Rus ayısı neden bir uçak gemisi inşa edemedi?

Sovyetler Birliği'nin çöküşünden otuz yıl sonra Moskova para, deneyim ve endüstriyel kapasiteden yoksun.

Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
TT

Rus ayısı neden bir uçak gemisi inşa edemedi?

Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)
Rus uçak gemisi Admiral Kuznetsov (AP)

İnci Mecdi
Bu yılın başından bu yana birkaç kez Rus medyası, ‘Military Watch’ dergisinin ‘devrimci uçak gemisi’ olarak nitelendirdiği, 24 ağır savaş uçağı, 20 insansız hava aracı ve 6 helikopter de dahil 50 uçağı barındırabilen ‘Varan’ adlı dev bir uçak gemisi inşa etmek için harekete geçildiğini duyurdu.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Rusya Askeri Sanayii Komisyonu üyesi Vladimir Pospelov, RIA Novosti ajansına verdiği bir röportajda, maliyeti 7,5 milyar dolara ulaşabilecek yeni bir uçak gemisinin inşa edileceğini açıkladı. Pospelov, Rus ordusunun 2024 ile 2033 yılları arasında tahmin edilen silahlanma programının bir parçası olarak 3 uçak gemisi inşa edeceğini belirtti.

Admiral Kuznetsov
Rusya’nın devasa bir uçak gemisi inşa etme çabaları, Sovyet döneminden kalma tek uçak gemisi Admiral Kuznetsov’un dağılmasıyla birkaç yıl öncesine dayanıyor.
Moskova, yıllar boyunca Kuznetsov’u modernize etmek için çok para yatırmış olsa da kaynak eksikliği ve zayıf tesislerin yanı sıra sürekli mekanik sorunlar ve arızalar, NATO’daki muadilleriyle rekabet etme yeteneğini büyük ölçüde etkiledi.
Kuznetsov, 2016 yılının sonlarında Suriye’deki Rus güçlerini desteklemek için Doğu Akdeniz’e konuşlandırıldığında Moskova’yı utandırmıştı. Gemi, nükleer güçle çalışmıyordu ve bir motor arızası, Avrupa yarımadasını çevrelerken kalın siyah bir yağ dumanı yaymasına neden oldu.
Ayrıca en az iki Rus askeri, Admiral Kuznetsov’daki bir arıza nedeniyle başarısız bir inişin ardından Akdeniz sularına düşerek boğuldu. Aralık 2019’da gemi, bir buçuk yıldan fazla bir süredir bakım faaliyeti altındayken, İnterfaks’a göre üzerinde bir yangın çıktı ve alevler 600 metrekarelik bir alana yayıldı. Ekim 2018’de bir vinç geminin güvertesine düşerek dört kişiyi yaraladı.
Haziran 2019’da St. Petersburg’daki Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında Rusya Birleşik Gemi İnşaatı Şirketi (OSK) Başkanı Aleksey Rahmanov, hizmet dışı kalmadan önce Moskova tarafından yenilenmediği takdirde Kuznetsov’un en az 15 yıl ve muhtemelen çok daha uzun süre tek Rus uçak gemisi olarak kalacağı konusunda uyardı.
Nitekim donanma gemileri için hava koruması sağlayan bu tür ‘yüzer pistlerin’ önemi göz önüne alındığında Rus donanmasının gurur kaynağının ve ülkenin tek uçak gemisinin harap hali, onun yerine başka gemilerin inşasını gerekli kıldı. Zira ABD’nin de 10 nükleer uçak gemisi ve 10 daha küçük nükleer olmayan amfibi saldırı gemisi bulunuyor.

Uçak gemisi inşasında kötü sicil
Washington’daki ‘Jamestown’ düşünce kuruluşuna göre Ukraynalı askeri ilişkiler araştırmacısı Mikhail Gerukhov, Admiral Kuznetsov’un Sovyetler Birliği’nin okyanus hırslarının en son örneği olduğunu dile getirdi.
1970’lerin başında Moskova, beş uçak gemisi inşa etmeye karar verdi ve 1975 ile 1991 arasında bunu hayata geçirdi. Bu gemiler, Kiev, Minsk, Novorossiysk, Admiral Gorshkov ve son olarak Admiral Kuznetsov. Ancak beş geminin kaderi, 1991 yılından bu yana üzücü oldu. Kiev hizmet dışı bırakılarak, onu bir eğlence merkezine dönüştüren Çinlilere satıldı. Minsk, Çin'in Jiangsu kentindeki Denizcilik Müzesi’nde bulunuyor. Novorossiysk, hurda olarak Güney Kore’ye ve Admiral Gorshkov da Hindistan’a satıldı. Kuznetsov ise hala hizmetteyken, denizden çok kıyıda faaliyet gösteriyor.


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Donanma Günü kutlamaları sırasında (AP)

Reuters’in eski tarihli bir haberine göre Kremlin, pahalı tersane tesislerini ve işçilerin becerilerini korumayı başaramadı. Bu nedende de yakın bir zamanda yeni, gelişmiş gemilerin yapımını tamamlayamaz. Sovyetler Birliği 1991’de çöktüğünde Rusya, o yıl bağımsız bir ülke olan Ukrayna’daki ana Karadeniz tersanesini kaybetti ve uçak gemisi programı durduruldu.
1998’de Ukrayna, bitmemiş uçak gemisi ‘Varyag’ı Çin’e sattı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Çin ise onu ilk uçak gemisi haline getirmek için 13 yıl verdi. Nihayetinde tamamlandığında ismini ‘Liaoning’ olarak değiştirdi.
Rusya’da sadece Kuznetsov kaldı. Gemiyi çalışır durumda tutmak için mücadele ederken, Ukrayna’dan para ve yardımdan mahrum kaldı.
Gemi 1990’ların başında ön hatlarda hizmete girdiğinden beri Kuznetsov, yalnızca beş kez konuşlandırıldı. Üç ila altı ay arasında süren her konuşlandırma, geminin kuzey Rusya’daki ana limanından Avrupa çevresine ve Akdeniz’e bir güç ve Suriye de dahil olmak üzere Rusya’nın bölgedeki müttefiklerine bir destek gösterisi olarak yelken açtığına tanık oldu.

Para ve endüstriyel kapasite eksikliği
Moskova’nın yeni uçak gemilerinin inşasını duyurmasıyla birlikte gözlemciler, projeyi ‘denizlere güçlü bir Rus dönüşü’ olarak nitelendirdi. Bazıları ise Moskova’nın salgından daha güçlü bir filo ile çıkacağını belirtti. Bununla birlikte gözlemciler, yeni gemilerin kâğıt üzerinde mürekkep olarak kalacağına inanıyor. Öyle ki Sovyetler Birliği’nin çöküşünden 30 yıl sonra Rusya’nın, uçak gemileri inşa etmek için para, deneyim ve endüstriyel kapasiteden yoksun olduğunu savunuyorlar.
Rus gözlemciler, bu gemilerin maliyetinin, Moskova’nın kendisi için daha faydalı gemiler ve diğer silah sistemlerini inşa edemeyeceği anlamına geldiğini söylüyor. Rusya’nın büyüklüğü ve konumu göz önüne alındığında, bu tür gemiler Rusya açısından, geleneksel olarak kara gücünden çok deniz gücüne dayanan ABD’ye göre daha az önemli.
‘Jamestown’ kuruluşuna göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in koronavirüs pandemisinin patlak vermesinden önce donanmaya yeni bir uçak gemisi tedarik etmeyi planladığını duyurması sonrasında Rus askeri analistler, endişelerini dile getirdi.
Öyle ki Rusya’nın bir filo değil, tek bir uçak gemisi için bile yeterli fonu olmadığı belirtildi. İkinci olarak donanma sahalarının boyut kısıtlamalarının, devasa bir uçak gemisinin inşasına izin vermediği aktarıldı. Bir yetkili, uçak gemisinin üç yerde üretilmesini ve ardından parçaların tek bir gemide birleştirilmesini önerse de böyle bir proje oldukça maliyetli olacak.
Üçüncü olarak Moskova’nın herhangi bir lüks gemi yerine daha küçük gemilere, özellikle de buzkıranlara ihtiyacı olduğu ifade edildi. Daha da kötüsü bazı Rus gözlemcilere göre Rus gemi tasarımcıları, diğer ülkelerdeki meslektaşlarının o kadar gerisindeler ki, önerebilecekleri her şey eski Sovyet mühendisliği çizgisinde kalıyor. Geçen yıl ‘TASS’ haber ajansına konuşan iki yetkiliye göre bir Sovyet uçak gemisi için belirlenen spesifikasyonlara göre yeni bir uçak gemisinin inşası mümkün.
Sadece bu da değil, 2014’te Kırım’ın ilhakından bu yana Rusya’ya uygulanan Batı yaptırımları da dahil olmak üzere gözlemcilerin işaret ettiği yeni engeller mevcut. Bunun ise modern bir gemi için ihtiyaç duyulan özel teçhizatın temin edilemeyeceği anlamına geldiği ifade edildi.
Bu konuda Rusya’ya yönelik en son darbe, Norveç hükümetinin Rus filosuna Norveç deniz motorlarını satmama kararıyla geliyor. Bunların yanı sıra Rus muhalif Aleksey Navalni’yi zehirleme girişimi ve muhalifin tutuklanması ile ilgili yeni yaptırımlar, sağlanması gereken teknolojiler üzerine sıkı kontrollere neden olacak.
Moskova, gemi inşa etme kabiliyetini geri kazanmak için bu alandaki en gelişmiş ülkelerle ortaklıklara güveniyor. Öyle ki Fransa ile ‘Mistral’ taşıyıcılarını satın almak için yıllar önce anlaşma yapmıştı, ancak Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Avrupa’nın kendisine yönelik yaptırımlar uygulaması sonucunda anlaşma iptal edilmişti.
Gözlemciler, Rusya’nın gemi geliştirmedeki başarısızlığının tüm filoya gölge düşürdüğünü söylüyor. Devletin inşa etmeyi planladığı küçük gemiler bile en ileri teknolojiye sahip yeni gemilerin yerini alacak kadar modern olmayacak. Bu nedenle Kuznetsov’un bütçe ve diğer sorunları, muhtemelen Rus donanmasının ve askeri gücünün geleceğine de gölge düşürecek.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
TT

Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)

Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırma, Gazze Şeridi’nde süren savaşın ilk 16 ayında 75 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu rakamın, o dönemde yerel makamlarca açıklanan bilançodan en az 25 bin daha fazla olduğu belirtildi.

Çalışma ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oranına ilişkin yayımladığı verilerin doğruluğunu teyit etti.

Araştırmaya göre, 7 Ekim 2023 ile 5 Ocak 2025 tarihleri arasında yaklaşık 42 bin kadın, çocuk ve yaşlı yaşamını yitirdi. Bu ölümler, Gazze savaşında meydana gelen toplam can kayıplarının yüzde 56’sını oluşturdu.

Ekonomist, demograf, epidemiyolog ve saha araştırmacılarından oluşan yazar ekibi, The Lancet Global Health dergisinde kaleme aldıkları makalede, “Mevcut bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 5 Ocak 2025’e kadar Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 3 ila 4’ünün şiddet sonucu hayatını kaybettiğine işaret etmektedir. Ayrıca çatışmanın dolaylı etkileri nedeniyle çok sayıda şiddet dışı ölüm de kaydedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısı tartışma konusu olmaya devam ederken, üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi geçen ay İsrailli gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamlarının topladığı verilerin büyük ölçüde doğru olduğunu söylemişti. Bu açıklama, aylardır süren resmi şüphelerin ardından dikkat çekici bir tutum değişikliği olarak değerlendirildi.

Söz konusu yetkili, Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırıları sonucu yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya kayıpların dahil olmadığını aktardı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamları ise İsrail saldırıları nedeniyle doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısının 71 bini aştığını, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana 570’ten fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

gbrhy
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını kılan Filistinliler (EPA)

Geçtiğimiz yıl The Lancet’te yayımlanan bir başka araştırmada, savaşın ilk dokuz ayında Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısının, Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinde açıklanandan yaklaşık yüzde 40 daha düşük tahmin edildiği bildirilmişti.

Yeni çalışma da resmi vefat sayısının gerçek rakamın oldukça altında kaldığına işaret etti. Araştırma, Gazze Şeridi genelini temsil edecek şekilde özenle seçilen 2 bin aileyle yapılan bir ankete dayanıyor. Katılımcılardan, aile fertleri arasındaki ölümlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeleri istendi. Saha çalışması, Filistin’de ve bölgenin diğer kısımlarında yürüttükleri çalışmalarla tanınan deneyimli Filistinli kamuoyu araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.

Londra’daki Royal Holloway, University of London bünyesinde görev yapan ve çatışmalardaki can kayıplarının hesaplanması üzerine 20 yılı aşkın süredir çalışan ekonomist Michael Spagat, hakemli olarak yayımlanan araştırmanın yazarlarından biri olarak, yeni bulguların Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında Gazze Şeridi’nde 8 bin 200 ölümün yetersiz beslenme ya da tedavi edilemeyen hastalıklar gibi dolaylı etkilerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtti.

Çalışma, İsrail saldırılarının en yoğun ve en ölümcül dönemini kapsarken, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin en ağır safhasını içermiyor. Birleşmiş Milletler (BM) destekli uzmanlar, geçen yıl ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kıtlık ilan etmişti.

Araştırmacılar, nihai ve kesin bir can kaybı sayısına ulaşmanın uzun zaman ve önemli kaynaklar gerektireceğini vurgulayarak, kendi bulguları da dahil olmak üzere mevcut tüm tahminlerin geniş hata payları içerdiğine dikkat çekti.