Pentagon, Afgan işbirlikçilerinin güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacak

Eski Afgan tercümanlar, geçen Nisan ayının sonunda Başkent Kabil’deki ABD konsolosluğu önünde bir protesto düzenlediler. (AFP)
Eski Afgan tercümanlar, geçen Nisan ayının sonunda Başkent Kabil’deki ABD konsolosluğu önünde bir protesto düzenlediler. (AFP)
TT

Pentagon, Afgan işbirlikçilerinin güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacak

Eski Afgan tercümanlar, geçen Nisan ayının sonunda Başkent Kabil’deki ABD konsolosluğu önünde bir protesto düzenlediler. (AFP)
Eski Afgan tercümanlar, geçen Nisan ayının sonunda Başkent Kabil’deki ABD konsolosluğu önünde bir protesto düzenlediler. (AFP)

Amerika ve Batılı güçlerin işbirlikçilerinin Irak’ta yaşadıkları kriz genel olarak Afganistan’da da tekrarlanıyor. Afganistan’daki ABD ve uluslararası güçlerin işbirlikçilerinin geleceği hakkında endişeler artıyor. “Taliban” hareketinin ülkedeki kontrolü ele geçirmesi halinde bölgedeki ABD ve uluslararası güçlerin işbirlikçilerinin akıbetine ilişkin ABD’li sivil ve askeri yetkililer tarafından yapılanlar da dahil olmak üzere pek çok spekülasyon bulunuyor. ABD kuvvetlerinin Afganistan’da bulunduğu 20 yılı aşkın bir süre boyunca yerel tercümanların yardımı olmadan çalışması imkansızdı. ABD yasaları, bu tercümanların, hizmet sürelerinde 2 yılı doldurmalarıyla ABD vizesi almalarına izin veriyor. Bugün yaklaşık 18 bin Afgan, Koronavirüsün patlak vermesinin süreci yavaşlatmasından dolayı vize almak için beklemek zorunda. Vize alma işi, büyük ölçüde, vize başvurusu sahiplerinin, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın başvuru değerlendirme işinin kolaylaştırılması ve hızlandırılması için ABD memurlarından alacağı gerekli tavsiyelere bağlı. Dışişleri Bakanlığı önceki gün yaptığı açıklamada, ABD’nin tercümanlara karşı özel bir yükümlülüğü ve sorumluluğu olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, departmanın birikmiş olan idari işlerin hızlıca halledilebilmesi için Washington ve Kabil’deki çalışanlarla departmanı desteklemeye çalıştıklarını ve daha fazla vizeyi finanse etmek için Kongre’den izin istediklerini aktardı. Washington, vize başvuru sürecinin devam edebilmesi için Afganistan’daki diplomatik varlığını sürdüreceğini vurguladı. Tercümanların vize başvurularının tamamlanması yıllar sürebilir. Vize başvuru sahiplerine ailelerinin de eşlik etme hakkı olduğu için ABD’ye girecek Afgan sayısı 50 bine ulaşabilir.
Bu mesele, ABD Savunma Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında bir krizin varlığını gözler önüne seriyor. Pentagon liderleri, Afganistan’ın geleceği hakkında ciddi siyasi sorunlara sebep olduğu için bu meseleyi hızlıca çözmek için baskı yapıyorlar. Zira Taliban’ın hüküm sürdüğü her bölgede Afgan yönetimine karşı saldırılar gittikçe sıklaşıyor ve bu, barışı korumanın mümkün olup olmadığı hususunda endişe yaratıyor. Afgan tercümanların ABD’ye taşınmasını savunan kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Now One Left Behind örgütüne göre 2014’ten bu yana tercümanlardan ve aile üyelerinden en az 300 kişi öldürüldü. Taliban ve IŞİD daha fazla toprak ele geçirdikçe kadınlar ve çocuklar daha fazla zulme maruz kalıyorlar.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Auistin ve Genelkurmay Başkanı General Mark Milley’in, önceki gün katıldıkları, Kongre’de Savunma Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğü bir oturumda Genelkurmay Başkanı General Mark Milley, Afgan tercümanların güvenliğini sağlamak için gerekli olan her şeyin yapılacağını vurguladı. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin hızlanmasına rağmen Milley, “ABD hükümetinin, bizimle yirmi yıldır iş birliği yapanların korunmasını ve güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağına sizi temin ederim” diyerek Pentagon’un konuyu ABD’nin “manevi görevi” olarak değerlendirdiğini ve bu yönde gerekli hazırlıkları yaptığını aktardı.  Savunma Bakanı Auistin de Milley’in görüşlerini destekledi ve “Bu bizim için de çok önemli. Biz de bunu mümkün olduğunca hızlandırmak için sınırları zorluyoruz” açıklamasında bulundu.
Fransız Basın Ajansı’na (AFP) göre Taliban, uluslararası güçlerin Afganistan’dan ayrılmasından sonra tercümanları “tövbe etmeye” ve Afganistan’da kalmaya çağırdı. Kendilerinden onlara biz zarar gelmeyeceğini belirten Taliban, kimsenin ülkeyi terk etmemesi gerektiğini vurguladı. Taliban yaptığı açıklamada son yirmi yılda çok sayıda Afgan’ın meslek seçiminde hata yaptığını, yabancı güçlere çevirmen, gardiyan veya başka pozisyonda çalıştığını, şimdi yabancı güçlerin geri çekilmesiyle hissettikleri korku neticesinden ülkeyi terk etmek istediklerine dikkat çekti.
NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle, büyükelçilikler ve askeri güçlerle birlikte çalışan binlerce Afgan tercüman, Taliban’ın Kabil’de yönetimi ele geçirmesi durumunda misillemelerden korkarak göçmen vizesi alma umuduyla konsolosluklara akın etti.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.