Trump sonrası NATO iklim değişikliğine karşı savaşacak

Genellikle ülkelerin karbon salınımı ile ilişkili hedeflerinin dışında bırakılan askeri karbon salınımlarının azaltılması hedefleniyor

NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
TT

Trump sonrası NATO iklim değişikliğine karşı savaşacak

NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)

2019'da yapılan bir araştırma, ABD ordusunun bir ülke olsaydı dünyanın en büyük 47’inci sera gazı yayıcısı olacağını ortaya koydu.
İngiltere'deki Lancaster ve Durham üniversiteleri, araştırma sırasında yalnızca yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonları hesaba katmış olsalar da çalışma, dünyanın dört bir yanındaki silahlı kuvvetlerin gezegenin iklimi üzerindeki muazzam etkisine ışık tuttu.

Biden ile beklenen açılım
NATO, küresel ısınma olgusuyla mücadelesinde ilk kez bu konuyu planlama ve stratejinin ana odak noktası haline getirmeye karar verdi.
NATO liderlerinin 14 Haziran Pazartesi günü, silahlı kuvvetlerinin 2050 yılına kadar karbon nötr olması (doğada bıraktığımız Karbon Ayak İzi’nin sıfır seviyesinde olması yani doğaya karbon salınımı yapılmaması) ve küresel ısınmanın oluşturduğu tehditlere uyum sağlaması için iklim ile ilgili bir eylem planı üzerinde uzlaşmaya varmaları bekleniyor.
NATO diplomatları, Donald Trump'ın başkanlığı sırasında iklim değişikliği konusuna odaklanmayı hedefleyen girişimlerin engellerle karşılaştığını söylüyor. Zira Trump iklim değişikliğine yönelik bilimsel verileri defalarca “uydurma” olarak nitelendirerek ülkesini iklim değişikliğiyle mücadele etmek için yapılan uluslararası Paris Anlaşması’ndan geri çekmişti.
Aynı zamanda Trump 2018 yılında yaptığı bir açıklamada NATO’ya güvenmediğini dile getirerek ABD'yi, Sovyetler Birliği’nin oluşturduğu askeri tehdidi kontrol altına almak için 1949 yılında kurulan ittifaktan çekmekle tehdit etmişti.
Şu anda ABD Başkanı Joe Biden’ın iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye öncelik vermesi ışığında diplomatlar, NATO'nun iklim değişikliğinin hem transatlantik güvenliği hem de NATO personeli için bir tehdit oluşturduğuna ilişkin endişeleri giderebileceğini söylediler.

Güvenlik yansımaları
NATO’ya üye olan ülkelerin silahlı kuvvetleri, iklim değişikliğinin güvenlik açısından büyük yansımaları olacağının farkında. Beklenen yansımaların içerisinde göçün artması, NATO’ya bağlı kıyı üslerinin sular altında kalması ve buzulların erimesiyle birlikte Kuzey Kutup Dairesi'nde Rus varlığının gittikçe artması yer alıyor.
Bununla birlikte fosil yakıt kullanımından kaynaklı küresel ısınmaya sebep olan sera gazı salınımını azaltmak için, üye ülkeler NATO’nun kalbinde reformlar yapılması gerektiğini düşünüyor. Zira ittifak çapında yakıt standartlarını belirleyen NATO.
NATO’nun eylem planı 2050 yılına kadar karbon nötrlüğünü sağlamayı taahhüt ederek, NATO’nun Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 1,5 santigrat derecede sınırlama hedefini gerçekleştirmesini desteklemesini sağlayacak.
Bu hedefin gerçekleştirilmesi genellikle ülkelerin karbon salınımı ile ilişkili hedeflerinin dışında bırakılan askeri karbon salınımlarının azaltılmasını sağlayacak. Bu da Boston Üniversitesi'nden Neta Crawford tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD'nin Savunma Bakanlığı için hafife alınmaması gereken bir başarı.

AB orduları
Uzmanlar AB ülkelerinin milli ordularının karbon salınımlarını azaltma eğilimi gösterdiğini söylese de, Avrupa Parlamentosu'nun talebi üzerine şubat ayında yapılan bir araştırma, 2019 yılında AB’deki askeri harcamaların Karbon Ayak İzi’nin 24,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştığını tahmin ediyor. Bu da yaklaşık 14 milyon arabadan kaynaklanan karbon emisyonlarına denk geliyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen savunma işlerinde uzman Alman bir yetkili, Alman yapımı Leopard 2 gibi bir ana muharebe tankının sahada sadece 100 km gitmek için 400 litre dizel yakıt tükettiğini söyledi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2020 yılında yaptığı bir çalışma, 2018 yılında ABD’deki hafif hizmet tipi bir aracın 100 km’lik bir yolda ortalama yakıt tüketiminin 9,4 litre olduğunu ortaya koydu.
Buna ilaveten tank savaşlarının küresel ısınma altında gittikçe zorlaşması da muhtemel. Bir askeri kaynak, 2019 yılında Polonya'da yapılan bir NATO tatbikatı sırasında Alman yapımı Ozelot tanklarının içerisindeki sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıktığını ve askerlerin içeride yalnızca birkaç saat kalabildiğini söyledi.
Bazı NATO üyeleri, elektrik tüketimini azaltmaya veya iklim tahmin modellerini askeri görevlere entegre etmeye çalışıyor. Almanya, neredeyse tamamen jeotermal enerji ve güneş panellerinden enerji üreten ilk karbon nötr kışlasına sahip oldu. Hollanda ordusu, operasyonlar sırasında dizel jeneratörler yerine güneş panelleri kullanabilir.

Kriz çoğaltıcı
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğini “kriz çoğaltıcı” olarak nitelendirdi.
Askerlerin iklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetlerle mücadeleye yardım etmeye çağrılması ışığında ordular, iklim değişikliğine karşı savunmasız bölgelerde daha fazla operasyon yapılmasını bekliyorlar. Bu tür bir kriz yönetimi, hızlı bir şekilde gıda tedariki ile lojistik ve tıbbi destek sağlama gücü sayesinde NATO'nun temel görevleri arasında yer alıyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2018'de en fazla sayıda kişinin katıldığı çok taraflı barışı koruma operasyonlarına ev sahipliği yapan 10 ülkeden sekizi iklim değişikliğine yüksek oranda maruz kalan bölgelerde bulunuyordu.
Avrupalı ​​savunma kaynakları Reuters'e verdikleri demeçte NATO üyelerinin aşırı soğuk koşullarda çalışmak için daha fazla ekipman test ettiğini ve savaş alanındaki ekipmanların dayanıklılığının her zaman bir öncelik olduğunu söylediler.
Diplomatlar, Biden’ın Trump’ın yerini almasının ardından Stoltenberg'in, NATO düzeyinde bir iklim anlaşması için talepte bulunmaya başladığını söylediler. NATO üyelerinin, NATO'da iklimle ilgili toplu bir şekilde ne kadar yatırımın finanse edileceğine karar vermesi gerekiyor.
Askeri ekipmanların geliştirilmesi yıllarca sürdüğü ve sivil araçlara göre daha uzun ömürlü oldukları için uzmanlar, orta vadede NATO'nun en büyük katkılarından birinin fosil yakıtlar yerine sentetik yakıtların kullanımını artırmak olacağını söylüyorlar.
Alman ordusu birkaç yıl içinde klasik olarak kullanılan yakıtlara sentetik yakıt koymaya başlayabilir. Ancak elektrikli tanklar bir seçenek değil. İsmini vermek istemeyen Alman bir savunma kaynağı “Savaş başlamadan önce savaş meydanına şarj istasyonları inşa etmek zor olacak” dedi.



Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
TT

Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland konusunda "anlaşma çerçevesi" oluşturulduğunu açıklaması, müttefikleri tarafından şüpheyle karşılandı.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) dün yaptığı açıklamada, çerçeveyi NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirlediklerini söyledi.

ABD Başkanı, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da duyurdu.

Trump, anlaşmanın detaylarına dair bilgi paylaşmazken Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia ediyor.

Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği belirtiliyor. Bu bölgelerin ABD toprağı olarak sayılabileceği savunuluyor. Washington'ın nadir toprak madenleri için Grönland'da çalışma yapabileceği de iddialar arasında.

Wall Street Journal da anlaşma kapsamında Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceğini savunuyor. Böylelikle Beyaz Saray, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Danimarka'nın ise bunu onaylayıp onaylamadığı belli değil. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtti.

Guardian'ın analizinde, Avrupalı liderlerin Trump'ın "anlaşma çerçevesine" şüpheyle yaklaştığı yazılıyor.

Trump'ın tutumunu değiştirmesinde piyasalar da etkili oldu. Amerikan gazetecilik kuruluşu Semafor, Cumhuriyetçi liderin salı günü ilhak tehditlerini yinelemesinin ABD borsalarında keskin bir satış dalgasına yol açtığına dikkat çekiyor.

Trump'ın çerçeve anlaşmasını açıklayıp gümrük vergisinden vazgeçmesinin ardından küresel piyasalar dün toparlandı.

Analizde BK, Belçika ve Fransa gibi ülkelerin elinde ABD Hazine tahvilleri gibi trilyonlarca dolarlık ABD varlığı bulunduğuna, bunların satılması halinde faiz oranlarının hızla yükselebileceğine işaret ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Guardian, Telegraph


ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
TT

ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ekiplerinin 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alması tartışma yarattı.

ICE ekipleri, Minnesota eyaletindeki Minneapolis şehrinde salı günü düzenlediği baskında 5 yaşındaki Liam Conejo Ramos'u gözaltına aldı.

Çocuğun, okuldan döndükten sonra evinin önünde babası Adrian Alexander Conejo Arias'la birlikte gözaltına alınıp Teksas'taki göçmenlik merkezine transfer edildiği aktarıldı.

Minneapolis'in kuzeyindeki Columbia Heights'ta gerçekleşen olay, bölgedeki okullardan sorumlu müdür Zena Stevnik'in tepkisini çekti. Müdür, "Neden 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alıyorsunuz? Bu çocuk tehlikeli bir suçlu olarak sınıflandırılamaz" dedi.

Stevnik, ICE memurlarının 5 yaşındaki çocuğu "yem olarak kullanıp" evin kapısını çalmasını istediğini de söyledi. Evde yaşayan kişinin olay sırasında dışarıda olduğu, daha sonradan ekiplerle iletişime geçip Ramos'u serbest bırakmaları için "yalvardığı" ifade ediliyor.

Ailenin avukatı Marc Prokosch, Ramos ve Arias'ın devam eden bir sığınma başvurusu olduğunu vurguluyor. Baba ve oğlun ülkeye kaçak yollardan girmediğini, buna ait net kayıtlar bulunduğunu belirtiyor. Ramos ve Arias'ın uyruklarına dairse bilgi paylaşılmadı.

İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin ise dünkü açıklamasında, ICE'nin Ramos'un babasını yakalamak için nokta atışı operasyon düzenlediğini ve çocuğu hedef almadığını savundu.

McLaughlin, kayıtdışı göçmen olduğunu ileri sürdüğü babanın çocuğunu terk ederek memurlardan kaçmaya çalıştığını savundu. ICE memurlarının çocuğun güvenliğini sağlamak istediğini iddia etti.

Diğer yandan ICE'nin aynı gün düzenlediği operasyonda başka bir adreste yaşayan 17 yaşındaki lise öğrencisinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Geçen hafta düzenlenen baskında da 17 yaşındaki bir lise öğrencisiyle annesi yakalanmıştı.

ICE ekipleri iki hafta önce de 10 yaşındaki bir çocukla annesini gözaltına almıştı.

Ramos, son iki hafta içinde bölgedeki baskınlarda yakalanan 4. çocuk oldu.

Teksas'taki gözaltı merkezinde tutulan Geraldo Lunas Campos'un 3 Ocak'ta yaşamını yitirmesi de gündem olmuştu.

ABD basının aktardığına göre El Paso Adli Tabipliği, Campos'un ölüm nedenini cinayet olarak açıkladı. Asli ölüm nedeninin "boyun ve göğse yapılan baskı kaynaklı oksijen yetersizliğinden boğulma olarak" kaydedildiği aktarıldı.

Renee Nicole Macklin Good'un 7 Ocak'ta Minneapolis'te bir ICE görevlisi tarafından vurularak öldürülmesinin yankıları da sürüyor. 

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, 37 yaşındaki Amerikalının göçmenlere yönelik bir operasyon sırasında ICE memurlarını "ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını" öne sürmüştü.

Cep telefonu görüntüleriyse, ICE görevlilerinin yolun ortasındaki aracında olayları izleyen kadının otomobilinin kapısını zorla açmaya çalıştığını ortaya koymuştu.

Independent Türkçe, Guardian, Washington Post, KATV


Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
TT

Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)

ABD yönetiminden yetkililerin, radikal sağcı Marine Le Pen'e siyasi yasağın kaldırılması için Fransa'da lobicilik yaptığı aktarılıyor.

Fransız yargıç Magali Lafourcade, AFP'ye açıklamasında Donald Trump yönetiminden iki kişinin kendisiyle irtibata geçip Le Pen'e getirilen siyasi yasağın kaldırılmasını istediğini savundu.

Hükümete danışmanlık yapan bağımsız kurum Fransa İnsan Hakları Komisyonu'nun (CNCDH) genel sekreteri Lafourcade, "Fransa'daki kamuoyu tartışmalarının manipüle edilmesinden" endişe duyduğu için bunu Fransa Dışişleri Bakanlığı'na bildirdiğini belirtti.

Lafourcade, geçen yıl mayısta Samuel D. Samson ve Christopher J. Anderson'la Paris'te görüştüğünü söyledi. Bu kişiler, ABD Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu'nun (DRL) danışmanları.

Yargıç, Samson ve Anderson'ın Le Pen hakkında yürütülen hukuki süreci "siyasi bir dava" olarak gördüğünü belirtti. ABD'li yetkililere göre Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmesi siyasi saiklerle engelleniyor.

Le Pen davasına dahil olmayan Lafourcade, ABD'li danışmanların bu görüşü destekleyecek argümanları güçlendirmek için lobicilik faaliyetleri yürüttüğünü ifade etti.

CNCDH'nin bağımsız bir kurum olduğunu ve diplomatlarla yaptıkları görüşmeleri raporlamadıklarını vurgulayan yargıç, ABD'li yetkililerin taleplerinin Fransız kamuoyunda "dezenformasyon ve manipülasyona yol açabileceğinden" ve sürece müdahale olarak görülebileceğinden endişelendiği için Fransa Dışişleri Bakanlığı'yla irtibata geçtiğini söyledi.

Guardian, Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın iddialara dair yorum talebini yanıtsız bıraktığını aktarıyor.

Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Fransız yargıçla görüşen kişilerin Samson ve Anderson olduğunu doğrulamayı reddetti. Bunun yerine gazeteye gönderilen açıklamada, DRL danışmanlarının Avrupalı yetkililerle rutin görüşmeler yaptığı belirtildi.

Trump yönetiminde yükselen genç muhafazakarlar arasında yer alan Samson, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Substack sayfasında "Avrupa'da Medeniyet Müttefiklerine İhtiyaç" başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Geçen ay mayısta yayımlanan yazıda, radikal sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin "aşırılıkçı örgüt" diye nitelenmesini eleştirmişti.

Geçen yıl martta görülen davada radikal sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin eski lideri Marine Le Pen, Avrupa Birliği (AB) fonlarını zimmetine geçirmekten suçlu bulunmuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un en dişli rakiplerinden biri olan Le Pen'e 5 yıl siyasi yasak getirilmişti. Ayrıca iki yılı ertelenmiş, iki yılı da elektronik kelepçeyle gözetim altında tutulmak üzere 4 yıl hapis ve 100 bin euro para cezası verilmişti.

Dava, Le Pen'in 2027'de düzenlenmesi öngörülen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma ihtimalini ortadan kaldırabilecek nitelikte. Siyasetçinin avukatlarının karara itirazı üzerine başlatılan temyiz süreci devam ediyor.

Le Pen, tespit edilen usulsüzlüklerin kasıtlı bir suiistimal değil, münferit hatalardan kaynaklandığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, Telegraph