ABD Kongresi’nde Lenderking’i ve Suudi Arabistan’ın girişimini desteklemeye yönelik hamleler artıyor

ABD Temsilcisi Husilerin barış çabalarını engellemesini kınarken, Bakan Mübarek Husileri kararlarında İran'a bağımlı olmakla suçladı.

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
TT

ABD Kongresi’nde Lenderking’i ve Suudi Arabistan’ın girişimini desteklemeye yönelik hamleler artıyor

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)

ABD Kongresi’nde Yemen krizini çözmek için ABD’nin ve uluslararası toplumun çabalarını desteklemek amacıyla üyeler düzeyinde çabalar artarken, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking Yemen’de kapsamlı bir ateşkese ulaşmayı sağlamak amacıyla Suudi Arabistan'a gitti. Lenderking, geçen Şubat ayında göreve başlamasından bu yana bölgeyi 7. kez ziyaret etmiş oldu.
Şarku'l Avsat, ABD Kongresi'nde Temsilciler Meclisi ve Senato'daki ABD'li milletvekillerini Yemen krizini sona erdirmek için ABD'nin çabalarını desteklemeye ve Marib'deki çatışmanın devamı ve Yemen'de işlenen suçlardan dolayı Husileri cezalandırmaya çağıran güçlü hamlelerin ve çabaların söz konusu olduğu yönünde bilgi aldı. 
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre, bu hamlelere Minnesota’dan Cumhuriyetçi eski Senatör Norm Coleman öncülük ediyor. Coleman, Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin ofisleriyle iletişim kurarak, Yemen'de kötüleşen durumdan ve Suudi hükümeti ile Arap Koalisyonu ülkeleri tarafından desteklenen müzakerelerin başarısızlığından İran destekli Husilerin sorumlu tutulması yönünde baskı yaptı.
Şarku’l Avsat’ın bir kopyasına ulaştığı Coleman'a ait mektupta Coleman ABD’li vekilere şu açıklamayı yaptı:
"Suudi Arabistan, Yemen'deki çatışmada barışçıl bir çözüme ulaşmak için ABD hükümeti ve Birleşmiş Milletler'in çabalarını desteklemeye devam ediyor. Bu çerçevede, Yemen'de ülke çapında bir ateşkese varmak ve Birleşmiş Milletler himayesinde çatışmaya kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak amacıyla Mart ayı sonunda barışçıl bir siyasi girişim sundu. Ancak ne yazık ki Husiler iyi niyetle müzakere masasına oturmayı reddetti. Kongre üyelerinin Yemen'de yaşanan acılar nedeniyle Husileri ve onları destekleyen İran rejimini sorumlu tutmaları kritik önem taşıyor.”
Bu çabaların bir sonucu olarak, Senato’daki bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri Yemen’deki soruna tepki gösterdi. Idaho'dan Senatör James Risch, Florida'dan Marco Rubio, Indiana'dan Todd Young ve Idaho'dan Mike Crapo, geçen Pazartesi günü ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield’e ortak bir mektup yazdılar. Mektupta Greenfield’a, şiddetli insan hakları ihlallerine ve Yemen halkına İran destekli Husiler tarafından kitlesel olarak fikirlerinin dayatılmasına karşılık acil olarak ihtiyaç duyulan uluslararası dikkatleri çekme çağrısında bulundular.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Tim Lenderking'in 15-17 Haziran tarihleri ​​arasında Suudi Arabistan'a düzenlediği yedinci ziyaretinde iki gün kaldığı ve Yemen ve Suudi Arabistan hükümetinden üst düzey yetkililerle bir araya geldiği belirtildi. Ayrıca BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ile de görüştüğü kaydedildi.
Açıklamada, Lenderking'in bir önceki ziyareti sırasında ele aldığı üzere, ihtiyacı olan Yemenlilere yardım sağlamanın tek yolu olarak gördüğü ülke çapında kapsamlı bir ateşkese ulaşma konusundaki son çabaları görüştüğü belirtildi.
ABD Hazine Bakanlığı, ABD’nin İran'la mücadele ve Husileri finanse etmesine karşılık son hamlesi çerçevesinde, İran Devrim Muhafızları için çalışan uluslararası bir ağ aracılığıyla silahlı Husi grubuna milyonlarca dolar olduğu tahmin edilen fonların transferini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle bir dizi Yemenli, İranlı ve diğer kuruluşlara yaptırımlar uyguladı.

Griffiths'in son çabaları
BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen dosyasındaki görevinden ayrılmadan önceki son çabaları çerçevesinde dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi çözümün savaşı sona erdirebileceğini vurguladı. Yemen hükümeti ise anlaşmanın şartlarına bağlılığını yinelerken, uluslararası toplumu Husi darbeci milislerine barış seçeneğini kabul etmeleri için daha fazla baskı uygulamaya çağırdı.
Yeni görevi BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) başına geçmeden önce Yemen dosyasına ilişkin son girişimlerde bulunan Griffiths, BM Güvenlik Konseyi'nde Salı günü verdiği brifingden sonra Riyad'a dönmüştü. Yemen'deki insani acıları dindirmek ve savaşı durdurmak için bir atılım gerçekleştirmeyi umarak BM planını canlandırmaya çalışan ABD Temsilcisi Tim Lenderking de Griffiths ile eş zamanlı olarak Riyad’a geldi. 
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Twitter'da yapılan açıklamada, Lenderking ve Büyükelçi Cathy Westley'in Riyad'da Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir ile Riyad Anlaşması'nda ilerlemenin önemini görüştüğü bildirildi. Ayrıca, Marib Valiliği'nde sivillere yönelik giderek artan vahşi Husi saldırılarını ve Husilerin barış sürecini engellemesini de kınadıkları kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, Tim Lenderking'in ve Büyükelçi Westley'in Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik ile yaptığı görüşmede, Yemen kabinesinin yakında Aden'e döneceğine dair umutlarını dile getirdiklerini belirtti. Ayrıca Lenderking’in Hudeyde Limanı üzerinden ve Yemen'in tamamında özellikle yakıt olmak üzere serbest mal akışının sağlanmasının önemini vurguladığı bildirildi.
Lenderking’in bu açıklamalarından, meşru hükümete Hudeyde Limanı’na ulaşan gemilerde üzerindeki kontrol uygulamalarını durdurması için baskı yaptığı anlaşılırken, İngiltere, Yemen Büyükelçisi Michael Aron aracılığıyla Yemen hükümet yetkilileriyle görüşmelerde bulunarak Griffiths'in son çabalarına destek verdi.
Yemen’deki resmi kaynaklar, Başbakan Muin Abdülmelik'in Riyad'da Lenderking ile BM ve uluslararası düzeyde barış önerilerini ele aldığını ve hükümetin bu önerileri olumlu şekilde karşıladığını belirttiğini aktardı. Ayrıca görüşmede, Husi milislerine ve Tahran'daki destekçilerine, grubun savaşını ve özellikle Marib başta olmak üzere sivillere ve yerinden edilmişlere ve Suudi Arabistan'daki sivil nesnelere yönelik saldırılarını durdurmaları için baskı yapmak üzere uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler'in neler yapabileceğinin ele alındığı belirtildi. 
SABA haber ajansının aktardığına göre Başbakan Abdulmelik, ülkesinin barış sürecini engelleyen tarafı belirlemede ABD’nin net tavrını takdir ettiğini ve Husi milisleri ve destekçileri üzerindeki baskıları artırma gereğini vurguladığını belirtti. Aynı zamanda İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı kuruluşlara ve Husi darbe milislerinin finansmanına katkıda bulunanlara yönelik uygulanan son ABD yaptırımlarına değindi.
Başbakan Abdulmelik açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Herhangi bir barış süreci, gerçek bir ateşkes ve uluslararası toplumun ve BM’nin denetimi ve öncülüğü çerçevesinde barışın gerekliliklerine tam bir bağlılıkla başlamalı. Husi milisleri, barış yolunda ilerlemek için uluslararası baskılara cevap verseler bile bu konuyu önceki deneyimlerde olduğu gibi güçlerini yeniden inşa etmek ve savaşı yeniden başlatmak için kullanacak.”
Yemenli kaynaklara göre Lenderking ise, "Umman heyetinin Sana'da bulunduğu dönemde Husilerin Marib'de sivillere yönelik başlattığı saldırılar karşısında şaşırdık. ABD bu saldırıları şiddetle kınıyor” dedi.

Yemen hükümeti BM’den yeni bir yaklaşım talep ediyor
Yemenli kaynaklar, Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’in dün (Perşembe) Griffiths ile yaptığı görüşmede, BM ve uluslararası toplumun Husileri savaş seçeneğinden ve engel oluşturma politikasından vazgeçmeye zorlayacak ve halkın çıkarlarına öncelik vermelerini sağlayacak yeni bir yaklaşım benimsemesinin önemini vurguladığını bildirdi. 
Kaynaklar Griffiths'in yaptığı açıklamada, sadece müzakereye dayalı bir siyasi çözümün her şeyi normale döndürebileceğini, bunun da savaşı sona erdireceğini ve tüm Yemenliler için adil ve sürdürülebilir bir barışı başlatacağını vurguladığını aktardı.
Kaynaklar, Bakan Mübarek'in İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Michael Aron ile yaptığı görüşmede, hükümetin barış sürecine bağlılığını ve kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışçıl çözüme ulaşmak için uluslararası, bölgesel ve BM’nin çabalarına verdiği desteği teyit ettiğini bildirdi. Ayrıca Husi milislerinin önerilen girişimi reddetmesinin, devam eden saldırılarının ve Marib ve Hacca vilayetlerinde askeri seferberliklerinin barışa yönelik ciddiyetsizliğini ve İran rejiminin bölgedeki yıkıcı projesine ve onun kararına bağımlılığını teyit ettiğini gösterdiğini belirtti. 
Yemen Dışişleri Bakanı, meşru hükümetin bölgedeki insani durum ve yakıt gemilerinin Hudeyde limanına girmesine istisnai izinler vermesine ilişkin yaptığı açıklamada, milislerin gümrük ve vergi kaynaklarını çalışanların maaşlarını ödemek için kullanma mekanizmasına ilişkin Stockholm Anlaşmasındaki maddeye uymamasına ve bunu askeri operasyonlarını finanse etmek için kullanmasına rağmen, hükümetin Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki vatandaşların ihtiyaçlarının sağlanması için istekli olduğunu vurguladı. 
Yemenli gözlemciler, Husileri herhangi bir barış planını kabul etmeye zorlamanın ancak Tahran'dan gelecek kararla mümkün olacağını düşünüyorlar. Ayrıca Husilerin Hudeyde Limanı gelirleri ve Sana Havaalanı’nın seyahat rotalarının kısıtlama olmaksızın kontrolü gibi siyasi kazanımlar elde etmedikçe Umman rolünün BM planının başarısı üzerinde bir etkisi olmayacağı öngörülüyor. 
Gözlemciler ayrıca, Husi grubunun lideri Abdulmelik el-Husi'nin son konuşmasında Batılı gözlemcilerin "siyasi olgunluktan yoksuzluk" olarak nitelendirdikleri açıklamalarında görülen uzlaşmazlığa işaret ettiler. Husilerin lideri konuşmasında, BM önerisine ve uluslararası çabalara, özellikle de ABD’nin adımlarına karşılık vermeyerek takipçilerini daha fazla savaşçı seferber etmeye ve savaşa devam etmek için daha fazla para toplamaya çağırmıştı.
ABD, Griffiths'in önümüzdeki ay Yemen dosyasındaki görevinden ayrılması nedeniyle Husileri ateşkesi durdurmaya ikna etme çabalarında Maskat'a güveniyor. Ancak grubun savaşı durdurma ve meşru hükümetle müzakere masasına dönme konusunda ciddi olmadığı şüphesi mevcut.
Griffiths, BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği brifingde, tarafları planına ikna etme çabalarının başarısız olduğunu belirterek Husilerin ateşkesin ve siyasi anlaşmanın başlatılması için Hudeyde Limanı ve Sana Havalimanı konusunda ayrı bir anlaşma üzerinde ısrar ettiğini vurguladı. Grup liderinin bu talebi Sana'daki görüşmede tekrar teyit ettiğini aktardı.
Ayrıca Yemen hükümetinin limanlar, havalimanı, ateşkes ve siyasi sürecin başlatılması ile planın tek bir paket olarak uygulanması gibi konularda anlaşmaya varılmasında ısrar ettiğini de sözlerine ekledi. 
Griffiths, önerdiği uzlaşma çözümlerini iki tarafın onaylamaması nedeniyle kötüye giden bir sürecin yaşandığını kabul ederken Umman ve diğer tarafların çabalarının yakında meyve vermesini umduğunu söyledi. Yakın zamanda Yemen'in kaderinde bir dönüm noktasına şahit olmayı beklediğini kaydetti.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.