ABD Kongresi’nde Lenderking’i ve Suudi Arabistan’ın girişimini desteklemeye yönelik hamleler artıyor

ABD Temsilcisi Husilerin barış çabalarını engellemesini kınarken, Bakan Mübarek Husileri kararlarında İran'a bağımlı olmakla suçladı.

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
TT

ABD Kongresi’nde Lenderking’i ve Suudi Arabistan’ın girişimini desteklemeye yönelik hamleler artıyor

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Ahmed bin Mübarek dün Riyad'da ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir araya geldi. (SABA)

ABD Kongresi’nde Yemen krizini çözmek için ABD’nin ve uluslararası toplumun çabalarını desteklemek amacıyla üyeler düzeyinde çabalar artarken, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking Yemen’de kapsamlı bir ateşkese ulaşmayı sağlamak amacıyla Suudi Arabistan'a gitti. Lenderking, geçen Şubat ayında göreve başlamasından bu yana bölgeyi 7. kez ziyaret etmiş oldu.
Şarku'l Avsat, ABD Kongresi'nde Temsilciler Meclisi ve Senato'daki ABD'li milletvekillerini Yemen krizini sona erdirmek için ABD'nin çabalarını desteklemeye ve Marib'deki çatışmanın devamı ve Yemen'de işlenen suçlardan dolayı Husileri cezalandırmaya çağıran güçlü hamlelerin ve çabaların söz konusu olduğu yönünde bilgi aldı. 
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre, bu hamlelere Minnesota’dan Cumhuriyetçi eski Senatör Norm Coleman öncülük ediyor. Coleman, Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin ofisleriyle iletişim kurarak, Yemen'de kötüleşen durumdan ve Suudi hükümeti ile Arap Koalisyonu ülkeleri tarafından desteklenen müzakerelerin başarısızlığından İran destekli Husilerin sorumlu tutulması yönünde baskı yaptı.
Şarku’l Avsat’ın bir kopyasına ulaştığı Coleman'a ait mektupta Coleman ABD’li vekilere şu açıklamayı yaptı:
"Suudi Arabistan, Yemen'deki çatışmada barışçıl bir çözüme ulaşmak için ABD hükümeti ve Birleşmiş Milletler'in çabalarını desteklemeye devam ediyor. Bu çerçevede, Yemen'de ülke çapında bir ateşkese varmak ve Birleşmiş Milletler himayesinde çatışmaya kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak amacıyla Mart ayı sonunda barışçıl bir siyasi girişim sundu. Ancak ne yazık ki Husiler iyi niyetle müzakere masasına oturmayı reddetti. Kongre üyelerinin Yemen'de yaşanan acılar nedeniyle Husileri ve onları destekleyen İran rejimini sorumlu tutmaları kritik önem taşıyor.”
Bu çabaların bir sonucu olarak, Senato’daki bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri Yemen’deki soruna tepki gösterdi. Idaho'dan Senatör James Risch, Florida'dan Marco Rubio, Indiana'dan Todd Young ve Idaho'dan Mike Crapo, geçen Pazartesi günü ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield’e ortak bir mektup yazdılar. Mektupta Greenfield’a, şiddetli insan hakları ihlallerine ve Yemen halkına İran destekli Husiler tarafından kitlesel olarak fikirlerinin dayatılmasına karşılık acil olarak ihtiyaç duyulan uluslararası dikkatleri çekme çağrısında bulundular.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Tim Lenderking'in 15-17 Haziran tarihleri ​​arasında Suudi Arabistan'a düzenlediği yedinci ziyaretinde iki gün kaldığı ve Yemen ve Suudi Arabistan hükümetinden üst düzey yetkililerle bir araya geldiği belirtildi. Ayrıca BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ile de görüştüğü kaydedildi.
Açıklamada, Lenderking'in bir önceki ziyareti sırasında ele aldığı üzere, ihtiyacı olan Yemenlilere yardım sağlamanın tek yolu olarak gördüğü ülke çapında kapsamlı bir ateşkese ulaşma konusundaki son çabaları görüştüğü belirtildi.
ABD Hazine Bakanlığı, ABD’nin İran'la mücadele ve Husileri finanse etmesine karşılık son hamlesi çerçevesinde, İran Devrim Muhafızları için çalışan uluslararası bir ağ aracılığıyla silahlı Husi grubuna milyonlarca dolar olduğu tahmin edilen fonların transferini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle bir dizi Yemenli, İranlı ve diğer kuruluşlara yaptırımlar uyguladı.

Griffiths'in son çabaları
BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen dosyasındaki görevinden ayrılmadan önceki son çabaları çerçevesinde dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi çözümün savaşı sona erdirebileceğini vurguladı. Yemen hükümeti ise anlaşmanın şartlarına bağlılığını yinelerken, uluslararası toplumu Husi darbeci milislerine barış seçeneğini kabul etmeleri için daha fazla baskı uygulamaya çağırdı.
Yeni görevi BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) başına geçmeden önce Yemen dosyasına ilişkin son girişimlerde bulunan Griffiths, BM Güvenlik Konseyi'nde Salı günü verdiği brifingden sonra Riyad'a dönmüştü. Yemen'deki insani acıları dindirmek ve savaşı durdurmak için bir atılım gerçekleştirmeyi umarak BM planını canlandırmaya çalışan ABD Temsilcisi Tim Lenderking de Griffiths ile eş zamanlı olarak Riyad’a geldi. 
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Twitter'da yapılan açıklamada, Lenderking ve Büyükelçi Cathy Westley'in Riyad'da Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir ile Riyad Anlaşması'nda ilerlemenin önemini görüştüğü bildirildi. Ayrıca, Marib Valiliği'nde sivillere yönelik giderek artan vahşi Husi saldırılarını ve Husilerin barış sürecini engellemesini de kınadıkları kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, Tim Lenderking'in ve Büyükelçi Westley'in Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik ile yaptığı görüşmede, Yemen kabinesinin yakında Aden'e döneceğine dair umutlarını dile getirdiklerini belirtti. Ayrıca Lenderking’in Hudeyde Limanı üzerinden ve Yemen'in tamamında özellikle yakıt olmak üzere serbest mal akışının sağlanmasının önemini vurguladığı bildirildi.
Lenderking’in bu açıklamalarından, meşru hükümete Hudeyde Limanı’na ulaşan gemilerde üzerindeki kontrol uygulamalarını durdurması için baskı yaptığı anlaşılırken, İngiltere, Yemen Büyükelçisi Michael Aron aracılığıyla Yemen hükümet yetkilileriyle görüşmelerde bulunarak Griffiths'in son çabalarına destek verdi.
Yemen’deki resmi kaynaklar, Başbakan Muin Abdülmelik'in Riyad'da Lenderking ile BM ve uluslararası düzeyde barış önerilerini ele aldığını ve hükümetin bu önerileri olumlu şekilde karşıladığını belirttiğini aktardı. Ayrıca görüşmede, Husi milislerine ve Tahran'daki destekçilerine, grubun savaşını ve özellikle Marib başta olmak üzere sivillere ve yerinden edilmişlere ve Suudi Arabistan'daki sivil nesnelere yönelik saldırılarını durdurmaları için baskı yapmak üzere uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler'in neler yapabileceğinin ele alındığı belirtildi. 
SABA haber ajansının aktardığına göre Başbakan Abdulmelik, ülkesinin barış sürecini engelleyen tarafı belirlemede ABD’nin net tavrını takdir ettiğini ve Husi milisleri ve destekçileri üzerindeki baskıları artırma gereğini vurguladığını belirtti. Aynı zamanda İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı kuruluşlara ve Husi darbe milislerinin finansmanına katkıda bulunanlara yönelik uygulanan son ABD yaptırımlarına değindi.
Başbakan Abdulmelik açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Herhangi bir barış süreci, gerçek bir ateşkes ve uluslararası toplumun ve BM’nin denetimi ve öncülüğü çerçevesinde barışın gerekliliklerine tam bir bağlılıkla başlamalı. Husi milisleri, barış yolunda ilerlemek için uluslararası baskılara cevap verseler bile bu konuyu önceki deneyimlerde olduğu gibi güçlerini yeniden inşa etmek ve savaşı yeniden başlatmak için kullanacak.”
Yemenli kaynaklara göre Lenderking ise, "Umman heyetinin Sana'da bulunduğu dönemde Husilerin Marib'de sivillere yönelik başlattığı saldırılar karşısında şaşırdık. ABD bu saldırıları şiddetle kınıyor” dedi.

Yemen hükümeti BM’den yeni bir yaklaşım talep ediyor
Yemenli kaynaklar, Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’in dün (Perşembe) Griffiths ile yaptığı görüşmede, BM ve uluslararası toplumun Husileri savaş seçeneğinden ve engel oluşturma politikasından vazgeçmeye zorlayacak ve halkın çıkarlarına öncelik vermelerini sağlayacak yeni bir yaklaşım benimsemesinin önemini vurguladığını bildirdi. 
Kaynaklar Griffiths'in yaptığı açıklamada, sadece müzakereye dayalı bir siyasi çözümün her şeyi normale döndürebileceğini, bunun da savaşı sona erdireceğini ve tüm Yemenliler için adil ve sürdürülebilir bir barışı başlatacağını vurguladığını aktardı.
Kaynaklar, Bakan Mübarek'in İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Michael Aron ile yaptığı görüşmede, hükümetin barış sürecine bağlılığını ve kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışçıl çözüme ulaşmak için uluslararası, bölgesel ve BM’nin çabalarına verdiği desteği teyit ettiğini bildirdi. Ayrıca Husi milislerinin önerilen girişimi reddetmesinin, devam eden saldırılarının ve Marib ve Hacca vilayetlerinde askeri seferberliklerinin barışa yönelik ciddiyetsizliğini ve İran rejiminin bölgedeki yıkıcı projesine ve onun kararına bağımlılığını teyit ettiğini gösterdiğini belirtti. 
Yemen Dışişleri Bakanı, meşru hükümetin bölgedeki insani durum ve yakıt gemilerinin Hudeyde limanına girmesine istisnai izinler vermesine ilişkin yaptığı açıklamada, milislerin gümrük ve vergi kaynaklarını çalışanların maaşlarını ödemek için kullanma mekanizmasına ilişkin Stockholm Anlaşmasındaki maddeye uymamasına ve bunu askeri operasyonlarını finanse etmek için kullanmasına rağmen, hükümetin Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki vatandaşların ihtiyaçlarının sağlanması için istekli olduğunu vurguladı. 
Yemenli gözlemciler, Husileri herhangi bir barış planını kabul etmeye zorlamanın ancak Tahran'dan gelecek kararla mümkün olacağını düşünüyorlar. Ayrıca Husilerin Hudeyde Limanı gelirleri ve Sana Havaalanı’nın seyahat rotalarının kısıtlama olmaksızın kontrolü gibi siyasi kazanımlar elde etmedikçe Umman rolünün BM planının başarısı üzerinde bir etkisi olmayacağı öngörülüyor. 
Gözlemciler ayrıca, Husi grubunun lideri Abdulmelik el-Husi'nin son konuşmasında Batılı gözlemcilerin "siyasi olgunluktan yoksuzluk" olarak nitelendirdikleri açıklamalarında görülen uzlaşmazlığa işaret ettiler. Husilerin lideri konuşmasında, BM önerisine ve uluslararası çabalara, özellikle de ABD’nin adımlarına karşılık vermeyerek takipçilerini daha fazla savaşçı seferber etmeye ve savaşa devam etmek için daha fazla para toplamaya çağırmıştı.
ABD, Griffiths'in önümüzdeki ay Yemen dosyasındaki görevinden ayrılması nedeniyle Husileri ateşkesi durdurmaya ikna etme çabalarında Maskat'a güveniyor. Ancak grubun savaşı durdurma ve meşru hükümetle müzakere masasına dönme konusunda ciddi olmadığı şüphesi mevcut.
Griffiths, BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği brifingde, tarafları planına ikna etme çabalarının başarısız olduğunu belirterek Husilerin ateşkesin ve siyasi anlaşmanın başlatılması için Hudeyde Limanı ve Sana Havalimanı konusunda ayrı bir anlaşma üzerinde ısrar ettiğini vurguladı. Grup liderinin bu talebi Sana'daki görüşmede tekrar teyit ettiğini aktardı.
Ayrıca Yemen hükümetinin limanlar, havalimanı, ateşkes ve siyasi sürecin başlatılması ile planın tek bir paket olarak uygulanması gibi konularda anlaşmaya varılmasında ısrar ettiğini de sözlerine ekledi. 
Griffiths, önerdiği uzlaşma çözümlerini iki tarafın onaylamaması nedeniyle kötüye giden bir sürecin yaşandığını kabul ederken Umman ve diğer tarafların çabalarının yakında meyve vermesini umduğunu söyledi. Yakın zamanda Yemen'in kaderinde bir dönüm noktasına şahit olmayı beklediğini kaydetti.



Ez-Zubeydi'nin Yemen Liderlik Konseyi üyeliği “vatana ihanet” suçu nedeniyle iptal edildi

Aydarus ez-Zubeydi (AP)
Aydarus ez-Zubeydi (AP)
TT

Ez-Zubeydi'nin Yemen Liderlik Konseyi üyeliği “vatana ihanet” suçu nedeniyle iptal edildi

Aydarus ez-Zubeydi (AP)
Aydarus ez-Zubeydi (AP)

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammad el-Alimi, Başkanlık Liderlik Konseyi'nden Tümgeneral Aydarus bin Kassem el-Zubeydi'nin üyeliğini iptal eden ve onu “vatana ihanet” olarak sınıflandırılan suçları işlediği, devletin güvenliğini ve birliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle Başsavcıya sevk eden bir başkanlık kararnamesi yayınladı.

Bugün yayınlanan karar, başta Yemen Cumhuriyeti Anayasası, Körfez Girişimi ve Uygulama Mekanizması, 2022 yılında yayınlanan iktidarın devri ve Başkanlık Liderlik Konseyi'nin kurulmasına ilişkin karar olmak üzere, bir dizi anayasal ve yasal referansa dayanmaktadır. Ayrıca, suçlar, cezalar ve üst düzey devlet görevlilerinin yargılanmasına ilişkin yasalar da bu kararın dayandığı referanslar arasındadır.

Kararda, bu kararın “tüm vatandaşların güvenliği ve Cumhuriyet'in egemenliğine olan bağlılığı yeniden teyit etmek amacıyla” alındığı vurgulanarak, “Ez-Zubeydi'nin adil güney davasını suistimal etmesi ve güney vilayetlerinde sivillere karşı ağır ihlallerde bulunmak için bunu kullanması”na işaret edildi. Ayrıca “Cumhuriyetin siyasi ve ekonomik merkezine zarar vermek, anayasaya ve anayasal otoritelere saldırmak ve devletin darbe ve isyanla mücadele çabalarını engellemek” de belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre kararın ilk maddesi, ez-Zubeydi'nin bir dizi suçlamaya dayalı olarak Başsavcıya sevk edilmesini ve görevinden uzaklaştırılmasını öngörmektedir. Bunların başında, cumhuriyetin bağımsızlığını zayıflatmak, askeri, siyasi ve ekonomik konumuna zarar vermek, silahlı çete kurmak ve silahlı kuvvetlerin subay ve askerlerine karşı cinayet suçları işlemek gibi vatana ihanet suçları ile anayasayı ihlal etmek ve yürürlükteki yasaları çiğnemek de yer almaktadır.

Kararın 2. maddesi, ez-Zubeydi'nin Başkanlık Liderlik Konseyi üyeliğinin iptal edilmesine karar verirken, 3. Madde, Başsavcıya yürürlükteki yasalara uygun olarak gerekli yasal tedbirleri almasını ve kendisine yöneltilen suçlamaları soruşturması talimatını vermektedir.

Yemen'de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu bugün yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi'nin önümüzdeki saatlerde şehirde kargaşa çıkarmak amacıyla Mumin es-Sakkaf ve Muhtar en-Nubi liderliğindeki Aden'de bulunan onlarca kişiye silah ve mühimmat dağıttıktan sonra bilinmeyen bir yere kaçtığını bildirdi.

Bu durum, Yemen Ulusal Muhafız güçleri ve koalisyon güçlerinin, Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdul Rahman el-Mahremi'den güvenliği sağlamasını, Aden'de herhangi bir çatışmanın yaşanmasını önlemesini, halkı herhangi bir kargaşadan korumayı, can ve mal kaybını önlemeyi ve Ulusal Muhafız güçleriyle iş birliği yapmasını talep etmesine neden oldu.


Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye haber kanalı el-Ihbariye, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bombardımanı durdurmasının ardından herhangi bir ihlale karşı yoğun güvenlik önlemleri alınırken, Halep şehrinde temkinli bir sükunetin hakim olduğunu bildirdi.

Resmi televizyon kanalı daha önce SDG'nin şehirdeki birkaç mahalleyi hedef aldığını ve ordu güçlerinin ateşin kaynağına karşılık verdiğini bildirmişti.

El-İhbariye, Halep Sağlık Müdürlüğü'ne dayandırdığı haberinde, SDG'nin yerleşim bölgelerini hedef alması sonucu 4 sivilin öldüğünü, 10 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ancak SDG bunu yalanlayarak, Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Halep'teki mahalleleri “ağır silahlarla” hedef aldığını ve 3 kişinin öldüğünü, 26 kişinin yaralandığını belirtti.


Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?