Mısır Meclisi bürokrasiyi İhvan’dan temizlemeyi tartışıyor

Mısır Ulaştırma Bakanı, devlet kurumlarında radikalizm yanlısı unsurların varlığından şikayet ederek, görevden alınmaları için yasa değişikliği yapılması talebinde bulundu

Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu, disiplin cezası uygulanmadan işten çıkarma kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesini öngören bir yasa tasarısını onayladı (AFP)
Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu, disiplin cezası uygulanmadan işten çıkarma kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesini öngören bir yasa tasarısını onayladı (AFP)
TT

Mısır Meclisi bürokrasiyi İhvan’dan temizlemeyi tartışıyor

Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu, disiplin cezası uygulanmadan işten çıkarma kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesini öngören bir yasa tasarısını onayladı (AFP)
Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu, disiplin cezası uygulanmadan işten çıkarma kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesini öngören bir yasa tasarısını onayladı (AFP)

İbrahim Abdulmecid
Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi, radikalizm yanlısı unsurları ülkede son iki ay içinde meydana gelen, onlarca vatandaşın ölümüne yüzlercesinin yaralanmasına neden olan tren kazalarına karışmakla suçlayan Ulaştırma Bakanı Kamil el-Vezir’in çağrısına yanıt olarak, Mısır’da terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na (İhvan) mensup devlet çalışanlarının görevden alınmasını sağlayacak bir yasa değişikliğine ilişkin hamlelerine tanık oluyor.

Yeni yasa değişiklikleri
Kararları, devletin idari aygıtı için geçerli olan Temsilciler Meclisi'ndeki (iki kademeli Mısır Parlamentosu'nun üst kanadı) Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu, disiplin cezası uygulanmadan işten çıkarmaya ilişkin yasanın bazı hükümlerinde değişiklik öngören bir yasa tasarısını onayladı. Değişiklik metininde, bir çalışanın disiplin yöntemine başvurulmadan işten çıkarılmasının, ‘hakkında ülkenin ulusal güvenliğini tehdit ettiğine dair ciddi delillerin olması’ dahil olmak üzere dört durum dışında, mümkün olmadığını açıklığa kavuşturdu. Metinde örneğin çalışanın 2010 tarihli ve 8 sayılı Terör örgütü ve Terörist Listelerini Düzenleyen Kanun hükümlerine göre teröristler listesine alınmasının ciddi bir delil olduğu belirtilirken işverenin, devlette bir kamu hizmetine veya ekonomik çıkarlarına zarar vermesi durumunda ya da güven ve prestijini kaybederse veya sağlık sebepleri dışında işini yapmaması için dair geçerli sebep veya sebepleri yoksa çalışanı işten çıkarma hakkına sahip olduğu ifade edildi.
Yapılan değişikliklerle, çalışanın işten çıkarılması kararının, Cumhurbaşkanının veya yetkili temsilcisinin, yetkili bakanın açıklamalarını dinledikten sonra yapacağı teklif üzerine gerekçeli kararı ile verileceği de açıklığa kavuşturulmuştur. Önerilen değişiklik metnine göre değişiklikler, İdare Mahkemesinin, çalışanın işten çıkarılma kararına yapabileceği itirazları değerlendirme yetkisine sahip olmasını ve mahkemenin, ‘kamu yararına olduğunu düşündüğü nedenlerle’ işten çıkarma kararını iptal etmek yerine maddi tazminata hükmetmesine izin verilmesini öngörüyor.
Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'nun, yasa değişikliğini, Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu tarafından havale edildikten sonra birkaç gün içinde görüşmesi bekleniyor.

Demiryollarında çalışan İhvan üyeleri
Ulaştırma Bakanı, 26 Nisan'da Temsilciler Meclisi Genel Kurul toplantısında, demiryollarında Müslüman Kardeşler'e mensup 162 kişinin çalıştığını açıklamıştı. Bakan Mısır'daki son tren kazalarıyla ilgili yaptığı konuşmada, Ulaştırma Bakanlığı'nın bu çalışanların başka bakanlıklara devredilmesini talep ettiğini, ancak bu talebin reddedildiğini belirterek, ‘aşırılık yanlısı unsurların’ görevden alınması için yeni bir yasa değişikliği çağrısında bulunduğunu söyledi. Bakan, çalışanlar maaşlarını evde oturup alsalar da mevcut kanun işten çıkarılmalarına izin vermediğini kaydetti.
Facebook sayfasından, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın Ağustos 2013'te Rabia el-Adaviye Meydanı'nda gerçekleştirdiği oturma eyleminin polis tarafından dağıtılmasını konu alan ‘The Choice’ (Seçim) dizisi hakkında bir yorum yapan Bakan, yakın zamanda kaza bir trenin makinistine atıfta bulunarak, devlet karşıtı yorumlar yaptığını ve söz konusu oturma eylemine katıldığını söyledi.
Bu kişilerin yasa değişiklikleri yayınlanana kadar bir an önce ‘hassas olmayan’  diğer alanlara atanmalarını isteyen Bakan, İhvan üyesi çalışanların görevden alınmaları için hızlı bir yasa değişikliği çağrısında bulundu.
Temsilciler Meclisi'ndeki aynı oturumda, Temsilciler Meclisi Üyesi Mustafa Bekri, İçişleri Bakanlığı'nın Temmuz 2018'de eski Ulaştırma Bakanı Hişam Arafat'a gönderdiği bir mektuba göre demiryolu sektöründe 162 İhvan üyesi olduğunu söyleyerek bakanın konuşmasını destekledi. Bekri, Temsilciler Meclisi Genel Sekreterliği'ne söz konusu kişilerin isimlerinin bir listesi sunulduğunda bu sayının 258'e yükseldiğini de sözlerine ekledi.
Mısır basınında yer alan haberlere göre son tren kazalarında ‘bir takım şüpheli planların’ var olabileceğini düşünen Bekri, Temsilciler Meclisi'ni, ister yeni yasaların çıkarılması yoluyla olsun, ister Kamu Hizmeti Yasasında değişiklik yapılmasıyla olsun aşırılık yanlısı unsurların devlet kurumlarındaki görevlerinden alınmasına yardımcı olmaya çağırdı.

Ailelerin korunması
Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu'nun onayını alan yasa değişikliğini sunan Temsilciler Meclisi üyesi Ali Bedir, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, yasa değişikliğinin İhvan üyelerinin devlet kurumlarından ve üniversitelerden ‘temizlenmesini’ hedeflediğini, ayrıca işten çıkarılmasına karar verilenlere emekli aylıkları bağlanarak meselenin sosyal yönünün korunmasının, böylece suçu olmayan ailesinin zarar görmesinin engellenmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Yasanın, görevden alınanlara karara idare mahkemesinde itiraz etme hakkı verdiğini açıklayan Bedir, yasanın devlet kurumlarının yetkilileri tarafından uygulanmasının takip edileceğini ve inisiyatiflere göre uyarlanmasına izin vermeyeceğini söyleyerek yasanın devlet kurumlarında isteyen kişinin bir başka kişi hakkında İhvan'la bağlantılı olduğu şüphesiyle kötü niyetli şikayetlerde bulunmak için istismar etmesi olasılığı hakkındaki endişelere yanıt verdi. Yasa değişikliğinin devleti korumak için tasarlandığını belirten Bedir, çalışma arkadaşlarını veya astlarını suistimal etmek için yasayı kullananların görevden alınması çağrısında bulundu.

Terörle mücadele
İhvan’a mensup kişilerin devlet kurumlarında olup olmadığına ve terörist listesinde yer almayanların varlığına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Bedir, değişikliğin Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında, yasanın yalnızca yargı tarafından belirlenen terör örgütleri listelerinde yer alan kişileri kapsamasının kararlaştırıldığını, ‘insanların geçim kaynaklarını kesmenin’ mümkün olmadığını söyledi.
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Seyyid Şaravi, yasa tasarısının, gerek işten çıkarılan kişinin idare mahkemesine giderek itirazda bulunması, gerekse emeklilik maaşının bağlanacak olması konusunda olsun yasal bir güvencenin varlığı devleti yok eden aşırılık yanlısı ideolojilerle mücadele ile toplumsal çıkarlar arasında bir denge sağladığı yorumunda bulundu. Mısır basınında yer alan haberlere göre Şaravi, yasa değişikliğinin herhangi bir ayrımcılık şüphesi taşımadığının altını çizdi.
Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu Başkanı İbrahim el-Huneydi ise Meclis'te yaptığı basın açıklamasında, yasa değişikliğinin devletin terörle mücadele çabaları çerçevesinde yapıldığını ve bu değişikliklerin uygulanması için kişinin adının Terörle Mücadele Kanunu'na göre teröristler listesinde yer alması gerektiğini belirtti.

Görevden alınma nihai karardan sonra gerçekleşecek
Zagazig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Muhammed Nur Ferhad, bir kişiye ideolojik olarak bağlı olduğu gruba dayanarak yaptırım uygulayan herhangi bir yasanın çıkarılmasına karşı olduğunu söyledi. Bunun, ülkeyi ‘Engizisyon çağına’ geri götüreceğini düşünen Ferhad, özellikle düşünce ve ifade özgürlüğünün anayasa tarafından garanti altına alınmış olması sebebiyle bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı. Independent Arabia’ya açıklamalarda bulunan Ferhad, “Yasa, bir kişinin davranışının topluma zarar veren fiziksel tezahürleri dışında müdahale etmemelidir. Eğer düşünce, ideoloji ve siyasi yönelim, maddi eylemler şeklinde ortaya çıkmazsa, o zaman yasanın yapabileceği hiçbir şeyi yoktur” ifadelerini kullandı.
Eski Mısır İşgücü ve Göç Bakanı Kemal Ebu Ayta da, ideolojik yönelimi ne olursa olsun, herhangi bir kişinin ‘geçim kaynağını kesmenin’ kırmızı bir çizgi olduğunu vurguladı. Siyasi yönelimi ne olursa olsun herhangi bir çalışanın cezalandırılmasına karşı olduğunu ve bu önerileri anayasaya aykırı bulduğunu belirten Ebu Ayta, “Görevden alma, idam cezasına eşdeğerdir” dedi.
Şarku’l Avsat’ın aktardığı habere göre Independent Arabia’ya konuşan eski Bakan, “Ceza verilmesini hak eden bir suç işlediği tespit edilenler, anlaşılabilir bir konu olduğundan ve yürürlükteki mevzuatta öngörüldüğünden işten çıkarılabilirler” şeklinde konuştu. Ebu Ayta, görevden alma kararının ancak bir ceza mahkemesinde nihai karar verildikten sonra alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

“İhvan üyelerinin işten çıkarılması meselesi, İhvan yönetimi devrildikten sonra gündeme hiç gelmedi”
Ebu Ayta, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi ve İhvan iktidarını deviren 30 Haziran 2013 devriminden sonraki ilk hükümette bakan olarak görev aldı. O dönem Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın devlet kurumları üzerindeki kontrolünden kurtulmaya yönelik siyasi eğilimin yüksek olmasına rağmen, İhvan üyelerini işten çıkarma düşüncesinin görev süresi boyunca gündeme hiç gelmediğini vurguladı.
Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan disipline gitmeden görevden alma yasasını ‘yasama suçu’ olarak nitelendiren Ebu Ayta, bu yasanın, Mısır devletinin çizgisine ters düştüğünü belirterek, düşüncesi ne olursa olsun suç işlemeyen kişilerin görevden alınmasının terör olaylarını artırdığını ve barışçıl insanları şiddete yaklaştırdığını da sözlerine ekledi.
Mısır Eğitim Bakanı Tarık Şevki, Ekim 2019 tarihinde bin 70 öğretmenin İhvan’la bağlantılı veya hüküm giymiş olmaları nedeniyle görevden alındığını duyurdu. Bakan, ‘ülkedeki 1,5 milyon öğretmenin küçük bir yüzdesini oluşturan’ öğretmenlerin ‘çocukları korumak için görevden alındıklarını’ söyledi.



ABD Başkanı'nın Irak Özel Temsilcisi görevinden ayrılacağına dair haberleri yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
TT

ABD Başkanı'nın Irak Özel Temsilcisi görevinden ayrılacağına dair haberleri yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya, görevden alındığı ve yerine ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın atandığı yönündeki haberleri yalanladı.

Savaya bugün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Görevime ilişkin dolaşıma sokulan söylentileri kesin bir dille reddediyorum. ABD’nin Irak Özel Temsilcisi olarak görevlerime tamamen bağlıyım” ifadelerini kullandı.

Savaya’nın açıklaması, Reuters’ın görevden alındığına dair bilgileri, konuya yakın kaynaklara dayandırarak aktarmasının ardından geldi.

Savaya, ‘ABD Başkanı Donald Trump’ın dün (cumartesi) Tom Barrack’ın Irak dosyasını üstlenme ihtimalini değerlendirmeye başladığını’ belirterek, “Sayın Barrack, Ortadoğu’da geniş bir deneyime ve bölgeye dair derin bir bilgi birikimine sahip” dedi.

Ancak henüz nihai bir karar alınmadığını vurgulayan Savaya, “Görevin benim liderliğimde ya da Sayın Barrack’ın liderliğinde sürdürülmesi konusunda kesinleşmiş bir durum yok” ifadesini kullandı.

Savaya, hedeflerin değişmediğini belirterek, “Irak’ta İran destekli milislerle mücadele etmek, sistematik yolsuzluğu sona erdirmek ve Irak halkını istikrarlı, egemen ve müreffeh bir devlet inşa etme yolunda desteklemek temel amaç olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde önemli gelişmeler yaşanacak” dedi.

Diğer yandan Savaya bugün paylaştığı bir başka mesajda, eski başbakan Nuri el-Maliki’nin oğlu Ahmed el-Maliki’yi yolsuzlukla suçladı. Bu çıkış, Washington’un Maliki’nin adaylığına karşı tutumunun bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Reuters, kimliğini açıklamadığı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Savaya’nın görevden ayrılmasının nedeninin, ‘başlıca dosyaları kötü yönetmesi’ olduğunu aktardı. Kaynak, bu kapsamda Savaya’nın, ABD Başkanı Donald Trump’ın Bağdat’ı açıkça uyardığı bir adım olan Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesini engelleyememesinin de yer aldığını belirtti.

Öte yandan Bağdat’ta Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerine yakın çeşitli siyasi çevreler, Savaya’yı Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığını engellemek amacıyla büyük miktarda para almakla suçlamıştı.

Irak-ABD gerilimi

Yeni gelişmeler, Washington ile Bağdat arasında Nuri el-Maliki’nin ülkenin en üst yürütme makamına aday gösterilmesi nedeniyle vuku bulan ciddi gerilimin ortasında yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Maliki’nin başbakan seçilmesi halinde ABD’nin Irak ile çalışmayacağı yönündeki dikkat çeken paylaşımına rağmen, Şii Koordinasyon Çerçevesi güçleri adaylıkta ısrarını sürdürüyor. Bu durum, sürece ilişkin belirsizliğin devam etmesine yol açıyor. ABD’li Kongre üyesi Joe Wilson da Koordinasyon Çerçevesi’ni, ABD Başkanı’nı ‘aşağılamanın’ sonuçları konusunda uyardı.

Mark Savaya, geçen yıl ekim ayında ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi olarak atanmasından bu yana Irak’taki kamuoyunun yakın takibi altında bulunuyor.

Savaya’nın bu tarihten bu yana, İran’a yakın milislerin faaliyetleriyle mücadele, yolsuzluk ağlarının takibi ve Irak açısından acil nitelik taşıyan diğer dosyalar konusunda yaptığı çok sayıda açıklamaya rağmen, sahada somut bir sonuç elde edilemediği belirtiliyor. Özellikle, atandığı tarihten bu yana Irak’a hiç gitmemiş olması dikkat çekiyor.

Irak’ta hükümete muhalif ve İran nüfuzuna karşı olan kesimler, söz konusu dosyalar konusunda Savaya’nın atacağı adımlara umut bağlarken, diğer bazı çevreler bu beklentileri gerçekçi bulmuyor. Bu çevrelere göre, İran’la müttefik grup ve fraksiyonlar son aylarda önemli kazanımlar elde etti. Bu kazanımlar arasında, federal parlamentoda 329 sandalyeden 100’den fazlasına sahip olmaları da yer alıyor. Ayrıca, ABD’nin bu tür oluşumların hükümette yer almaması yönündeki uyarılarına rağmen, Asaib Ehli’l Hak hareketinden bir ismin Meclis Birinci Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi de bu sürecin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Savaya’dan memnun olmayan kesimler ise Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin ABD tarafından istenmeyen bir figür olarak görülen Nuri el-Maliki’yi başbakanlığa aday göstermekte ısrar etmesini, İran yanlısı grupların Washington’a açık bir meydan okuması ve ABD’nin Irak Özel Temsilcisi’nin görevinde şu ana kadar ciddi bir başarısızlık yaşandığının göstergesi olarak yorumluyor.

Öte yandan İran’a yakın silahlı grupların, Washington’un Tahran’a yönelik olası bir saldırısı ihtimali karşısında son günlerde ABD’ye meydan okuyan bir tutum sergilediği gözleniyor. Bu kapsamda, Ketaib Hizbullah ve en-Nuceba Hareketi, ABD’nin İran’a saldırması durumunda ‘savunma operasyonları’ yürütmek üzere vatandaşları gönüllü olmaya çağırıyor. Irak hükümetinin bu çağrılara karşı sessiz kalması ve herhangi bir engelleyici adım atmaması ise dikkat çekiyor. Irak Anayasası’nın bu tür faaliyetlere izin vermemesine rağmen yaşanan bu durum, gözlemcilere göre İran yanlısı fraksiyonların ülke içindeki nüfuzunun boyutunu ortaya koyuyor.


Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
TT

Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)

Sudan’ın başkenti Hartum’da, 70 yaşındaki yaşlı adam Muhammed el-Hassan, bacağı kesilmiş ve bastonuna dayanarak, uzun bir aradan sonra yaşlılar bakım evine geri döndü. Yorgun ve bitkin görünmesine rağmen, mutluluğu yüzünden okunuyordu. el-Hassan, “Sonunda evimize döndük… Çok özlemiştik” ifadelerini kullandı.

Sudan yetkilileri, kısa süre önce 21 yaşlıyı Hartum’un Bahri şehrindeki “El-Du Hacuc” bakım evine geri gönderdi. Bu yaşlılar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çıkan savaşın ardından yaklaşık iki ay önce bakım evini terk etmiş ve Kuzey Nil eyaletindeki Şendi şehrine taşınmıştı.

Göç sırasında el-Hassan, sağ ayağından aldığı yara nedeniyle ameliyat oldu ve ayağı kesildi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Hassan, bakım evinde çalışan personelin yıllardır gösterdiği saygı ve özenin, hayatının geri kalanını burada geçirme kararını vermesinde etkili olduğunu söyledi.

El-Hassan, savaş sırasında bakım evinin duvarlarının bile mermilerden zarar gördüğünü, çevredeki binaların ise büyük ölçüde yıkıldığını belirtti. Savaş öncesi bakım evinde 26 yaşlı bulunurken, Şendi’de geçici bakım evinde kaldıkları sırada dördü hayatını kaybetti.

Coşkulu Karşılama

 Hartum Kuzey'deki "Al-Daw Hajjaj" evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')Hartum Kuzey'deki “El-Du Hacuc” bakım evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')

Yaşlıların geri dönüşü, bölge halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Hartum Eyaleti Sosyal Kalkınma Bakanı Sadık Firini, “Tüm yaşlılar sağlıklı bir şekilde bakım evine ulaştı” dedi. Firini, bazı yaşlıların on yıllardır burada yaşadığını, çocuklarının veya yakınlarının çoğunlukla ilgilenmediğini belirtti. “Bazen sağlık durumlarını bildirmek için aileleri arıyoruz, ancak cevap vermiyorlar. Bazı yaşlılar çocuklarıyla konuşmak istiyor ama sonuç alamıyor” ifadelerini kullandı.

Ailelerini Kaybedenler

Bakım evinde uzun süre kalan birçok yaşlı, aileleri tarafından terk edilmiş ve iletişim tamamen kesilmiş durumda. Bazıları yürüyemez hale gelirken, bazıları ciddi sağlık sorunları ve kronik hastalıklarla mücadele ediyor.

Yaşlı Selman Süleyman, bakım evine dönmesini olağanüstü bir deneyim olarak nitelendirerek gözyaşlarına hakim olamadı. Kuzey Atbara’da göç sırasında akut böbrek yetmezliği tedavisi gördüğünü belirten Süleyman, “Tek dileğim, savaş öncesi terk ettiğim evime geri dönmek” dedi.

Yaşlıların yüzlerindeki mutluluk kısa süreli olsa da ailelerinden ayrı kalmanın yarattığı acı hatırlanmaya devam ediyor. Bazıları, “Bu dünyadan gitmeden önce çocuklarımı görmek istiyorum” derken, diğerleri geçmiş acılara rağmen affedici bir tutum sergiliyor.

Alternatif Aile Modelleri

Huzurevine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')Bakım evine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')

Bakan Firini, bakım evinde bir yaşlının vefatı durumunda, polise haber verildikten sonra cenaze işlemlerinin gerçekleştirildiğini belirtti. Ayrıca yaşlıların alternatif ailelerde bakılmasının, daha istikrarlı bir sosyal ortam sağladığı için önemli bir çözüm olduğu ifade edildi.

“El-Du Hacuc” bakım evi, 1928 yılında Hartum Bahri’de kurulmuş olup, kabul edilenlerin en az 65 yaşında olması şartı var. Kayıt için sıkı prosedürler uygulanıyor; nadir durumlarda, yaşlılar yakınlarıyla birlikte kabul ediliyor veya aileleriyle yaşamayı reddediyor. Bakım evinin kapasitesi 70 kişi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Sudan’daki yaşlı nüfus, toplam nüfusun yaklaşık %4’ünü oluşturuyor.


İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.