Sergen Yalçın'ın Beşiktaş ile yazdığı hikaye yarım mı kalıyor?

Fotoğraf: bjk.com.tr
Fotoğraf: bjk.com.tr
TT

Sergen Yalçın'ın Beşiktaş ile yazdığı hikaye yarım mı kalıyor?

Fotoğraf: bjk.com.tr
Fotoğraf: bjk.com.tr

Beşiktaş'ın, Teknik Direktör Sergen Yalçın ile henüz anlaşamaması ayrılık iddialarını gündeme taşıdı.
Eski futbolcu ve spor yorumcusu Rıdvan Dilmen, medyada yer alan Sergen Yalçın-Beşiktaş haberlerini görmesinin ardından arkadaşı olan deneyimli teknik adamla konuştuğunu belirterek, aralarında geçen görüşmeyi aktardı:
"Biraz önce görüştüğümde, 'Yazabilirsin Hocam' dedi. 'Kimseyi kırıp dökmeden, başta yönetim ve taraftarımızı da asla üzmek istemem ama dönüşü yok artık bu sürecin ve çalışmayacağım' dedi!!"

Dilmen ayrıca, Beşiktaş yönetiminin, Yalçın ile siyah-beyazlı taraftarları yeniden bir araya getirmesini arzuladığını dile getirdi.
Hürriyet'te yer alan habere göre ise Yalçın'ın sözleşme yenilememesinin nedeni "kırgınlık".
Haberde, taraflar arasında sezonu çifte kupayla tamamlayan Yalçın'ın kırgınlığına "şampiyonluk priminin geç yatırılması, sözleşme görüşmeleri için masaya geç oturulması ve yönetim kanadından gelen ilk teklifin çok düşük olması" gerekçe olarak gösterildi.
Beşiktaş ile Yalçın'ın ortak zeminde buluşamamasında bir diğer iddia ise rakamlar.
Siyah-beyazlı kulübün yöneticilerinin ekonomik sorunları gerekçe göstererek önce 12, ardından 20 ve sonrasında ise 25 milyon lira ile başarı primleri önerdiği, Yalçın'ın ise 30 milyon lira istediği öne sürülenler arasında.
Kariyerine Beşiktaş altyapısından başlayan, siyah-beyazlı kulübün ve Türk futbolunun efsaneleri arasına giren Yalçın, daha önceki birçok açıklamasında "Beşiktaş ile para konuşmam" söyleminde bulunması bu iddiaları çürütüyor gibi görünse de tarafların bir şekilde orta yolu bulması bekleniyor.
Yalçın'ın Beşiktaş ile sözleşmesi, 30 Haziran'da sona eriyor.

20 bin kişinin önünde 1 buçuk yıllık sözleşmeye imza attı
Türk futbol tarihinin en yetenekli oyuncuları arasında gösterilen Yalçın, teknik direktörlük kariyerine 2015'te Gaziantepspor'da başlamasının ardından sırasıyla Sivasspor, Kayserispor, Eskişehirspor, Konyaspor, Alanyaspor ve Yeni Malatyaspor'u çalıştırdı.
Şenol Güneş'in A Milli Takım'a gitmesinin ardından takımın başına getirilen Abdullah Avcı ile işleri yolunda götüremeyen Beşiktaş, tarihler 29 Ocak 2020'yi gösterdiğinde takımın başına kulübün efsanelerinden Sergen Yalçın'ı getirmeye karar verdi.
Sezonun önemli kısmını geride bırakan ve şampiyonluk yarışından uzaklaşan siyah-beyazlı ekipteki ilk maçına 1 Şubat 2020'de Çaykur Rizespor karşısında çıkan Yalçın, yeni görevine galibiyetle başladı.
2019-20 sezonunda Süper Lig'de Beşiktaş ile 15 maça çıkan Yalçın, 10 galibiyet, 2 beraberlik, 3 mağlubiyet elde ederek 6. sırada devraldığı siyah-beyazlı ekibi 3. sıraya taşıdı ve Avrupa arenasına dahil etmeyi başardı.

Beşiktaş, 81 hafta sonra Yalçın ile liderlik koltuğuna oturdu
Süper Lig'de 2020-21 sezonuna Yalçın ile devam eden Beşiktaş, ekonomik sıkıntılarına rağmen sezon başında Bernard Mensah, Francisco Montero, Gökhan Töre, Atakan Üner, Josef de Souza, Fabrice N'Sakala, Rachid Ghezzal, Valentin Rosier, Vincent Aboubakar ve Welinton'u transfer etti.
Trabzonspor'un Avrupa kupalarından men cezası almasının ardından Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme hakkı kazanan Beşiktaş için işler ilk zamanlar pek de iyi gitmedi.
"Devler Ligi"nde Yunanistan temsilcisi PAOK'a yenilerek yoluna UEFA Avrupa Ligi'nde devam eden siyah-beyazlılar, 3. eleme turundan katıldığı organizasyonda Portekiz ekibi Rio Ave'ye penaltılarda elenerek Avrupa sahnesine erken havlu attı.
Süper Lig'e ise deplasmandaki 3-1'lik Trabzonspor galibiyetiyle başlayan Sergen Yalçın'ın öğrencileri, sonraki üç maçta 1 beraberlik ve iki mağlubiyet alarak eleştirilerin odağında yer aldı.
Kısa sürede toparlanma sürecine giren siyah-beyazlılar, 11 haftada 9 galibiyet alarak Alanyaspor, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi rakiplerini geride bıraktı ve 81 hafta sonra liderlik koltuğuna oturdu.
Ligde zirveye yerleşen ve 2016-17 sezonundan itibaren şampiyonluk hasreti çeken Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Yalçın, şu sözlerle siyah-beyazlı camiaya umut aşıladı:
"Beşiktaş'ın her zaman her kulvarda hedefi şampiyonluktur."
Liderliğin getirdiği motivasyonla mücadelesini sürdüren siyah-beyazlılar, 22. haftada oynanacak Trabzonspor maçına kadar çıktığı 5 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik elde etti.
Ligdeki 9 haftalık namağlup serisi 22. haftada oynanan Trabzonspor maçında sona eren ve takip eden haftada Antalyaspor ile berabere kalan Beşiktaş, sonrasında oynadığı Konyaspor, Gençlerbirliği, Denizlispor, Yeni Malatyaspor, Gaziantep FK ve Başakşehir maçlarını kazanarak yoluna emin adımlarla devam etti.
Süper Lig'in 31. haftasında sahasında Fenerbahçe'yi konuk eden Sergen Yalçın'ın öğrencileri, Kadıköy'de 4-3 mağlup ettikleri rakibi ile 89. dakikada yediği golle 1-1 berabere kaldı. 32. haftada deplasmanda Kasımpaşa'ya 1-0 yenilen Beşiktaş, 3-0'lık Alanyaspor galibiyetle yeniden moral depoladı. 
35. haftada Ankaragücü ve 36. haftada Sivasspor ile berabere kalan İstanbul temsilcisi, sonrasında oynadığı Kayserispor, Çaykur Rizespor ve Hatayspor karşılaşmalarından 13 gol ve 9 puanla ayrılarak önemli bir avantajla ayrıldı.
Ligin 40. haftasında Türk Telekom Stadı'nda karşılaştığı ve 6 puan önünde olduğu Galatasaray'a 3-1 yenilen Beşiktaş hem ikili averajı kaybetti hem de rakibinin 3 puan daha yaklaşmasına neden oldu.
Süper Lig'de 41. haftada sahasında Fatih Karagümrük'e 2-1 mağlup olan siyah-beyazlılar, son haftaya Galatasaray ile 81'er puanda ve +2 averajla girdi.
Beşiktaş, ligin son maçında konuk olduğu Göztepe'yi 2-1 yenen Beşiktaş, Süper Lig'deki 16. şampiyonluğunu elde etti.

Sezonu çifte kupayla tamamladı
Süper Lig'i zirvede tamamlayan siyah-beyazlılar, gözünü Türkiye Kupası'na dikti.
Turnuvada Tarsus İdman Yurdu, Çaykur Rizespor, Konyaspor ve Başakşehir eleyerek finale çıkmaya hak kazanan Beşiktaş, 18 Mayıs'ta Türkiye Kupası finalinde Antalyaspor ile karşılaştı.
Mücadelede rakibini 2-0 mağlup eden Sergen Yalçın'ın öğrencileri, sezonu çifte kupayla tamamladı.

Yalçın, Beşiktaş'la tarih yazdı
29 Ocak 2020'de altyapısından yetiştiği Beşiktaş'a teknik direktör olarak Sergen Yalçın, pandemi, ekonomik sorunlar, yapılamayan transferler ve elindeki dar kadroya rağmen zafere uzanarak hem futbolcu hem de teknik direktör olarak aynı takımda şampiyonluğa ulaşan isim olarak tarihe geçti.
Siyah-beyazlı ekiple görev aldığı süreçte alınan galibiyetler, atılan goller ve namağlup maçlarla rekor üstüne rekor kıran Yalçın, sezonu çifte kupayla kapatarak adından söz ettirdi.
Independent Türkçe



İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
TT

İki dev, Piramitler'in gölgesinde çarpışacak: Usyk-Veerhoeven

Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)
Profesyonel kariyerinde çıktığı 24 maçı da kazanan Oleksandr Usyk, karnesinde 66 galibiyet ve 10 mağlubiyet bulunan kick boks efsanesi Rico Veroeven'la kozlarını Mısır'da paylaşacak (DAZN)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Oleksandr Usyk-Rico Verhoeven maçını inceliyoruz.

Boksta bazen kemerlerden daha büyük hikayeler vardır. Bazen insanlar sadece kimin kazanacağını değil, neden dövüştüğünü de merak eder. 

İşte bu hafta gözler tam da böyle bir gecede olacak. Ağırsıklet boksunun zirvesindeki Oleksandr Usyk, bu kez sıradan bir rakiple değil, kick boks dünyasının yaşayan efsanelerinden Rico Verhoeven'la karşı karşıya geliyor. 

Üstelik maçın sahnesi de sıradan bir arena değil. Mısır'daki Giza Piramitleri'nin gölgesinde kurulacak ring, sporun yıllardır kaybetmeye başladığı o büyük gösteri hissini yeniden hatırlatıyor.

Modern spor dünyasında artık her şey çok hızlı tüketiliyor. Bir maç oynanıyor, birkaç saat konuşuluyor ve ertesi gün unutuluyor. 

Ama bazı karşılaşmalar daha ilk duyurulduğu anda farklı bir yere oturuyor. Usyk'le Verhoeven arasındaki mücadele de tam olarak böyle bir organizasyon.

Çünkü burada sadece iki dövüşçü karşılaşmıyor. İki farklı dövüş kültürü çarpışıyor.

Bir tarafta boksun belki de en zeki ağırsıkletlerinden biri var. Usyk, kariyeri boyunca yalnızca güçlü yumruklarıyla değil, ring zekasıyla da öne çıktı. 

Rakiplerini adım adım çözen, maç içinde sürekli düşünen ve tempoyu kontrol eden bir boksör. Üstelik bunu çoğu zaman deplasmanda yaptı. 

İngiltere'de, Polonya'da, Suudi Arabistan'da… Nerede büyük maç varsa oraya gitti. Bu yüzden ona artık sadece şampiyon değil, "yol savaşçısı" deniyor.

Diğer taraftaysa bambaşka bir karakter var. Rico Verhoeven, kick boks dünyasında uzun yıllardır yenilmeyen bir isim. 

Özellikle ağırsıklette fiziksel gücü ve sertliğiyle tanınıyor. Ancak mesele şu: Kick boksla profesyonel boks aynı spor değil. Dışarıdan bakıldığında benzer görünseler de aralarında ciddi farklar var. 

Kick boksta tekmeler, diz darbeleri ve çok daha farklı mesafe oyunları bulunuyor. Bokstaysa her şey yumruklara, ayak hareketine ve savunma disiplinine dayanıyor.

Bu yüzden birçok kişi Verhoeven'a şans tanımıyor.

Bahis oranları da bunu açık şekilde gösteriyor. Usyk'in kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. 

Açıkçası bunun mantıklı sebepleri var. Çünkü Usyk sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda modern ağırsıklet boksunun teknik seviyesini yukarı taşıyan isimlerden biri. Tyson Fury gibi dev bir rakibi yenmiş bir boksörden söz ediyoruz.

Oleksandr Usyk son yılların en özel ağırsıkletlerinden biri olarak görülüyor. Ancak onu farklı yapan şey yalnızca namağlup olması değil. 

Usyk, profesyonel boksta iki farklı sıklette tartışmasız dünya şampiyonu olmayı başardı. Önce kruvazör sıklette tüm kemerleri topladı, ardından ağırsıklete çıkıp bunu yeniden yaptı.

Bu, modern boksta çok az dövüşçünün başarabileceği bir iş.

Rico Verhoeven ise kick boks dünyasının son 10 yılına damga vurmuş isimlerden biri. 

Uzun yıllardır ağırsıklet kick boksta zirvede yer alıyor ve birçok kişi tarafından spor tarihinin en dominant kick boksçularından biri kabul ediliyor. Özellikle GLORY organizasyonundaki başarıları onu sporun küresel yüzlerinden biri haline getirdi.

Verhoeven'ın en büyük özelliklerinden biri yalnızca sert vurması değil. Ağırsıklet olmasına rağmen şaşırtıcı derecede hareketli bir dövüşçü olması ve kondisyonunu maç boyunca koruyabilmesi onu rakiplerinden ayırıyor. 

Yıllardır farklı stillerdeki rakiplere karşı kazanmayı başarması da tesadüf değil. Ancak şimdi kariyerinin en büyük riskini alıyor. Çünkü kickboksta efsane olmak başka, profesyonel boksta Usyk gibi bir isimle ringe çıkmak bambaşka bir meydan okuma.

Ama sporun güzel yanı da burada başlıyor. Çünkü bazen mantık başka şey söyler, ring başka.

Verhoeven'ın şansı düşük olabilir ama tamamen yok değil. Özellikle ağırsıklette tek bir yumruk her şeyi değiştirebilir. 

Üstelik Hollandalı dövüşçü fiziksel olarak Usyk'ten daha. Kendi açıklamalarında da buna dikkat çekiyor. 

"Bir kez temiz vurursam bunu hissedecek" derken aslında ağırsıklet dövüşlerinin en temel gerçeğini hatırlatıyor: Bu kilolarda küçük hata büyük bedel doğurur.

Fakat bu maçın asıl önemli tarafı yalnızca sonuç değil. Böyle geceler insanlara dövüş sporlarını neden sevdiklerini yeniden hatırlatıyor.

Usyk'in bu maçı kabul etme nedeni de biraz buna dayanıyor gibi görünüyor. Uzun yıllardır sürekli zorunlu rakiplerle, federasyon baskılarıyla ve kemer hesaplarıyla uğraştı. 

Şimdiyse ilk kez gerçekten istediği maçı yaptığını söylüyor. "Bir kez olsun ihtiyaç duyulanı değil, istediğimi yapmak istedim" derken aslında profesyonel sporun görünmeyen tarafını anlatıyor.

Çünkü günümüzde büyük sporcular bile bazen kendi kariyerlerinin patronu olamıyor. Organizasyonlar, federasyonlar, yayıncılar ve para dengesi sporun önüne geçebiliyor. 

Bu nedenle Usyk'in Verhoeven gibi sıradışı bir rakibi seçmesi bazı boks otoritelerini rahatsız etti. Özellikle Dünya Boks Konseyi'nin (WBC) kemeri bu maçta ortaya koyması tartışma yarattı. 

Boks dünyasında herkes bu eşleşmeden memnun değil. Eski ağırsıklet Dave Allen, karşılaşmanın WBC kemeri için onaylanmasını yanlış bulurken, maçın resmi unvan mücadelesi değil bir gösteri dövüşü olması gerektiğini savundu.

Aslında bu fikri anlamak zor değil. Çünkü Verhoeven profesyonel boksta sadece bir maça çıktı. Bu yüzden "Dünya şampiyonluğu için yeterince deneyimli mi?" sorusu doğal olarak soruluyor.

Ama spor tarihi biraz da çılgın fikirlerle yazılmadı mı?

Örneğin karma dövüş sanatları dünyasından gelen Francis Ngannou, Tyson Fury karşısında kimsenin beklemediği kadar iyi performans gösterdi. 

Cumartesi gecesi ortaya çıkacak görüntü büyük ihtimalle uzun süre unutulmayacak. Piramitlerin önünde iki dev adamın karşı karşıya gelmesi bile başlı başına etkileyici.

Belki Usyk beklendiği gibi rahat kazanacak. Belki Verhoeven herkesi şaşırtacak. Ama sonuç ne olursa olsun böyle organizasyonlar spora canlılık katıyor.

Kaynaklar: ESPN, Ring, DAZN


Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
TT

Pep Guardiola, Manchester City'den ayrılık kararını resmen duyurdu

İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)
İspanyol teknik adam Pep Guardiola, Manchester City’den ayrılıyor. (Reuters)

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester City, İspanyol teknik adam Pep Guardiola’nın sezon sonunda görevinden ayrılacağını açıkladı.

Manchester City’nin pazar günü Premier Lig’de Aston Villa ile oynayacağı karşılaşmanın, Guardiola’nın kulüpteki 10 yıllık teknik direktörlük kariyerinin son maçı olacağı belirtildi.

Açıklama, son günlerde yoğunlaşan ayrılık iddialarının ardından geldi ve İngiliz futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlük dönemlerinden biri böylece sona ermiş oldu.

2016 yılında göreve başlayan 55 yaşındaki Guardiola, Manchester City’nin başında toplam 20 kupa kazandı. Bu başarılar arasında altı Premier Lig şampiyonluğu ile UEFA Şampiyonlar Ligi zaferi de yer aldı.

Ayrılığına ilişkin konuşan Guardiola, “Neden ayrıldığımı sormayın. Belirli bir sebep yok ama içten içe bunun benim zamanım olduğunu biliyorum” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre Guardiola, “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Eğer öyle olsaydı burada kalırdım. Kalıcı olacak şey hisler, insanlar, anılar ve Manchester City’ye duyduğum sevgi olacak” dedi.


Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım
TT

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Jorge Jesus: Ronaldo'ya verdiğim sözü tuttum… El-Nasır'dan ayrılacağım

Portekizli teknik direktör Jorge Jesus, Al Nassr FC ile Suudi Arabistan Ligi şampiyonluğuna ulaştıktan sonra görevinden ayrılacağını açıkladı. Jesus, Cristiano Ronaldo ile olan görevini tamamladığını belirterek, yıldız futbolcuya kulüpte şampiyonluk yaşatma sözünü yerine getirdiğini söyledi. Deneyimli teknik adam, geleceği konusunda ise Türkiye ve Suudi Arabistan dışındaki seçeneklere açık kapı bıraktı.

Şampiyonluğun ardından televizyon kanalına konuşan Jesus, “Cristiano Ronaldo ile ilk görüştüğümüzde bana iki yıllık sözleşme teklif edildi. Ancak ben yalnızca bir yıllık kontrat istedim. Çalıştırdığım kulüplerde hep böyle yaparım. Çok zor bir sezon geçirdik ve birçok karar almak zorunda kaldık. Çoğu zaman baskıyı üzerime aldım. Bu da ciddi bir yıpranma yaratıyor. Harika bir yıldı ama artık başka bir yerde yeni bir deneyim yaşamalıyım” dedi.

Portekizli teknik adam, “Bu tür kararlarda ilk dakikalarda her zaman bir tedirginlik olur. Takım zamanla rahatladı, rakibimiz alanları iyi kapattı. Duran toptan golü bulduk ve çok zor bir maç oynadık. Cristiano Ronaldo ve Nélson Semedo beni davet ettiğinde bunun kariyerimin en büyük meydan okuması olacağını biliyordum. Bu ligi kazanabilmek için rakiplerimizden çok daha iyi olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

Jesus, Ronaldo’ya verdiği sözü de anlatarak, “Ona ‘Seni şampiyon yapacağım, sonra da kendi yoluma gideceğim’ dedim” şeklinde konuştu.

Portekiz basınından A Bola, Jesus’un Al Nassr macerasının sona erdiğini net şekilde duyurduğunu yazarken, deneyimli çalıştırıcının Avrupa’ya dönmeyi düşünmediğini belirtti. Jesus, Avrupa kulüplerinin Suudi Arabistan’daki maaş seviyesine yaklaşamayacağını söyledi.

Tecrübeli teknik adam, “Avrupa’da bana finansal olarak yaklaşabilecek bir kulüp yok. Suudi Arabistan’da devam etmeyeceğim ama yeni projeme nerede başlayacağımı göreceğiz. Futbol benim tutkum. Bazen kaybeden ama çoğu zaman kazanan bir teknik direktörüm. Projelerim sona erdiğinde genelde önümde birkaç seçenek olur, şu anda da öyle. Hâlâ zihinsel ve fiziksel olarak çok güçlüyüm” dedi.

Brezilya’ya dönüş ihtimalini de değerlendiren Jesus, “Sanırım geri dönmeyeceğim. Brezilya’da yalnızca CR Flamengo ya da milli takımı çalıştırabilirim. Geçen yıl ocak ayında Brezilya Milli Takımı teklifini reddettim. Pişmanım demiyorum ama Al Hilal SFC’e sadık kalmak istedim. Kulüpler Dünya Kupası’na katılmak ve Asya Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak istiyordum ama başaramadım” ifadelerini kullandı.

Jesus, yerine Pep Guardiola’nın gelebileceği yönündeki iddialara ise dikkat çeken bir yanıt verdi: “Bununla gurur duymam mı gerekiyor? Hayır. Neden duyayım? Asıl onun benim yerime geleceği için gurur duyması gerekir.”

Portekizli çalıştırıcı, Türkiye’ye dönüş ihtimalini de gündeme getirerek, “Belki Fenerbahçe SK ile tamamlanmamış bir hikâyem vardır. Bu ihtimallerden biri ve düşüneceğim” dedi.

Fenerbahçe taraftarlarının umutlanabileceğini belirten Jesus, “Evet, hayal kurabilirler. Sadece Fenerbahçe değil, başka bir Türk kulübü de benimle ilgilendi. Türkiye’de üç büyük kulüp var: Fenerbahçe SK, Galatasaray SK ve Beşiktaş JK. Bu üç kulüpten ikisi benimle temas kurdu. Diğer kulübün adını ise şimdilik açıklayamam” diye konuştu.

Cristiano Ronaldo’nun şampiyonluk sonrası gözyaşlarına da değinen Jesus, “Onun futbola karşı büyük bir tutkusu var. Başından beri ona, ‘Bu projeyi yalnızca senin için kabul ediyorum, yoksa gelmezdim. Birlikte kazanacağız ve sen buradan bir şampiyonlukla ayrılacaksın’ dedim. Gerçekten de öyle oldu” ifadelerini kullandı.

Maç sonrası Ronaldo ile konuşmaya fırsat bulamadıklarını söyleyen Jesus, “O da yorgundu ben de. Ben Portekiz’e döneceğim, o ise milli takıma katılacak. Geleceğimle ilgili kararımı haziran ayında vereceğim” dedi.

Deneyimli teknik adam, SL Benfica’ya dönüş ihtimalini ise kesin bir dille reddetti. “Portekiz’e dönmem neredeyse imkânsız. Finansal açıdan mümkün değil. Portekiz’de bir yılda kazanacağım paradan fazlasını burada bir ayda kazanıyorum ve çok daha az baskı var” diyen Jesus, Benfica’daki başarılarına rağmen yeterince takdir görmediğini savundu.

Jesus sözlerini şöyle tamamladı: “Bu beni üzen konulardan biri. Benfica ile birçok kupa kazandım. Türkiye’de statlar ismimi haykırıyordu, bugün burada da aynısını gördünüz. Brezilya’da da aynıydı. Ama Portekiz’de, Benfica ile kazandığım tüm başarılara rağmen bunu hiç yaşamadım. Benfica büyük bir kulüp ve onu çalıştırdığım için gururluyum. Kulüp tarihinin en çok kupa kazanan teknik direktörüyüm ama şu an geri dönüş söz konusu değil.”