Arap Birliği’nden Nahda Barajı krizi konusunda Mısır ve Sudan’a destek

Doha’da yapılan toplantıda BM Güvenlik Konseyi’ne baraja ilişkin görüşmek üzere toplanma çağrısı yapıldı.

Arap Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı dün Doha'da yapıldı. (AFP)
Arap Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı dün Doha'da yapıldı. (AFP)
TT

Arap Birliği’nden Nahda Barajı krizi konusunda Mısır ve Sudan’a destek

Arap Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı dün Doha'da yapıldı. (AFP)
Arap Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı dün Doha'da yapıldı. (AFP)

Arap ülkeleri, dün Doha’da düzenlenen Arap Dışişleri Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda BM Güvenlik Konseyi'ni Etiyopya'daki Nahda (Rönesans) Barajı anlaşmazlığını görüşmek üzere toplanmaya çağırdı. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, toplantıda yaptığı açıklamada, Arap ülkelerinin Mısır ve Sudan'a (aşağı havza ülkeleri) tam destek verdiğini ve yanında olduğunu belirttiklerini ifade etti. Ayrıca iki ülkenin su güvenliğinin Arap ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğunu vurgulayarak bu ülkelerin Nil suları üzerindeki haklarını etkileyen herhangi tek taraflı eylemlere ve uygulamalara karşı olduklarını bildirdi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de dünkü toplantıda, Etiyopya tarafıyla Nahda Barajı müzakerelerinin durduğunu ve Etiyopyalıların bu sorunu çözmek için yürtülen girişimler konusunda uzlaşmaz bir biçimde davrandıklarını söyledi. Arap dışişleri bakanları aynı zamanda, Afrika Birliği'nin (AfB) himayesinde yürütülen Nahda Barajı müzakerelerinin durdurulmasından dolayı duydukları endişeyi dile getirdiler. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Arap ülkelerinin Etiyopya'nın Nahda Barajı’nı doldurma niyeti konusundaki anlaşmazlığı görüşmek üzere BM Güvenlik Konseyi'ni toplanmaya çağırdığını duyurdu.
Gayt, Doha'da gerçekleşen görüşmenin ardından Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile düzenlediği basın toplantısında, Arap Birliği’nin Nahda Barajı'na ilişkin verdiği kararlara yönelik güçlü bir Arap desteği olduğunu vurguladı. Bunun, Mısır ve Sudan'ın yanında yer aldıklarını gösterdiğini ifade etti. Katarlı Bakan Sani de ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
 "Arap Birliği, baraj anlaşmazlığında Mısır ve Sudan'ı desteklemek için kademeli önlemler alabilir. Tüm tarafların Nahda Barajı konusunda diplomasiye başvurmasını ve Afrika arabuluculuğunda bir atılım gerçekleşmesini umuyoruz. Rönesans Barajı üzerinde Afrika arabuluculuğunu destekleyen ortak bir Arap tutumu var."
Sani, tarafları bu tutuma katılmaya ve özellikle başta Mısır ve Sudan olmak üzere aşağı havza ülkelerini etkileyen tek taraflı adımlar atmamaya çağırdı.
Katar'ın başkenti Doha'da dün Rönesans Barajı krizini görüşmek üzere gerçekleştirilen bakanlar düzeyindeki olağanüstü toplantıya 17 ülkenin dışişleri bakanları katıldı. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Etiyopya tarafı ile Rönesans Barajı müzakerelerinin başarısız olduğunu bildirdiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Mısır ve Sudan 10 yıldır Etiyopya tarafıyla zorlu müzakereler yürütüyor. Mısır'ın, Etiyopya’nın aşağı havza ülkelerinin haklarını ihlal etmeden ve taraflara zarar vermeden gelişme hakkını garanti ederek bağlayıcı ve adil bir yasal anlaşmaya varma konusundaki iyi niyetine rağmen somut bir ilerleme kaydedilmedi. Sayısız müzakere turları gerçekleştirildi. Mısır bu görüşmelerde büyük bir esneklik gösterdi. Böylece tüm hususları dengeleme konusundaki kararlılığını ve isteğini yansıttı. Tüm ülkelerin karşı tarafa zarar vermeden istediklerinin bir kısmını herhangi bir müdahale olmaksızın elde etmelerini sağlayacak şekilde bu müzakerelerden çıkmalarına olanak sağlayacak fikirler sundu. Sorun, Etiyopya’nın uluslararası nehirleri yöneten tüm tüzükler ve anlaşmalar ile eylemlerinin çatıştığını kasıtlı olarak görmezden gelerek vizyonunu başkalarına zorla dayatmak istemesinde yatıyor. Ayrıca yukarı havza ülkelerinin aşağı havza ülkelerini kontrol ettiği şeklindeki yeni bir gerçekliği empoze etmeye çalışıyor. Mısır'ın kabul edemeyeceği şey de tam olarak budur. Çünkü Nil Nehri, aşağı havza ülkeleri için de ortak bir mülkiyettir. Kim olursa olsun hiç kimsenin bu köklü kuralı değiştirmesine izin verilemez.”
Bakan Şukri açıklamasının devamında krizden müzakereleri yürüten ülkelerin suçlanamayacağını vurguladı:
"Afrika arabuluculuğundaki müzakerelerin başlamasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Buna rağmen görüşmelerde henüz istenen sonuçlar alınamadı. Bu konuda müzakereyi yürütenler suçlanamaz. Mısır, Güney Afrika'nın ve Kongo’nun çabalarını takdir ediyor. Etiyopya dışında tüm bu çabaları boşa çıkaran ve müzakereleri zaman kazanmaktan başka bir amaçla uzatan başka bir taraf görmüyoruz.”
Mısır, Sudan ve Etiyopya arasındaki müzakereler, Mısır'ın oldu bittiyi empoze etme çabası olarak gördüğü ve iki aşağı havza ülkelerinin çıkarları ve uluslararası hukuk kurallarının açıkça ihlali olarak değerlendirdiği Etiyopya’nın baraj rezervuarını doldurma işlemini önümüzdeki temmuz ayında uygulamakta ısrar etmesiyle çıkmaza girdi. 
Arap Birliği, tüm tarafları barajı doldurma ve işletme kuralları konusunda kapsamlı bir anlaşmaya varmadan diğer ülkelerin su çıkarlarına zarar veren tek taraflı önlemler almaktan kaçınmaya çağırdı. Mısır Dışişleri Bakanı, Addis Ababa'nın iki aşağı havza ülkesi ile bir anlaşma olmaksızın söz konusu devasa barajın rezervuarını doldurmaya devam etme konusundaki ısrarı ile Etiyopya'nın gösterdiği uzlaşmaz tutumun 2015 yılında üç ülke arasında imzalanan İlkeler Bildirgesi Anlaşması’nın ciddi bir ihlali olduğunu vurguladı. Şukri sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sabrımız birçok şekilde ölçüldü. Ancak Mısır, gerginliğin artmasının bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki sonuçlarının önceden farkında olması nedeniyle her seferinde sorumlu ve dürüst davranan taraf olduğunu kanıtladı.”
Mısır'ın tüm diplomatik çözümlere başvurmaya kararlı olduğunu, bunun konuyu Arap kardeşlere sunmaya ve onlardan sadece Mısır-Sudan girişimini desteklemelerini istemeye sevk ettiğini vurgulayan Şukri şu ifadeleri kullandı:
“Mısır’ın söz konusu varoluşsal meseleyi bu toplantıda Arap bakanlara sunmasının nedeni, bu konunun Arap ulusal güvenliğini de etkilemesidir. Bu, kardeş Afrika ülkesine karşı bir çatışma yaratmak için bir girişim olarak anlaşılmamalı. Bu talep, ulusal güvenliğimizi korumada Arap dayanışmasının öneminden kaynaklanıyor.”



Lübnan’da C-4 patlayıcısı ele geçirilmesi, suikast endişelerini yeniden gündeme getirdi

Başbakan Nevvaf Selam, kabine toplantısına başkanlık ederken (Başbakanlık)
Başbakan Nevvaf Selam, kabine toplantısına başkanlık ederken (Başbakanlık)
TT

Lübnan’da C-4 patlayıcısı ele geçirilmesi, suikast endişelerini yeniden gündeme getirdi

Başbakan Nevvaf Selam, kabine toplantısına başkanlık ederken (Başbakanlık)
Başbakan Nevvaf Selam, kabine toplantısına başkanlık ederken (Başbakanlık)

Lübnan ordusu, kaçakçıların Suriye topraklarından ülkeye sokmaya çalıştığı bir patlayıcı sevkiyatını ele geçirdi. Olay, ülkede suikastlara ilişkin endişeleri artırdı.

Ordudan yapılan açıklamada, söz konusu sevkiyatın ay başından bu yana ele geçirilen üçüncü patlayıcı sevkiyatı olduğu ve yaklaşık 200 kilogram patlayıcı içerdiği belirtildi. Sevkiyatta, yüksek tahrip gücüne sahip C-4 tipi patlayıcının da bulunduğu kaydedildi. Patlayıcıların, Suriye’den Lübnan’a kaçırılmak üzere çuvallara yerleştirildiği, kaçakçıların ise Suriye topraklarına kaçtığı ifade edildi.

Beka Vadisi’ndeki Hermel bölgesinde ele geçirilen sevkiyatın Beyrut’a götürülmekte olduğu bildirildi. C-4 tipi patlayıcının, Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri suikastında ve son yirmi yılda ülkede meydana gelen çok sayıda siyasi suikastta kullanıldığı hatırlatıldı.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da patlayıcı sevkiyatlarının kaçakçılığına karışan herkesin takip edilmesi konusunda “hoşgörü gösterilmeyeceğini ve göz yumulmayacağını” vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Selam, hükümetinin devletin meşru otoritesi dışında kalan hiçbir silahlı yapıya müsamaha göstermeyeceğini belirtti.

Başbakan Selam, soruşturmanın sürdürülüp kapsamının genişletileceğini ifade ederek, “Amaç, olaya karışan bütün kişileri ve bunların arkasındaki tarafları belirlemek, planlarını ve hedeflerini ortaya çıkarmak ve hak ettikleri cezayı almaları için onları yargıya sevk etmektir” ifadelerini kullandı.


Menfi, Libya İstihbarat Başkanı ile ulusal güvenliğin korunmasına yönelik yöntemleri görüştü

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin el-Melikta’yı dün kabul etti. (El-Menfi’nin Ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin el-Melikta’yı dün kabul etti. (El-Menfi’nin Ofisi)
TT

Menfi, Libya İstihbarat Başkanı ile ulusal güvenliğin korunmasına yönelik yöntemleri görüştü

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin el-Melikta’yı dün kabul etti. (El-Menfi’nin Ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin el-Melikta’yı dün kabul etti. (El-Menfi’nin Ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ülkede yaşanan siyasi çekişmeler, gerilimler ve bölünmelerin gölgesinde ulusal güvenliğin korunmasına yönelik adımları İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abdülmecid Meligta ile görüştü.

El-Menfi’nin ofisinden dün yapılan açıklamaya göre Menfi, Meligta ile bir araya geldi. Görüşmede ulusal güvenliğin korunmasına yönelik çalışmaların sürdürülmesinin ve istihbarat faaliyetlerinin etkinliğinin artırılmasının önemini vurguladı. Menfi ayrıca, devletin yüksek çıkarlarına hizmet etmek, güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla Libya’nın Afrika ve uluslararası güvenlik iş birliği mekanizmalarındaki rolünün etkinleştirilmesi gerektiğini belirtti.

El-Menfi, yardımcıları Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi ile Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdülhamid Dibeybe'yi bir araya geldiği toplantı (Arşiv-El-Menfi'nin Ofisi)
El-Menfi, yardımcıları Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi ile Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdülhamid Dibeybe'yi bir araya geldiği toplantı (Arşiv-El-Menfi'nin Ofisi)

Atama kararı Başkanlık Konseyi’nde görüş ayrılığına yol açmıştı

Başkanlık Konseyi’nde, Menfi’nin 24 Haziran’da eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hüseyin el-Ayib’in yerine Meligta’yı atamasının ardından görüş ayrılığı yaşanmıştı.

Konsey üyesi Musa el-Kuni, başkanlık konseyinin yetkilerinin bireysel değil kolektif olduğunu belirterek, egemenlik ve üst düzey yönetim pozisyonlarına ilişkin kararların, resmî bir toplantıda görüşülüp onaylanmadan ve tutanak altına alınmadan resmiyet kazanamayacağını ifade etmişti.

El-Menfi’nin ofisi, dün yaptığı açıklamasında Meligta’nın yerel güvenlik alanındaki son gelişmeler, teşkilatın çalışmaları ve ulusal güvenlikle ilgili dosyaların takibine yönelik faaliyetler hakkında Konsey Başkanı’na bilgi verdiğini bildirdi. Meligta ayrıca bölgesel ve uluslararası düzeydeki toplantı ve temaslarının sonuçlarını aktardı.

Afrika istihbarat iş birliği ve terörle mücadele ele alındı

Meligta, Libya İstihbarat Teşkilatı Başkanı sıfatıyla Afrika Güvenlik ve İstihbarat Servisleri Komitesi’nin (CISSA) Yürütme Komitesi toplantısında ele alınan konular hakkında da Menfi’ye bilgi verdi. Görüntülü konferans yöntemiyle gerçekleştirilen toplantıya Meligta başkanlık etti.

Toplantıda Afrika ülkeleri arasında istihbarat koordinasyonu ve iş birliğinin güçlendirilmesi ile ortak güvenlik tehditlerine karşı mücadele konuları ele alındı.

Açıklamada ayrıca Meligta’nın Azerbaycan’da düzenlenen Bakü Güvenlik Konferansı’na katılımının sonuçlarını ve mevkidaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeleri aktardığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu görüşmelerde istihbarat iş birliğinin güçlendirilmesi, sınır güvenliği, terörizm ve organize suçla mücadele ile bölgesel gelişmelerin güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Başkanlık Konseyi’nde Menfi ile yardımcıları Musa el-Kuni ve Abdullah el-Lafi arasında tekrarlanan görüş ayrılıklarının yaşandığı, tarafların siyasi konular ve bu konulardaki tutumlarına ilişkin zaman zaman ayrı ayrı açıklamalar yaptığı belirtiliyor. Meligta’nın atanması da bu anlaşmazlıklar arasında yer alıyor.

Meligta’ya yönelik suikast girişimi

Meligta, 14 Haziran 2024’te Libya’nın başkenti Trablus’ta güzergâhına yerleştirilen bir araca konulan patlayıcının infilak etmesi sonucu suikast girişimine uğramış ve yaralanmıştı. Şüphelilerin daha sonra Tunus’a kaçtığı bildirildi.

Trablus’taki Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Nisan’da suikast girişiminden hüküm giyen 7 sanığa farklı sürelerde hapis cezaları vermişti.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, yardımcısı Abdullah el-Lafi (solda) ve Konsey Genel Sekreteri Tümgeneral Muhammed bin Yusuf ile dün bir araya geldi. (El-Menfi’nin Ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, yardımcısı Abdullah el-Lafi (solda) ve Konsey Genel Sekreteri Tümgeneral Muhammed bin Yusuf ile dün bir araya geldi. (El-Menfi’nin Ofisi)

Askerî yapılanmanın yeniden düzenlenmesi de gündemde

Öte yandan el-Menfi’nin ofisi, Libya ordu başkomutanı sıfatıyla Menfi’nin dün Trablus’ta Başkanlık Konseyi Genel Sekreteri ve Başkomutanlık Ofisi Müdürü Tümgeneral Muhammed bin Yusuf ile bir toplantı gerçekleştirdiğini duyurdu.

Toplantıda ordu ve Konsey’e bağlı kurumların işleyişine ilişkin çeşitli kararlar ele alınırken, Libya ordusunun yeniden yapılandırılmasına yönelik mekanizmalar da değerlendirildi.


Yemen İçişleri Bakanlığı: Husilere bağlı terör hücreleri çökertildi… Koalisyon Suudi Arabistan’a yönelik tehdide müdahale ediyor

Yemen İçişleri Bakanı ve Aden Valisi basın toplantısı sırasında (Yemen İçişleri Bakanlığı)
Yemen İçişleri Bakanı ve Aden Valisi basın toplantısı sırasında (Yemen İçişleri Bakanlığı)
TT

Yemen İçişleri Bakanlığı: Husilere bağlı terör hücreleri çökertildi… Koalisyon Suudi Arabistan’a yönelik tehdide müdahale ediyor

Yemen İçişleri Bakanı ve Aden Valisi basın toplantısı sırasında (Yemen İçişleri Bakanlığı)
Yemen İçişleri Bakanı ve Aden Valisi basın toplantısı sırasında (Yemen İçişleri Bakanlığı)

Yemen İçişleri Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, 26 Eylül’de geçici başkent Aden ile Lahic ve Ebyen vilayetlerinde Husilere bağlı terör hücrelerinin çökertildiğini duyurdu.

Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, Aden’de düzenlediği basın toplantısında, 18 kişiden oluşan hücrenin güvenlik ve askeri yetkililer ile stratejik tesisleri hedef almayı, ayrıca çatışma cephelerine yönelen askeri takviye birliklerine ve ikmal hatlarına saldırmayı planladığını belirtti.

Öte yandan Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, pazartesi günü Suudi Arabistan yönüne ilerleyen insansız hava araçları ve seyir füzelerinden kaynaklanan bir tehdidin tespit edilerek takip altına alındığını açıkladı. Koalisyon, tehdide yönelik müdahalenin sürdüğünü bildirdi.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ise başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların askıya alınması kararının uzatıldığını duyurdu. Açıklamada, havalimanı tesislerinin güvenliğinin ve operasyonel hazırlık durumunun doğrulanmasına yönelik gerekli işlemlerin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğü belirtildi.

Havalimanındaki operasyonların askıya alınması, Husilerin düzenlediği ve farklı ülke vatandaşlarının hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan saldırıların ardından geldi. Saldırılarda meydana gelen maddi hasarın tespit çalışmalarının da sürdüğü kaydedildi.

Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarını ve sivil tesisleri hedef alan saldırıları, Arap dünyasında ve uluslararası toplumda geniş çaplı kınamalara neden olurken Suudi Arabistan’a yönelik güçlü bir dayanışma mesajı da verildi.

Yemen, güvenliği hedef alan Husi hücresini çökertti

Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan, pazartesi günü Aden’de düzenlediği basın toplantısında, söz konusu hücreler arasında en dikkat çekici olanının 26 Eylül’de Lahic vilayetinde yakalanan 18 kişilik bir ağ olduğunu belirtti. Haydan, ağın Husi liderlerinin gözetiminde faaliyet gösterdiğini ve üyelerinin Husilerin kontrolündeki Saada, Damar ve Taiz vilayetinin El-Havban bölgesi gibi çeşitli yerlerde özel eğitim aldığını söyledi.

Haydan, soruşturmalarda hücre üyelerine patlayıcı düzenekler yerleştirme, bubi tuzakları kullanma ve güvenlik ile askeri yetkilileri ve tesisleri hedef alan saldırılar düzenleme eğitimi verildiğinin ortaya çıkarıldığını kaydetti. Hücrenin iki gruba ayrıldığını belirten Haydan, gruplardan birinin gözetleme, takip ve istihbarat toplama, diğerinin ise bombalı saldırılar ve diğer eylemleri gerçekleştirme görevini üstlendiğini ifade etti.

sc
Yemen İçişleri Bakanı Tümgeneral İbrahim Haydan (Yemen İçişleri Bakanlığı)

İçişleri Bakanı, güvenlik ve istihbarat birimlerinin planları hayata geçirilmeden önce engellediğini doğruladı. Hücrelerin, hükümet güçlerinin kontrolündeki vilayetlerde güvenlik ve istikrarı bozmayı, çatışma cephelerindeki durumu sekteye uğratmayı ve Husilerin kentleri ele geçirmesine zemin hazırlamayı amaçladığını belirtti.

Haydan, “Güvenlik birimleri, güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla İran destekli Husi milislerinin terör planlarına karşı tek bir an bile durmayan kesintisiz bir mücadele yürütüyor” dedi.

Güvenlik güçlerinin ülkenin iç kesimlerinde güvenliği sağlamaya yönelik elde ettiği başarıların, kurtarılmış bölgelerdeki mücadelenin tamamlanması ve Yemen halkının on yılı aşkın süredir büyük bir özlemle beklediği nihai zafere ulaşılması açısından temel bir dayanak ve gerçek bir başlangıç noktası oluşturduğunu vurguladı.

Haydan, şöyle konuştu:

“Husi milislerine karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Terörizmi ideolojik doktrininin bir parçası haline getiren bu milisler, gerçek İslam dinimizin öğretilerinden uzaklaşmıştır. Terör faaliyetleri, kurtarılmış vilayetlerdeki toplulukları hedef almakla sınırlı kalmamış, Müslümanlar için en kutsal mekânlar olan Mekke ve Medine’ye yönelmeye kadar varmıştır. Bu iki şehir, dünya genelinde bir milyardan fazla Müslümanın kalbinde özel bir yere sahip olup inançları ve dinî kimlikleriyle derinden bağlantılıdır.”

Husi milislerinin bütün örf, adet ve köklü toplumsal değerleri terk ettiğini savunan Haydan, örgütün terör ve aşırılık yanlısı hedeflerine ulaşmak, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı bozmak, kamu düzenini ve huzurunu baltalamak amacıyla çocukları, kadınları, Afrikalı göçmenleri ve yaşlıları saflarına katmak gibi alçakça yöntemlere başvurduğunu söyledi.

Haydan, Husi milislerinin söz konusu hücrelere sınırsız destek sağlamasına ve eğitimlerini İran Devrim Muhafızları Ordusu ile Hizbullah’tan uzmanların doğrudan denetlemesine rağmen İçişleri Bakanlığı personelinin hazırlığı, dikkati ve cesareti sayesinde hücrelerin birbiri ardına çökertildiğini belirtti. İstihbarat birimleriyle birlikte yürütülen operasyonların son aylarda örgüte ağır darbeler indirdiğini kaydetti.

Bu operasyonların, Husilerin kaos çıkarmak, güvenlik ve istikrarı bozmak, başta Aden, Lahic ve Ebyen olmak üzere hükümetin kontrolündeki vilayetlerde cephelerdeki durumu sekteye uğratmak ve kentleri ele geçirmek amacıyla hücrelere bel bağlama planlarını engellediğini ifade etti.

Aden’in Dar Saad ilçesinde güvenlik güçleri, bakanlığın açıklamasına göre, güvenlik ve askeri yetkililer ile stratejik tesisleri hedef alma planıyla bağlantılı patlayıcı düzenekler ve malzemeler bulunan bir hücre üyesini yakaladı. Soruşturmalar sırasında hücrenin kentte saldırmayı planladığı başka hedefler de ortaya çıkarıldı.

Bakanlık ayrıca 22 Eylül’de Lahic’te tamamı kadınlardan oluşan bir hücrenin üyelerinin yakalandığını duyurdu. Açıklamada, hücre üyelerinin gözetleme, takip, eleman devşirme ve sabotaj faaliyetleri yürütmekle görevlendirildiği belirtildi.

Bunun yanı sıra güvenlik güçleri, ayın başlarında Ebyen vilayetinin Lawdar ilçesinde iki kişiden oluşan bir hücreyi, güvenlik ve askeri güçler ile sivillere yönelik saldırılar planladıkları şüphesiyle yakaladı.

Haydan, Yemen’e sağladığı destek dolayısıyla Suudi Arabistan’a teşekkür ederek özellikle güvenlik alanındaki katkılarına dikkat çekti. Riyad’ın güvenlik kurumlarının kapasitesini güçlendirmede ve terör hücreleriyle mücadelede elde edilen başarılara katkıda bulunmada önemli rol oynadığını vurguladı.

Aden’de yerinden edilenler için 800 çadır kuruldu

Devlet Bakanı ve Aden Valisi Abdurrahman Şeyh ise yerel yönetimin, Husilerin Hudeyde ve Taiz vilayetlerindeki tırmanışı nedeniyle yaşanan göç dalgasının sonuçlarıyla mücadele etmek üzere güvenlik ve önleyici tedbirler aldığını söyledi.

Şeyh, valilik tarafından gerekli hizmet ve donanıma sahip 800 çadır kurulduğunu ve yaklaşık 15 gün içinde 7 bin yerinden edilmiş kişinin bu çadırlara yerleştirildiğini açıkladı.

Lahic Valisi Murad el-Halimi de vilayetlerdeki güvenlik birimleri ile İçişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonun hücrelerin yakalanmasına ve planlanan terör ve sabotaj eylemlerinin engellenmesine katkıda bulunduğunu belirtti.

El-Halimi, herkesi sorumluluklarının bilincinde olmaya, kurtarılmış vilayetlerde güvenliği korumak için kararlılıkla çalışmaya ve bu bölgelerin Husi milislerinin planlarının kurbanı olmasını önlemeye çağırdı.

Yemen İçişleri Bakanlığı, soruşturmaların ve delil toplama sürecinin tamamlanmasının ardından şüphelilerin yargılanmaları için ilgili adli makamlara sevk edileceğini doğruladı.