Batman'in Türkiye macerasının yaratıcıları anlattı: "Okurları Nolanvari bir hikaye bekliyor"

Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
TT

Batman'in Türkiye macerasının yaratıcıları anlattı: "Okurları Nolanvari bir hikaye bekliyor"

Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)

Kara Şövalye (The Dark Knight), Pelerinli Süvari (Caped Crusader) gibi isimleriyle de bilinen Batman 14 Eylül'de 14 farklı ülkeden yazar ve çizerin yer aldığı çizgi roman antolojisiyle hayranlarının karşısına çıkacak. 
Bu yıl 18 Eylül'de kutlanacak Batman Günü'nden (Batman Day) 4 gün önce yayımlanacak antoloji Türkiye, Kuzey Amerika, Fransa, İspanya, İtalya, Almanya, Çekya, Polonya, Meksika, Brezilya, Güney Kore, Çin, Rusya ve Japonya'dan pek çok önemli ismi bir araya getirecek. 
Popüler kültürün en bilinen karakterlerinden Bruce Wayne antolojide yer alan hikayeler aracılığıyla Gotham'ın dışına çıkarak adalet savaşını farklı ülkelerde sürdürecek. Batman'in çeşitli ülkelerden bilinen mekanlarda yeni suçlarla mücadelesi Batman: Dünya antolojisiyle kapsamlı bir uluslararası hüviyete bürünecek.
Wayne'in Türkiye güzergahındaysa kahramanı Ertan Ergil ve Ethem Onur Bilgiç karşılıyor. Çizimlerini Bilgiç'in hazırladığı hikayesini Ergil'in yazdığı Batman'in Türkiye macerası hem okurlara hem de Wayne'e sıradışı bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor. 
Çizgi roman müptelalarını ve Batman tutkunlarını heyecanlandıran projeyi konuştuğumuz Ergil ve Bilgiç; antolojinin üretim sürecini, projenin en heyecan verici yanlarını ve Batman'in kendileri için ifade ettiklerini Independent Türkçe'ye anlattı. 

"Hayatımda başıma gelen en özel anlardan biriydi"
JBC Yayıncılık'ın kurucularından Ertan Ergil projenin vücut bulma sürecinin 2018'e uzandığını söylüyor. Batman yayınlarını 2014'ten itibaren okurlarla buluşturduklarını aktaran Ergil, DC Comics yetkilileri ve editörleriyle farklı projeler için sık sık bir araya geldiklerini ve antoloji projesine de bu görüşmelerden biriyle dahil olduklarını belirtiyor.
"2018 ve 2019'da DC Comics'le yaptığımız yoğun toplantılarımızdan birinde kendilerine ülkemizle alakalı bir proje sunmuştuk. Bu projeyi şimdilik bekletmemizi istediklerini söyleyip bize Batman: Dünya projesinden bahsettiler. İki proje de birbirine çok benziyordu. Paralel projeler oldukları için DC Comics'le beraber Batman: Dünya'nın başından sonuna kadar tüm üretim sürecini sorunsuz şekilde yürüttük."

Başlangıçta ellerinde iki öykü bulunduğunu söyleyen Ergil hikayenin ortaya çıkış sürecinde aklına gelen farklı bir fikri yazma kararı aldığını ve bu sürpriz maceranın da nihayetinde projede yer alan öyküye evrildiğini ifade ediyor.
"Yıllardır aklımda sadece basit bir sekans olarak bekleyen ama bir türlü hikaye haline getiremediğim fikir tekrar aklıma geldi. Kendi kendime 'Neden olmasın?' dedim ve gerekli araştırmalarımı tamamladıktan sonra fikri hikayeleştirip, hem editörlerimize hem de daha sonra DC Comics'e yazarların isimleri saklı kalacak şekilde sunduk. Yazdığım hikayeyi DC Comics editörleri çok beğendi ve bu seçimle devam etme kararı alındı. Hayatımda başıma gelen en özel anlardan biriydi diyebilirim."

"Çocukluk kahramanlarımdan birini çizmek büyük mutluluk"
İllüstratör ve grafik tasarımcı Ethem Onur Bilgiç ise Ergil'in kendisiyle iletişime geçmesinin ardından projeye dahil olduğunu belirtiyor. DC Comics'e önerilen birkaç çizerden biri olduğunu aktaran Bilgiç planın değişmesinin ardından kapakla birlikte iç tasarımları da üstlenmiş.
"Çocukluk kahramanlarımdan birini çizmenin yanında böyle bir antolojide bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum açıkçası. Projede benim hayranlıkla takip ettiğim çizer ve yazarlar var. Bu isimlerle aynı kapak altında bulunmak da heyecanımı kat kat artırıyor. İlk konuşmalarımız benim sadece Türkiye hikayesinin kapağını yapmam yönündeydi. Kapak ve çizgi roman iç çizeri farklı olsun diye planlanmıştı. Sonra iş biraz daha değişti ve bana, çizgi romanın iç çizimlerini de benim yapmak isteyip istemediğimi sordular. Sonunda da benim ismimde mutabık kalındı."

İlk kez Indepedendent Türkçe'de yayımlanan özel Batman: Dünya iç çizimi (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
"Asıl amaç Batman'in farklı yorumlarını ortaya çıkarmaktı"
Bununla birlikte yoğun ve detaylı bir üretim sürecinden geçtiklerini aktaran Ergil ve Bilgiç esasen DC Comics'in çok fazla müdahalede bulunmadığı aksine yaratım aşamasının bireysel ilerlediğini söylüyor. Projenin esas amacının "Batman'in farklı yorumlarını" ortaya çıkarmak olduğunu belirten Ergil bunun da özgün yaratımları beraberinde getirdiğini şu şekilde ifade ediyor:
"Her ülke kendi isteği doğrultusunda bireysel bir üretim süreci yönetti. Antolojinin asıl amacı zaten her ülkenin kendi etnik ve kültürel bakış açısıyla Batman'i yorumlamaları üzerineydi. Her hikaye katılımcı ülkelerin kendi ülkelerinde geçecek şekilde hazırlandı."
Ergil söz konusu yaklaşımın yeni karakterler yaratmaya da olanak tanıdığını söylüyor.

"Sadece Batmobile'ın tasarımına dair istek geldi"
Bilgiç ise çizimlerin üzerinden tek tek geçtiklerini ve hayli detaylı çalışmalar yaptığını aktarıyor. Ülkelerin hikayelerinin birbirinden bağımsız olması nedeniyle üretim sürecinde diğer ekiplerle temas halinde olmadığını belirten Bilgiç şu ifadeleri kullanıyor:
"Çizimler kısmında ben, JBC ve DC Comics ortak ilerledik. Ben eskizleri yapıp paylaşıyor, ortak yorumları alıyordum. Büyük değişiklikler olmasa da hemen hemen her panel üzerinde ince ince tartışıp geliştirdik."
Kendisine yalnızca Batmobile'ın tasarımına dair istek geldiğini, geri kalan kısımda özgürce çizimler yaptığını söyleyen Bilgiç, DC Comics'in koyu bir çerçevesinin olmadığını aktarıyor. 

"Batman; hüzün, nefret veya aşk gibi duyguları iliklerine kadar yaşayan bir karakter"
Batman karakterinin kendisi için anlamını "duygularını iliklerine kadar yaşayan bir karakter" diye özetleyen Ergil, Bruce Wayne'in bu açıdan diğer süper kahramanlardan ayrıldığını düşündüğünü ifade ediyor.
"Adalet duygusu çok güçlü, hatta çoğu zaman hem hikayelerinde bulunan karakterler hem de okurlar tarafından bu yüzden eleştirilebiliyor. Bence onu tüm süper kahramanlardan ayıran en büyük özelliği duygularını çok yoğun şekilde yaşaması. Bunun en büyük nedeni de kendisinin hiçbir güce sahip olmaması, yani gerçekten bizler gibi olması. Hüzün, nefret veya aşk, her birini çok yoğun, tabiri caizse iliklerine kadar yaşayan bir karakter."
Bilgiç ise Batman'i kendi bakış açısından şu ifadelerle tanımlıyor:
Batman benim için 'beklenen' adaleti temsil ediyor. Korkusuzca suçla savaşmak zorunda olduğumuzu anlatıyor. Bunu yaparken de hep hazırlıklı olmayı, yani çok çalışmayı öğütlüyor. Ayrıca kişisel kuralların, sağlam duruşların önemini gösteriyor."

"Batman'in gerçek şehirlerde suçla yüzleşmesi beni heyecanlandırıyor"
Batman'in Gotham'ın dışına çıkarak gerçek şehirlerde kötülerle karşı karşıya geldiği daha önce pek çok örneğin olduğunu belirten Bilgiç bu tür hikayelerin kendisini epey heyecanlandırdığını ve bu tarz anlatıların daha fazla olmasını umduğunu söylüyor.
"Batman'in kurgusal bir şehir olan Gotham'dan çıkıp gerçek şehirlerde suçla yüzleşmesi beni heyecanlandıran bir konsept. Bu hikayelere şimdi o ülkelerin yazar ve çizerinin dokunuyor olması meraklandıran bir durum. Batman'in küreselleşmesi günümüzde beklenen bir durum sanırım. Ben yaşadığım şehirde Batman'in eksikliğini hissediyorum mesela. Umarım daha sık ziyaret eder."

Öte yandan Ergil ise projenin kapsamı nedeniyle bir ilk olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
"DC Comics daha önce de yerel sanatçılarla çalıştı. Batman: Dünya bu konuda bir ilk değil ama bu kadar farklı kültürü bir araya getirmesinden dolayı bir ilk diyebiliriz. 14 hikayenin tamamında da farklı bir Batman okuyacağız."

"Antolojide bulunan en uzun hikaye bizim"
Batman: Dünya antolojisine dair heyecan verici bir diğer unsursa toplamda 184 sayfa olacak çalışmada en fazla alanın Wayne'in Türkiye macerasına verilmesi. Ergil bu durumun kendilerini çok mutlu ettiğini şu şekilde ifade ediyor:
"Hikayelerle ilgili en nefes kesici anımız herkesten fazla sayfa sayısına sahip olmamızdı. Her ülke 8-10 sayfaya sahipken bize 14 sayfalık yer verildi. Antolojide bulunan en uzun hikaye olması bizi çok mutlu etti. DC Comics yetkilileri bu konuda bize çok destek oldu."

"İstanbul'un yanı sıra iki şehir daha var"
Projenin içeriğine yönelik büyük bir gizlilikle hareket ettiklerini belirten Ergil ve Bilgiç, hikayenin yalnızca İstanbul'da geçmediğini aktarıyor. Şu ana kadar yayımlanan görsellerden İstanbul dışında Ankara'nın da bu macerada yer aldığı anlaşılıyor. Her ne kadar hikayenin geçtiği mekanlara dair detaylı bilgi vermeseler de Bilgiç sürpriz bir şehrin daha olduğunu ifade ediyor.

İlk kez Indepedendent Türkçe'de yayımlanan özel Batman: Dünya iç çizimi (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Türkiye bölümünü "gerçek mekanlarda geçen, kurgu karakterleri olan bir dedektiflik hikayesi" diye niteleyen Bilgiç, okurların hikayede Batman'in birden fazla düşmanla karşı karşıya gelmesine tanık olacağını söylüyor. 
Antolojinin geri kalan bölümlerini kendisinin de yayımlandığında göreceğini söyleyen Bilgiç, "Kore, Amerika, İtalya, Çekya ve Brezilya" öykülerini çizer ve yazarlarından ötürü epey merak ettiğini ifade ediyor.

"Hikayede esintiler, göndermeler, saygı duruşları bulunuyor"
En sevdiği Batman çizgi romanlarının "Batman: Kara Şövalye Dönüyor", "Batman: Öldüren Şaka", "Batman: Pelerinli Süvari'ye Ne Oldu?" ve "Batman: Noel" olduğunu söyleyen Ergil, "Esintiler, göndermeler ve saygı duruşları, hepsi hikayelerimizde bulunuyor" ifadelerini kullanıyor.

Hem Ergil hem de Bilgiç, "Batman: Kara Şövalye Dönüyor"un özel bir yere sahip olduğunu söylüyor (DC Comics)
Bilgiç de hem çizgi roman hem de film olarak "Batman: Kara Şövalye Dönüyor"u çok sevdiğini, "Batman: Öldüren Şaka" ve "Batman: İlk Yıl"ın da diğer favorileri olduğunu belirtiyor.
Bununla birlikte Christopher Nolan'ın Batman üçlemesini çok sevdiğini söyleyen Bilgiç tamamen sübjektif bir yorum olduğunun altını çizerek antolojideki Türkiye hikayesinin Nolan'ı anımsattığını düşündüğünü ifade ediyor.
"Tamamen subjektif bir yorum olarak hikâyeyi biraz Nolanvari buluyorum."

Batman: Dünya'nın uluslararası ekibinde yer alan isimler
Antolojinin açılış hikayesi "Batman: Damned", "Joker", "Lex Luthor: Man of Steel", "Batman/Deathblow" gibi projelerde birlikte çalışan ödüllü ikili yazar Brian Azzarello ve çizer Lee Bermejo'nun imzasını taşıyor. 
"Küresel Şehir" (Global City) başlıklı öyküde Batman, şehrini ve sakinlerini her türlü tehdide karşı korumak için Gotham'da geçirdiği zamana dair düşüncelere dalar. Ancak Kara Şövalye köprülerin, sokakların ve gökdelenlerin ötesine baktığında her yerde düzeltilmesi gereken yanlışlar olduğunu ve adalet çağrısının sınır tanımadığını fark eder.
Batman'in adalet mücadelesini farklı ülkelere taşıyacak uluslararası yaratıcı ekibin tam listesi şu şekilde:

Independent Türkçe



Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
TT

Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)

Başrolünde Ryan Gosling'in yer aldığı bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), açılış haftasında gösterdiği performansla üç büyük gişe rekorunu birden kırdı.

Filmde Gosling, bir uzay gemisinde kim olduğuna ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir anısı olmadan uyanan fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace'i canlandırıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, yaklaşan bir buzul çağını durdurmak, insanlığı ve ölmekte olan Güneş'i kurtarmak için kritik bir gizemi çözmesi gerektiğini fark ediyor.

Üç büyük rekor birden geldi

Deadline'ın aktardığına göre film, Amazon MGM için yeni bir açılış rekoru kırdı, Phil Lord ve Chris Miller'ın kariyerindeki en iyi başlangıca imza attı ve martın en güçlü özgün yapım açılışlarından biri oldu.

80,6 milyon dolarlık açılış hasılatıyla film, Oppenheimer'ın 82,4 milyon dolarlık "devam filmi olmayan yapım" rekorunu kıl payı kaçırsa da muazzam bir başarıya imza attı.

Yönetmen ikilisi Lord ve Miller'ın önceki en iyi açılışı, 69 milyon dolarla Lego Filmi'ydi (The Lego Movie).

Ryan Gosling açısından bakıldığında da film, 162 milyon dolarlık Barbie’nin ardından kariyerinin en iyi ikinci açılışını getirdi.

Dünya genelinde 140,9 milyon dolara ulaşan film, uluslararası pazarda da güçlü bir başlangıç yaptı ve 60,4 milyon dolar topladı. Bu sonuç, Yıldızlararası (Interstellar) ve Dune: Çöl Gezegeni'nin (Dune) ilk dönem performanslarını hatırlatan bir tablo ortaya koydu.

Britanya, Fransa, Almanya, İtalya, Meksika, Brezilya, Avustralya ve Japonya dahil olmak üzere 60'tan fazla ülkede zirveden açıldı.

248 milyon dolarlık dev bütçe

248 milyon dolarlık dudak uçuklatan bir prodüksiyon bütçesine sahip olan filmin, pazarlama giderleri de dahil edildiğinde kâra geçebilmesi için 500-600 milyon dolar bandını aşması gerekiyor. 

Benzer bir açılış haftası geçiren Oppenheimer, vizyon yolculuğunu dünya çapında 975,8 milyon dolarla tamamlamıştı.

"Göz kamaştırıcı bir başyapıt"

Sinemaseverlerden büyük ilgi gören yapım, Rotten Tomatoes'da yüzde 95 puanına ve CinemaScore'da "A" derecesine sahip. 

Eleştirmenler filmi "yürekleri ısıtan bir hit" ve "dahice bir görsel deneyim" diye tanımlıyor. Görsel şöleni tam anlamıyla yaşamak isteyen izleyicilerin tercihi ise IMAX salonları oldu. Kuzey Amerika satışlarının yüzde 54'ü IMAX ve büyük formatlı salonlardan gerçekleşti.

Kurtuluş Projesi, sinemalarda izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
TT

97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)

Korku sinemasının önde gelen stüdyolarından Blumhouse'un yeni filmi Obsession, vizyona girmeden önce şiddet dozu yüksek sahneleriyle tartışma yarattı. Curry Barker imzalı yapım, ilk tepkilerde modern korku sinemasının dikkat çeken örnekleri arasında gösteriliyor.

Rotten Tomatoes'da yüzde 97 gibi kusursuz yakın bir puana ulaşan ve türün meraklıları tarafından heyecanla beklenen Obsession, ABD'de 15 Mayıs'ta izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. 

The Chair ve Warnings gibi kısa filmleriyle tanınan Barker'ın yönettiği yapım, "Tek Dilek Söğüdü" sayesinde sevdiği kadının kalbini kazanmaya çalışan ümitsiz bir romantiğin, bu dileği için ödemek zorunda kaldığı korkunç bedeli konu alıyor.

Yönetmen Barker, geçen hafta Deadline'a verdiği röportajda filmin Toronto (TIFF) ve SXSW festivallerindeki gösterimlerinin ardından bazı zorunlu değişikliklere uğradığını itiraf etti. 

Korku filminin en çok konuşulan, baş bölgesine art arda darbelerin yer aldığı aşırı şiddetli sahnesi, +18 sınıflandırmasına takılmaması için kısaltıldı.

Barker, sansür sürecini şu sözlerle anlattı:

Aslında sahnede 6-7 darbe daha vardı ancak bu haliyle film 18 yaş sınıflandırması alıyordu. 'Bazı darbeleri çıkarmalısın' dediler. Önce tek bir kareyi bile silmeyeceğimi söyledim ama sonunda daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için kabul etmek zorunda kaldım.

Kesilse de etkisini kaybetmedi

Sahnede yapılan kesintilere rağmen yönetmen, sonucun hâlâ "inanılmaz derecede sert ve sarsıcı" olduğunu savunuyor. 

Sinema salonunun arkasından izleyicilerin tepkilerini gözlemlediğini belirten Barker, sahnenin şu anki halinin bile yaratmak istediği şok etkisini ve ağırlığı tam anlamıyla koruduğunu ifade ediyor.

15 milyon dolarlık dev satın alma

Başrollerini Michael Johnston, Inde Navarrette, Cooper Tomlinson ve Megan Lawless'ın paylaştığı yapım, TIFF gösteriminin ardından Focus Features tarafından 15 milyon doların üzerinde bir bedelle satın alındı. Eleştirmenler, Barker'ın bu filmle korku türünde kalıcı bir yer edindiğini vurguluyor.

Amerikan dizisi Genç Kurt'taki (Teen Wolf) Corey Bryant rolüyle tanınan ve God of War: Sons of Sparta gibi büyük projelerde seslendirme yapan Michael Johnston, filmde Bear karakterine hayat veriyor. 

Inde Navarrette tarafından canlandırılan Nikki'nin ilgisini çekmeye çalışan Bear, korku sinemasının en eski kuralıyla yüzleşiyor: 

Ne dilediğine dikkat et, bir gün gerçekleşebilir.

Obsession, 9-19 Nisan'da düzenlenecek 45. İstanbul Film Festivali'nin Genç Ustalar kuşağında sinemaseverlerle buluşacak. 

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


Pluribus ikinci sezon bilmecesi: Hayranları üzecek açıklamalar

Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
TT

Pluribus ikinci sezon bilmecesi: Hayranları üzecek açıklamalar

Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)
Better Call Saul'la da tanınan 53 yaşındaki Rhea Seehorn, Pluribus'taki çarpıcı başrol performansıyla Altın Küre'de Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı (Apple TV)

Dijital platform çağında izleyiciyi en çok yoran şeylerden biri, dizilerin yeni sezonları arasına giren upuzun aralar. Breaking Bad ve Better Call Saul'un yaratıcısı Vince Gilligan'ın yeni iddialı yapımı Pluribus da maalesef bu "uzun bekleyiş" kervanına katılmış durumda.

"The Pitt canımıza okuyor"

SXSW festivalinde konuşan Gilligan, her şeyin bir yıl içinde tamamlandığı eski televizyon düzenine duyduğu özlemi, rakibi The Pitt üzerinden esprili bir dille dile getirdi:

The Pitt, her ödül töreninde canımıza okuyor. Harika bir iş çıkardılar ve tam bir yıl sonra yeni sezonu getirmeyi başardılar. Bizimki ne kadar sürecek? İnanın bilmiyorum. Elimizden geleni yapıyoruz ama bu diziyi ortaya çıkarmak sonsuza kadar sürüyormuş gibi geliyor. Keşke daha hızlı olabilseydik. Aylar geçtikçe izleyicinin sabrına daha da minnettar kalıyoruz çünkü gerçekten var gücümüzle çalışıyoruz.

Pluribus gibi küresel ölçekli ve yüksek konseptli bir bilimkurgu dizisini yazmanın zorluklarına değinen Gilligan, ilk sezonun finalindeki o büyük soru işaretine (kapının önündeki nükleer bomba) nasıl yaklaşacakları konusunda hâlâ kafa yorduklarını itiraf etti:

Ne yapacağımızı bildiğimizi sanıyorduk. Ama işe gerçekten dalınca 'Acaba gerçekten biliyor muyuz?' diye sorgulamaya başlıyorsunuz.

Gilligan, Pluribus'un Lost'la özdeşleşen türden, sürekli yeni sırlar ve ters köşeler üzerine kurulu bir gizem dizisi olmadığını vurguladı. İzleyicinin karakterleri ve motivasyonlarını zaten bildiğini söyleyen ünlü yönetmen, asıl zorluğun gizemleri çözmek değil, karakterlerin bu durumla nasıl başa çıkacağını anlatmak olduğunu belirtti.

Geçen aylarda yapılan tahminler, dizinin Aralık 2027'de dönebileceği yönündeydi. Ancak Mart 2026 itibarıyla senaryo ekibinin halen hikaye üzerinde çalışıyor olması, bu ihtimali giderek zayıflatıyor.

Mevcut gidişat, Pluribus'un ikinci sezonunun en erken 2028 ortalarında ekranlara dönebileceğine işaret ediyor. Bu da izleyici için iki buçuk yılı aşan bir bekleyiş anlamına geliyor.

Yeni sezondan ilk detaylar

Bu ayın başında Polygon'a konuşan Gilligan, her ne kadar süreç yavaş ilerlese de ikinci sezonda izleyiciyi dramatik ve heyecan verici gelişmelerin beklediğini müjdeledi:

Ayrıntı veremem ama tanıdığımız fakat yeterince vakit geçiremediğimiz karakterlere daha fazla odaklanacağız. Örneğin Bay Diabaté, Zosia ve Manousos'u daha çok görmek hem bizim hem de izleyici için büyük keyif olacak. Elbette Rhea Seehorn'un muhteşem performansıyla hayat verdiği Carol, hikayemizin merkezinde kalmaya devam edecek.

Karolina Wydra, Carlos Manuel Vesga ve Miriam Shor'un da rol aldığı Pluribus'un ilk sezonu Apple TV'de izlenebilir.

Independent Türkçe, Forbes, Polygon, SyFy