Lübnan: Partiler destekçilerine Kovid-19 aşısı temin ediyor

Beyrut’taki aşılama merkezlerinden biri (Reuters)
Beyrut’taki aşılama merkezlerinden biri (Reuters)
TT

Lübnan: Partiler destekçilerine Kovid-19 aşısı temin ediyor

Beyrut’taki aşılama merkezlerinden biri (Reuters)
Beyrut’taki aşılama merkezlerinden biri (Reuters)

Beyrut’taki etkili partilerden birinin, partililerin ve destekçilerinin sevgisini kazanmak için yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarının gerekli dozlarını temin etmesi ile Lübnanlı Firas, Sağlık Bakanlığı’nın aşı sırasının kendisine geldiğini bildiren mesajını beklemedi. Sağlık yetkilileri, ilgili uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, özel bir aşı platformu aracılığıyla öncelik çizelgesine göre ücretsiz olarak vatandaşlara aşı sağlasa da bu durum, partilerin ülkenin maruz kaldığı en kötü ekonomik çöküşün ortasında takip ettiği kayırmacı politika uygulayarak aşı yatırımı yapmalarını engel olmadı.
Adını vermediği bir parti aracılığı ile karısını Sputnik V aşını olmaya getiren 52 yaşındaki Firas, AFP’ye verdiği röportajda “İlk olarak adımı aşı platformuna kaydettirdim ve sıramın gelmesini bekledim ama bunun zaman alacağını görünce kendimi ve eşimi parti listelerine kaydettirdim” dedi. Sağlık Bakanlığı tüm sakinlere Pfizer ve AstraZeneca aşılarını ücretsiz sağlarken, partiler ve kurumlar özel bir ilaç şirketi aracılığıyla Sputnik V’nin iki dozunu 38 dolara ithal ediyor. Bu meblağ ülkedeki asgari ücretin yüzde 75’ine denk geliyor.
Sağlık Bakanı Müsteşarı Muhamed Haydar’ın AFP’ye yaptığı açıklamada ülkede şu ana kadar aşılanan yaklaşık 900 bin kişiden, 60 bininin partiler tarafından sağlanan aşıdan yararlandığını belirtti. Eskiden sigorta şirketinde çalışan ve 6 aydır işsiz olan Firas da bu kişilerden biriydi. Lübnan Şubat ayı ortalarında, aşıların öncelik çizelgesine göre adil olarak dağıtılması şartı ile Dünya Bankası’ndan alınan 34 milyon dolarlık destek ile aşı kampanyasını başlattı. Aynı ay içinde, öncelik çizelgesinde bulunmayan milletvekilleri ve parlamento çalışanlarının aşı olmasının ardından Dünya Bankası, fonlarını askıya alma tehdidinde bulundu.
Durum bununla da kalmadı, kimliğini açıklamak istemeyen Ulusal Kovid-19 Aşı Komitesi’nden bir kaynak, AFP’ye “Siyasi güçler, doğrudan veya dolaylı olarak denkleme girmeye çalışıyor. Şu anki koşullarda aşı yatırımı onlar için karlı bir yatırım” dedi.
Tüm siyasi tabaka, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılmasına yönelik ithamlara maruz kalıyor. Yaklaşık iki yıl önce yüz binlerce kişi sokaklara çıkarak istifalarını istedi, göstericiler ülkede daha önce görülmemiş ekonomik çöküşten, siyasi tabakanın yolsuzluk ve kayırmacılığın egemen olduğu politikalarını sorumlu tuttular. Ancak analistlere göre, yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranını yüzde 55’in üzerine çıkaran ve on binlerce kişinin işini veya maaşlarının bir kısmını kaybetmesine neden olan çöküş sırasında ortaya çıkan salgının, partilerin ve siyasi güçlerin etki alanlarını genişletmeye ve vatandaşları kendi taraflarına çekmeye çalışmaları için bir fırsat oluşturduğunu düşünüyorlar.
On binlerce kişi siyasi bağlantıları olan parti veya derneklerinin yanı sıra siyasi bir rol oynamak isteyen zengin iş adamlarına ait kurumlara kaydolmaya başladılar.
Salgının artmasıyla birlikte bu kişiler sağlık merkezlerinin donanımının sağlanması, maske, solunum cihazı ve pulse oksimetre cihazı dağıtımı gibi yardımlara yöneldi ve ardından aşı dağıtım pazarına girdi.
Söz konusu partiler arasında, hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan adayı Saad Hariri liderliğindeki Müstakbel Hareketi Partisi de bulunuyor. Müstakbel Hareketi Medya İşleri Genel Koordinatörü Abdusselam Musa AFP’ye, geçen ayın başlarında başlatılan bir aşı kampanyasında 7 bin kişinin Sputnik V aşısı olduğunu, gelecek haftalarda on binlerce aşının ulaşmasının beklendiğini belirtti.
Samir Caca liderliğindeki Lübnan Kuvvetleri Partisi, etkisi altında olan bölgelerde aşı temin etmeye başlayan ilk partiydi. Lübnan Kuvvetleri Partisi milletvekili Antoine Habşi, Baalbek ve Hermel bölgesinde aşı yaptırmak için bin 600 kişinin kayıt yaptırdığını, aşıların yurt dışındaki gurbetçilerden toplanan bağışlarla satın alınabildiğini açıkladı. Habşi aşı dozlarının isteyen herkes için bulunduğunu ve bunun sadece ülkenin tanık yaşadığı olağanüstü sağlık durumu gölgesinde gelen bir girişim olduğunu vurguladı ve bu girişim arkasında herhangi bir seçim hedefinin olduğunu reddetti.
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kurduğu Özgür Yurtsever Hareket üyesi ve eski bakan İlyas Ebu Saab bir yıllığına Beyrut yakınlarında özel bir hastane kiraladı. Saab bir süre önce, Matn ilçesinde öğretmenler öncelikli olmak üzere 20 bin doz Pfizer aşısını ücretsiz olarak dağıtılacağını duyurdu.
Partiden bir kaynağın belirttiğine göre, ülkede önde gelen askeri ve siyasi güç olan Hizbullah, kendi seçim alanlarına dağıtılmak üzere aşı getirmedi. Ancak Beyrut Amerikan Üniversitesi’nden siyaset bilimci Hilal Haşan, Bakan Hamad Hasan tarafından yönetilen Sağlık Bakanlığına güvenebileceği için aşı ithal etmesine gerek olmadığını düşünüyor.
Partiler tarafından sunulan hizmetler, inanılmaz derece yüksek fiyatlar ve ürün kıtlığı gölgesinde aşıların yanı sıra gıda maddelerinin ve ilaçların dağıtımını da içeriyor. Hizbullah daha önce, ekonomik krizin şiddetlenmesinin ardından parti destekçilerine İran’dan gelen gıda ürünleri alışverişi yapabilecekleri kartlar vermişti.
Kovid-19 Komitesi Koordinatörü Mervan Rugbi’nin AFP’ye, Cumhurbaşkanı Mişel Avn’nın damadı olan Milletvekili Cibran Basil’in başkanlığını yaptığı Özgür Yurtsever Hareket’in destekçilerinin ilaç alışverişi yapmalarını sağlayacak bir platform başlatmaya hazırlandığını ifade etti. Lübnan Şeffaflık Derneği (Lebanese Transparency Association) Direktörü Julian Corson “Mayıs ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde siyasi emeller sebebiyle yeni yardım yolları kullanılabilir” dedi.



Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
TT

Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)

Şam’da dün yapılan ve 10 Mart Anlaşması kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, tarafların kamuoyuna ilerleme içeren olumlu bir gelişme açıklayacak durumu olmadığı belirtildi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Şam’daki Suriye yönetimi arasında, SDG unsurlarının ulusal orduya entegrasyon sürecinin ele alındığı toplantı, mart ayında imzalanan ve uygulanması için tanınan sürenin 2025 yılı sonunda dolması nedeniyle kritik önem taşımasına rağmen, ortak bir açıklama yapılmadan sona erdi.

Hükümetten bir kaynak, Mazlum Abdi’nin de katılımıyla Şam’da yapılan ve 10 Mart Anlaşması’nın uygulanmasının takibini amaçlayan toplantıların, sahadaki uygulamayı hızlandıracak somut sonuçlar üretmediğini açıkladı.

Kaynak, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’ya yaptığı açıklamada, ilerleyen dönemde yeni toplantılar düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ancak bu toplantılar için herhangi bir takvim belirlenmediğini söyledi.

Öte yandan SDG, Şam’da hükümet yetkilileriyle yapılan ve DEAŞ’la mücadele kapsamında faaliyet gösteren Birleşik Ortak Görev Gücü – Doğal Kararlılık Operasyonu’nun (CJTF–OIR) Komutanı Tuğgeneral Kevin Lambert’in de katıldığı görüşmenin sona erdiğini duyurdu. SDG’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada, görüşmeye ilişkin ayrıntıların daha sonra açıklanacağı kaydedildi.

cdfgt
(soldan sağa) Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlık üyesi Sozdar Derik, SDG lideri Mazlum Abdi ve SDG Genel Komutanlık Üyesi Sipan Hemo (Hawarnews)

SDG dün sabah yaptığı açıklamada, askeri entegrasyon sürecini ele almak üzere üst düzey bir heyetinin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle görüştüğünü duyurdu. Kuzeydoğu Suriye’nin geniş bir bölümünü kontrol eden SDG, açıklamasında heyette Mazlum Abdi’nin yanı sıra genel komuta üyeleri Sozdar Derik ve Sipan Hemo’nun da yer aldığını bildirdi.

Verimsiz toplantı

Suriye hükümetine yakınlığıyla bilinen araştırmacı Bessam es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Toplantı yapıcı değildi; çünkü SDG hâlâ oyalama taktiği izliyor” dedi. Süleyman, Suriye devletinin farklı seçenekleri değerlendirdiğini belirterek, bu tutum karşısında nasıl bir yaklaşım izleneceği sorusuna, “Büyük olasılıkla başka görüşmeler yapılacak. Devlet, müzakere baskısının sürdürülmesi de dahil olmak üzere seçenekleri açık tutmak istedi, ancak şu aşamada net bir tablo yok. Oyalama devam ederse izlenecek yaklaşım daha sonra belirlenecek” yanıtını verdi.

frgthy
Şam’daki Polis Akademisi, ‘ilk memur eğitim kursu’ için başvuruları kabul etmeye başladı. (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) ise cumartesi günü yapılan diplomatik konseyinin yıllık toplantısında, 10 Mart Anlaşması’na bağlı kalınması ve anlaşmanın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yönetim ayrıca, anlaşma hükümlerinin sahada uygulanmasını hedefleyen diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi.

Hatırlanacağı üzere, SDG lideri Mazlum Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera tarafından 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşma, başta KDSÖY’ye bağlı sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar ulusal kurumlara entegre edilmesi olmak üzere birçok madde içeriyor. Ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıkları, Washington öncülüğündeki baskılara rağmen, anlaşmanın uygulanmasında somut ilerleme sağlanmasını engelledi.

SDG için sınırlı seçenekler

Jusoor Araştırma Merkezi’nden Abdulvahhab Assi, SDG’nin hükümetle yürüttüğü müzakerelerde bir dizi kozu elinde tuttuğunu belirterek, bunların başında ülke topraklarının dörtte birinden fazlasını kontrol etmesi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) ortağı olması, Irak sınırının büyük bölümünü ve birçok sınır kapısını denetlemesi ve en önemli petrol ve doğal gaz sahalarını elinde bulundurmasının geldiğini söyledi.

Ancak Assi’ye göre SDG, bu kozlardan en önemlilerinden birini, yani DMUK’la ortaklığını kaybetti. Bu alanda Suriye hükümeti DMUK’un başlıca muhatabı haline gelirken, SDG ile yürütülen ortak operasyonlar azaldı ve Şam ile DMUK arasındaki koordinasyon arttı.

Assi, tarafların mevcut tutumları dikkate alındığında, ABD’den bu yönde bir baskı olmadığı sürece entegrasyonun yakın zamanda gerçekleşmesinin zor göründüğünü ifade etti. Assi’ye göre SDG, elinde bulundurduğu diğer baskı unsurlarıyla, özellikle saflarında bazı eski unsurların bulunması, Halep’te tansiyonu yükseltmesi ve Suveyda’da Ulusal Muhafızlar ile koordinasyonu üzerinden hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edecek.

dscfvgh
Suriye halkı Şam'daki bir döviz bürosunda eski paralarını yeni paralarla değiştiriyor. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’den aktardığına göre, Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, SDG ile ilgili seçeneklerin artık sınırlı hale geldiğini belirterek, 10 Mart’ta Türkiye ve ABD gibi etkili ülkelerin huzurunda imzalanan anlaşmaya uyulmamasının sorumluluğunun SDG’ye ait olduğunu söyledi.

Zeydan, 25 Aralık’ta X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Herkes yeni dönemin etrafında oluşan iç birlikteliği, zaferin birinci yıl dönümü kutlamalarında açıkça görüyor. Buna, ‘yeni Suriye’nin’ uluslararası düzeyde gördüğü destek de eşlik ediyor. Bu yeni Suriye’nin temel başlığı ise inşa ve kalkınmaya yönelik gerçek yatırımdır” ifadelerini kullandı.


Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı
TT

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas Hareketi dün, Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah Mahallesi’nde faaliyet gösteren silahlı çete üyeleriyle ilk kez doğrudan ve sahada çatışmaya girdi. İsrail’in kontrolündeki bölgelerde bulunan Filistinli Rami Halas liderliğindeki bir grup, Filistinlilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı ve son günlerde en az iki kişiyi öldürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklar, Halas çetesinin üyeleri Sarı Hattın batısındaki et-Tuffah Mahallesi’ndeki Sanfur Kavşağı’na doğru ilerlediklerini, burada Hamas üyeleriyle karşılaştıklarını ve 20 dakikadan fazla süren bir çatışmanın yaşandığını, ardından saldırganların geri çekildiğini söyledi.

Kaynaklar, çatışmaların İsrail’e ait insansız hava araçları (İHA) bölgenin üzerinde uçarken meydana geldiğini belirterek, ‘çatışmaların sona ermesinin hemen ardından İHA’ların aynı bölge ve çevresindeki evlere bomba attığını’ da kaydetti.


Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
TT

Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)

Yemen'in doğusundaki Hadramut ve el-Mehra illeri, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi liderliğindeki Vatan Kalkanı Güçleri tarafından yürütülen ‘askeri mevzilerin ele geçirilmesi’ operasyonu sonrasında, yeniden uluslararası toplum tarafından tanınan hükümetin kontrolüne geçti. Bu operasyon, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin rekor sürede geri çekilmesiyle sonuçlandı.

Yemen Cumhurbaşkanı, Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Dr. Reşad el-Alimi, Hadramut ve el-Mehra illerinin halkını, yerel yetkililerin liderliğini ve Vatan Kalkanı Güçlerini tebrik etti. Her iki ilde askeri mevzilerin ele geçirilmesinin, beklentileri aşan, hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi, güvenliğin ve istikrarın pekiştirilmesine ve sivil barışın korunmasına katkıda bulunması nedeniyle tebrik etti.

Bu başarının, yerel toplulukların devlet ve kurumları etrafında bir araya geldiğinin bir göstergesi olduğunu söyleyen Alimi, yeni bir birlikte yaşama aşaması, hizmetlerin yeniden başlaması ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için temel oluşturduğunu belirtti.

Alimi ayrıca, Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'na bağlı ortak güçlerin çabalarını büyük bir övgüyle karşıladı.

Alimi, bu güçlerin, askeri mevzilerin ele geçirilmesi, gerilimin azaltılması, sivillerin korunması ve operasyonun uluslararası hukuk ve normlar çerçevesinde başarıyla gerçekleştirilmesinde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

Sahada ise vatandaşlar tarafından sıcak bir şekilde karşılanan Vatan Kalkanı Güçleri, Hadrami Elit Güçlerinin desteğiyle Mukalla şehrinde konuşlandırıldı. Vatan Kalkanı Güçleri, burada Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi hayati öneme sahip kurumların güvenliğini sağladı.

Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi, askeri mevzilerin ele geçirilmesinin çok sınırlı kayıplarla verimli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirildiğini vurguladı. Stratejik öneme sahip Sayun şehrine gelen Vali Hanbaşi, burada yaptığı basın açıklamasında, “Zarar çok sınırlıydı ve sorunu siyasi yollarla çözmeyi umuyorduk, ancak onları rekor sürede uzaklaştırmak için zorlayıcı güç kullanmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.