Sahil yolunun açılışıyla Dibeybe ile LUO arasındaki tartışmalar tekrar gündemde

Mareşal Hafter, sahil yolunun açılmasının ‘propaganda amaçlı’ olduğunu öne sürdü

Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
TT

Sahil yolunun açılışıyla Dibeybe ile LUO arasındaki tartışmalar tekrar gündemde

Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)

Libya'da geçiş yönetiminin ülkenin doğusu ile batısını birbirine bağlayan sahil yolunun açıldığını duyurmasına ilişkin yerel ve uluslararası iyimser atmosfere rağmen, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), ‘gelişmenin önemini’ küçümseyerek bunu ‘Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’nin propagandası’ olarak niteledi. Öte yandan 5+5 Ortak Askeri Komite, dün Sirte'de yaptığı, çatışan tarafların ve Birleşmiş Milletler (BM) heyetinin de bulunduğu toplantıda, ‘sahil yolunun resmi olarak açıldığına’ atıfta bulunmaktan kaçındı.
Toplantı sırasında sahada yapılan düzenlemeleri ve atılan adımları inceleyen Ortak Askeri Komite üyeleri, son güvenlik önlemleri kapsamında halen yoldaki hasarların onarılmasını ve geçiş noktalarının konuşlandırılmasının beklendiğini belirtti. Yerel basında yer alan haberlere göre Ortak Askeri Komite’deki LUO heyetinin başkanı, yolun büyük bir bakım çalışmasına ihtiyacı olduğunu ve bu nedenle yolun açılış tarihini açıklamanın mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca Başbakan Dibeybe’nin davranışını ‘düşüncesizlik’ olarak değerlendiren heyet başkanı, bu adımın Ortak Askeri Komite’nin çalışmalarını karmaşıklaştırdığını kaydetti.
LUO Sözcüsü Tümgeneral Ahmed el-Mismari, Pazar günü Dibeybe’nin sahil yolunun açıldığını duyurmasıyla birlikte ortaya çıkan UBH güçlerine bağlı Sirte-Cufra Ortak Operasyon Dairesi komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytulmal’i ‘saatlik ücretle çalışan işçi’ olarak niteledi. Mismari, “Dibeybe’nin bu sahnede sanki ulusun kurtarıcısı gibi görünmesi devlet bütçesine yaklaşık 8 milyon dinara mal oldu” dedi.
Pazar günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalar sırasında yerel basında dolaşan bir karar metnini değerlendiren Mismari, “Dibeybe, bu parayı yolu açan milislere ödül olarak dağıttı” diyerek açılışı ‘maaş ve nakit sıkıntısı çeken Libyalıların parasıyla yapılan ücretli bir operasyon’ olarak değerlendirdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin askeri birliklerin bulundukları yerlerden hareket etmelerini yasaklayan Başkanlık Konseyi açıklamasına imza atmasının gerçekçiliğini sorgulayan Mismari, ordunun istediği yere asker gönderme ve hareket etme hakkına sahip olduğunu söyledi.
Bu arada LUO kaynakları, sahil yolunun halen kapalı olduğunu ve yeniden açılacağına dair söylentilerin gerçeği yansıtmadığını kaydettiler. LUO güçlerinin hayati öneme sahip yoldaki geçişlere izin vermediğini belirten kaynaklar, Dibeybe’nin yolun yeniden açılması için denetlemede bulunmasına ve yolun batı tarafındaki üç toprak seti kaldırmak için buldozeri bizzat kullanmasına rağmen UBH’nin kontrolü altındaki bölgelerdeki toprak setlerin halen durduğunu bildirdiler.
LUO'ya bağlı Sirte Operasyon Odası Komutanı Tümgeneral Ahmed Salim konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yol açılacak, ancak güvenlik önlemlerinin tamamlanması ve vatandaşların yoldan güvenli bir şekilde geçişini sağlayacak karar ve düzenlemelerle ilgilenen tek meşru otorite olan 5+5 Ortak Askeri Komite’nin Sirte'deki toplantısının ardından yolun açılmasına ilişkin talimat vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Dibeybe'nin yolun açılmasına ilişkin ‘bireysel duyuruda’ bulunduğunu söyleyen Tümgeneral Salim, bu duyurunun Ortak Askeri Komite ile koordinasyon olmadan yapıldığının altını çizdi.
Öte yandan UBH güçlerine bağlı Sirte-Cufra Ortak Operasyon Odası Komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytulmal, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi'ye hitaben yazdığı bir mektupta, mevcut kuvvetlerin Misrata'dan Buveyrat el-Hasvan’a kadar konuşlandırılacağını ve sahil yolunu her iki yönde de 5 kilometre mesafeden takip edeceğini söyledi. Tuğgeneral Beytulmal, Ortak Askeri Komite’nin anlaşmanın şartlarını yerine getirmesini ve paralı askerleri sınır dışı etmesini sağlamak amacıyla yolun sadece asfalt olan bölümünün iki hafta boyunca sabah altıdan akşam altıya kadar açık kalacağını kaydetti. Beytulmal, Ortak Askeri Komite’den ayrıca zorlukları aşmasını, Sirte-Cufra Ortak Operasyon Odası çalışanlarının haklarını ödemesini ve LUO güçlerine bölgenin idari sınırları dışında yeniden konumlandırılması talimat vermesini istedi.
Bu arada Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe yaptığı açıklamada, yıllardır kapalı olan yolun, ordunun başkomutanı sıfatıyla Başkanlık Konseyi için aylardır süren çabaların ve çalışmaların sonucunda yeniden açıldığını söyledi.
Bu adımın ülkenin doğusundaki ve batısındaki vatandaşların çektikleri sıkıntıları hafifleteceğini ve devletin yeniden inşası ve kurumların birleştirilmesinin başlangıcı olarak hareketliliği normal haline geri getireceğini vurgulayan Vehibe, Başkanlık Konseyi’nin 5+5 Ortak Askeri Komite’den sahil yolunun açılmasının tam olarak sağlanması için taraflar arasındaki koordinasyonun sorumluluğunu üstlenmesini ve güvenlik düzenlemelerini takip etmesini istediğini söyledi. Diğer yandan UBH Petrol Bakanlığı, sahil yolunun açılmasını, ‘petrol sektöründe faaliyet gösterenlerin çeşitli petrol sahalarına kolay ve güvenli bir şekilde ulaşmalarını ve hareket etmelerini sağlamak için önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.
Bir diğer gelişmede Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, Bingazi'deki Bloklar ve Siyasi Akımlar Forumu'nda katılımcılarla yaptığı görüşmede, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin planlandığı gibi 24 Aralık'ta yapılması gerektiğini vurguladı. Başkanlık Konseyi’nin seçimleri belirtilen tarihte yapmak için anayasal temele ve gerekli yasalara sahip olduğuna dikkati çeken Salih, cumhurbaşkanının doğrudan Libya halkı tarafından seçilmesinin Libya'daki krizin çözümüne katkıda bulunacağını belirtti. Bu arada ABD'nin Trablus Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Leslie Ordeman, ülkenin güneyindeki terörle mücadele çabalarını, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların sınır dışı edilmesini, Libyalı siyasi, güvenlik ve askeri kurumlarının birleştirilmesini ve seçimlerin zamanında yapılması ihtiyacını görüşmek üzere parlamentodaki Fizan Bloku temsilcileriyle bir araya geldi.
Öte yandan Mısır’ın Trablus'taki diplomatik misyonunun başkanı Büyükelçi Muhammed Servet Selim dün yaptığı açıklamada, geçtiğimiz Cuma gününden bu yana Trablus'taki yasadışı göç merkezinde tutulan 90 Mısır vatandaşının serbest bırakıldığını duyurdu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yaptığı açıklamada Selim, geçtiğimiz ay çalışmalarına yeniden başlayan Mısır'ın Trablus Büyükelçiliğinin, Libya’daki ilgili makamlarla koordineli olarak meseleyi çözmeyi başardığını söyledi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.