Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Rusya, insani yardımlara karşı veto hakkını kullanma tehdidinde bulunurken Astana görüşmelerine yönelik yeni bir girişim başlattı.

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
TT

Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)

BM Güvenlik Konseyi'nde 10 Temmuz'da düzenlenen toplantıda Suriye'ye insani yardım konusunda uluslararası yetkinin uzatılması konusu tartışılırken Rusya “güç testi” olarak nitelenen duruma karşı hazırlık için hamlelerine hız verdi.
Moskova yönetimi, Washington’ın son Roma toplantısındaki tutumuna karşı geniş çapta bir desteği harekete geçirmek için harekete geçti. Moskova, insani yardımların giriş mekanizmasının bir yıl daha uzatılmasını ve halihazırda faaliyette olan Bab el-Heva Sınır Kapısı ile sınırlı kalmamasını öngören yasa tasarısının başarısız olması için Güvenlik Konseyi'nde veto kullanma tehdidine karşı ABD’nin uyarı dili karşısında çeşitli mesajlar gönderdi.  
Rusya'nın sınır ötesi yardım mekanizmasının uzatılması girişimlerine karşı veto kullanma tehdidi, Washington tarafından sunulan ve Moskova'nın insani yardım dosyasında açık bir esneklik gösterdiği takdirde Suriye meselesinde Rusya ile diyalog kanallarını genişletme olasılığı şartını gündeme getiren teklifine yanıt veren güçlü bir mesaj niteliğindeydi.
Bu mesele sadece Washington ile değil, Moskova'nın Bab el-Heva Sınır Kapısı’nı kapatma hamlesine karşı çıkan Türkiye ile de tartışma konusu oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov önceki gün Antalya'yı ziyaret ederek Türkiye’yi Rusya’nın bu konudaki tutumunu desteklemesi için ikna etmeye çalıştı. Bu hamle, Moskova'nın 6 Temmuz’da Kazakistan'ın başkenti Nur Sultan'da yapılacağını açıkladığı ve yardımların kontrolü ve BM Güvenlik Konseyi'nin oturum tarihinden önce İran ve Türkiye ile tam bir mutabakata varmak amacıyla düzenlenecek Astana müzakere turunun başarısı için bir adım olarak görülüyor. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev'in dün Şam'a gerçekleştirdiği ziyaret, Moskova'nın Astana turu hazırlıkları kapsamında attığı geniş çaplı adımlar ve insani yardım dosyasıyla ilgili uluslararası tartışmaların artması nedeniyle düzenlendi. 
Suriye Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamada, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Lavrentyev ve beraberindeki heyet ile Şam'daki görüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler ve ikili iş birliği alanlarına odaklandığı belirtildi. Görüşmede ayrıca iş birliğini genişletme imkanı sunan ve iki dost halkın çıkarlarına ulaşmasına katkıda bulunan tüm alanlarda genişlemeye verilen ortak öneme ve önceliğe vurgu yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Astana görüşmeleri veya Anayasa Komitesi’nin toplantıları yoluyla mevcut siyasi sürece ilişkin yaşanan son gelişmelere odaklanıldığı aktarıldı. Ayrıca Lavrentyev’in Esed’e Astana turundan önce gelecek toplantıların düzenlenmesine ilişkin mevcut hazırlıkları aktardığı belirtildi. Söz konusu görüşmeler yoluyla olumlu sonuçlara ulaşmada engel oluşturacak Astana sürecine ilişkin çalışmaların herhangi bir dış müdahale olmadan devam etmesi gerektiği vurgulandı.
Antalya'da Türk mevkidaşı ile görüşen Lavrov ise kesin bir tavır sergiledi. Lavrov, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye sınırından ülkeye yardım nakli için ikinci bir koridor açılmasına ilişkin yeni bir karar tasarısına karşı olduğunu vurguladı.
Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Aslında Suriye halkının yaşadığı insani sorunlardan endişe ediyorsak, yaptırımlardan başlayarak bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kabul edilen boğucu ve insanlık dışı Sezar Yasası, Washington’ın talebi üzerine Batı bankalarındaki Suriye varlıklarına yasa dışı bir şekilde el konulması -ki bu ancak yağma olarak adlandırılabilir-, ortaklarımızın uluslararası kuruluşlar aracılığıyla Şam üzerinden ve şimdiye kadar hükümetin kontrolü dışında kalan tüm bölgelere temas hatları üzerinden insani yardım sağlanmasını garanti etmeyi reddetmesi de dahil olmak üzere tüm sebeplere bakmak gerekir.”
Norveç ve İrlanda tarafından geçen hafta cuma günü Birleşmiş Milletler'e sunulan yeni karar taslağı, Türkiye ve Suriye sınırlarındaki Bab el-Hava koridorunun çalışmalarının uzatılmasını ve  Ocak 2020'de kapatılan Irak ile Suriye arasındaki el-Yarubiyye koridorunun yeniden açılmasını kapsıyor. Karar taslağı ayrıca Rusya'nın geçen yıl dosyayı tartışırken ısrar ettiği altı aylık yetki süresi yerine sürenin bir yıl olarak yeniden başlatılmasını öngörüyor.
Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Washington'ın yeni tekliften memnuniyetsizliğini dile getirerek üçüncü bir geçiş kapısı olarak Temmuz 2020’de kapatılan Türkiye sınırındaki Bab es-Selam Kapısı’nın yeniden açılması gerektiğinde ısrar ettiğini ifade etti.
Diğer yandan Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, eski adı Nusra Cephesi olan Heyetu Tahriru’ş Şam örgütünü insani yardım konvoylarının Suriye sınırından geçişini engellemekle suçladığı bir mesaj gönderdi.
Lavrov ayrıca Batılı bağışçıları Bab el-Hava koridorunun yetki süresinin uzatılmaması durumunda Suriye'ye insani yardım fonlarını kesmekle tehdit ederek şantaj yapmaktan sorumlu tutarak bu tür davranışlarla mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus bir diplomat, Batılı ülkelerin karar taslağı konusunda belirtilen biçimde ısrar etmesi halinde Moskova'nın BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kesinlikle kullanacağını aktardı. İnsani yardımla ilgili herhangi bir görüşmenin Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı kavramının ötesine geçemeyeceğini vurgulayan Rus diplomat, "Rusya böyle bir emsal oluşturulmasına izin vermeyecek" ifadesini kullandı. İnsani yardımların geçişi konusunun temelde egemenlik ilkesine dahil olduğuna dikkati çeken diplomat, bunun doğrudan doğruya yeni sınır geçişleri açmaya veya uluslararası yetki mekanizmasını uzatmaya yönelik herhangi bir kararın Şam'daki meşru hükümetle koordinasyon ve anlayış içinde verilmesi gerektiği anlamına geldiğini kaydetti. Rus diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya'nın bu konudaki uzlaşmazlığı iddiası, gerçeği çarpıtma ve uluslararası yasalara ve Suriye egemenliğine saygının önemini vurgulayan BMGK kararlarına aykırı söylemlere dayanma girişimidir. Batı, Suriye'deki mevcut krizin çözümünün insani yardım olduğunu iddia ederken tüm gerçeği söylemiyor. Çünkü şu an en büyük sorun ekonomik yaşam koşulları ve bu durumun ağırlaşmasının temel nedeni olan Batı yaptırımlarıdır. Bu yaptırımlar, Suriye halkına yönelik toplu bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Koşulların iyileştirilmesine yönelik çabaları da engelliyor.”
Rus diplomat, Lavrov'un Astana toplantısına hazırlık olarak tutumları koordine etmek amacıyla Türkiye'ye yaptığı ziyarete ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
“Astana Grubu ve insani yardım dosyası çerçevesinde Ankara ve Tahran ile koordinasyon devam ediyor. Batı, insani yardımın girişi ve Suriye bölgelerine dağıtımı mekanizmalarını düzenlemede Şam hükümeti ile tam koordinasyon içinde olan Astana Grubu ile iş birliği yaparak insani durumu iyileştirmeye gerçekten hevesliyse önünde bir çözüm seçeneği var.”
Diplomat, insani yardım dosyasıyla ilgili yaklaşan Astana toplantısının başlatabileceği "yeni bir girişim" olarak nitelendirdiği durumun, grubun Şam ile iş birliği içinde insani yardım girişini düzenlemek için uygun formülleri bulmaya hazır olduğunu beyan etmeye odaklandığını belirtti. Rus diplomat bir sonraki toplantıda önceliklerinin, ateşkesi sağlayanların gündeminde yer alan ateşkesi istikrara kavuşturmak ve İdlib'de askerden arındırılmış bölge, savaşçıların ağır silahlarının geri çekilmesi ve uluslararası yolların açılması şeklindeki önceki kararların uygulanması için özel mekanizmalar kurmak olan dosyalarla birlikte bu noktaya odaklanmak olacağını söyledi. İkinci noktanın ise silahlarını teslim eden veya teslim edeceği sözü veren savaşçıların durumlarının çözülmesi ve zulme veya kısıtlamaya maruz kalmamalarının sağlanmasına ilişkin olacağını belirtti.
Rus bir askeri yetkili, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Washington'ın Mayıs 2017'de düzenlenen dördüncü tur müzakerelerden bu yana süreci boykot etmesinin ardından ABD’nin tekrar sürece katılması beklentileri mevcut. Moskova'nın bir sonraki turu başarılı kılmak için "aktif hamleler" gerçekleştireceği bilirilmişti.
Rus Ordusu Genelkurmay Başkanlığı Ana Operasyon Dairesi Başkan Yardımcısı Yaroslav Moskalik, Suriye'de ateşkesin garantörleri (Rusya, Türkiye ve İran) arasında Suriye konusunda, 6-8 Temmuz tarihlerinde yeni bir Astana müzakereleri turu düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi. 
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov iki hafta önce yaptığı açıklamada, Moskova'nın yakın zamanda yeni bir Astana müzakere turu düzenlemek için çaba sarf ettiğini ve Rusya'nın yeni görüşmeyi bu ayın sonunda düzenlemeye çalıştığını söyledi. Ancak Türkiye ve İran ile yapılan istişarelerin tarihin yaklaşık bir hafta ertelenmesine neden olduğunu bildirdi.
Ayrıca Suriye Anayasa Komitesi'nin çalışmalarını ilerletecek bir mekanizmanın bulunması halinde Suriye'de erken devlet başkanlığı seçimleri olasılığını gündeme getirerek dikkatleri üzerine çeken Bogdanov şu açıklamada bulunmuştu:
“Suriye'deki tarafların Anayasa Komitesi’nin faaliyetleri çerçevesinde anlaşmaya varması halinde çalışmalarının sonuçları teyit edilecek ve yeni anayasa veya anayasa reformuna göre seçim yapılması mümkün olacak."



Oxfam: Milyarderlerin serveti yeni bir zirveye ulaşırken, etkileri de artıyor

Tesla ve SpaceX'in başkanı Elon Musk, net serveti 500 milyar doları aşan ilk kişi oldu (Reuters)
Tesla ve SpaceX'in başkanı Elon Musk, net serveti 500 milyar doları aşan ilk kişi oldu (Reuters)
TT

Oxfam: Milyarderlerin serveti yeni bir zirveye ulaşırken, etkileri de artıyor

Tesla ve SpaceX'in başkanı Elon Musk, net serveti 500 milyar doları aşan ilk kişi oldu (Reuters)
Tesla ve SpaceX'in başkanı Elon Musk, net serveti 500 milyar doları aşan ilk kişi oldu (Reuters)

Yoksullukla mücadele kuruluşu Oxfam, bugün yaptığı açıklamada, milyarderlerin servetinin geçen yıl üç katına çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını ve demokratik istikrarı tehdit eden ekonomik ve siyasi bölünmeleri daha da derinleştirdiğini belirtti.

Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nun başlangıcıyla eş zamanlı olarak yayınlanan raporda, kuruluşun küresel milyarderlerin servetinin 2025 yılında %16 artarak 18,3 trilyon dolara ulaştığını ve bunun 2020'den bu yana %81'lik bir artışı temsil ettiğini ifade etti

Bu kazanımlar, dünya genelinde her dört kişiden birinin düzenli olarak yemek yemekte zorlandığı ve dünya nüfusunun neredeyse yarısının yoksulluk içinde yaşadığı bir dönemde elde edildi.

Oxfam çalışması, Küresel Eşitsizlik Veritabanı'ndan Forbes Zenginler Listesi'ne kadar uzanan akademik araştırmalara ve veri kaynaklarına dayanmaktadır. Çalışma, servet enflasyonunun, siyasi nüfuzun önemli ölçüde yoğunlaşmasıyla eşleştiğini ve milyarderlerin sıradan vatandaşlara göre siyasi görevde bulunma olasılığının 4 bin kat daha fazla olduğunu savunmaktadır.

Örgüt, son dönemdeki servet artışını, ikinci döneminde vergi indirimleri, çokuluslu şirketlerin uluslararası baskılardan korunması ve antitröst denetiminin azaltılması gibi politikalarıyla ABD Başkanı Donald Trump'a bağlıyor.

Yapay zeka şirketlerinin hızla yükselen değerlemeleri, zengin yatırımcıların zaten elde ettiği beklenmedik kazançları daha da artırdı.

Oxfam'ın genel müdürü Amitabh Behar, "Zenginler ile dünyanın geri kalan nüfusu arasındaki giderek artan uçurum, aynı zamanda çok ciddi ve sürdürülemez bir siyasi açığa yol açıyor" dedi.

Oxfam, hükümetleri eşitsizliği azaltmak için ulusal planlar benimsemeye, büyük servetlere daha yüksek vergiler uygulamaya ve lobi faaliyetlerine ve kampanya finansmanına kısıtlamalar getirmek de dahil olmak üzere para ve siyasetin ayrılmasını güçlendirmeye çağırdı.

Norveç gibi birkaç ülke halihazırda servet vergisi uygularken, İngiltere, Fransa ve İtalya da dahil olmak üzere diğerleri benzer önlemleri değerlendiriyor.

Şarku'l Avsat'ın rapordan aktardığına göre Nairobi merkezli kuruluş, geçen yıl milyarderlerin servetine eklenen 2,5 trilyon doların, en yoksul 4,1 milyar insanın toplam servetine kabaca eşdeğer olduğunu değerlendiriyor.

Dünya genelinde milyarder sayısı geçen yıl ilk kez 3 bini aştı. Tesla ve SpaceX'in CEO'su Elon Musk, net serveti 500 milyar doları aşan ilk kişi oldu.

Behar, hükümetlerin “elitleri memnun etmek için yanlış seçimler yaptığını” belirterek, yardımlardaki kesintilere ve sivil özgürlüklerin aşınmasına işaret etti.

Rapor, en zengin iş insanlarının geleneksel ve dijital medya üzerindeki kontrolünün giderek arttığını vurguluyor.

Oxfam, milyarderlerin artık dünyanın önde gelen medya şirketlerinin yarısından fazlasına sahip olduğunu belirterek, Jeff Bezos, Elon Musk, Patrick Soon-Shiong ve Fransız Vincent Bolloré'nin hisselerini örnek gösterdi.


İspanya'nın güneyinde meydana gelen tren kazasında 21 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

Kaza yeri ile ilgili bir videodan alındı (AFP)
Kaza yeri ile ilgili bir videodan alındı (AFP)
TT

İspanya'nın güneyinde meydana gelen tren kazasında 21 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

Kaza yeri ile ilgili bir videodan alındı (AFP)
Kaza yeri ile ilgili bir videodan alındı (AFP)

Polisin açıklamasına göre, dün İspanya'nın güneyinde, Endülüs bölgesindeki Adamuz kasabası yakınlarında iki trenin raydan çıkması sonucu en az 21 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi ise yaralandı.

Sivil Muhafızlar en az 21 ölüm bildirdi, kazanın meydana geldiği Endülüs bölgesindeki acil servisler ise yüzlerce yolcu taşıyan iki trenin çarpışmasında 25 kişinin yaralandığını doğruladı.

İspanya'nın güneyindeki Malaga'dan Madrid'e giden Elsea demiryolu şirketine ait bir tren, Malaga'nın yaklaşık 190 kilometre kuzeyindeki Adamuz yakınlarında raydan çıktı ve "bitişikteki raylara geçerek" başka bir trenle çarpıştı ve onu da raydan çıkardı. İspanyol demiryolu ağı (ADIF) tarafından yapılan açıklamaya göre Endülüs'teki kurtarma ekipleri, yolcuların vagonlarda mahsur kaldığını bildirdi.

Bölgesel acil servislerin sözcüsü, "Sağlık hizmetleri alarma geçirildi ve şu ana kadar itfaiye ekiplerine ek olarak beş yoğun bakım ünitesi görevlendirildi" dedi. Kamu televizyon kanalı TVE'nin yayınladığı görüntülerde, çarpışan iki trenin etrafında kalabalık bir insan topluluğu görülürken, ambulanslar ve acil durum ekipleri yaralıları kurtarmak için çalışıyordu.

Kamu yayın kuruluşu RNE muhabiri, trenlerden birinde seyahat ettiğini belirterek, kamu yayın kuruluşu TVE'ye yaptığı açıklamada, çarpışmanın treni sarsan bir deprem gibi hissettirdiğini söyledi. Yolcuların camları kırmak ve kaçmak için çekiç kullandıklarını ifade etti.

İspanyol medyasına göre, Aerio treni 300'den fazla kişi taşırken, İspanyol ulusal demiryolu şirketi Renfe tarafından işletilen diğer trende ise 100'den fazla yolcu vardı. Endülüs Valisi Juan Manuel Moreno, X platformunda yaptığı açıklamada, "Gerekli yardımı sağlamak için kaza yerine acil durum ekipleri ve lojistik destek gönderdik" ifadelerini kullandı.

Başbakan Pedro Sánchez ise "Adamuz'da raydan çıkan iki yüksek hızlı trenle ilgili olayı yakından takip ettiğini" belirtti. "Hükümet, yolculara yardımcı olmak için ilgili makamlar ve acil servislerle birlikte çalışıyor" dedi.

Madrid'in Atocha tren istasyonunda, Madrid bölge valisi Isabel Díaz Ayuso, etkilenenlerin ailelerine yardımcı olmak için "destek ekiplerinin görevlendirileceğini" duyurdu. Madrid ve Endülüs arasındaki tren seferleri askıya alındı.


Almanya, Z kuşağını askere almakta zorlanıyor

Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
TT

Almanya, Z kuşağını askere almakta zorlanıyor

Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)

Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı Ukrayna istilasının ardından ordusunu güçlendirmeye çalışan Avrupa ülkelerinden biri de Almanya oldu. 

2008 doğumlu 700 bin gence bu ay anket gönderildi. Kadın ve erkeklerin sağlık durumlarına ve askerlik yapıp yapmak istemediklerine dair bilgi vermeleri isteniyor. 

Yalnızca erkeklerin formu doldurması ve sağlık taramasından geçmesi zorunlu tutuldu. 

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ülkesinin milletvekillerine gönderdiği mektupta bu yıl 20 bin kişiyi silah altına almayı planladıklarını, diğer hizmetler için de 13 bin 500 kişinin daha orduya katılmasını öngördüklerini açıkladı. 

2035'e kadar muvazzaf asker sayısını 184 binden 260 bine, ihtiyat kuvvetleriniyse üç katına çıkararak 200 bine yükseltmeyi hedefleyen Almanya'nın bu rakamlara ulaşmasıysa zor görülüyor. 

Uzmanlar, yılda 60-70 bin kişinin askere alınması gerektiğini söylüyor. 

Berlin yönetimi maaşlarda artışa gitti, ayda 2750 euroya kadar para kazanmak mümkün. 4500 euroya yaklaşan sürücü ehliyeti ücretini karşılamak gibi teşvikler de veriliyor. 

Zorunlu askerliğin 2011'de askıya alındığı Almanya'da bu uygulamanın dönebileceği konuşuluyor.

Diğer yandan evrensel sağlık hizmeti, neredeyse ücretsiz üniversite eğitimi ve işsizlik maaşının verildiği Avrupa ülkesindeki on binlerce genç, sokaklara dökülerek askere gitmek istemediklerini vurguluyor. 

Ülke bütçesinin önemli kısmı yaşlılara ödenen emekli maaşlarına harcanırken hayat pahalılığı ve işsizlikle boğuşan gençler, bu fedakarlık karşılığında ne kazanacaklarını sorguluyor. 

2020'den beri anketler yapan Almanya ordusu, yeniden silahlanma politikalarının tüm yaş gruplarından geniş destek gördüğünü belirtiyor. 

Ancak askeri kariyer yapmayı düşünenlerin oranı son ankette en düşük düzeye geriledi. 

Diğer yandan bazı uzmanlar da gönüllülüğe dayalı bir askerlik sisteminin Alman ordusuna aradığı gücü veremeyeceğini savunuyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters