Irak Başbakanı Kazimi: Musul'un düşüşü, düzeltmeye çalıştığımız yanlış politikaların sonucuydu

Sistani'nin fetvasına övgüde bulunan Kazimi, bunun ulusal olmayan projeler için kullanılması karşısında uyarıda bulundu

Bir Haşdi Şabi militanı Pazar günü Bağdat’taki karargahını koruyor (AFP)
Bir Haşdi Şabi militanı Pazar günü Bağdat’taki karargahını koruyor (AFP)
TT

Irak Başbakanı Kazimi: Musul'un düşüşü, düzeltmeye çalıştığımız yanlış politikaların sonucuydu

Bir Haşdi Şabi militanı Pazar günü Bağdat’taki karargahını koruyor (AFP)
Bir Haşdi Şabi militanı Pazar günü Bağdat’taki karargahını koruyor (AFP)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, Musul'un Haziran 2014'te DEAŞ’ın eline düşüşünü o dönemde izlenen yanlış politikalara bağladı. En yüksek Şii dini otorite Ayetullahuzma Ali Sistani’nin o dönemdeki fetvasına övgüde bulunan Kazimi, bunun ulusal olmayan projeler için kullanılması karşısında uyarıda bulundu.
Fetvanın yedinci yılı münasebetiyle konuşan Kazimi, şu ifadelere başvurdu:
“Bu günlerdeki gibi çok zor koşullardan geçen (DEAŞ’ın ülkenin batısındaki yaklaşık üç ili işgalinden bahsediyor) Irak, ciddi bir varoluşsal meseleyle karşı karşıya geldi. Allah’ın lütfu, yüce makam Sistani'nin verdiği fetva ve direktifler sayesinde, tüm dünyayı dehşete düşüren terörist canavar durduruldu. Dünyanın hayal bile edemeyeceği bir dönemde bu örgütün ortadan kaldırılmasını sağladı. Fetva, hem Irak’a hem de Iraklılara kan verdi. Zirâ dünya; Irak’ın en büyük şehirlerinin bir teröristin (DEAŞ) eline düşmesi, ardından birden fazla il ve şehrin de düşmesi, halklarının suçlu terörist çeteler tarafından katledilmesi ve esir edilmesi, kutsallarına saygısızlık edilmesi gibi korkunç bir olay nedeniyle zor bir dönemdeydi. Tüm bunlar, güvenlik kurumları ve kahraman Irak ordusunun gözetimindeki ihmal ve ülkeyi bu felaketlere sürükleyen yanlış politikaların birikimi sonucu meydana geldi.”
Yüksek otoritenin de daima tavsiye ettiği gibi silahlı kuvvetleri destekleyip ulusal askeri kurallara göre performansını kontrol ederek bu gidişatı düzeltmek ve ülkeyi rayına sokmak için çalıştığını belirten Kazimi, böyle bir fetvanın kahraman gönüllülerin fedakarlıklarını hiç eden, milli olmayan projeler lehine siyasi ve ekonomik olarak istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.
Hükümetinin, ayrım gözetmeksizin tüm haklarından yararlanarak, kardeşliğin temellerini halk arasında tek bir ulusal doku olarak pekiştirme kararlılığını vurgulayan Kazimi, “Nefret ve şiddete teşvik çağrılarını ele alıyoruz” dedi. Böylece Abbasi halifesi Ebu Cafer el-Mansur anıtını ve ağırlıklı olarak Sünnilerin yaşadığı Adamiyah şehrindeki İmam Ebu Hanife en-Numan'ın türbesini yıkma girişimleri gibi bazı tarihi ve dini sembolleri rencide etmeye yönelik son girişimlere işaret etti.
Müreffeh ve umut verici bir gelecek inşa etme yönünde tüm zorluk ve engellere rağmen çalışmaya söz veren Kazimi, “Yakında size göre en iyi temsilciyi seçmek amacıyla seçimlere katılarak geleceğinizi inşa etmede rol alacaksınız. Hükümet, krizleri çözmede ılımlı ve ölçülü bir yaklaşım izlemeyi, ülkeyi daha önce felaketlere sürükleyen tepki ve provokasyon politikasından uzaklaşmayı kendine görev edinmiştir” ifadelerine başvurdu.
Başbakan Kazimi’nin bu açıklamalarını söz konusu fetvanın yedinci yıl dönümünün Irak halkına hatırlatılması olarak değerlendiren Başbakan Danışmanı Hüseyin Allavi ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şöyle söyledi:
“Kazimi; tarihin geri dönüşü olmayan, daha ziyade topraklarını, insanlarını, mirasını ve geleceğini koruyabilecek güçlü bir Irak'ın geleceğine yönelik, acımasız derslerden ilham veren bir nokta olduğuna dikkat çekiyor. Aynı zamanda seçim yolunun Iraklıların yürümesi gerektiği yol olduğuna dikkat çekiyor. Zirâ Iraklılar, iradelerini temsil edebilen, yasa koyucu, hükümeti izleyebilen ve vatandaşların haklarını koruyabilen bir parlamento oluşturma yönünde en iyi adayı seçmek için oy kullanma hakkına sahip. Kazimi, kurtuluş savaşlarında elde edilen büyük askeri zaferi korumanın tek yolu olan vatanseverlik ve profesyonellik üzerine kurulu askeri doktrin mucibince görev ve yükümlülükleri yerine getirebilmeleri için Irak güçlerini siyasi baskılardan uzak bir yerde inşa etmeye çalışıyor. Nitekim Irak silahlı kuvvetlerinin çalışmalarını yaratıcı çeşitlilik ilkesine uygun olarak inşa edip desteklemek, Irak silahlı kuvvetlerine Irak toplumunun tüm üyelerini temsil etmede büyük bir sosyal kapasite sağlayacak, Irak silahlı kuvvetlerini vatandaşa ve taleplerine daha yakın hale getirecektir.”
Cumhuriyetçi Siyasi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Mutaz Muhyiddin ise Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, DEAŞ’ın sahadaki varlığını kaybetmesi ve 2017 sonlarında Irak'ın resmi zaferi ardından kalan savaşçıların dağıldığını, sokak savaşı ve uyuyan hareketli hücreler tarzına geri döndüklerine inanıyor. Örgütün bir fikir olarak var olduğu uyarısında bulunan Muhyiddin, “Irak hükümetleri, bilhassa Ninova Ovası, Havice tarafları, Makhul ve Hamrin dağları sıralarında bazı işsiz gençlerin yanıltıcı fikirlerine dikkat etmedi” ifadelerini kullanıyor.
Irak Savunma Bakanlığı, dün, terör örgütü DEAŞ unsurlarının yakalanması için üç ilde askeri operasyon başlatıldığını duyurdu. Güvenlik Medya Hücresi tarafından yapılan açıklamada, “DEAŞ unsurlarını takip etmek amacıyla Ninova, Selahaddin ve Anbar illerinde Cezire Aslanları Operasyonu
başlatıldı. Irak kara kuvvetleri; Irak savaşçıları ve helikopterleri desteğiyle terörist DEAŞ çetelerinin kalıntılarını arama tarama operasyonunu yürütüyor” ifadelerine başvuruldu.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.