Ermenistan'ın Kürt Milletvekili Hasanov: Komşuların birbirinden uzak durması imkansız, Erivan ve Bakü sorunlarını diyalog ile çözmeli

Kinyaze Hemid Hasanov / Fotoğraf: Narin Nadirova
Kinyaze Hemid Hasanov / Fotoğraf: Narin Nadirova
TT

Ermenistan'ın Kürt Milletvekili Hasanov: Komşuların birbirinden uzak durması imkansız, Erivan ve Bakü sorunlarını diyalog ile çözmeli

Kinyaze Hemid Hasanov / Fotoğraf: Narin Nadirova
Kinyaze Hemid Hasanov / Fotoğraf: Narin Nadirova

Dağlık Karabağ, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ihtilaflı konuların başında yer alıyor. 
İki ülke, 4 bin 400 kilometrekarelik bir sorun alanı olan Dağlık Karabağ için birçok kez savaştı.
Yaşanan savaşlarda her iki taraftan binlerce insan hayatını kaybetti. 
Binlerce insan yaralandı, onbinlerce kişi yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.
Eylül 2020'de iki ülke arasında başlayan savaş yaklaşık iki ay sürdü.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in arabuluculuğu ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev bir ateşkes anlaşmasına imza attı.
9 Kasım 2020'de ateşkes anlaşmasıyla daha önce Ermenistan kontrolünde olan Dağlık Karabağ'ın büyük bir bölümü Azerbaycan'ın kontrolüne geçti.
Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan'ın kontrolüne girmesine Ermenistan'da rahatsızlığa neden oldu.
Azerbaycan ile imzalanan ve "yenilgi" olarak görülen Dağlık Karabağ anlaşmasından sonra Ermenistan'da sular durulmadı.
Muhalefet partileri Başbakan Nikol Paşinyan'ın istifa etmemesi halinde ülke genelinde "sivil itaatsizlik" çağrısında bulunacaklarını açıkladı.
Çağrılara daha fazla direnemeyen Paşinyan, ülkede erken seçimlere gidilebilmesi amacıyla nisan ayında istifa etti ve seçimlerin yapılacağı 20 Haziran'a kadar ise görevi yürüteceğini belirtti.

Ermenistan'ın başkenti Erivan'da toplanan binlerce kişi Başbakan Nikol Paşinyan'ın istifasını istemişti / Fotoğraf: AP
20 Haziran'da yapılan erken parlamento seçimlerinde Paşinyan'ın "Sivil Sözleşme Partisi" oyların yüzde 53,92'sini alarak birinci oldu.
Ermenistan Kürtleri Birliği Başkanı Kinyaze Hemid Hasanov da seçimde Paşinyan'ın "Sivil Sözleşme Partisi"nden parlamentoya girmeyi başardı.
2017'deki seçimde Cumhuriyetçi Parti'den ilk kez parlamentoya giren ve 2018'deki erken seçimde de ikinci kez milletvekili seçilen Hasanov, üç dönem üst üste Ermenistan Parlamentosu'nda görev alıyor.
1945 doğumlu Kinyaze Hemid Hasanov, parlamentonun en yaşlı üyesi olarak önceki dönem Ermenistan Parlamento Başkanlığı koltuğuna oturan ilk Kürt olmuştu.
Hasanov, Independent Türkçe'ye açıklamalarda bulundu.

"Ermeni ve Kürtler arasında gerçek bir kardeşlik var"
Ermenistan'da çoğunluğu Ezidi olmak üzere yaklaşık 40 bin civarında Kürt'ün yaşadığını kaydeden Hasanov, Kürtlerin büyük bir kısmının seçimde Paşinyan'ı desteklediğini söyledi.

Kinyaze Hemid Hasanov / Fotoğraf: Twitter
Kürtlerin Ermenistan'da özgür olduğunu, dil, gelenek ve göreneklerini serbestçe yaşadıklarını ifade eden Hasanov, "Türkiye'de 20-30 milyon Kürt yaşıyor ama hala birçok yasak ile karşı karşıyalar. Mesela ana dillerinde eğitim göremiyorlar ama Ermenistan'da biz Kürtler için her şey serbest. Çocuklarımız ana dillerinde eğitim görüyor. Dergi ve gazete benzeri yayınlarımızı özgürce yayımlayabiliyoruz. Ermeni ve Kürtler arasında gerçek bir kardeşlik var" dedi.
Komşularının birbirinden uzak durmasının imkansız olduğunu aktaran Hasanov, Ermenistan'a komşu Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Erivan-Bakü için diyalog isteyen mesajlar vermesini olumlu bulduğunu belirtti.
Hasanov'a göre son seçimde oyların yaklaşık yüzde 60'ı alan Başbakan Nikol Paşinyan, aydın, entelektüel ve donanımlı bir siyasetçi.

"Dağlık Karabağ Ermenistan toprağıdır"
Erivan ve Bakü yönetimleri arasındaki Dağlık Karabağ sorununun ancak diyalog ile çözülebileceğine vurgu yapan Hasanov, "İki ülke arasında yol ve sınır gibi birçok ihtilaflı konu var. Bunlar düzelmeden ihtilaflar bitmez. Bu sorunu çözecek olan da Erivan ve Bakü hükümetleridir. Tek çözüm yolu diyalogdur" değerlendirmesinde bulundu.
Dağlık Karabağ'ın Ermenistan toprağı olduğunu savunan Kürt vekil Hasanov, şunları kaydetti:
"Dağlık Karabağ Ermenistan'a aittir. Tarihten beri orada Ermeniler yaşamış ve şu an bile 100-150 bin civarında Ermeni yaşamakta. Ancak bu sorun bir şekilde çözülmeli. Çünkü herkes bundan zarar görüyor. Ermenistan ve Azerbaycan iki komşu ülkedir. Komşuluk çok önemlidir. Bu sorun daha ne kadar devam edecek. İki ülke bunu dostane bir şekilde çözmeli. Savaşın kazananı olmaz."

"Barıştan başka çare yok"
Yaşanan son savaştan sonra ikinci bir savaşın çıkma olasılığının çok zayıf olduğunu aktaran Hasanov, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan ve Azerbaycan arasında Rus askerleri konuşlanmış. Anlaşmaya göre 5 yıl bölgede kalacak. Rusya yeni bir savaşın çıkmasına müsaade etmez. Evet sorunu çözecek olan Erivan ve Bakü'dür ama komşu ülkelerinde onlara cesaret verip barış işçin destek vermesi gerekir. Barıştan başka çare yok. Diyalog barışa giden yolun tek anahtarıdır."



Doğu Almanya neden aşırı sağın kalesi haline geldi?

Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
TT

Doğu Almanya neden aşırı sağın kalesi haline geldi?

Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)
Milletvekili Elisabeth Kaiser (AFP)

Almanya’nın 1990’da yeniden birleşmesinin üzerinden 30 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki devam eden bölünmeler, yarın doğudaki Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde çarpıcı biçimde ortaya çıkabilir.

Kamuoyu yoklamaları, göç karşıtı ve Moskova ile yakın ilişkileri bulunan Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eyalet seçimlerinde mutlak çoğunluğu elde edebileceğini gösteriyor. Bu sonuç, partiye ilk kez bir eyalet hükümeti kurma imkânı verebilir ve bu, savaş sonrası Almanya tarihinde aşırı sağ bir partinin eyalet hükümeti kurması açısından bir ilk olabilir.

Doğu Almanya’nın Magdeburg kentinde neo-Naziler (AFP)
Doğu Almanya’nın Magdeburg kentinde neo-Naziler (AFP)

Doğu Almanya İşlerinden Sorumlu Hükümet Komiseri ve kendisi de doğudaki Thüringen eyaletinden olan Milletvekili Elisabeth Kaiser, bölgenin kendine özgü siyasi eğilimlerini şekillendiren tarihsel ve kültürel faktörleri AFP’ye anlattı.

Dönüşüm

Berlin Duvarı 1989’da yıkıldığında ve komünist Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin sonu geldiğinde, çok sayıda devlet işletmesi kapandı. Bu durum, özellikle genç kadınlar arasında olmak üzere yaygın işsizliğe ve nüfus kaybına yol açtı.

Kaiser, “Bu, Doğu Almanya’daki pek çok insan için zor bir deneyimdi ve etkileri nesiller boyunca devam ederek, Doğu Almanların kolektif hafızasının bir parçası haline geldi” dedi.

Kaiser, bunun “statü kaybı hissi, bir şeyleri yitirme deneyimi ve her şeyin bir gecede değişebileceği düşüncesiyle” ilgili olduğunu belirtti.

Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen ücretler ve tasarruflar ortalama olarak hâlâ daha düşük. Nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturan Doğu Almanlar, siyasi yaşamda da yeterince temsil edilmiyor.

Göç aşırıcılığı besliyor

AfD’nin göç karşıtı söylemi, yabancı ülkelerde doğmuş insanların oranının Batı Almanya’ya kıyasla daha düşük olduğu doğu eyaletlerinde bile geniş yankı buluyor.

Batı Almanya’daki savaş sonrası ekonomik toparlanma “misafir işçilere” dayanırken, Doğu Almanya sosyalist “kardeş ülkeler” olarak nitelenen Vietnam ve Mozambik gibi ülkelerden sözleşmeli işçiler getirdi.

Kaiser, bu işçilerin “Doğu Alman toplumundan büyük ölçüde izole edildiğini” ve sözleşmelerinin süreli olması nedeniyle, Doğu Almanya’nın “bir göçmen toplumu olmadığını” söyledi.

Devlet propagandası Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni enternasyonalist bir devlet olarak tanıtırken Kaiser, “ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve aşırı sağcılığın” da mevcut olduğunu ve bunların ne yazık ki 1990’larda patlak verdiğini belirtti. Bu dönem, yabancılara yönelik saldırılar nedeniyle “beyzbol sopaları yılları” olarak anıldı.

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund, Magdeburg’da (AFP)
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund, Magdeburg’da (AFP)

Kaiser’e göre son dönemde, özellikle Suriyeli ve Afgan sığınmacılara yönelik hoşnutsuzluk duyguları arttı. Bazı kesimlerde bu kişilerin “bütün ek hizmetlerden bedava yararlandığı” yönünde bir algı oluştu.

Kaiser ayrıca Doğu Almanya’yı yüceltme eğiliminin güçlenmesine ilişkin uyarıları da değerlendirdi. Almancada “Ostalgie” olarak adlandırılan bu eğilim, Doğu Almanya’ya duyulan nostaljiyi ifade ediyor.

Kaiser, “Kriz zamanlarında insanlar geçmişlerinin olumlu yönlerini hatırlar” diyerek, popülistlerin “Doğu Almanya döneminin duygusal açıdan yüklü unsurlarını” kullandığını söyledi.

Bu unsurlardan biri, AfD’nin önde gelen adayı Ulrich Siegmund’un kullandığı Simson marka motosiklet. Kaiser, bu motosikletin o dönemde “insanlara hareket imkânı verdiği için özgürlüğün sembolü” olduğunu belirtti.

Yaşlı seçmenlerin Doğu Almanya’da kendilerini daha güvende hissettiklerini hatırlayabileceklerini belirten Kaiser, onların çoğu zaman bunun “her şey üzerindeki yoğun denetim ve baskının sonucu olduğunu” unuttuğunu söyledi.

Kaiser ayrıca doğudaki pek çok kişinin 1989’daki barışçıl devrimle gurur duyduğunu ve bunu topluca “bir rejimi devirme” kapasitesine sahip olduklarının kanıtı olarak gördüğünü ifade etti.

Rusya ve savaş

AfD, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ve Berlin’in Moskova’yı gerçekleştirmekle suçladığı “çok yönlü saldırılara” rağmen Rusya ile ilişkilerin daha da geliştirilmesini savunuyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardı habere göre Kaiser, birçok Doğu Alman’ın toplumsallaşma sürecinin “ABD’ye karşı güçlü bir antipati” ve Atlantik İttifakı’na yönelik kalıcı bir şüphecilik yarattığını söyledi. Ona göre bu şüpheler mevcut ABD yönetimi döneminde de ortadan kalkmadı.

Doğu Almanya’da birçok kişi Rusya ile yeniden diplomatik ilişki kurulmasını istiyor. Ancak Kaiser, Kremlin’in böyle bir yola yönelme konusunda herhangi bir istek göstermediğini belirtti.

Kaiser, Sovyetlerin Doğu Avrupa üzerindeki sıkı kontrolünün geride “Ruslara karşı bir korku... onları kışkırtmamak gerektiği yönünde bir duygu” bıraktığını ifade etti.

Batı Almanya’daki bazı kesimlerin daha yoksul olan doğu bölgesine yönelik mali transferlerin durdurulmasını savunduğuna dikkat çeken Kaiser, bu fikirleri “felaket” olarak nitelendirdi ve “Doğu Alman olarak bu beni rahatsız ediyor” dedi.

Kaiser, mali transferlerin azaltılmasının “AfD’nin her zaman benimsemeyi sevdiği mağduriyet rolünü daha da pekiştirmekten başka bir işe yaramayacağını” söyledi.

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund bir televizyon programında (AFP)
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki adayı Ulrich Siegmund bir televizyon programında (AFP)

Mevcut jeopolitik çatlaklar ve ekonomik durgunluk ortamında Kaiser, Doğu Almanya’daki pek çok kişinin çalkantılı geçmişleri nedeniyle değişimden korktuğunu belirtti.

Kaiser, AfD’nin yanı sıra aşırı soldaki rakiplerinin de Batı Almanya’nın bazı bölgelerinde yükselişte olduğuna dikkat çekerek, Almanya’nın tamamının doğuyu siyasi gelişmeler açısından bir “sismograf” olarak görmesi gerektiğini söyledi.


Ukraynalı parlamenter: "Tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz"

Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
TT

Ukraynalı parlamenter: "Tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz"

Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)
Ukrayna Ulusal Polisi, askere alma görevlilerine yönelik saldırıların sayısının 600'ü geçtiğini belirtiyor (Reuters)

Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı işgal operasyonunda çok sayıda askerini kaybeden Ukrayna, orduya yeni katılımlar konusunda gün geçtikçe daha fazla güçlük yaşıyor. 

Daha agresifleşen askere alma taktikleri halkı sinirlendirirken Ukrayna Parlamentosu üyesi Heorhiy Mazuraşu'dan da konuya dair bir açıklama geldi. 

Çarşamba kendi YouTube kanalında yayımlanan röportajda konuşan milletvekili, asker adaylarının alıkonarak zorla otobüslere atılmasını ve yorgun düşenlerin sırf asker sayısını korumak adına görevlerinden ayrılamamasını eleştirdi.

İktidardaki Halkın Hizmetkarı Partisi'nden 2024'te ayrılan Mazuraşu şu ifadeleri kullandı:

Halkın ülkeye bu şekilde saygı ve sevgi göstermesini istiyorsanız bunu zor kullanarak sağlamaya çalışmak, şiddeti desteklemek demektir. Şiddet yoluyla sevgi elde etmeye çalışmak tecavüzdür. Bir tecavüzcü ulusu haline gelmek istemiyoruz. Ancak 'otobüsçülerin' ve sırf rakamı korumak uğruna insanları orduda tutanların eylemleri nedeniyle tam olarak böyle görünüyoruz.

55 yaşındaki milletvekili; daha iyi koşullar, daha yüksek ücret ve daha güçlü sosyal güvencelerle desteklenen gönüllü asker alımı çağrısında bulundu.

Ukrayna'da 25 ila 60 yaşındaki erkekler seferberlik kapsamında askere alınabiliyor. 23 ila 60 yaşındaki erkeklerin ülkeyi terk etmesine genelde izin verilmiyor.

Diğer yandan Ukrayna savaşının 5. yılına yaklaşılırken, cephedeki ağır kayıplar ve gönüllü asker alımındaki yavaşlama nedeniyle Kremlin'in yeni bir seferberlik ilan edip etmeyeceği de tartışılıyor.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, temmuzda yaptığı açıklamada Rusya'nın bu sonbaharda yeni bir seferberlik ilan edeceğini öne sürmüştü.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev ise Zelenski'nin açıklamasına tepki göstererek iddiaları "saçmalık ve gerçeği yansıtmayan provokasyonlar" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, RT, Reuters


Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkmasının ardından kefalet ödedi

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
TT

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkmasının ardından kefalet ödedi

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)
Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, mahkeme salonundan ayrılırken. (AFP)

Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, ülke Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’a yönelik ölüm tehdidinde bulunduğu gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkarılmasından bir gün sonra, bugün Manila’daki bir mahkemeye kefalet ödedi.

Duterte, geçen ay yaptığı açıklamalar nedeniyle “ağır tehdit” suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştı. Duterte, kendisinin öldürülmesi halinde Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’u, eşini ve eski milletvekili olan kuzenini öldürmesi için bir kiralık katil tuttuğunu söylemişti. Duterte daha sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtmişti.

Ölüm tehdidi suçlaması, Duterte’nin Senato’daki devam eden görevden alma davasının da temel unsurlarından biri. Hakkında suçlu kararı verilmesi halinde görevinden azledilmesinin yanı sıra, siyasi faaliyet yürütmesi de kalıcı olarak yasaklanabilecek.

Duterte’nin avukatı Lawrence Lim, “Devlet Başkan Yardımcısı, hakkında tutuklama kararı çıkaran mahkemenin karşısına gönüllü olarak çıktı. Dolayısıyla gözaltına alınmasına gerek yoktu” dedi.

Lim’in açıklaması, Duterte’nin mahkemeden ayrılmasının ardından yapıldı. Duterte’ye, 360 bin Filipin pesosu (5 bin 740 dolar) tutarında nakit kefalet ödediğini doğrulayan mahkeme kararı verildi.

Avukatının belirttiğine göre Duterte, rutin işlemler kapsamında parmak izi verdi ancak adli sicil fotoğrafı çekilmedi.

Duterte yaptığı açıklamada, avukatlarının güvenliğini korumak amacıyla kefalet ödemesini tavsiye ettiğini belirtti. Duterte, “Bana, sivil kişilerin durumumu takip edebilmesi nedeniyle daha iyi korunacağımı, gözaltında tutulup sınırlı korumayla tecrit edilmekten daha güvenli olacağını açıkladılar” ifadelerini kullandı.

Duterte, mahkemeye girmeden önce hayatından endişe ettiğini söyledi. “Beni gözetleyen biri olmayacaksa kefalet ödemek istemiyorum” diyen Duterte, polis tarafından taciz edildiğini de öne sürdü.

Duterte, “Beni hapse atıp bir gece uykumda ölmeme neden olabilirler mi?” diye sordu.

Filipinler yasalarına göre, bu suçtan hüküm giyilmesi halinde altı aya kadar hapis cezası verilebiliyor.

Devlet Başkan Yardımcısı’nın hukuk ekibi dün yayımladığı açıklamada, Duterte’nin “kanundan kaçma niyetinde olmadığını ve mevcut bütün hukuki yolları tüketmeye devam edeceğini” bildirdi.

Adalet Bakanlığı yetkilileri ise Duterte’nin hukuk ekibinin, görevden alma süreciyle bağlantılı suçlardan ayrıca yargılanamayacağı yönündeki itirazlarını reddetti.

Duterte, mayıs ayında parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi tarafından yolsuzluk ve zimmete para geçirme de dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla görevden azledilmişti.

Duterte’nin yaklaşık dokuzuncu haftası geride kalan Senato’daki görevden alma davasında suçlu bulunması, 2028’de devlet başkanlığına aday olma planlarını da sona erdirecek.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Duterte, devlet başkanlığına adaylığını ilk kez şubat ayında açıkladı.