ABD’nin Yemen Temsilcisi Lenderking Husilerle temas halinde

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking Husilerle temas halinde olduğunu üstü kapalı bir şekilde itiraf etti

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

ABD’nin Yemen Temsilcisi Lenderking Husilerle temas halinde

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Husileri Yemen'de barış sürecine ve barışçıl bir çözüme ikna etmek için ülkesinin Husilerle temas halinde olduğunu üstü kapalı bir şekilde itiraf etti. Marib'de devam eden savaşın kötüleşen insani krizi daha da artırdığını belirten Lenderking, Husi grubunu bundan sorumlu tuttu. 
ABD-Arap İlişkileri Ulusal Konseyi (NCUSAR) tarafından video-konferans yoluyla dün düzenlenen oturumda konuşan Lenderking, Husilerin barışa istekli olduklarını gösterdiğini belirterek, "Husi liderliği içinde bunu destekleyen unsurlar kesinlikle var" dedi.
Lenderking, üstü kapalı bir ifadeyle grupla iletişiminin sürdüğünü şu sözlerle doğruladı:
“Umman gibi birçok ortak aracılığıyla ve Suudi Arabistan gibi diğer aktörlerle ve ABD olarak barışı sağlamak için çabalarımızı sürdürüyoruz. Onları barışa ulaşmaları için teşvik etmeye devam etmeliyiz.”
"Birkaç kez Husilerin meşruiyeti hakkında konuştum. Yani ABD onları meşru bir aktör olarak tanıyor. Onları önemli kazanımlar elde eden bir grup olarak tanıyoruz. Hiç kimse onların çatışmadan çıkmasını ummayı bekleyemez. Bu yüzden sahadaki mevcut gerçeklerle ilgilenme çağrısında bulunduk. Husileri BM liderliğindeki sürece ve siyasi geçiş sürecinde barışı desteklemek için devam eden destek çabalarına katılmaya teşvik edeceği umuduyla bu uluslararası fikir birliğini sağlayalım.”
Yemen'deki insani krizin savaşla ve çatışmaların devam etmesiyle bağlantılı olduğunu belirten Lenderking,  insani krizin daha da kötüleşmeye devam edeceğini, uzun yıllar süren istikrarsızlık göz önüne alındığında her iki süreci de aynı anda iyileştirmenin gerçek bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yemen'de temel hizmetlerin aksamasına, çalkantılı ekonomiye, barışçıl bir siyasi geçiş sürecinin engellenerek yaklaşık yedi yıldır süren bir savaşın patlak vermesine neden olan zayıf yönetim bu eğilimin önemli ölçüde hızlanmasına neden oldu.
İnsani krizi iyileştirmek için kolay bir çözüm olmadığını belirten Lenderking, bağışçıların Yemen'e daha fazla para aktarması gerektiğinin açık olduğunu vurguladı. Lenderking ayrıca, isimlerini açıklamadan Yemen'de kolay çözümler olduğunu öne sürenlere uyarıda bulundu. ABD’li diplomat açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Gördüğüm şeyler, genellikle çatışma aktörlerinin insani durumu silahlandırmaya ve insani krizi siyasi hedeflere ulaşmak için savaşlarında kullanmaya yönelik son çare girişimler. İnsani krizin nedenlerini iyileştirmeye başlamak için tek yol çatışmayı siyasi bir çözüme kavuşturmak olacak. Bu çözüm şu an için en önemli öncelik. Yemen'deki savaşı durdurmak ve ateşkesi sağlama girişimini desteklemek için güçlü bir uluslararası istek var. Ayrıca Riyad'ın girişimine de destek var. Bu da Yemenlilere barışçıl bir çözüm bulmaları için büyük bir fırsat veriyor. Böylece Yemen hükümeti Yemen'e dönüp çalışmalarını yürütebilir.”
Husileri ve Yemen hükümetini insani yardımların ve gerekli ekipmanların ulaştırılması ve benzinin dağıtımındaki krizin sona ermesi için ateşkes sürecine dahil olmaya çağıran Lenderking, Yemen'de Hudeyde ve diğer limanlar aracılığıyla bölgeye ulaştırılmasına rağmen Husilerin gaz ve benzin fiyatlarını manipüle ettiğini ifade etti.
Umman'ın rolüne ve Yemen krizinin çözümünü desteklemedeki önemine övgüde bulunan Lenderking, "Bu destek açık bir şekilde görüldü. İki hafta önce barışı teşvik etmek ve  Husileri ikna etmede önemli bir rol oynamak için Sana'ya bir heyet gönderdiler" dedi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre Marib'de bir milyon yerinden edilmiş insan olduğunu ve savaş durumunun devam ettiğini kaydeden Lenderking, “Bu saldırının harap olmuş insani altyapı için son derece olumsuz sonuçları olacaktır” dedi.
Lenderking ayrıca şunları kaydetti:
“Güneyin daha fazla istikrara kavuşturulması çabası olan Riyad Anlaşması'nın yeniden uygulandığını görmekten mutluyum. Bu, Yemenliler için temel hizmetlerin iyileştirilmesine yol açacaktır. Riyad Anlaşması'nın süreci ilerlettiğine, Yemen hükümetinin Aden'e dönerek temel hizmetleri sağlaması ve güneydeki altyapının tüm temel unsurlarını geliştirmesi için daha fazla fırsat yaratacağına inanıyoruz.”
Diğer taraftan, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü David Gressley, mali kaynak sıkıntısı ve Yemenlilere ulaşan yardım konusundaki ciddi yetersizliğe dair uyarıda bulunarak, “Önümüzdeki Temmuz ve Ağustos ayına kadar bağışçılardan fon alamazsak bazı faaliyetlerimiz duracak. Acilen iki milyar dolara ihtiyaç var” dedi.
Gressley, konferansta yaptığı konuşmada, Yemen ekonomisinin savaş nedeniyle yüzde 50 küçüldüğünü, her bir dakika bir Yemenli çocuğun hayatını kaybettiği geçtiğimiz ayın Yemen'deki en kanlı ay olduğunu belirterek, “Yemen vilayetlerinin yüzde 82’sinde sağlık hizmetleri yok. Geriye kalanlar da çöküşün eşiğinde” dedi.
Gressley ayrıca, "Yemen'deki insani kriz dünyanın en kötü krizi. Yemen'de barıştan başka bir alternatif yok ama buna ulaşmak da kolay olmayacak. Husilerin bombalamaları Marib'deki ortaklarımızı tehlikeye atıyor” diye konuştu. 
ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Müdür Yardımcısı Sarah Charles, Husilere ve güneydeki yetkililere seslenerek, insani yardımların ulaştırılmasını engellemeyi bırakmaları çağrısında bulundu ve bunun devam etmesinin Yemen'de kıtlığa yol açabileceğini söyledi.
Dün video-konferans yoluyla katıldığı oturumda konuşan Charles, Yemen'in hala dünyadaki insani krizden mustarip en kötü ülkelerden biri olduğunu ve ülke nüfusunun üçte ikisinin şu anda acil insani yardıma ihtiyacı olduğunu belirtti. Ayrıca 20 milyondan fazla Yemenli’nin her gün hayatta kalma mücadelesi verdiğine dikkati çekti.
Bu yıl 2 milyondan fazla Yemenli çocuğun ölümcül yetersiz beslenmeyle karşı karşıya olduğunu belirten Charles, “Şu anda yedinci yılına giren bu savaş boyunca ailelerin acılarının çatışma çizgisi değiştikçe tekrar tekrar arttığını gördük. Kaçmak zorunda kaldıkları her zaman daha savunmasız hale geliyorlar. Bunun şimdi daha da vahim olduğuna tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Marib'deki sivillere yönelik son Husi saldırısının yüz binlerce insanı yerinden etmekle tehdit ettiğini, yıllarca süren çatışma ve artan yoksulluğun ardından Yemen'in istikrarsız bir duruma geldiğini belirten Charles, uluslararası toplum tarafından sağlanan yardımın yetersiz kaldığına ve şimdiye kadar nüfusun savunmasız gruplarının kıtlık yaşamasının bu yardımlar sayesinde engellediğine dikkati çekti. Son olarak Charles şu ifadeleri kullandı:
“İnsani yardım kuruluşları, çatışmalardan kaçmak zorunda kalan yaklaşık 14 bin aileye barınak, sağlık, temizlik malzemeleri, temiz su ve para dahil olmak üzere acil yardım sağladı. Geçen Ocak ayından bu yana yardım çalışmaları son derece tehlikeli ve lojistik açıdan zor bir hale geldi. Kuzeydoğuda sivil nüfusa yönelik rastgele saldırılar, sahadaki ortaklarımızın cesur personelini riske atıyor. İnsani yardım çalışanlarına yönelik gözaltı veya şiddet ve güvenlik güçleri tarafından taciz edildiğine dair haberler alıyoruz. Onların daha fazla riske sokulması, acil yardımın kapsamını da daha da engelliyor.”



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."