Yemen’de ateşkesi bozan Husiler saldırılarını arttırdı

Arap Koalisyonu, Hamis Muşayt’a gönderilen SİHA’yı önlemeyi başarırken, Marib yakınlarında Yemen ordusuyla Husiler arasında çıkan çatışmalarda 30 Husi unsuru öldürüldü

Marib cephelerinden birinde bulunan hükümet güçleri (AP)
Marib cephelerinden birinde bulunan hükümet güçleri (AP)
TT

Yemen’de ateşkesi bozan Husiler saldırılarını arttırdı

Marib cephelerinden birinde bulunan hükümet güçleri (AP)
Marib cephelerinden birinde bulunan hükümet güçleri (AP)

Yemen’de Husiler peş peşe dördüncü gün de Marib'e yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken Yemen hükümeti, Birleşmiş Milletler’in (BM) ve uluslararası ve bölgesel çevrelerin önderlik ettiği ateşkesi sağlama çabalarına karşı Husilerin saldırılarını artırması tehlikesi konusunda uyardı.
Öte yandan, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Hava Kuvvetleri, terörist Husi militanları tarafından Suudi Arabistan’ın Hamis Muşayt kentine doğru fırlatılan patlayıcı yüklü bir insansız hava aracını (SİHA) imha etmeyi başardı. Terörist Husi milislerin sivilleri ve sivil nesneleri hedef alma girişimlerini sürdürdüğünü vurgulayan Arap Koalisyonu, uluslararası insancıl hukuka uygun olarak sivilleri koruma amaçlı operasyonel önlemler alındığını belirtti.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Dr. Yusuf el-Üseymin dün yaptığı açıklamada, terörist Husi milislerin Suudi Arabistan’daki sivilleri hedef almak için SİHA’larla saldırılarına devam etmesini şiddetle kınadığını ifade etti. Dr. Useymin, İİT’nin Husiler ve onlara para ve silah ile destek olanların sivilleri ve sivil nesneleri sistematik ve kasıtlı bir şekilde hedef almaya devam etmesini kınadığını vurguladı. Ayrıca, güvenlik ve istikrarını koruma noktasında aldığı tüm önlemlerde Suudi Arabistan’ın yanında olduklarını belirtti.
Yemen ordusu, Marib’in kuzeybatısındaki Ragvan bölgesindeki Husi saldırısının geri püskürtüldüğünü ve en az 30 Husi'nin öldürüldüğünü doğrularken, Sana'daki ilgili kaynaklar, İran yanlısı grubun İbb, Zimar ve Amran vilayetlerinden getirdiği savaşçıları bu bölgeye göndermeye hazırlandığını bildirdi.
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani, “Husi milislerin Marib kentindeki çeşitli cephelerde askeri operasyonlarını son zamanlarda yoğunlaştırması, kurtarılmış bölgelerdeki yerleşim yerlerini sürekli hedef alması ve Suudi Arabistan Krallığı'ndaki sivillere ve sivil nesnelere yönelik kasıtlı terörist saldırıları, sükunet çabalarını baltalıyor ve barışçıl çözümleri açıkça reddettiğini gösteriyor” dedi.
Bakan İryani açıklamasında, "Bu histerik ve tehlikeli tırmanış, Husi milislerin darbe planını sürdürdüğünü ve İran gündemine ve Tahran'ın bölgede kaos ve terörü yaymayı amaçlayan yıkıcı politikasına bağlı kaldığını doğruluyor. Ayrıca  uluslararası mutabakatı ve ve kardeş ve dost ülkelerin savaşı sona erdirmek ve Yemen'e barış getirmek için gösterdikleri çabaları hiçe saymaya devam ettiğini teyit ediyor" ifadelerini kullandı.  İryani açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Husiler bu askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak çocukları askere alma operasyonlarını genişletiyor, yaz kurslarında beyinlerini yıkıyor ve okul müfredatını tahrif ederek ulusal kimliği yok etmeye çalışıyor. Ayrıca demografik yapıyı değiştirerek ve Yemenliler arasında toplumsal dokuyu, sivil barışı ve bir arada yaşama değerlerini hedefleyerek darbeyi bir oldubitti olarak empoze etmeye çalışıyor.”
Uluslararası toplumu, BM’yi ve BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerine seslenen İryani, bu tırmanışı kınamaya, Husi milislerine ateşkesi sağlama çabalarına uyması için gerçek bir baskı yapmaya ve devleti yeniden kurma ve güvenlik ve istikrarı sağlayarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışı tehdit eden terörist faaliyetlerle mücadelede hükümeti desteklemeye çağırdı.
Sahada ise Yemen ordu medyası, Marib'in kuzeybatısındaki Ragvan bölgesindeki cephelerde ordunun ve halk direniş güçlerinin topçularının hedeflemesi sonucu en az 30 Husi savaşçısının öldürüldüğünü ve bir dizi unsurunun ise yaralandığını bildirdi. Yemen ordusunun resmi internet sitesinde yer alan habere göre ordudan  bir komutan yaptığı açıklamada, "İran destekli milislerin saldırıları engellendi. Vadi el-Cufra ve Vadi Halhalan'da ilerlemeye çalışan grup ağır ekipman ve can kaybı yaşadı” ifadesini kullandı. Kaynak ayrıca, "Milislerin ilerleme girişiminin ardından Salı günü erken saatlerde çatışmalar şiddetlendi. Ancak ordu bunları geri püskürtmeyi başardı. Çatışmalar en az 30 husi unsurunun ölümüyle, diğerlerinin ise yaralanmayla sonuçlandı. Ayrıca çeşitli ekipman kaybı verdiler” dedi.
Ordu medyasına göre Pazar ve Pazartesi günleri hükümet güçleri Sırvah ve el-Muşeccah cephelerine yönelik başlatılan Husilerin iki saldırısını engelledikten sonra grupla şiddetli çatışmalara girdi. Çatışmalar bir dizi Husi unsurunun öldürülmesi ve yaralanmasıyla sonuçlanırken, kalanlar ise bölgeden kaçtı. Arap Koalisyonu ise el-Muşeccah cephesindeki Husi takviyelerine yönelik düzenlediği hava saldırıların 3 aracı imha ederken, içinde bulunan milisler de hayatını kaybetti. 
Yemen’deki askeri kaynaklar, Husi milislerin Pazar ve Pazartesi günleri Arap Koalisyonu’nun düzenlediği savaşlarda ve hava saldırılarında bir dizi savaşçısını kaybettiğini veya yaralandığını bildirmişti. Ayrıca İran destekli grubun petrol eyaletini kontrol etmeyi umarak asker seferber etmeye devam ettiği kaydedildi.
Yemen Genelkurmay Başkanı ve Ortak Operasyonlar Komutanı Korgeneral Sağir bin Aziz, milislere karşı devleti yeniden kurmak ve darbeyi sona erdirmek için daha nitelikli operasyonlar düzenleme sözü verirken, kaynaklar grubun en az 50 üyesinin Pazar ve Pazartesi günleri ordu mevzilerine sızmaya çalışırken öldürüldüğünü tahmin ediyor.
Husi milisleri, saflarını güçlendirmek için okul öğrencilerini asker alma kampları kurmaya devam ederken, Husi medyası grubun bu hafta Marib savaşında ölen bir dizi Husi üyesi için cenaze töreni düzenlediğini bildirdi. Askeri kaynakların tahminlerine göre grup geçen Şubat ayından itibaren Marib'e yönelik saldırılarında en az 7 binden fazla üyesini kaybetti. Ancak bu, Marib’i kontrol etme umuduyla Husilerin saldırıları tekrar etmelerini ve daha fazla savaşçı göndermelerini engellemedi. 
İran destekli milisler, kısa süre önce ABD ve uluslararası toplumun desteklediği BM'nin sunduğu savaşı durdurma planını reddetti. BM’nin planı, Sana Havaalanı üzerinden ticari uçuşların yeniden başlatılması ve gümrük gelirleriyle çalışanların maaşlarını ödemek şartıyla Hudeyde Limanı’na yönelik ithalat kontrol kısıtlamalarının hafifletilmesiyle ilgili insani ve ekonomik önlemler karşılığında ateşkesin sağlanmasını içeriyor.



Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
TT

Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)

Suriye güvenlik güçleri bugün, ülkenin kuzeydoğusundaki el-Hol Kampı’na girdi. Kamp, terör örgütü DEAŞ mensuplarının ailelerini barındırıyor. AFP muhabirinin aktardığına göre bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kampı terk ettiklerini duyurmasının hemen ardından gerçekleşti.

AFP muhabiri, kampın çevresinde görev yapan onlarca güvenlik görevlisinin demir bir kapıyı açıp araçlarıyla içeri girdiğini, bazı güvenlik mensuplarının ise kampı gözetim altında tuttuğunu bildirdi.

SDG, salı günü 24 binden fazla kişinin yaşadığı el-Hol Kampı’ndan çekildiğini açıkladı. Kamp sakinleri arasında 15 bin Suriyeli, 3 bin 500 Iraklı ve 6 bin 200 yabancı bulunuyor ve sıkı güvenlik önlemleri altında tutuluyordu. Suriye Savunma Bakanlığı ise el-Hol Kampı ve DEAŞ’a ait tüm hapishaneleri devralmaya hazır olduğunu duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı da dün, SDG ile ‘Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin bazı konularda’ yeni bir ‘ortak anlayış’ sağlandığını açıkladı. Anlaşma gereği SDG’ye ‘alanların fiilen entegrasyonuna yönelik detaylı planı hazırlamak için dört günlük bir süre’ tanındı. Bununla eş zamanlı olarak dört günlük ateşkes ilan edildi. SDG de ateşkese uyacağını ve anlaşmanın ‘istikrarı destekleyecek şekilde’ uygulanmasına hazır olduğunu bildirdi.

Diğer yandan SDG lideri Mazlum Abdi dün, ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nu (DMUK), Kürt savaşçıların bazı bölgelerden çekilmesinin ardından Suriye’de DEAŞ mensuplarının tutulduğu tesislerin korunmasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Washington ise Kürtlerin DEAŞ’a karşı görevlerinin sona erdiğini belirtti; ABD, yıllarca destek verdiği Kürt güçlerin artık bu rolü üstlenmediğini açıkladı.

Suriye’deki Kürt yetkililer ve yerel makamlar ise dün yeni bir ateşkese uyacaklarını duyurdu. Bu ateşkes, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarıyla entegrasyonuna yönelik görüşmelerin tamamlanmasının ön hazırlığı olarak ilan edildi.

Bu ayın 6’sında Halep’te başlayan askeri gerilimin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, pazar günü SDG ile bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Anlaşma, ateşkes ve özerk yönetim kurumlarının Suriye devleti bünyesinde kapsamlı entegrasyonunu öngörüyor.

Taraflar arasında ateşkesi ihlal suçlamalarının yükselmesiyle birlikte hükümet güçleri, SDG kontrolündeki Arap çoğunluğa sahip bölgelere ilerledi. Hükümet dün, Hasake kentine takviye birlikler gönderirken, Kürt yetkililer Şam ile görüşmelerin çöktüğünü duyurdu.

Anlaşmanın açıklanmasının ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X platformunda paylaştığı mesajda, SDG’nin ‘DEAŞ’a karşı sahadaki başlıca güç’ rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Barrack, Şam’ın artık güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye yetkin olduğunu ve bunun örgüt mensuplarının tutulduğu hapishaneler ile ailelerini barındıran kampları da kapsadığını ifade etti.

ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden ve bu süreçte örgütü Suriye’de neredeyse tamamen yok etmeyi başaran SDG, Arap savaşçıları da bünyesinde barındırarak yıllar boyunca Suriye iç savaşında kritik bir rol oynadı. Bu başarısı sayesinde kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda kontrol sağladı, büyük petrol sahalarını kapsayan bu bölgelerde özerk bir yönetim kurdu.

Ancak Esed sonrası dönemde yeni yönetim, ülkeyi hükümet güçlerinin kontrolü altında birleştirme kararlılığını ilan etti ve Kürtlerle, güçlerini ve kurumlarını devlet yapısına entegre etmek üzere müzakerelere başladı.

Son günlerde hükümet güçlerinin ilerleyişiyle SDG, kuzey ve doğuda kontrol ettiği alanların önemli bir bölümünü kaybetti.


Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.