Netanyahu'dan Bennett hükümetine tuzak

Netanyahu, yerleşimcilerin Kudüs'te Salı günü gerçekleştirmek istedikleri yürüyüşü onaylayarak Bennett hükümetinin yoluna siyasi bir mayın koydu

Dün Kudüs yakınlarındaki Ebu Guş köyü çevresinde çıkan yangını izleyen bir İsrailli (AP)
Dün Kudüs yakınlarındaki Ebu Guş köyü çevresinde çıkan yangını izleyen bir İsrailli (AP)
TT

Netanyahu'dan Bennett hükümetine tuzak

Dün Kudüs yakınlarındaki Ebu Guş köyü çevresinde çıkan yangını izleyen bir İsrailli (AP)
Dün Kudüs yakınlarındaki Ebu Guş köyü çevresinde çıkan yangını izleyen bir İsrailli (AP)

İsrail ordusundaki ve istihbaratındaki askeri ve güvenlik birimlerinden kaynaklar, İsrail'in Güvenlik İşleri için Küçültülmüş Bakanlar Kurulu’nun (Kabinet), yerleşimciler ve aşırı sağcılar tarafından işgal altındaki Doğu Kudüs'te önümüzdeki Salı günü düzenlenmesi planlanan provakatif bayrak ‘yürüyüşünü’ onaylaması nedeniyle Başbakan Binyamin Netanyahu'ya sert eleştirilerde bulundular. Kaynaklardan biri, yürüyüşün onaylanmasını, aynı gün çalışmalarına başlaması planlanan Naftali Bennett hükümetinin yoluna döşenmiş ‘siyasi bir mayın’ olarak niteledi.
Dün İsrail basınında açıklamaları yer alan kaynaklar, “Yürüyüş meselesini kamuoyunun gündeminde tutmak, siyasi ve gündem dışı meseleler varmış gibi bir izlenim veriyor. Bu da büyük zarara yol açabilir” dediler.
Kabinet, aşırı sağ eğilimli partilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan ve fiilen başlayan provokatif bayrak yürüyüşünün düzenlenmesi talebini görüşmek üzere Salı akşamı toplandı. Ancak yürüyüş, 11 gün süren şiddetli bir füze savaşının fitilini ateşleyen Gazze'den Kudüs'e roket atılması nedeniyle iptal edildi. Savaşın sona ermesinden sonra yerleşimciler, yürüyüşün Bab el-Amud (Şam Kapısı) ve İslam Mahallesi'nden geçen daha önce belirlenen aynı güzergahta yeniden yapılmasına karar verdiler. Yerleşimciler yürüyüşü, geçtiğimiz hafta başlarında yapmak istediler, ancak polis reddetti. Polisin bu tutumu, ordu ve istihbarat birimleri tarafından desteklendi. Ancak Başbakan Netanyahu, yürüyüşü onaylayarak, ordu ve istihbarat birimlerinden konuyu polisle koordine etmelerini istedi. Polis yürüyüşün bugün (Perşembe), yapılması kararı aldı ama gerginliği artıracağı gerekçesiyle daha sonra geri adım attı. Böylece yürüyüşün, Pazar günü onaylanması beklenen yeni hükümetin çalışmalarına başlayacağı ilk gün olan Salı gününe ertelenmesine karar verildi.
İsrail İç Güvenlik Servisi Shin Bet'in Başkanı Nadav Argaman, Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi ve Emniyet Genel Müdürü Yaakov (Kobi) Shabtai, Kudüs’ün Eski Kent bölgesine Bab el-Amud kapısından girmeyi ve İslam Mahallesi'nden geçerek Ağlama Duvarı'nın avlusunda sonlanması planlanan yürüyüşün aynı rotada yapılmasına karşı olduklarını söylese de Netanyahu, orijinal planda ısrarcı oldu.
İsrail devlet televizyonu Kan 11’in ilgili kaynaklardan aktardığı bilgiye göre Netanyahu, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde, yerleşimcilerin Kudüs'teki yürüyüşünün yerleşimci örgütleri tarafından belirlenen rotada gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Kaynaklar, Netanyahu’nun “Hamas'a teslim olamayız. Yürüyüşün planlandığı gibi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu karar, söylenenin aksine yeni hükümetin kurulmasını engellemeyi hedeflemiyor” dediğini aktardılar. İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Amir Ohana ise, Koruyucu Hat Operasyonu’nun (Gazze Şeridi'ndeki son savaş) hedefi caydırıcılığı güçlendirmektir. Kudüs'teki bayrak yürüyüşünü iptal ederek Hamas'a nasıl bir mesaj göndeririz? Hamas'a zafer kazandığı imajı veririz” şeklinde konuştu. İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen ise “Pes etmeyeceğiz, ne pahasına olursa olsun yürüyüş yapılmalı” dedi.
Emniyet Genel Müdürü Shabtai, dün gece Netanyahu ile yapılan görüşmeler sırasında, “Yerleşimcilerin Bab el-Amud'tan başlaması planlanan yürüyüşün güzergahı, ülkenin diğer bölgelerindeki polis güçlerinin alarm durumuna geçmesini gerektiriyor” şeklinde konuştu. Güvenlik birimleri yetkilileri, aşırı sağcıların, yürüyüşü iptal etmenin roket fırlatma tehdidinde bulunmasının ardından ‘Hamas'ı ödüllendirmek’ anlamına geldiği şeklindeki iddialarını reddettiler. Yetkililer, asıl meselenin Gazze Şeridi olmadığını ve bunun her şeyden önce bir iç mesele olduğunu ve çok gergin, şiddetli ve karmaşık bir sürecin ardından Kudüs'teki durumun istikrara kavuşturulması gerektiğini belirttiler.
Güvenlik birimleri yetkilileri, ABD'nin de sorumlu davranılmasını ve güvenlik durumunun istikrara kavuşturulmasını beklediğinin altını çizdiler. Geçtiğimiz hafta Washington'da İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüşen tüm ABD'li yetkililerin kendisine Kudüs'teki gerginlikle ilgili endişelerini dile getirdiklerini vurguladılar. Güvenlik birimleri yetkilileri, “Amerikalılar, silahlanmayla ilgili her konuda İsrail'in çıkarlarına ve ihtiyaçlarına açık davrandılar ve gelişmiş silahlarla, Demir Kubbe füze savunma sistemleri için bütçeler sağladılar. Ayrıca, İsrail'in Kudüs çevresindeki güvenlik durumunun istikrarı için sorumluluk almasını istediler. Kontrolden çıkan bayrak yürüyüşü, istikrarı sağlamaya kesinlikle yardımcı olmayacak gereksiz bir provokasyondur” değerlendirmesinde bulundular.
İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesinin Değişim Hükümeti'ndeki kaynaklardan aktardığı bilgilere göre, Netanyahu ve Ohana'nın yürüyüşü düzenleme konusundaki ısrarlarının amacı, hükümetin göreve başlaması durumunda Filistinlileri provoke ederek, şiddetli protesto gösterilerine yol açmak ve böylece Değişim Hükümeti Koalisyonu'nda bir çatlağın açılmasına neden olmak. Gazete, Netanyahu'nun Kudüs konusundaki uluslararası hassasiyeti çok iyi bildiğine, ABD’li ve Avrupalı ​​yetkililerin son haftalarda, Gazze savaşı sırasında ve sonrasında birçok kez ‘İsrail'in işgal altında bulunan Kudüs'teki provokasyonlarına’ karşı uyardıklarına dikkat çekti. Gazeteye göre, son günlerde söz konusu yürüyüşün yapılmasına ilişkin yayınların ardından İsrail siyaset sahnesi, birçok ülkeden yürüyüşün büyük bir diplomatik krize yol açacağı ve tansiyonun düşürülmesi için temasların sürdürülmesinin önüne çeşitli zorluklar çıkaracağı öngörüleriyle birlikte konuyla ilgili kamuoyunun aydınlatılması talepleriyle karşı karşıya kaldı.



Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
TT

Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)

Somali ile ABD arasındaki ilişkiler, Washington’ın Mogadişu’daki hükümetin yararlandığı ek yardımları durdurmayı planladığını açıklamasının ardından en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişme, tonlarca gıda yardımının akıbetine ilişkin yaşanan anlaşmazlık ortamında meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın dış yardımlardan sorumlu müsteşarı, çarşamba günü X platformunda yaptığı paylaşımda, Somalili hükümet yetkililerinin Washington tarafından finanse edilen Dünya Gıda Programı’na (WFP) ait bir depoyu tahrip ettiğini ve savunmasız Somalililer için bağışçılar tarafından sağlanan gıda yardımlarına yasa dışı şekilde el koyduğunu belirtti.

Yetkili, bu nedenle Washington’ın Somali’ye yönelik yardımlarını askıya alacağını ifade etti. Yardımların parasal değerine ilişkin ise henüz net bir bilgi verilmedi.

Somali Dışişleri Bakanlığı ise dün, ABD tarafından sağlanan yardımların çalındığı yönündeki iddiaları yalanladı ve söz konusu yardımların halen WFP’nin kontrolünde olduğunu açıkladı.

Bakanlık, ana yardım deposunun bulunduğu Mogadişu Limanı bölgesinde, ‘mavi depo’ olarak bilinen tesiste genişletme ve rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Açıklamada, bu çalışmaların insani yardımların muhafazası, yönetimi veya dağıtımını etkilemediği vurgulandı.

yjuı
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Mogadişu'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bulunan ofisinde Reuters'e verdiği röportajda (Reuters – Arşiv)

WFP adına konuşan bir sözcü, liman yetkililerinin mavi depoyu yıktığını, WFP’nin ise bu sorunun çözümü ve yardımların güvenli şekilde depolanmasının sağlanması için yetkililerle iş birliği yaptığını söyledi.

Reuters’ın incelediği ve Mogadişu Limanı İdaresi tarafından düzenlenen bir teslimat belgesinde, çarşamba günü itibarıyla, daha önce mavi depodan başka bir depoya taşınan gıda maddelerinin WFP tarafından teslim alındığı belirtildi. Belgenin Somali’deki bir WFP yetkilisi tarafından imzalandığı görülürken, el yazısıyla eklenen bir notta, laboratuvar incelemesinin gıdaların insan tüketimine uygun olduğunu teyit etmesinin ardından nihai teslim almanın onaylanacağı ifade edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da çarşamba günü yaptığı açıklamada, yardımların yeniden başlatılmasının, Somali hükümetinin sorumluluk üstlenmesi ve durumu düzeltmeye yönelik adımlar atması şartına bağlı olacağını bildirdi.


Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
TT

Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)

Çin ve İran’a ait savaş gemileri, Güney Afrika’da düzenlenecek ve Rusya’nın da katılımının hedeflendiği deniz tatbikatları öncesinde, dün ülkenin güneyindeki ana deniz üssü açıklarına demirledi.

Güney Afrika’nın 9-16 Ocak tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı Will for Peace (Barış için İrade) tatbikatının, katılımcı ülkelerin birçoğuyla görüş ayrılıkları yaşayan ABD ile gerilimi artırabileceği belirtiliyor.

AFP muhabirleri, çarşamba günü Cape Town’daki False Bay Limanı’nda iki Çin savaş gemisini görüntülerken, dün bu gemilere bir İran savaş gemisi de katıldı. Güney Afrikalı deniz yetkilileri, Çin’in öncülük ettiği tatbikatlara Rusya’ya ait savaş gemilerinin de katılmasının beklendiğini açıkladı.

Güney Afrika Ulusal Savunma Kuvvetleri aralık ayında yaptığı açıklamada, tatbikatların ‘deniz taşımacılığının güvenliği ve denizle bağlantılı ekonomik faaliyetlere’ odaklandığını duyurmuştu. Açıklamada, tatbikatların amacının ‘barışçıl deniz güvenliği girişimlerine destek konusunda iş birliğini derinleştirmek’ olduğu ifade edilmiş, faaliyetlere Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkelerinin deniz kuvvetlerinin yanı sıra, gruba daha sonra katılan Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve son olarak Endonezya’nın da dahil olacağı belirtilmişti.

Ortak tatbikatların Kasım 2025’te yapılması planlanıyordu ancak Johannesburg’da düzenlenen G20 Zirvesi ile tarihlerin çakışması nedeniyle ertelenmişti. ABD Başkanı Donald Trump, BRICS ülkelerini ‘ABD karşıtı’ politikalar izlemekle suçlamıştı. Güney Afrika ise Rusya ile yakın ilişkileri ve Gazze savaşı nedeniyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) soykırım davası açması başta olmak üzere çeşitli politikaları nedeniyle ABD’nin eleştirilerine maruz kalmıştı.

Güney Afrika ordusu ayrıca, 2023 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin birinci yıl dönümüne denk gelen dönemde Rusya ve Çin ile deniz tatbikatları düzenlemesi nedeniyle de eleştirilmişti. Üç ülke ilk ortak deniz tatbikatını 2019 yılında gerçekleştirmişti.


İran devlet televizyonu protestolarla ilgili suskunluğunu bozdu

İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
TT

İran devlet televizyonu protestolarla ilgili suskunluğunu bozdu

İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)

İran devlet televizyonu, bugün ülke genelinde gece boyunca süren protestolarla ilgili sessizliğini bozdu. Can kayıpları olduğunu ve ABD ile İsrail ile bağlantılı "terörist ajanların" yangın çıkardığını ve şiddeti kışkırttığını iddia etti.

Devlet televizyonunda sabah 8 haber bülteninde yayınlanan kısa haber, gösterilerle ilgili ilk resmi haberdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre haberde, protestoların şiddet olaylarıyla gölgelendiği ve bu olayların can kaybına yol açtığı belirtildi, ancak ayrıntılar verilmedi.

Ayrıca protestolar sırasında "özel araçların, motosikletlerin ve metro, itfaiye araçları ve otobüsler gibi kamuya açık yerlerin ateşe verildiği"  belirtildi.