Trump sonrası NATO iklim değişikliğine karşı savaşacak

Genellikle ülkelerin karbon salınımı ile ilişkili hedeflerinin dışında bırakılan askeri karbon salınımlarının azaltılması hedefleniyor

NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
TT

Trump sonrası NATO iklim değişikliğine karşı savaşacak

NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)
NATO’nun Letonya'daki askeri tatbikatları (Reuters)

2019'da yapılan bir araştırma, ABD ordusunun bir ülke olsaydı dünyanın en büyük 47’inci sera gazı yayıcısı olacağını ortaya koydu.
İngiltere'deki Lancaster ve Durham üniversiteleri, araştırma sırasında yalnızca yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonları hesaba katmış olsalar da çalışma, dünyanın dört bir yanındaki silahlı kuvvetlerin gezegenin iklimi üzerindeki muazzam etkisine ışık tuttu.

Biden ile beklenen açılım
NATO, küresel ısınma olgusuyla mücadelesinde ilk kez bu konuyu planlama ve stratejinin ana odak noktası haline getirmeye karar verdi.
NATO liderlerinin 14 Haziran Pazartesi günü, silahlı kuvvetlerinin 2050 yılına kadar karbon nötr olması (doğada bıraktığımız Karbon Ayak İzi’nin sıfır seviyesinde olması yani doğaya karbon salınımı yapılmaması) ve küresel ısınmanın oluşturduğu tehditlere uyum sağlaması için iklim ile ilgili bir eylem planı üzerinde uzlaşmaya varmaları bekleniyor.
NATO diplomatları, Donald Trump'ın başkanlığı sırasında iklim değişikliği konusuna odaklanmayı hedefleyen girişimlerin engellerle karşılaştığını söylüyor. Zira Trump iklim değişikliğine yönelik bilimsel verileri defalarca “uydurma” olarak nitelendirerek ülkesini iklim değişikliğiyle mücadele etmek için yapılan uluslararası Paris Anlaşması’ndan geri çekmişti.
Aynı zamanda Trump 2018 yılında yaptığı bir açıklamada NATO’ya güvenmediğini dile getirerek ABD'yi, Sovyetler Birliği’nin oluşturduğu askeri tehdidi kontrol altına almak için 1949 yılında kurulan ittifaktan çekmekle tehdit etmişti.
Şu anda ABD Başkanı Joe Biden’ın iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye öncelik vermesi ışığında diplomatlar, NATO'nun iklim değişikliğinin hem transatlantik güvenliği hem de NATO personeli için bir tehdit oluşturduğuna ilişkin endişeleri giderebileceğini söylediler.

Güvenlik yansımaları
NATO’ya üye olan ülkelerin silahlı kuvvetleri, iklim değişikliğinin güvenlik açısından büyük yansımaları olacağının farkında. Beklenen yansımaların içerisinde göçün artması, NATO’ya bağlı kıyı üslerinin sular altında kalması ve buzulların erimesiyle birlikte Kuzey Kutup Dairesi'nde Rus varlığının gittikçe artması yer alıyor.
Bununla birlikte fosil yakıt kullanımından kaynaklı küresel ısınmaya sebep olan sera gazı salınımını azaltmak için, üye ülkeler NATO’nun kalbinde reformlar yapılması gerektiğini düşünüyor. Zira ittifak çapında yakıt standartlarını belirleyen NATO.
NATO’nun eylem planı 2050 yılına kadar karbon nötrlüğünü sağlamayı taahhüt ederek, NATO’nun Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 1,5 santigrat derecede sınırlama hedefini gerçekleştirmesini desteklemesini sağlayacak.
Bu hedefin gerçekleştirilmesi genellikle ülkelerin karbon salınımı ile ilişkili hedeflerinin dışında bırakılan askeri karbon salınımlarının azaltılmasını sağlayacak. Bu da Boston Üniversitesi'nden Neta Crawford tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD'nin Savunma Bakanlığı için hafife alınmaması gereken bir başarı.

AB orduları
Uzmanlar AB ülkelerinin milli ordularının karbon salınımlarını azaltma eğilimi gösterdiğini söylese de, Avrupa Parlamentosu'nun talebi üzerine şubat ayında yapılan bir araştırma, 2019 yılında AB’deki askeri harcamaların Karbon Ayak İzi’nin 24,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştığını tahmin ediyor. Bu da yaklaşık 14 milyon arabadan kaynaklanan karbon emisyonlarına denk geliyor.
İsminin açıklanmasını istemeyen savunma işlerinde uzman Alman bir yetkili, Alman yapımı Leopard 2 gibi bir ana muharebe tankının sahada sadece 100 km gitmek için 400 litre dizel yakıt tükettiğini söyledi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2020 yılında yaptığı bir çalışma, 2018 yılında ABD’deki hafif hizmet tipi bir aracın 100 km’lik bir yolda ortalama yakıt tüketiminin 9,4 litre olduğunu ortaya koydu.
Buna ilaveten tank savaşlarının küresel ısınma altında gittikçe zorlaşması da muhtemel. Bir askeri kaynak, 2019 yılında Polonya'da yapılan bir NATO tatbikatı sırasında Alman yapımı Ozelot tanklarının içerisindeki sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıktığını ve askerlerin içeride yalnızca birkaç saat kalabildiğini söyledi.
Bazı NATO üyeleri, elektrik tüketimini azaltmaya veya iklim tahmin modellerini askeri görevlere entegre etmeye çalışıyor. Almanya, neredeyse tamamen jeotermal enerji ve güneş panellerinden enerji üreten ilk karbon nötr kışlasına sahip oldu. Hollanda ordusu, operasyonlar sırasında dizel jeneratörler yerine güneş panelleri kullanabilir.

Kriz çoğaltıcı
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğini “kriz çoğaltıcı” olarak nitelendirdi.
Askerlerin iklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetlerle mücadeleye yardım etmeye çağrılması ışığında ordular, iklim değişikliğine karşı savunmasız bölgelerde daha fazla operasyon yapılmasını bekliyorlar. Bu tür bir kriz yönetimi, hızlı bir şekilde gıda tedariki ile lojistik ve tıbbi destek sağlama gücü sayesinde NATO'nun temel görevleri arasında yer alıyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2018'de en fazla sayıda kişinin katıldığı çok taraflı barışı koruma operasyonlarına ev sahipliği yapan 10 ülkeden sekizi iklim değişikliğine yüksek oranda maruz kalan bölgelerde bulunuyordu.
Avrupalı ​​savunma kaynakları Reuters'e verdikleri demeçte NATO üyelerinin aşırı soğuk koşullarda çalışmak için daha fazla ekipman test ettiğini ve savaş alanındaki ekipmanların dayanıklılığının her zaman bir öncelik olduğunu söylediler.
Diplomatlar, Biden’ın Trump’ın yerini almasının ardından Stoltenberg'in, NATO düzeyinde bir iklim anlaşması için talepte bulunmaya başladığını söylediler. NATO üyelerinin, NATO'da iklimle ilgili toplu bir şekilde ne kadar yatırımın finanse edileceğine karar vermesi gerekiyor.
Askeri ekipmanların geliştirilmesi yıllarca sürdüğü ve sivil araçlara göre daha uzun ömürlü oldukları için uzmanlar, orta vadede NATO'nun en büyük katkılarından birinin fosil yakıtlar yerine sentetik yakıtların kullanımını artırmak olacağını söylüyorlar.
Alman ordusu birkaç yıl içinde klasik olarak kullanılan yakıtlara sentetik yakıt koymaya başlayabilir. Ancak elektrikli tanklar bir seçenek değil. İsmini vermek istemeyen Alman bir savunma kaynağı “Savaş başlamadan önce savaş meydanına şarj istasyonları inşa etmek zor olacak” dedi.



Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Venezuela ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağını duyurdu

Trump, Truth Social'da paylaştığı gönderide, "Tüm havayollarına, pilotlara, uyuşturucu kaçakçılarına ve insan kaçakçılarına: Venezuela üzerindeki ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağı konusunda uyarıda bulunun" ifadelerini kullandı.

New York Times'da dün yayınlanan bir habere göre, Trump geçen hafta Venezuelalı mevkidaşı Nicolás Maduro ile görüştü ve görüşmede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir görüşme olasılığı ele alındı.

Geçtiğimiz hafta ABD, büyük havayollarını Venezuela üzerinde uçarken "kötüleşen güvenlik koşulları ve ülke içinde ve çevresinde artan askeri faaliyetler" nedeniyle "potansiyel olarak tehlikeli bir durum" konusunda uyardı.

Venezuela, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin uyarısı üzerine ülkeye uçuşlarını askıya alan altı büyük uluslararası havayolunun işletme haklarını iptal etti.

Trump yönetimi, Karayipler'deki büyük askeri yığınağıyla, özellikle de dünyanın en büyük uçak gemisini bölgeye konuşlandırarak Venezuela üzerinde yoğun bir baskı uyguluyor.

Washington, amacın uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olduğunu söylerken, Karakas nihai hedefin rejim değişikliği olduğunu savunuyor. Eylül ayından bu yana ABD güçleri, Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenilen 20'den fazla tekneyi imha etti ve bu saldırılarda 83'ten fazla kişi hayatını kaybetti.


Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
TT

Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)

Lübnan, yarın öğleden sonra Beyrut'a gelecek ve 2 Aralık Salı günü ayrılacak olan Papa XIV. Leo'yu ağırlamaya hazırlanıyor. Ziyaret, özellikle Lübnan için olağanüstü bir zamanda gerçekleşmesi ve Vatikan dışına ilk çıkışı olması nedeniyle "tarihi" olarak nitelendiriliyor. Papa, Lübnan yolculuğu öncesinde Türkiye'ye de uğrasa da Türkiye ziyaretinin amacı, Hristiyan doktrinini oluşturan ilk ekümenik konsey olan İznik Konsili'nin 1700. yıldönümünü İstanbul Patriği ile birlikte anmaktı.

Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)

Bu bağlamda, Papalık ziyaretinin resmi kilise koordinatörü Piskopos Mişel Avn, "Papa, Lübnan ve Lübnan halkının büyük acılar çektiğinin farkındadır ve yalnızca Lübnan halkı düzeyinde değil, aynı zamanda ziyaretinin Lübnan'a dünya çapında ışık tutması nedeniyle de bu ülkenin yanında durmayı gerektiren zor durumu anlamaktadır" dedi. Piskopos Avn, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Papa'nın Beyrut'tan açıklayacağı tutumların "Lübnan'ın mesajını ve bir arada yaşama taahhüdünü vurgulayacağını, böylece bölgesel veya uluslararası olsun, dünyadaki tüm karar vericilerin bunları duyacağını" belirtti. Papa, bizzat Lübnanlılara hitap edecek ve Beyrut'taki liderleri tüm vatandaşlarına layık bir devlet kurmak için birleşmeye çağıracak. Ayrıca tüm dünya için açık bir mesaj olacak"ifadesini kullandı. Avn, bu nedenle "Papa, ziyaretinde, Vatikan'ın Lübnan'ın varlığına, çağrısına ve misyonuna önem verdiğini söylemek için Lübnan'ın yanında yer aldığını" vurguladı.

Büyük Ayin

Piskopos Avn, Papa'nın seyahat programındaki durakların belirlenmesinin nedenlerini anlattı. Ziyaretin en önemli etkinliği olan ve yaklaşık yüz bin Lübnanlının katılması beklenen Büyük Ayin'in yanı sıra gençlerle buluşma da bu kapsamda değerlendirildi. Papa'nın insani yardım odaklı bir yeri ziyaret etme isteği doğrultusunda, Ortadoğu'da türünün tek örneği olan Deyr el-Salib Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi seçildi.

Dini Liderlerle Toplantı

Lübnan, diyalog ve Müslüman-Hristiyan birlikteliğinin ülkesi olarak bilindiği için Beyrut şehir merkezinde düzenlenecek "Ekümenik Toplantı" önemli bir etkinlik olacak. Lübnan'daki dini toplulukların liderleri, 1 Aralık Pazartesi günü saat 16:00'da Papa'nın etrafında toplanacak. Piskopos Avn'a göre resmi bir diyalog olmayacak, bunun yerine dört Müslüman ve dört Hristiyan liderin yapacağı sekiz konuşmanın ardından Papa konuşacak. Papa ayrıca, başta Harissa'daki din adamlarıyla bir toplantı ve Aziz Çarbel türbesinin bulunduğu Annaya'daki Aziz Maron Manastırı olmak üzere çeşitli yerleri ziyaret ederek, dua edecek.

Beyrut Limanı'nda Dua

Bu ziyaretin dikkat çeken bir özelliği de 4 Ağustos 2020'de Lübnan'ı vuran büyük patlamada hayatını kaybedenlerin anısına Beyrut Limanı'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulunulacak olmasıdır. Ziyaretin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda üç cumhurbaşkanı yetkililerle bir araya gelecek. Üç cumhurbaşkanının, Papa'yı Beyrut Uluslararası Havalimanı'na varışında karşılayacakları da unutulmamalıdır.

Piskopos Avn, bu ziyaretin kilise üzerinde olumlu bir etki yaratmasını umduğunu belirterek, "Duanın amacı sadece ziyaretin herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadan barışçıl bir şekilde geçmesi değil, aynı zamanda Kutsal Hazretleri'nden gelecek önemli mesajları ve sunacağı davetleri almaya hazırlanmaktır" dedi.

Farid Hazen: Ziyaretin Manevi ve Siyasi derinliği var

Papa'nın ziyaretinin dini öneminin ötesinde, siyasi bir boyutu da var. Patrikhane ile uzun süredir devam eden ilişkisinden güç alan Milletvekili Farid Hazen, bu noktayı Şarku'l Avsat'a şöyle anlattı: "Ziyaretin zamanlaması oldukça önemli. Papa'nın ilk ziyaretlerinden biri olmasının yanı sıra, asıl etken Vatikan'ın Lübnan'ı bölgedeki Hristiyanların son kalesi olarak görmesi ve Hristiyan varlığını ve Hristiyanların Lübnan'daki statüsünü korumak istemesidir." Hazen, "Bir diğer nokta da genel bölgesel durum, Güney Lübnan'da yaşananlar ve İsrail ile yaşanan savaş. Tüm bu tehlikeler, Papa'nın gelip 'Medeniyetlerin bir mesajı ve buluşma noktası, bir arada yaşama ve birlik Lübnan'ı olarak Lübnan'a bağlıyız ve Lübnan'da istikrara bağlıyız' demesi için birincil ve ilave bir motivasyon kaynağı" değerlendirmesinde bulundu.

Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gelen mesajla ilgili olarak Hazen, "Vatikan Devlet Başkanı olarak vereceği mesajın büyük olasılıkla Lübnan devletinin, kurumlarının, Lübnan'daki barışçıl yolun ve genel olarak barışın onayını içereceğini" belirtiyor.

Güvenlik garantileri

Güvenlik açısından Hazen, ziyaretin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vatikan ve Kilise'nin ziyaretin planlandığı gibi devam edeceğine dair güvence aldığını belirten Hazen, "Vatikan'ın, güvenlik sağlanacağından emin olmadan Papa Hazretleri'ni getirme riskini göze alacağını sanmıyorum" dedi.

Papa'nın ziyareti, lojistik, güvenlik ve medya düzenlemelerinin yanı sıra, özellikle seyahat edeceği güzergahlar için yol planlarını da içeriyor. İsviçre Muhafızları ve İtalyan Jandarma yetkilileri, Papa'nın gezileri sırasında güvenliğinden sorumlu.

Aktif Vatikan Diplomasisi

El-Hazen, "Lübnan yararına uluslararası toplumla temaslar aracılığıyla dünyada aktif, etkili ve çok etkili bir Vatikan diplomasisi"nden bahsediyor ve ekliyor: "Bu ziyaretin doğrudan etkisinden çok dolaylı bir etkisi var." "(Dolaylı etki) dediğimde, asıl önemli olanın ziyaret değil, Hazretleri'nin ziyaretten sonra yapacağı çalışmalar olduğunu kastediyorum."

El-Hazen, Vatikan'ın tüm mezheplerden uzak durduğunu ve aralarında birlik, iş birliği ve iletişimi teşvik etmeye kararlı olduğunu teyit ettiği için çeşitli dini toplulukların bir araya gelmesinin olağanüstü önem taşıdığını belirtti. El-Hazen, bu çoğulculuk ve çeşitlilik olmadan, Lübnan'ın Vatikan'ın hayal ettiği Lübnan olmayacağına inanıyor.

Papa'nın Lübnan'a Dördüncü Ziyareti

Papa'nın Lübnan'a yaptığı bu ziyaret, bir papanın ilk ziyareti değil. İlk ziyaret, Papa VI. Paul'ün Hindistan'a giderken Beyrut'u ziyaret ettiği ve havaalanında resmi bir karşılama aldığı 1964 yılındaydı.

Olağanüstü önem kazanan ikinci ziyaret, Papa II. Jean Paul'ün 10 ve 11 Mayıs 1997 tarihlerinde, üçüncüsü ise Papa XVI. Benedict'in 14, 15 ve 16 Eylül 2012 tarihlerinde yaptığı ziyaretti.


‘Otomatik kalem’ Biden'ı Trump'ın hedef tahtasına koyuyor... Peki, hikâye ne?

Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
TT

‘Otomatik kalem’ Biden'ı Trump'ın hedef tahtasına koyuyor... Peki, hikâye ne?

Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, eski ABD Başkanı Joe Biden'ın ‘otomatik kalem’ (Autopen) kullanarak imzaladığı tüm kararnameleri iptal edeceğini söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social'de yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: “Uykucu Joe Biden'ın otomatik kalem kullanarak imzaladığı tüm kararnameler (yani tüm belgelerin yaklaşık yüzde 92'si) geçersizdir, artık yürürlükte değildir ve hiçbir etkisi yoktur.”

Otomatik kalem, Beyaz Saray'daki ABD başkanları tarafından onlarca yıldır kullanılan bir araç.

(Truth Social gönderisi)(Truth Social gönderisi)

Şarku’l Avsat’ın Guardian’dan aktardığı haberde şu sorular yer aldı: ‘Otomatik kalem’ nedir? Biden bunu nasıl kullandı? Trump neden bu konuyu gündeme getirmeye devam ediyor?

‘Otomatik kalem’ nedir?

1803 yılında ABD'de patentlenen otomatik kalem, gerçek mürekkep kullanarak bir kişinin imzasını kopyalayan robotik bir cihazdır. Genellikle çok sayıda belgeyi imzalamak için kullanılır.

ABD Adalet Bakanlığı'nın 2005 tarihli bir kılavuzuna göre, “Başkan'ın bir tasarıyı yasa haline getirmek için fiziksel olarak imzalaması gerekmez.”

Buna göre Başkan bir yasa tasarısını doğrudan imzalamak yerine, ‘bir astına, otomatik imza kalemi kullanarak, tasarıya kendi imzasını atması talimatını verebilir.’

Otomatik imza makinesi (AP)Otomatik imza makinesi (AP)

Diğer başkanlar da kullandı mı?

Shapell Manuscript Foundation’a (Shapell El Yazması Vakfı) göre otomatik kalem kullanımı, Thomas Jefferson'un erken bir versiyonunu kullanmasıyla başladı. Söylentilere göre Harry Truman da bu kalemi kullandı. Gerald Ford ve Lyndon Johnson da Beyaz Saray'da bu cihazın fotoğrafının çekilmesine izin verdi.

Diğer kullanıcılar arasında John F. Kennedy ve Barack Obama da bulunuyor. Obama, yurtdışındayken Patriot Act ve mali ödenek tasarısı dahil olmak üzere çeşitli yasaların imzalanmasında bu cihazı kullandı.

Mart ayında Trump, ‘çok önemsiz belgeler’ olarak nitelendirdiği belgeleri imzalamak için otomatik kalem kullandığını söylemişti.

ABD Başkanı Donald Trump (AP) ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Biden'ın otomatik kalem kullanımına dair ne biliyoruz?

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, otomatik imza kaleminin Biden’ın bilgisi ve onayı olmadan başkaları tarafından kullanıldığını öne sürerek, bu durumun başkanlık kararnamelerini geçersiz kıldığını iddia etti. Ancak Biden’ın görev süresi boyunca bu tür bir imza sistemini ne ölçüde kullandığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.

Ekim ayında Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bir denetim komitesi, Biden’ın otomatik imza kalemi kullanımına ilişkin geniş suçlamalar içeren bir rapor yayımladı. Ancak rapor, Biden’ın yardımcılarının onun bilgisi dışında politika yürüttüğünü ya da yasalar, af kararları veya adına imzalanan yürütme emirlerinden habersiz olduğunu gösteren somut bir delil sunmadı. Komitedeki Demokrat üyeler raporu ‘gülünç’ olarak nitelendirdi.

Biden ise mart ayında New York Times’a yaptığı açıklamada, otomatik kalem kullanımını savunarak “Her kararı ben verdim” dedi. Çok sayıda kişiyi ilgilendiren af kararlarında ekibine bu yöntemi kullanmaları talimatını verdiğini belirterek bunun pratik bir gerekçe taşıdığını ifade etti.

ABD Eski Başkanı Joe Biden (Reuters)Eski ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)

Trump neden bu konuyu sürekli gündeme getiriyor?

Biden’ın otomatik kalem kullanımı, Trump için uzun süredir tercih edilen bir saldırı konusu haline geldi. Mart ayında Trump, kanıt sunmadan Biden’ın af kararlarının ‘geçersiz, etkisiz ve herhangi bir sonuç üretmeyen’ kararlar olduğunu iddia etti; gerekçe olarak bu kararların otomatik kalemle imzalandığını öne sürdü. Hem seçim kampanyası süresince hem de başkanlığı sırasında Trump, Biden’ın bilişsel durumunun görevlerini yerine getirmesini engellediğini sık sık dile getirdi.

Bu yılın başlarında Trump, Beyaz Saray'ın yeni başkanlar galerisinde Biden'ın portresi yerine bir otomatik kalem resmi astı.

Trump yanlısı sağcı Heritage Vakfı, otomatik kalem iddialarını güçlü biçimde destekledi ve Biden’ın cihazı kullanımıyla ilgili bir rapor yayımladı. Raporda, “Kalemi kontrol eden, başkanlığı kontrol eder” ifadesi yer aldı, ancak rapor Biden’ın yardımcılarının onun bilgisi olmadan politika yürüttüğüne dair hiçbir kanıt sunmadı.

Trump tehditlerini gerçekten yerine getirebilir mi?

Yasa, başkanların seleflerinin çıkardığı yürütme emirlerini iptal etmelerine izin verse de, Trump'ın Biden'ın kararlarının çoğunu nasıl tersine çevirmeyi planladığı halen belirsizliğini koruyor. Ancak, Anayasa'ya atıfta bulunan