açıklamalarını protesto eden bir diğer aday Said Celili, “Beyaz Saray'da bir Hüseyniye'nin kurulmasının istendiği yönünde söyledikleriniz yalandır. Bu korkuluk artık işe yaramıyor” dedi. FATF’a ilişkin bir karar için DMTK’da tartışıldığı ilk günden itibaren çağrıda bulunduğunu vurgulayarak, FATF ile ilgili herhangi bir tutumun ilan edilmemesini Ruhani hükümetinin talebine bağlayan Celili, “Ülkenin zamanı basitçe boşa harcandı. Sekiz yıl boyunca ertelemeler ve hatalarla zaman kaybedildi. Ülke, bir dört yılda aynı şekilde yönetilmemeli. Artık bir sıçrama yapmalıyız. Fakat FATF yüzünden elimiz kolumuz bağlı mı duracağız? Ülke pasif hale gelmemeli. Sizler sorunu doğru anlamamışsınız” şeklinde konuştu.
Hükümetin gün be gün üç-dört ülke tarafından pasif hale getirildiğini söyleyen Celili, ‘fırsatları kaçırmama ve mevcut fırsatları harekete geçirme’ çağrısında bulundu. İran'ın dış politika öncelikleriyle ilgili olarak ise Celili, dünyadaki 200 ülkeyle yapıcı bir şekilde anlaşmaya ve tüm fırsatları incelemeye çalıştığını belirtti.
Celili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elimizde büyük fırsatlar var... Ekonomik ilişkilerde bir takım fırsatlar söz konusu. Zor zamanlarda bile büyük işler yapabilir, ekonomi üzerinden düşmanları hizaya getirebiliriz.”
Halk ile iktidar arasındaki güven krizine değinen Celili, “İnsanların güvenini kazanmak istiyorsak, yetkililer davranışlarını değiştirilmelidir” dedi. Yasama ve yürütme sisteminde şu ya da bu partiyle ilgisi olmayan yanlış bir siyaset sözlüğü olduğunu belirten Celili, “Bu kapsamlı bir konudur” diyerek Ülkenin eksikliklerinin giderilmesi için bu sözlükten kurtulma çağrısında bulundu.
Muhafazakar çizgideki adaylardan eski milletvekili Ali Rıza Zakani ise Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin sekiz yıllık rekorunu ‘parlatmayı’ hedeflediğini söyledi. Buna karşın Himmeti, “Sana söyleyeceklerini öğretenlere, yumruklarını açtıracağımızı söyle” dedi. Bunun üzerine Zakani, “Sayın Himmeti, Merkez Bankası'nı yönetemediniz, şimdi nasıl ülkeyi yönetmek istiyorsunuz?” diye sordu. , Ayrıntı vermeden bir Merkez Bankası yetkilisini Merkez Bankası’ndan özel bir bankaya 1, 200 milyar tüman aktarmakla suçlayan Zakani, “Devrimin başlarında gecekonduda oturan bir vatandaşın saçının bir teli sarayda yaşayanlarla eşitti, ama şimdi İranlı yetkililer bir soylular sınıfı haline geldiler” ifadelerini kullandı. Zakani, toplumda yoksulluğa neden olan güçlülerle mücadele sözü verdi.
Mevcut durumun yetkililerin adaletsizlik yaptığını gösterdiğini söyleyen Zakani, mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin fotoğraflarının yer aldığı bir kartı kaldırarak “Himmeti'nin yol arkadaşları büyük enflasyonlara neden oldu” dedi.
Öte yandan reformist akımın desteğini kazanmaya çalışan bir diğer aday Muhsin Mihralizade, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmak için yapılan Viyana görüşmelerine katılan tüm yetkililere ve karar verici organlara bir anlaşmaya varılması için iş birliği yapılması çağrısında bulundu.
İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltma politikasını savunan Mihralizade, ancak anlaşmayı canlandırmak için müzakerelerde ‘güçlü’ bir şekilde yer alma çağrısı yaptı.
Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’ye yönelik sert eleştirilerini sürdüren Mihralizade, birkaç kez ‘hakimlerin hakimi’ diye hitap ettiği Reisi’nin cumhurbaşkanlığı için gereken özelliklere sahip olup olmadığına yönelik şüphelerini bir kez daha yineleyerek Reisi’nin neden internet ile ilgili yasakları sürdürmekte ısrar ettiğini sordu.
Muhafazakar çizgideki aday İbrahim Reisi ise cumhurbaşkanlığı seçimlerini kim kazanırsa kazansın ABD yaptırımlarının kaldırılmasını İran’ın bir önceliği olarak niteledi. Reisi, “Yönetimi hangi hükümet devralırsa yaptırımların kaldırılmasını gündemine alacaktır” dedi. Ancak İran ekonomisinin ‘rehin’ tutulmasına karşı çıkan Reisi, rakiplerinin sözlerini küçümseyerek, “Bazıları dünyanın konuştuğu dili anladıklarını söylüyor, fakat ekonomi rehin alınmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Genel olarak gençlere hitap etmeye odaklanan Reisi, ekonomi, barınma ve evlilik konularındaki sorunları çözme vaadinde bulundu. Reisi, rakiplerini cumhurbaşkanlığı adaylıklarını ‘normların ötesinde’ açıklamalar yapmak için kullanmakla suçladı.
Diğer yandan İran Meclisi Başkan Vekili Emir Hüseyin Gazizade Haşimi, ‘ekonomi diplomasinin’ etkinleştirilmesi çağrısında bulundu. Gazizade Haşimi, “Dışişleri Bakanlığı, ulusal ve ekonomik çıkarların sağlanması lehine diplomasisini etkinleştirmeli. Dışişleri Bakanı başarılı bir uluslararası tüccar olmalıdır. Böylece ofislerimiz ağır işlerin merkezi haline gelir ve büyükelçilikler de bu şekilde sınıflandırılır” şeklinde konuştu.
Kabinelerinde kadınlara yer verilmesine ilişkin abartılı bulduğu vaatleri tiye alan Gazizade Haşimi, “Vaatlerin çokluğu nedeniyle, kabinemi sadece kadınlardan oluşturmaya söz veriyorum! Dikkat çekmek için ağzımıza gelen her şeyi söylemeliyiz. Kadınların ve işçilerin haklarını sadece seçimler yaklaşırken hatırlıyoruz!” dedi.



Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
TT

Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026'da New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda (AP)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ve Çin’e yapay zekâ teknolojisinin geleceği konusunda diyaloğa başlama çağrısında bulundu. Bu çağrı, yapay zekâ sektöründeki hızlı gelişmenin sınırlandırılması yönündeki taleplerin artması ve teknolojinin insanlık üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerin yoğunlaşması üzerine yapıldı.

Guterres, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarının açılışında dün yaptığı konuşmada, “Yapay zekâ konusunda en büyük kapasiteye sahip hükümetler, insanlık karşısında en büyük sorumlulukları taşıyor” dedi. Bu ülkeler arasında “diyalog, iletişim, güven ve iş birliği kanallarının oluşturulması” gerektiğini vurguladı.

Guterres, “Soğuk Savaş’ın kritik bir döneminde iki stratejik rakip, ortak varoluşsal tehditlerin yönetilmesi gerektiğini fark etti” diyerek, o dönemde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki iletişime atıfta bulundu.

Çin ve ABD hâlihazırda yapay zekâya ilişkin konularda bir iletişim kanalı oluşturulması amacıyla görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in perşembe günü Washington’da gerçekleştirmesi planlanan zirvenin öncesinde yapılıyor.

Görüşmeler, iki ülkenin de gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin insanlığın varlığını tehdit edebileceğine yönelik endişelerinin arttığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu durum, iki ülke arasındaki teknolojik üstünlük yarışının kızışmasına rağmen iş birliği için nadir bir teşvik oluşturuyor.

“Süper güç” algısına karşı uyarı

Guterres, büyük güçlerin “güçlerinin göründüğü kadar sınırsız olmadığını” anlamaları gerektiğini belirterek, yalnızca askeri gücün barışı güvence altına almak için yeterli olmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Guterres, Genel Kurul’da dünya liderlerine yaptığı son konuşmada “karşılıklı bağımlılık üzerine kurulmuş bir dünya” çağrısında bulundu.

“Dünyamızdaki bölünme hatları genişliyor” diyen Guterres, devam eden savaşların yanı sıra yükselen sıcaklıklar ve yapay zekâ gibi gelişmelere dikkat çekti.

Görev süresinin bu yıl sona ermesinin ardından da “barışın mümkün olduğuna ilişkin inancını savunmaya” devam edeceğini belirten Guterres, konuşmasıyla bu yıl dünyanın en büyük diplomatik buluşmasının ana bölümünü açtı.

FRG
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 22 Eylül 2026’da New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin liderleri, Genel Kurul’da birbirlerine hitap ederek beklentilerini, planlarını ve şikâyetlerini dile getiriyor.

Yapay zekâ, bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarında öne çıkan başlıca konulardan biri. New York’taki toplantılar başlamadan önce 20’den fazla ülkenin lideri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin güvenliğini sağlamak için bağlayıcı önlemler alınması çağrısında bulundu. Liderler, bu teknolojinin gelişiminin onu kontrol etmek için mevcut kapasiteyi aşabileceği uyarısında bulundu.

Çin ve ABD, söz konusu çağrıyı imzalayan ülkeler arasında yer almadı. Trump ise yapay zekâ güvenliğine yönelik düzenlemelere sert biçimde karşı çıkarak, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “haksız” olarak nitelendirdiği endişeler nedeniyle bu sektörün “yok edilmesine” izin vermeyeceğini söyledi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise temmuz ayında yaptığı açıklamada, yapay zekânın tek bir ülkenin hâkimiyetinde olmaması gerektiğini belirterek, teknolojinin geliştirilmesinde uluslararası iş birliği çağrısında bulundu.


Washington, Sudan’da “meşru” bir yönetimin bulunmamasını kınadı

Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan (solda) ve “Hızlı Destek Kuvvetleri” Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, bilinen adıyla Hamideti (Arşiv)
Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan (solda) ve “Hızlı Destek Kuvvetleri” Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, bilinen adıyla Hamideti (Arşiv)
TT

Washington, Sudan’da “meşru” bir yönetimin bulunmamasını kınadı

Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan (solda) ve “Hızlı Destek Kuvvetleri” Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, bilinen adıyla Hamideti (Arşiv)
Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan (solda) ve “Hızlı Destek Kuvvetleri” Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, bilinen adıyla Hamideti (Arşiv)

ABD, Sudan’da “meşru” bir yönetimin bulunmamasını eleştirdi. Washington, ülkedeki savaşın sona erdirilmesi konusunda rakip iki askeri gücün de ciddi bir taahhütte bulunmadığını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott dün yaptığı açıklamada, “Ne Sudan Silahlı Kuvvetleri ne Hızlı Destek Kuvvetleri ne de bunların liderleri Sudan’da meşru ve anayasal bir otoriteyi temsil ediyor; zira yalnızca silah gücüyle yönetiyorlar” dedi.

Pigott açıklamasında, “Savaşan iki grubun liderlerinin tutumu, onları ülkeyi yönetmeye ehil olmaktan çıkarıyor” ifadelerini kullandı.


İran havacılık sektörüne yönelik yeni ABD yaptırımları yürürlüğe girdi

Irak'ın Erbil kentindeki İranlı Mahan Air şirketinin ofisinde çalışan bir personel (Reuters)
Irak'ın Erbil kentindeki İranlı Mahan Air şirketinin ofisinde çalışan bir personel (Reuters)
TT

İran havacılık sektörüne yönelik yeni ABD yaptırımları yürürlüğe girdi

Irak'ın Erbil kentindeki İranlı Mahan Air şirketinin ofisinde çalışan bir personel (Reuters)
Irak'ın Erbil kentindeki İranlı Mahan Air şirketinin ofisinde çalışan bir personel (Reuters)

İran havacılık sektörüne yönelik yeni ve kapsamlı ABD yaptırımları bugün yürürlüğe girdi. Washington, İran'a ait bütün hava yolu şirketlerinin faaliyetlerini durdurmayı ve bu şirketlerle iş yapan kuruluşları cezalandırmayı taahhüt etti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in pazartesi günü açıkladığı yeni yaptırımlar, İran havacılık sektörünü hedef alan bir dizi tedbirin devamı niteliğinde. Söz konusu adımlar, askeri operasyonların çıkmaza girmesiyle birlikte ABD'nin İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çabaları kapsamında atıldı.

İran'ın Tesnim ve ISNA haber ajansları, İran Sivil Havacılık Kurumu'na dayandırdıkları haberlerde, Bağdat ve Maskat havalimanlarının gece yarısından itibaren İran uçuşlarını “kabul etmeyeceğini” bildirdi.

Ancak Tesnim, dün akşam yayımladığı haberde, İstanbul seferleri de dahil olmak üzere diğer uluslararası uçuşların hâlen planlandığı şekilde gerçekleştirileceğini ve şu aşamada herhangi bir sorun yaşanmadığını belirtti.

Sivil Havacılık Kurumu sözcüsü, iki ajansa yaptığı açıklamada, Bağdat'a yapılması planlanan uçuşların Necef Havalimanı'na yönlendirilmesi için görüşmeler yürütüldüğünü söyledi. Şarku’l Avsat’ın ISNA'adan aktardığına göre Umman'la da benzer görüşmeler yapılıyor.

Irak hükümeti, ABD yaptırımları kapsamında uygulayacağı tedbirleri resmen açıklamazken, aralarında üst düzey bir hükümet yetkilisinin de bulunduğu çeşitli kaynaklar, Bağdat'ın ABD kısıtlamalarına uyacağını AFP'ye doğruladı. Irak, İran hava yolu şirketleri için önemli bir destinasyon konumunda bulunuyor.

Irak'taki seyahat acentelerinin yetkilileri, hava yolu seferlerinin yerine kara ulaşımının devreye sokulması seçeneğini değerlendirdiklerini belirtti. Iraklı hava yolu şirketleri, şubat sonunda Ortadoğu'da savaşın başlamasından bu yana İran'a uçuş düzenlemiyor.

Necef'teki seyahat acentelerinden birinde çalışan Haydar eş-Şemma, “Necef'te faaliyet gösteren seyahat ve turizm şirketlerinin işlerinin büyük bölümünü, Necef Havalimanı üzerinden İran'daki çeşitli havalimanlarına seyahat eden yolcular için uçak bileti rezervasyonları oluşturuyor” dedi.

ABD yönetimi, bu ayın başında İran havacılık sektörünü kara listeye almış ve İran hava yolu şirketleriyle iş yapan bütün kuruluşlara yaptırım uygulanacağı uyarısında bulunmuştu.

ABD Hazine Bakanı Bessent, CNBC'ye verdiği röportajda, İran hava yolu şirketlerinin 23 Eylül Çarşamba günü (bugün) itibarıyla faaliyetlerini durduracağını belirterek, “Bu uçaklar iniş yaparsa kimse onlara yakıt sağlayamayacak, iniş hizmeti veremeyecek veya biletlerini satamayacak. Aksi takdirde dolar sisteminin dışında bırakılacaklar” ifadelerini kullandı.

İran'ın ulusal hava yolu şirketi Iran Air ise dün yaptığı açıklamada, komşu ülkelerden uçuşlarının yasaklandığına ilişkin herhangi bir bildirim almadığını duyurdu.

İran'da 27 hava yolu şirketi bulunuyor ve bunların çoğu iç hatlarda faaliyet gösteriyor. Ulusal şirket Iran Air ile özel hava yolu şirketi Mahan Air, başta komşu ülkeler olmak üzere Rusya ve Çin'e düzenlenen uluslararası uçuşlarda öne çıkıyor.

Gürcistan, pazartesi gününden itibaren İran'a ve İran'dan gerçekleştirilen tüm hava yolu seferlerini yasaklarken, Mahan Air de Ankara'nın talebi üzerine Türkiye'ye uçuşlarını askıya aldığını açıkladı.

Yeni kısıtlamaların, İranlıların yurt dışına seyahat etme veya ülkelerine geri dönme imkanlarını daha da zorlaştırması bekleniyor.

İran, şubat sonunda başlayan ABD-İsrail savaşı sonrasında hava sahasını tamamen kapatmıştı. Çatışmaların yoğunluğunun azalmasının ardından hava trafiği kısmen yeniden başlarken, uluslararası uçuşları yalnızca İranlı hava yolu şirketleri gerçekleştiriyor.