Delta dalgası… Hızlı yayılma ve yeni kısıtlamalar

Sidney tam karantinaya geri döndü… İngiltere ve Portekiz’de virüs geniş çapta yayılıyor

Dün Sidney’deki kapanmanın ilk gününde polis devriyesi (Reuters)
Dün Sidney’deki kapanmanın ilk gününde polis devriyesi (Reuters)
TT

Delta dalgası… Hızlı yayılma ve yeni kısıtlamalar

Dün Sidney’deki kapanmanın ilk gününde polis devriyesi (Reuters)
Dün Sidney’deki kapanmanın ilk gününde polis devriyesi (Reuters)

Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün en bulaşıcı varyantı olan Delta, zengin ülkelerde gerçekleştirilen başarılı aşı kampanyalarına rağmen büyük çapta kısıtlamaları yeniden uygulama tehdidi oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya çapında Şubat ayından bu yana en düşük yeni vaka sayılarının kaydedilmesi ile nispeten iyi bir epidemiyolojik sahneye tanık olunmuşken, uzmanlar ve sağlık yetkilileri, mutasyona uğramış Delta varyantını kontrol altına almak için erken önlemler alınmadığı takdirde yaz aylarında vaka sayılarında yeni bir artışın görülebileceği uyarısında bulunuyorlar.

Rekor sayılarda can kayıpları
Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2020) bazı maçlara ev sahipliği yapacak olan St. Petersburg, dün (Cumartesi) salgının başlangıcından bu yana Rusya’da Kovid-19’a bağlı en yüksek günlük can kaybını kaydetti. Tüm dünyayı endişeye sevk eden Delta varyantı nedeniyle vaka sayılarında artışla karşı karşıya kalan Sidney’de ise yeniden kapsamlı bir sokağa çıkma yasağı getirildi.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, Rusya dün Delta varyantının özellikle başkent St. Petersburg, Moskova ve bölgesinde geniş çapta yayılmasıyla birlikte 21 bin 665 vaka ile Ocak ayından bu yana kaydedilen en yüksek vaka sayısını kaydetti. Resmi verilere göre, Rusya’nın ikinci büyük şehri olan St. Petersburg’da son 24 saatte 107 can kaybı kaydedildi. Rus haber ajansları, bu sayının salgının başlangıcından bu yana ülkenin tüm şehirlerinde Kovid-19 kaynaklı olarak kaydedilen en yüksek can kaybı olduğunu belirtti.
Resmi verilere göre dün (Cuma) Rusya genelinde 619 ölüm kaydedilirken, Aralık ayında pandeminin başlamasından sonra tespit edilen en yüksek sayı olan132 bin 683 vaka kaydedildi.

Kapsamlı karantinaya geri dönüş
Avustralya yetkilileri cuma günü Sidney’in merkezindeki 4 mahallede sokağa çıkma yasağı getirilmesinin ardından, bu önlemin kapsamını ülkenin en büyük şehrinin tamamına genişletmeye ve karantinanın iki hafta sürmesine karar verdi. 5 milyondan fazla insana ev sahipliği yapan Sidney’in sokakları dün neredeyse boş görünüyordu.
Şimdiye kadar bu sağlık krizini iyi bir şekilde kontrol altına alan Avustralya, bu hafta havayolu ekiplerini Sidney Havalimanı’ndan alıp karantina sürelerini geçirecekleri otellere götüren bir sürücü ile bağlantılı olarak 80 kişinin enfekte olduğunu açıkladı.
Yeni Güney Galler eyaletinin başbakanı Gladys Berejiklian, “Delta gibi son derece bulaşıcı bir varyant ile karşılaştığımızda, üç günlük bir karantina işe yaramaz. Önümüzdeki günlerde çok sayıda vaka için hazırlanmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Diğer yandan Yeni Zelanda dün, Avustralya ile karantinadan muaf olan uçuşları üç günlüğüne askıya aldı.
Yeni Zelanda’nın Kovid-19 ile Mücadeleden Sorumlu Bakanı Chris Hipkins, bu kararın yetkililere iki ülke arasında tüm uçuşlar için kalkış öncesi kontroller gibi uçuşları daha güvenli hale getiren önlemler almaları konusunda zaman kazandıracağını duyurdu.
Avustralya’da olduğu gibi, birkaç ülke, vakaların en azından bir kısmının ilk kez Hindistan’da ortaya çıkan Delta varyantından kaynaklanan vaka sayılarında artışa tanık oluyor. Delta varyantı birkaç hafta önce İngiltere’de salgının ortaya çıkmasından da sorumluydu.
Bangladeş de Delta varyantının neden olduğu vaka sayılarındaki ciddi ve endişe verici artış sebebiyle, pazartesi gününden itibaren yeni bir karantina uygulamaya karar verdi. Hükümet, tüm kamu kurumları ve özel sektördeki şirketlerin bir hafta boyunca kapalı olacağını ve yalnızca tıbbi nedenlerle dışarı çıkılmasına izin verileceğini açıkladı.

Yeni kısıtlamalar
Güney Afrika’da hükümet dün, daha katı kısıtlamalar uygulama konusunu ele alırken, vaka sayılarındaki artışın arkasındaki nedenin Delta varyantı olduğunu açıkladı. Kovid-19 salgınında Afrika kıtasında en çok etkilenen ülke olan Güney Afrika’da cumartesi günü 18 bin 762 yeni vaka kaydedildi. Bu vaka sayısı Ocak ayından bu yana kaydedilen en yüksek vaka sayısı oldu. Son verilerle birlikte toplam vaka sayısı bir milyon 895 bin 905’e yükselirken, Kovid-19’a bağlı olarak hayatını kaybeden kişi sayısı ise 59 bin 621 kişiye ulaştı.
Reuters’ın haberine göre, doğrulanan vaka ve can kaybı sayısı bakımından Afrika kıtasında salgından en çok etkilenen ülke olan Güney Afrika, salgının üçüncü dalgası ile karşı karşıya kalıyor. Sağlık Bakanı Vekili Mmamoloko Kubayi-Ngubane bir konferans sırasında üçüncü dalganın zirvesinin, muhtemelen Ocak ayında tanık olunan ikinci dalganın zirvesini aşacağını söyledi.
Diğer yandan İsrail de cuma günü, vaka sayılarındaki artış sebebiyle yeni kısıtlamalar uygulanacağını açıkladı. Büyük çaplı bir aşı kampanyasıyla ile dünya genelinde sağlık krizinden çıkan ilk ülke olarak kabul edilen İsrail, kamu ve şirketlerin kapalı alanlarında maske takılmasını yeniden zorunlu hale getirdi.

Avrupa’da farklılıklar
Avrupa’daki epidemiyolojik sahne, bazı ülkelerde kısıtlamaların hafifletilmesi, bazı ülkelerde ise yeni bir dalga uyarısı yapılması ile karışık görünüyor.

Fransa
Fransa, yerel sağlık yetkilileri, ülkenin güneybatısındaki Gers’de Delta varyantı ile enfekte olan iki hastanın hayatını kaybettiğini duyurdu. Occitanie bölgesindeki bölgesel sağlık kurumu yetkilileri AFP’ye, yaşları 42 ve 60 olan bu iki kişinin aşı olmadığını, sağlık durumlarının risk faktörleri içerdiğini ve Oş Hastanesinde hayatlarını kaybettiklerini belirtti. Gers’de muhtemelen Delta varyantı ile enfekte olan 7 vaka daha kaydedildi. Sağlık kurumu yetkilileri şu anda birçok şüpheli vakanın incelendiğini ve onlarla temas kuran kişilerin de takip edildiğini belirtti. Yetkililer, Gers bölgesinin yakınındaki Land’de bu varyant ile enfekte olan kişi sayısında önemli bir artış olduğunu belirterek virüsün bölge sınırları içinde kalmadığını açıkladı.
Bu bağlamda, halkı testlere ve aşı kampanyalarına yoğun bir şekilde katılmaya çağıran kurum, tüm kaynakların virüs ile mücadele araçlarını güçlendirmek ve salgının yeniden ortaya çıkmasını önlemek için kullanıldığını belirtti. Fransa Hükümet Sözcüsü Gabriel Attal çarşamba günü yaptığı açıklamada, oldukça bulaşıcı olan Delta varyantının Fransa’daki yeni vakaların yüzde 9 ila 10’unu oluşturduğunu ve geçen haftaya göre önemli bir artış olduğunu söyledi.
Dün itibari ile maske kullanma zorunluluğunu kaldıran İspanya’da, Balear Adaları’na gerçekleştirilen bir öğrenci gezisi yüzlerce vakaya neden olarak salgın için sıcak nokta oluşturdu. Ülkenin 7 bölgesinde binlerce genç karantinaya alındı.

Portekiz
Reuters’ın haberine göre, Portekiz’de ise yetkililer vaka sayısında endişe verici bir artışı önlemek için ellerinden geleni yaparken, ülkede yayınlanan bir raporda, Lizbon bölgesinde kaydedilen koronavirüs vakalarının yüzde 70’inden fazlasının, ülkenin diğer bölgelerine hızla yayılan Delta varyantından kaynaklandığı belirtildi.
Dr. Ricardo Jorge Ulusal Sağlık Enstitüsü, cuma günü geç saatlerde yayınlanan raporda, Delta varyantının Portekiz anakarasındaki vakaların yüzde 51’ini oluşturduğunu ve İngiltere’de olduğu gibi hızla yayıldığını bildirdi.
Ülkede cuma günü bin 604 vaka kaydedilmesi ile 10 milyonluk nüfusa sahip ülkenin genel karantina önlemleri uyguladığı 19 Şubat’tan bu yana en büyük sıçrama kaydedildi. Portekiz, salgının başlangıcından bu yana toplamda 871 bin 483 vaka ve 17 bin 81 ölüm kaydetti.
Raporda, yeni vakaların çoğunun, yoğun bir nüfusa sahip olan Lizbon bölgesi ile sınırlı olmasına rağmen, plajları ve golf sahalarıyla ünlü olan Güney Batı bölgesinin Kovid-19’un en yüksek artış oranını kaydettiği açıklandı. Vaka sayılarındaki sıçrama, turizme bağlı olan Portekiz’in Mayıs ayı ortasında Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere’den gelen ziyaretçilere izin verilmesinin yanı sıra çoğu işletmenin açılması ve yaz sezonunun başlaması ile plajların kalabalıklaşmasının ardından geldi.

İngiltere
Öte yandan İngiltere, dün 18 bin 270 yeni vaka kaydederek, 5 Şubat’tan bu yana gözlemlenen en yüksek günlük vaka sayısını kaydetti. Ülkede dün pandemi kaynaklı 23 ölüm gerçekleşti. İngiltere’de günlük vaka sayıları bir aydır artıyor, ancak günlük can kayıplarının 20 veya daha az olan bir aralıkta kalmasıyla, hızlı aşılama programı vaka ve can kaybı arasındaki bağlantıyı büyük ölçüde kırmış gibi görünüyor.

İsviçre
Öte yandan İsviçre, cumartesi günü itibariyle, dışarıda maske zorunluluğunun kaldırılması ve topraklarına girişi kolaylaştırması ile kısıtlamaların büyük bir bölümünü kaldırma kararı aldı.
İzlanda cuma günü, aşı kampanyasının ilerlemesi sayesinde salgınla ilgili tüm ulusal kısıtlamaları kaldıran ilk Avrupa ülkesi oldu. İtalya da Pazartesi gününden itibaren dışarıda maske kullanımı zorunluluğu kaldırılacak aynı zamanda Aosta Vadisi’nde hala yürürlükte olan sokağa çıkma yasağına da son verilecek.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.