Bağdat Zirvesi’nde güvenlik, terör, su, yatırım ve bölgesel zorluklarla mücadele konuları ele alındı

Irak, Mısır ve Ürdün arasında çalışmaların koordine edilmesine ilişkin bir anlaşma imzalanırken kararların uygulanması için ortak bir sekreterlik kurulması kararlaştırıldı

Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
TT

Bağdat Zirvesi’nde güvenlik, terör, su, yatırım ve bölgesel zorluklarla mücadele konuları ele alındı

Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, dün (Pazar), Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen ve Irak ile Mısır Arap Cumhuriyeti ve Ürdün Haşimi Krallığı arasında en iyi ilişkilerin kurulmasını amaçlayan Bağdat Zirvesi’nin sona erdiğini duyurdu.
Kazımi, zirvenin açılışı sırasında yaptığı konuşmada, “Bu zirve, özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının getirdiği zorluklarla birlikte, bölgede ve tüm dünya ülkelerinde tehlikeli bir tarihi dönüm noktasında ve bir zaman diliminde yapılıyor. Karşı karşıya olduğumuz en önemli zorlukların Kovid-19 salgını, zorlu ekonomik koşullar, güvenlik sorunları ve terörle mücadele olduğu kimse için bir sır değil. Irak'ın terör karşısında çetin bir deneyim yaşadığını ve çağın haricileri olan bu haricilerin bazı küçük sığınma noktaları kalmasına rağmen Allah'a şükür bu grupları ortadan kaldırmayı başardık. Bu zorluklarla yüzleşmek için üç ülke (Irak-Mısır-Ürdün) arasında ortak çalışmalar ve koordinasyon olmalı. Halklarımıza ve bölge halklarına hizmet etmek amacıyla bu grupları ortadan kaldırmak için çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.
Kalkınma alanında çalışmak, bölgeyi ve halklarını kalkındırmak için tutumları birleştirmek ve güçlendirmek amacıyla ortak eylemde bulunulması gerektiğini vurgulayan Kazımi, bölgenin içinde bulunduğu hassas koşullar çerçevesinde, ekonomik alanların yanı sıra sosyal alana da hizmet etmek için üç ülke arasındaki coğrafi iletişimin tüm olanaklarından yararlanmanın önemine dikkati çekti.
Öte yandan zirvede bazı konular üzerinde anlaşmaya varıldı. Irak Başbakanı, Suriye, Libya, Yemen ve Filistin dosyası gibi başlıca bölgesel dosyalarda koordinasyonu sürdürmek için üç ülke arasındaki çalışmaları koordine edecek daimi bir sekreterlik kurulmasının kararlaştırıldığını, böylece bu ülkelerdeki kardeş hakların yaşadıkları zorlukları ve krizleri aşmalarına yardımcı olunmasının ve bu konularda iş birliği ve koordinasyon içinde ortak bir vizyon ortaya koyulmasının amaçlandığını ifade etti.
Daha önce yapılan iki zirvede ortak bir vizyon üzerinde uzlaşılması da dahil, yatırım ve ekonomik iş birliğinin ele alındığını belirten Kazımi, Arap ülkeleri liderlerinin, Bağdat Zirvesi’nde elektrik, tarım ve ulaşım alanlarında bu projeleri uygulama aşamasına gelmeyi başardıklarının altını çizdi. Kazımi, son toplantıda Kral Abdullah'ın gündeme getirdiği gıda güvenliğinin yanı sıra finansal ve bankacılık ilişkileri ve altyapılarının geliştirilmesi konularında da adımlar atıldığını sözlerine ekledi.
Diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ülkesinin ikili veya Mısır-Irak-Ürdün arasındaki üçlü ilişkiler çerçevesinde yapıcı iş birliğinde yeni bir dönem başlatmayı sabırsızlıkla beklediğini söyledi.  Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcü tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, Irak Cumhurbaşkanı Behrem Salih, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Başbakan Kazımi ile katıldığı dörtlü toplantı sırasında özellikle üç ülkenin karşı karşıya olduğu ortak zorluklar çerçevesinde, kapsamlı stratejik ortaklığın geniş ufuklarına doğru birlikte hareket etmenin, sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon ve stratejik bir iş birliği doğrultusunda ortak Arap eylemini güçlendirmeyi amaçladığına işaret etti.
Ürdün Kralı 2. Abdullah ise Irak, Ürdün ve Mısır arasındaki ortak iş birliğinin ortak çıkarlara ulaşmak için güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Irak Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kral Abdullah, Irak Cumhurbaşkanı Salih ile yaptığı görüşmede, Ürdün'ün Irak'ın güvenlik ve istikrarını sürdürmesine verdiği desteği teyit ederken iki ülke arasında ekonomik ve ticari alanlarda imzalanan anlaşmaların önemini ve ortak çıkarlara ulaşmak için Irak, Ürdün ve Mısır arasındaki ortak iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu arada Irak, Ürdün ve Mısır Dışişleri Bakanları, bu ülkelerin liderleri arasındaki üçlü zirvenin oturum aralarında düzenlenen bir basın toplantısı sırasında ‘tüm bölge için en iyisini elde etmek amacıyla’ üç ülke arasındaki ‘ortak iş birliğinin’ önemini vurguladılar.  Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Mısır’ın, Irak ve Ürdün ile birlikte zorluklarla mücadele etmek istediğini’ söyledi. Üç ülkenin liderlerinin ‘ülkelerinin karşı karşıya olduğu sorunları’ ele aldıklarını ifade eden Şukri, aynı zirvenin dördüncüsünün Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılmasının planlandığını ve sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, üçlü zirvede Suriye meselesinin de ele alındığını açıkladı. Suriye'deki çözümün terörden kurtulmaya yönelik siyasi bir çözüm olması gerektiğini belirten Safadi,  Irak'ın bölgesel anlaşmazlıklardan ve yansımalardan arındırılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Amman’ın Bağdat ve Kahire ile ilişkilerinin ‘ortak bir siyasi vizyonla başladığını’ dile getiren Safadi, üç ülke arasındaki siyasi iradeyi verimli bir çerçeveye dönüştürmek için birlikte çalışmaya devam edileceğine işaret ederek, “Üç ülke arasındaki bu iş birliği, tüm bölge için en iyisine ulaşılmasına katkıda bulunacaktır” dedi.
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ise yaptığı açıklamada, görüşmede ilaç endüstrisi alanında ortak bir çalışma yapılmasının ve sanayi şehirlerinin kurulmasının ele alındığını söyledi. Üçlü zirvenin Bağdat'ta düzenlenmesinin üç ülke arasındaki daimi iş birliğini yansıttığını kaydeden Hüseyin, “Herkes çeşitli alanlarda iş birliği ve yatırım fırsatları arıyor” şeklinde konuştu.
Bu arada Iraklılar arasında, gerek milletvekilleri ve politikacılar tarafından yapılan açıklamalarda gerekse sosyal medya aracılığıyla, Arapların Irak'a açılmasını destekleyenler ve karşı olanlar şeklinde bir bölünme olduğu, ancak buna karşın Irak'ın İran ve Türkiye'nin ekonomik imkanlarıyla kurdukları tek taraflı hakimiyetlerinden kurtulması gerektiği konusunda fikir birliği olduğu gözlemlendi.
Irak, Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin geçtiğimiz yıl göreve gelmesinden bu yana Suudi Arabistan’la başlayarak Arap ülkeleriyle ilişkiler kurmaya yöneldi. Öyle ki Irak, üçüncü zirveyi Bağdat'ta gerçekleştirmeyi başardı. Başbakan Kazımi, bir tweette ‘Arap Bağdat’ın Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı’nı ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu yazdı.
Irak protokolü, Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı’nı ile ilişkilere büyük ilgi gösterirken, iki lider Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih tarafından Bağdat Uluslararası Havalimanı'nda resmi bir törenle karşılandı. Başbakan Kazımi, zirvenin düzenlendiği hükümet sarayında iki lider için verilen resepsiyonu Irak’ın meşhur dabke dansı el-Cubi ile tamamladı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.