Lübnan’da hükümet krizi: Cumhurbaşkanı ile Meclis Başkanı arasında gerginlik

Lübnan Meclis Başkanı Berri, hükümet kuruluşunda arabuluculuğunun devam ettiğini söylerken Cumhurbaşkanı Avn, Berri’yi taraf olmakla suçladı

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri arasındaki bir toplantıdan bir görüntü (NNA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri arasındaki bir toplantıdan bir görüntü (NNA)
TT

Lübnan’da hükümet krizi: Cumhurbaşkanı ile Meclis Başkanı arasında gerginlik

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri arasındaki bir toplantıdan bir görüntü (NNA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri arasındaki bir toplantıdan bir görüntü (NNA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri arasında yaşanan gerginlik yeni hükümet kurma sürecinin çıkmazda olduğunu gösteriyor.
Arabuluculuk temaslarını eleştiren Cumhurbaşkanı Avn’a cevap veren Berri, “Başbakan Saad Hariri’nin hükümeti yönetmemesi kararı, sizin hakkınız değil. Yönetme kararı da sizde değil” dedi. Berri ayrıca arabuluculuk girişiminin devam ettiğini vurguladı.
Bu ifadelere yanıt olarak da Cumhurbaşkanlığı’ndan üst düzey bir kaynak, Avn’ın “Berri’nin arabuluculuk statüsünü kaybettiğine ve hükümet krizine taraf olduğuna” inandığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi geçen salı günü “Bazılarının hükümeti kurma meselesine yaklaşırken yarattığı yapay ivmenin, anayasada öngörülen tek yolu izlemediği takdirde hiçbir ufku olmayacaktır” açıklamasında bulunmuştu. Açıklama sonrasında Berri, Lübnan cumhurbaşkanlığına karşı sert bir dille yanıt verdi.
Berri, son açıklamasında, “Lübnan halkı adına hareket ettim ve ediyorum. Bir başbakan tayin etme kararı, cumhurbaşkanının iradesi dışında olup, daha çok milletvekillerinin, yani yasama makamının kararına bağlıdır” ifadelerini kullandı. Nebih Berri, “Hükümeti kurmak için meclis istişarelerini yürüten, (anayasanın 64’üncü maddesi uyarınca) atanan başbakandır. Bu nedenle hükümeti kuracak yetkilinin talebi üzerine, ulaşabileceği herhangi bir girişimde kendisine yardımcı olmaya çalışmak benim hakkımdır. Özellikle başbakan ile anlaşarak, hükümeti oluşturan kararnameyi imzalama yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanı, bunu yapmak için her türlü isteğini dile getirmiştir. Bu konuda da birkaç haberci göndermiştir. ‘Berri girişimini’ benim kişisel varlığım olmadan başarılı kılmak için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ve diğer yerlerde birden fazla toplantı yapılmıştır” dedi.
Avn’ın, kendi arabuluculuğunu daha önce onaylamasına atıfta bulunan Berri, “Mademki bakan sayısı 24’e çıktı. Mademki Cumhurbaşkanı tarafından isimlendirilen 8+2 bakan ısrarınız üzerine içişleri meselesi çözülüyor. O zaman her şey bozulur, ülke çöker ve kurumlar erozyona uğrar. Halkın beli bükülür. Batı, Doğu ve sizin tarafınız dışında Lübnanlı tarafların onayladığı bir girişimin reddedilmesiyle Kostantiniyye duvarı çöküyor” değerlendirmesinde bulundu. Berri, “Salı günü açıkça söylediniz; ‘Saad Hariri’yi başbakan olarak istemiyoruz’ diye. Bu sizin hakkınız değil. Onu tayin kararı da sizin değil. Temsilciler Meclisi, ona mesajınıza cevaben sözünü söyledi” dedi. Berri, ‘ayrılmanın değil, bir çözümün gerekli olduğunu’ söylerken, girişiminin devam ettiğini de vurguladı.
Lübnan cumhurbaşkanlığı da 16 Haziran’da Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin açıklamasına yanıt verirken, ‘arabuluculuk statüsünü’ ve ‘Lübnan halkı adına hareket etme hakkını’ kaybettiğini dile getirdi. Açıklamada, “Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a yönelik kampanyaların asıl amacı, onun takip rolünü bozmak ve onu sorumluluklarından uzaklaştırmaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Avn’ın 1990’dan 2005’e kadar süren dışlama yıllarından sonra varlığını ve rolünü geri kazanmasını kabullenemeyenler var” denildi. Cumhurbaşkanlığı, Berri’nin, cumhurbaşkanının hükümette tek bir bakana sahip olma hakkının olmadığını söylemesi dolayısıyla üzüntülerini dile getirirken, “Sanki Cumhurbaşkanına karşı yürütülen kampanyaların asıl amacının, yürütme makamını oluşturma ve yasama makamıyla çalışmaları denetleme rolünü bozmak, ayrıca bazen fiilen, bazen de sözle, anayasanın kendisine yüklediği sorumluluklardan uzaklaştırmak olduğunu ifade etmek istiyor” dedi. Cumhurbaşkanlığı, “girişimi kabul etmediği ve Saad Hariri’nin hükümeti kurmasını reddettiği” hususunda yöneltilen suçlamayı da “İnkarın ve hakikate yabancılaşmanın zirvesi” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanlığı ayrıca, “Çünkü Cumhurbaşkanı, Temsilciler Meclisi’nin iradesine cevap verdi. Cumhurbaşkanlığına ve cumhurbaşkanının şahsına ve yetkilerine yönelik birçok suiistimal ve saldırı göz ardı edildikten sonra Hariri, alınan bir kararla hükümeti kurmakla görevlendirildi” dedi.
Açıklamada, “Devlet, Cumhurbaşkanının herkesin bildiği, cumhurbaşkanının rolünü marjinalleştirme, yetkilerini ve sorumluluklarını sınırlandırma arzularını karmaşıklaştırdığı eylemlerin yol açtığı hükümet krizine tüm gücüyle bir çözüm aradığını anlamalıdır” denilirken, Meclis Başkanı tarafından yapılan açıklamanın ‘bunun en iyi kanıtı’ olduğu kaydedildi.
Açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı, ortaya koyulanların yeterli olması halinde Temsilciler Meclisi Başkanının açıklamasında belirtilen yanlışlıklara girmekten kaçınır ve kendisi için tek olumlu olan şeyi ifade eder. Ki bu da hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak için inisiyatifini devam ettirme arzusudur” ifadelerine yer verildi.
Daha Başkan Berri’nin Medya Ofisi de cumhurbaşkanlığının açıklamasına yanıt vererek, “Siz buna inanıyorsanız, biz de yöneldiğiniz şeye inanmak istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın ‘Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’ın herhangi bir bakanlık pozisyonuna ulaşma hakkı yoktur’ sözünün sahibi olduğunu hatırlatırız” diyerek, “Hadi çözüme gidelim” ifadelerini kullandı.
Berri girişiminin, Temsilciler Meclisi Başkanı bağlı olduğu sürece girişimi desteklemeye devam edecek olan (Sünni) Müstakbel Hareketi, (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP) ve (Şii) Hizbullah da dahil olmak üzere birçok tarafın desteğine sahip olduğunu belirten medya ofisi, “Çünkü hükümet ikilemini çözmek için başka bir girişim yoktur” dedi. (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH), bir yanda Lübnan cumhurbaşkanlığı diğer yanda da Başbakan adayı Hariri ve Temsilciler Meclisi Başkanı Berri arasındaki çatışmadan uzak durmuştu. Bu çerçevede ÖYH Genel Başkanı Cibran Basil, “Hükümeti kurmakla görevli Saad Hariri başkanlığındaki bir hükümetin hızla kurulmasından yanayız. Bu seçeneği anayasaya göre yapmakla yükümlüyüz” dedi.
Basil, bu konuda gerekli adımların atılması yönünde hızlı bir girişim ortaya koyulması temennisinde bulunurken, “Hükümetin mutlak önceliği reformları uygulamaktır ve bu gerçekleşene kadar bu, bir görevdir ve zorunluluktur. Parlamento harika bir iş çıkarabilir ve Lübnan’ın birçok sorununu çözmek için yasalar onaylayabilir” dedi.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.