Lübnan'da yakıt sübvansiyonlarının azaltılması yaşamı zorlaştırıyor

Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
TT

Lübnan'da yakıt sübvansiyonlarının azaltılması yaşamı zorlaştırıyor

Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)

Lübnan hükümeti, akaryakıt sübvansiyonlarını azaltma kararını ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı açıklar açıklamaz ülkede birçok gıda ürününün fiyatları yükseldi. Bazı şirketler yeni akaryakıt fiyatlarına göre yeniden fiyat planlaması yapmak için mağazalara mal teslim etmeyi durdurdu.
Lübnan Enerji Bakanlığı, dün 45 bin Lübnan lirası (lbp) civarında olan bir bidon benzinin (20 litre) fiyatını 61 bin 100 lbp’ye (40 dolar) yükseltme kararı aldı. Böylece bir bidon benzin fiyatında yüzde 35 oranında bir artış yaşandı. Bir bidon dizel de yüzde 38'lik bir artışla 46 bin 100 lbp oldu.
Zam kararı, Lübnan hükümetinin geçen hafta yakıt sübvansiyonlarını üç aylık bir süre için azaltmayı kabul etmesi sonrasında geldi. Lübnan Bankası tarafından desteklenen yakıt ithalat dolarının değeri dolar başına bin 500 Lübnan lirasından (resmi fiyat) üç bin 900 lbp’ye yükseldi. Şarku’l Avsat’a konuşan bir piyasa kaynağı, üç ay sonra benimsenecek olası seçeneğin yakıt sübvansiyonunu yüzde 40 oranında artırmak olduğunu (yani ithalatçı, karaborsa dolar fiyatına dayalı olarak yakıt fiyatının yüzde 40'ını ödüyor), dolayısıyla bir bidon benzinin fiyatının 95 bin lbp civarında olabileceğini öngörüyor. Desteğin tamamen kaldırılması durumunda ise bir bidon benzin fiyatı 194 bin liraya ulaşabilir.
Gıda, Tüketim Ürünleri ve İçecek İthalatçıları Sendikası Başkanı Hani Bohsali’ye göre, akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle gıda maddelerinde oluşabilecek artış oranını belirlemek mümkün değil. Şarku’l Avsat’a konuşan Bohsali konuya ilişkin şunları söyledi: “Her şirketin, ihtiyacı olan taşıma hacmine ve jeneratörler için kullandığı akaryakıt miktarına bağlı olarak, yakıtların belirli bir yüzdesini oluşturduğu bir üretim maliyeti vardır. Akaryakıt fiyatları tablosu yayınlandıktan sonra şirketler bu yüzdeyi hesaplamaya başladı ve bu biraz zaman alıyor.”
Bazı dükkanlar, bazı şirketlerin dün gıda maddelerini teslim etmediğinden şikayet etti. Bunun nedeni, fiyatları yeniden planlamalarıdır. Bir gıda mağazasının sahibinin Şarku'l Avsat'a aktardığına göre, diğer şirketler fiyatları direkt yüzde 6 oranında artırdı.
Bazı özel jeneratör şirketleri (alternatif elektrik şebekesi) dün abonelerine, yüksek dizel fiyatı nedeniyle aylık abonelik maliyetinin iki katına çıktığını belirten mesajlar gönderdi. Yaklaşık 250 bin lira olan 5 amperin maliyeti 500 bin lira oluyor ki bu da 675 bin lira olarak belirlenen asgari ücrete yaklaşıyor.
Lübnan Fırıncılar Birliği Başkanı Ali İbrahim de akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle bir paket ekmeğin fiyatını artırma eğiliminde olduklarını açıkladı. Lübnan'da bir paket ekmeğin fiyatı son zamanlarda yüzde 100'den fazla artmıştı.
Bohsali, akaryakıt maliyetinin gıda ürünlerinin genel maliyetine oranının sınırlı kaldığına ve fiyatlarda önemli bir farklılık göstermediğine dikkat çekti. Dolar fiyatındaki istikrarsızlık ışığında günlük olarak gıda ürünlerinin fiyatları ve Lübnan'daki bulunabilirliği hakkında konuşmanın daha iyi olabileceğini ifade eden Bohsali, “Fiyatların yükselmesinin, ülkedeki kaosun, mazot ve benzin krizinin, yolların trafiğe kapanmasının ve ülkeyi bu noktaya getiren ve herhangi bir reform önlemi almayan bir sistemin varlığının birinci nedeni budur.” diye konuştu.
Bu bağlamda, ekonomi uzmanı Casim Acaka, Lübnan'daki tüccarların satın aldıkları malzemeleri sübvansiyonlu dizel ve benzin döviz kuru üzerinden bin 500 lbp’den satın alıp dünden bu yana yeni kur üzerinden vatandaşa satarak 100 milyon dolardan fazla kar elde ettiklerini belirtiyor. Sorunun, vatandaşı koruması gereken ve tüccarların bu karları elde etmesine izin vermeyen bir otoritenin olmaması olduğunu dile getiren Acaka, “Akaryakıt fiyatlarındaki artış, tüm emtiaların fiyatını yükseltecek çünkü hepsi “birbiriyle bağlantılı” ve en tehlikelisi tüccarın yüksek kar oranlarına ulaşmasının yolunu açıyor.” dedi.
Lüban İstatistik İdaresi ise geçtiğimiz hafta Lübnan'da Mayıs ayı tüketici fiyat endeksinin 2021 Nisan ayına göre yüzde 6,06 artış kaydettiğini açıklamıştı. Bu rakamların sahada daha yüksek olabileceğine dikkat çeken Acaka, istatistiklerin genellikle tüccarlar ve dükkan sahipleri tarafından açıklanan ve genellikle yanlış olan fiyatlara dayandığını belirtiyor.
Uluslararası Veriler Kuruluşu'nda (bağımsız bir Lübnan araştırma kurumu) araştırmacı olan Muhammed Şemseddin, emtia fiyatlarının şu anda yüzde 15 ila 20 arasında artacağını belirtiyor. Akaryakıt fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklanan zammın etkisinin yüzde 3'ü geçmediğini ifade eden Şemseddin, geri kalan zammın ise iki ana faktörden kaynaklandığını kaydetti. Bunlar; doların lira karşısında artış göstermesi ve dünya genelinde emtia fiyatlarının yükselmesi. Bu durum, yüzde 20'nin bile sabit bir oran olmadığı ve daha da yükselme ihtimalinin olduğu anlamına gelir.
Bekaa Çiftçiler ve Köylüler Derneği Başkanı İbrahim Tarşişi Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, yakıt maliyeti üretim maliyetinin yüzde 20'sini oluşturduğundan, belki de en büyük artış yerel tarım ürünlerinin fiyatlarında olacak. İki katına çıkan nakliye maliyetinin yanı sıra özellikle de devlet elektriğinin olmaması ve dizelle çalışan jeneratörlere neredeyse tamamen bağımlılık ışığında, en büyük artışın yerel tarım ürünlerinin fiyatlarında olması bekleniyor.
Tarşişi, “Çiftçi için en büyük endişe devletin belirlediği yeni mazotun fiyatı değil, bu fiyata bulunabilirliğidir. Yeni fiyat tarifesinden önce bir bidon mazot 60 bine hatta yeni fiyatından daha fazla rakama kadar karaborsada satılırdı. Resmi olarak zammın gelmesiyle birlikte bugün karaborsada bir bidon mazot 90 bine satılıyor. Yakıt ne olursa olsun, dolar istikrarsız ve yükselme eğiliminde olduğu sürece sebze ve meyve fiyatları yükselecek. Bunun çok basit bir nedeni var; dolar krizi üretimdeki düşüşe katkıda bulundu, çünkü çok sayıda çiftçi artık üretim maliyetini karşılayamıyor ve sonuç olarak arz talep karşısında azaldı. Devlet tarafından sübvansiyon konusunda alınan tüm tedbirler bir sonuç vermeyecektir. Çiftçinin üretim maliyetini karşılayamayacağı gibi tüketici de karşılayamayacaktır. Çözüm, üretim sektörlerinin desteklenmesi ve akaryakıt kaçakçılığı ve depolanmasıyla mücadele yoluyla olmalıdır” dedi.

Lübnan’da devlet iflas etti
2019’dan bu yana Lübnan, benzeri görülmemiş bir ekonomik ve finansal krize tanık oluyor. Dolarda likidite eksikliği ve çoğu sektörün çöküşüne yol açan ulusal para biriminin değerinde rekor bir bozulma yaşandı. Beyrut Amerikan Üniversitesi’ndeki Kriz Gözlemevi, “Lübnan’ın başarısız devletler arasında düşme tehlikesi gerçek oldu. Beş yılda 36 sıra geriledikten sonra ülke, 2021’de 179 ülke arasında en başarısız 34 ülke arasında yer alıyor” dedi.
Dünya Bankası’na (WB) göre, 1850’den bu yana dünyada yaşanan en kötü krizler arasında yer alan krizin ülkede 2019 sonbaharında başlamasından bu yana, Lübnan para birimi lbp karaborsada dolar karşısında yüzde 90 değer kaybetti. Doların fırlaması tüm fiyatların aşırı zamlanmasına, akaryakıtın karaborsaya düşmesine neden oluyor. Elektrik santralleri ve jeneratörlerin akaryakıtla çalışması sebebiyle de ülke çapında elektrik kesintileri yaşanıyor.
Yaklaşık 10 aydır hükümet kurulamayan Lübnan’da, ciddi bir yakıt ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre Lübnan halkının yarısı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Fransa, hükümetin kurulmasını engelleyen ve yolsuzluk olaylarına dahil olan Lübnanlı siyasetçilere Nisan ayında ülkeye girişlerine kısıtlama getirmeye başladı.
Lübnan, Numbeo Ülkelere Göre Yaşam Kalitesi 2021 Endeksi’ne göre 83 ülke arasında 73’üncü sıraya geriledi. Ülke 2019’da 55 2020’de ise 60’ıncı sıradaydı.



Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
TT

Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)

Irak’ta (Şii) Koordinasyon Çerçevesi’nden kaynaklar dün, başbakanlığa aday isim konusunda karar verme aşamasına yaklaştıklarını ve adayı Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'ye sunarak görevlendirme sürecini başlatacaklarını açıkladılar. Öte yandan tahminlerin çoğu, mevcut geçici hükümetin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ikinci bir dönem için yeniden aday gösterilebileceğine işaret ediyor. Bu durum geçtiğimiz ocak ayı sonlarında ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘vetosu’ ile karşılaşan Hukuk Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'nin adaylığından vazgeçileceği anlamına geliyor.

Buna rağmen kaynaklar, Baas Partisi'nin Kalıntılarının Ortadan Kaldırılması Komisyonu Başkanı Asim el-Bedri gibi ‘uzlaşmacı bir isim’ seçme olasılığı olduğuna da işaret ettiler. Ayrıca eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin adı da olası bir aday olarak gündemde.

Koordinasyon Çerçevesi'nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ABD ile İran arasındaki ateşkes dönemini hükümetin kurulması meselesini çözmek için değerlendirmeye çalıştığını ve bunun çok yakın bir zamanda yapılacak bir toplantıda gerçekleşmesinin olası olduğunu belirtti.


Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
TT

Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, dünyada yaşanan benzeri görülmemiş değişimler ışığında, Çin ile Arap dünyası arasında daha güçlü ve dinamik bir ortaklık çağrısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre medya haberleri, Şi'nin Pekin'i ziyaret eden Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan'a, dünyanın barış ve savaş, birlik ve çatışma gibi seçeneklerle karşı karşıya olduğu bir dönemde daha fazla koordinasyon ve iş birliğine ihtiyacı olduğunu söylediğini belirtiyor.

Abu Dabi Veliaht Prensi'nin ziyareti, Washington ve Tahran arasında haftalar süren İran savaşını sona erdirmek için yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bölgede artan gerilim dönemi ile eş zamanlı olarak gerçekleşiyor.


Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyor

Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
TT

Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyor

Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)

Aya Salame, bir buçuk yıl boyunca aynaya bakmaktan kaçındı; sokağa çıkabildiği zamanlarda bile yüzünün yarısından fazlasını örtüyordu. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısında yüzü tamamen deforme olan Aya, hayatının normale döneceği umudunu hiç kaybetmedi.

33 yaşındaki Aya Salame, yaralanmasının ardından yaşadığı acıları, Mısır'daki tedavi sürecini ve bir kadın olarak yüzüne kavuşma hayalini anlatıyor. Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, 7 Aralık 2023'te Gazze'nin kuzeyinde İsrail'in ateş hattında yaralandığını söylüyor.

Ve devam ediyor: “Tamamen yandım ve ateş göğsüme sıçradı.”

Çifte acı

Gazze’li bayan, yangından kurtulduğunu anlatıyor; hastanede etrafındaki herkes ondan şehadet getirmesini istiyor; çünkü alevlerin yüzünü ve göğsünü ciddi şekilde tahrip etmesinden sonra, herkes onun ömrünün sayılı günleri kaldığını düşünüyordu.

Aya, el-Şifa Hastanesinde 40 gün yoğun bakımda kaldı. “Gazze’deki durum çok zordu. Gazlı bezimiz ya da pansuman malzememiz yoktu. İlk birkaç gün boyunca pansuman değiştirmek için elimizde sadece en temel araçlar vardı” diyor. Altı aydır evinden çıkamadığı için hemşire olan komşusunun yaralarını temizlemesine yardım etmek üzere gönüllü olduğunu belirtiyor. “Tek bir adım bile atamıyordum, temiz hava bile alamıyordum” diyor.

Aya Salame sağ gözünü ve yüzünü kaybetti; durumuna duyduğu üzüntü nedeniyle felç geçirdi. Ancak oğlu Hamid onu görüp tanımadığında, acısının katlanarak arttığını söylüyor. Acıyla şöyle anlatıyor: «Çocuklarım benden korktu. Oğlum ‘Bu anne değil’ dedi.»

Aya Salame, Gazze’de dışarı çıkabilecek duruma geldikten sonra bile dışarı çıkmaktan kaçınıyordu ve dışarı çıktığında yüzünü örtüyordu. Şöyle devam ediyor: “İnsanlar bunun savaş yarası olduğunu biliyordu. Gözlerim bir perdeyle kapalıydı ve bir yıl üç ay boyunca aynaya hiç bakmadım.”

Tıbbi olarak büyük zorluk

Mısırlı plastik cerrah ve danışman Doktor Mahmud el-Desuki ile mikroskobik cerrahi uzmanı için Gazze Savaşı'nın yol açtığı ilk vaka değildi. El-Desuki Şarku’l Avsat’a, savaşta yaralanarak deformasyona uğrayan onlarca vakayla ilgilendiğini, ancak “Aya'nın vakasının büyük ve karmaşık bir zorluk oluşturduğunu” belirtiyor.

Doktor şöyle diyor: “Aya’nın yaralanması çok şiddetliydi, özellikle yüzünün sağ tarafında; yanak, yanak kasları, deri ve yedinci sinir tamamen deforme olmuştu; ayrıca yüzünde şarapnel parçaları da vardı. Tüm bunlar dokuların nekrozuna ve yaralı gözün çevresinde iltihaplanmaya neden oldu.”

Doktor, bir göz hastalıkları uzmanıyla iş birliği içinde durumu değerlendirdikten sonra, tedavi aşamalarının sayısını azaltmak amacıyla kapsamlı bir cerrahi müdahaleye başlanmasına karar verildiğini ifade etti. İlk ameliyat 8 ila 10 saat sürdü ve deri greftleri kullanılarak göz kapaklarının onarılması, lokal dokuların hareket ettirilmesi yoluyla yanağın yeniden yapılandırılması, kasların ve yüz sinirinin onarılması girişimi ile ağzın doğal haline yakın olarak yeniden şekillendirilmesini içeriyordu.

Ameliyata çok disiplinli bir tıbbi ekip katıldı. Tedavi ekibinin açıklamasına göre bu aşama en önemli ve en zor aşama olarak tanımlandı. Bunu, bir yıl boyunca devam eden tamamlayıcı aşamalar izledi. Bu aşamalar, mümkün olan en iyi sonuca ulaşmak amacıyla, protez gözün görünümünü iyileştirme, yağ enjeksiyonu, lazer seansları ve fizik tedavi gibi işlemleri içeriyordu.

Doktorun resmi sayfası, «X» platformu ve «Facebook» üzerinden takipçilerin, Aya’nın ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarına gösterdiği tepkilerle ilgili olarak doktor şöyle diyor: “Vaka Gazze'den ve savaş yaralanması olduğu için ameliyat öncesi ve sonrası arasındaki büyük görünüm farkı ve elbette yüzünde doğrudan meydana gelen yaralanma nedeniyle, bu durum insanların vakaya daha fazla tepki vermesine neden oldu. Bazı insanlar görünümdeki değişikliği ‘iğrenç’ olarak nitelendirdi.”

Mısırlı doktor, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tür ameliyatların bazı ülkelerde nadir sayılabileceğini, ancak daha karmaşık yaralanmalar da dahil olmak üzere birçok vakada yerel olarak yapıldığını belirtiyor. Doktor, Aya'nın yüzü için daha iyi bir sonuç elde etme konusunda “estetik cerrahların hırsı” olarak tanımladığı şeyi hayal etmeye devam ederken, kadının hayali ise çocuklarını tekrar kucağında görmek. Aya şöyle diyor: “Yaralanmam kolay değildi... Aylarca acı çektim. Ama tek hayal ettiğim şey, çocuklarımın kucağıma dönmesi.”