Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Rusya, insani yardımlara karşı veto hakkını kullanma tehdidinde bulunurken Astana görüşmelerine yönelik yeni bir girişim başlattı.

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
TT

Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)

BM Güvenlik Konseyi'nde 10 Temmuz'da düzenlenen toplantıda Suriye'ye insani yardım konusunda uluslararası yetkinin uzatılması konusu tartışılırken Rusya “güç testi” olarak nitelenen duruma karşı hazırlık için hamlelerine hız verdi.
Moskova yönetimi, Washington’ın son Roma toplantısındaki tutumuna karşı geniş çapta bir desteği harekete geçirmek için harekete geçti. Moskova, insani yardımların giriş mekanizmasının bir yıl daha uzatılmasını ve halihazırda faaliyette olan Bab el-Heva Sınır Kapısı ile sınırlı kalmamasını öngören yasa tasarısının başarısız olması için Güvenlik Konseyi'nde veto kullanma tehdidine karşı ABD’nin uyarı dili karşısında çeşitli mesajlar gönderdi.  
Rusya'nın sınır ötesi yardım mekanizmasının uzatılması girişimlerine karşı veto kullanma tehdidi, Washington tarafından sunulan ve Moskova'nın insani yardım dosyasında açık bir esneklik gösterdiği takdirde Suriye meselesinde Rusya ile diyalog kanallarını genişletme olasılığı şartını gündeme getiren teklifine yanıt veren güçlü bir mesaj niteliğindeydi.
Bu mesele sadece Washington ile değil, Moskova'nın Bab el-Heva Sınır Kapısı’nı kapatma hamlesine karşı çıkan Türkiye ile de tartışma konusu oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov önceki gün Antalya'yı ziyaret ederek Türkiye’yi Rusya’nın bu konudaki tutumunu desteklemesi için ikna etmeye çalıştı. Bu hamle, Moskova'nın 6 Temmuz’da Kazakistan'ın başkenti Nur Sultan'da yapılacağını açıkladığı ve yardımların kontrolü ve BM Güvenlik Konseyi'nin oturum tarihinden önce İran ve Türkiye ile tam bir mutabakata varmak amacıyla düzenlenecek Astana müzakere turunun başarısı için bir adım olarak görülüyor. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev'in dün Şam'a gerçekleştirdiği ziyaret, Moskova'nın Astana turu hazırlıkları kapsamında attığı geniş çaplı adımlar ve insani yardım dosyasıyla ilgili uluslararası tartışmaların artması nedeniyle düzenlendi. 
Suriye Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamada, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Lavrentyev ve beraberindeki heyet ile Şam'daki görüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler ve ikili iş birliği alanlarına odaklandığı belirtildi. Görüşmede ayrıca iş birliğini genişletme imkanı sunan ve iki dost halkın çıkarlarına ulaşmasına katkıda bulunan tüm alanlarda genişlemeye verilen ortak öneme ve önceliğe vurgu yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Astana görüşmeleri veya Anayasa Komitesi’nin toplantıları yoluyla mevcut siyasi sürece ilişkin yaşanan son gelişmelere odaklanıldığı aktarıldı. Ayrıca Lavrentyev’in Esed’e Astana turundan önce gelecek toplantıların düzenlenmesine ilişkin mevcut hazırlıkları aktardığı belirtildi. Söz konusu görüşmeler yoluyla olumlu sonuçlara ulaşmada engel oluşturacak Astana sürecine ilişkin çalışmaların herhangi bir dış müdahale olmadan devam etmesi gerektiği vurgulandı.
Antalya'da Türk mevkidaşı ile görüşen Lavrov ise kesin bir tavır sergiledi. Lavrov, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye sınırından ülkeye yardım nakli için ikinci bir koridor açılmasına ilişkin yeni bir karar tasarısına karşı olduğunu vurguladı.
Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Aslında Suriye halkının yaşadığı insani sorunlardan endişe ediyorsak, yaptırımlardan başlayarak bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kabul edilen boğucu ve insanlık dışı Sezar Yasası, Washington’ın talebi üzerine Batı bankalarındaki Suriye varlıklarına yasa dışı bir şekilde el konulması -ki bu ancak yağma olarak adlandırılabilir-, ortaklarımızın uluslararası kuruluşlar aracılığıyla Şam üzerinden ve şimdiye kadar hükümetin kontrolü dışında kalan tüm bölgelere temas hatları üzerinden insani yardım sağlanmasını garanti etmeyi reddetmesi de dahil olmak üzere tüm sebeplere bakmak gerekir.”
Norveç ve İrlanda tarafından geçen hafta cuma günü Birleşmiş Milletler'e sunulan yeni karar taslağı, Türkiye ve Suriye sınırlarındaki Bab el-Hava koridorunun çalışmalarının uzatılmasını ve  Ocak 2020'de kapatılan Irak ile Suriye arasındaki el-Yarubiyye koridorunun yeniden açılmasını kapsıyor. Karar taslağı ayrıca Rusya'nın geçen yıl dosyayı tartışırken ısrar ettiği altı aylık yetki süresi yerine sürenin bir yıl olarak yeniden başlatılmasını öngörüyor.
Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Washington'ın yeni tekliften memnuniyetsizliğini dile getirerek üçüncü bir geçiş kapısı olarak Temmuz 2020’de kapatılan Türkiye sınırındaki Bab es-Selam Kapısı’nın yeniden açılması gerektiğinde ısrar ettiğini ifade etti.
Diğer yandan Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, eski adı Nusra Cephesi olan Heyetu Tahriru’ş Şam örgütünü insani yardım konvoylarının Suriye sınırından geçişini engellemekle suçladığı bir mesaj gönderdi.
Lavrov ayrıca Batılı bağışçıları Bab el-Hava koridorunun yetki süresinin uzatılmaması durumunda Suriye'ye insani yardım fonlarını kesmekle tehdit ederek şantaj yapmaktan sorumlu tutarak bu tür davranışlarla mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus bir diplomat, Batılı ülkelerin karar taslağı konusunda belirtilen biçimde ısrar etmesi halinde Moskova'nın BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kesinlikle kullanacağını aktardı. İnsani yardımla ilgili herhangi bir görüşmenin Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı kavramının ötesine geçemeyeceğini vurgulayan Rus diplomat, "Rusya böyle bir emsal oluşturulmasına izin vermeyecek" ifadesini kullandı. İnsani yardımların geçişi konusunun temelde egemenlik ilkesine dahil olduğuna dikkati çeken diplomat, bunun doğrudan doğruya yeni sınır geçişleri açmaya veya uluslararası yetki mekanizmasını uzatmaya yönelik herhangi bir kararın Şam'daki meşru hükümetle koordinasyon ve anlayış içinde verilmesi gerektiği anlamına geldiğini kaydetti. Rus diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya'nın bu konudaki uzlaşmazlığı iddiası, gerçeği çarpıtma ve uluslararası yasalara ve Suriye egemenliğine saygının önemini vurgulayan BMGK kararlarına aykırı söylemlere dayanma girişimidir. Batı, Suriye'deki mevcut krizin çözümünün insani yardım olduğunu iddia ederken tüm gerçeği söylemiyor. Çünkü şu an en büyük sorun ekonomik yaşam koşulları ve bu durumun ağırlaşmasının temel nedeni olan Batı yaptırımlarıdır. Bu yaptırımlar, Suriye halkına yönelik toplu bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Koşulların iyileştirilmesine yönelik çabaları da engelliyor.”
Rus diplomat, Lavrov'un Astana toplantısına hazırlık olarak tutumları koordine etmek amacıyla Türkiye'ye yaptığı ziyarete ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
“Astana Grubu ve insani yardım dosyası çerçevesinde Ankara ve Tahran ile koordinasyon devam ediyor. Batı, insani yardımın girişi ve Suriye bölgelerine dağıtımı mekanizmalarını düzenlemede Şam hükümeti ile tam koordinasyon içinde olan Astana Grubu ile iş birliği yaparak insani durumu iyileştirmeye gerçekten hevesliyse önünde bir çözüm seçeneği var.”
Diplomat, insani yardım dosyasıyla ilgili yaklaşan Astana toplantısının başlatabileceği "yeni bir girişim" olarak nitelendirdiği durumun, grubun Şam ile iş birliği içinde insani yardım girişini düzenlemek için uygun formülleri bulmaya hazır olduğunu beyan etmeye odaklandığını belirtti. Rus diplomat bir sonraki toplantıda önceliklerinin, ateşkesi sağlayanların gündeminde yer alan ateşkesi istikrara kavuşturmak ve İdlib'de askerden arındırılmış bölge, savaşçıların ağır silahlarının geri çekilmesi ve uluslararası yolların açılması şeklindeki önceki kararların uygulanması için özel mekanizmalar kurmak olan dosyalarla birlikte bu noktaya odaklanmak olacağını söyledi. İkinci noktanın ise silahlarını teslim eden veya teslim edeceği sözü veren savaşçıların durumlarının çözülmesi ve zulme veya kısıtlamaya maruz kalmamalarının sağlanmasına ilişkin olacağını belirtti.
Rus bir askeri yetkili, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Washington'ın Mayıs 2017'de düzenlenen dördüncü tur müzakerelerden bu yana süreci boykot etmesinin ardından ABD’nin tekrar sürece katılması beklentileri mevcut. Moskova'nın bir sonraki turu başarılı kılmak için "aktif hamleler" gerçekleştireceği bilirilmişti.
Rus Ordusu Genelkurmay Başkanlığı Ana Operasyon Dairesi Başkan Yardımcısı Yaroslav Moskalik, Suriye'de ateşkesin garantörleri (Rusya, Türkiye ve İran) arasında Suriye konusunda, 6-8 Temmuz tarihlerinde yeni bir Astana müzakereleri turu düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi. 
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov iki hafta önce yaptığı açıklamada, Moskova'nın yakın zamanda yeni bir Astana müzakere turu düzenlemek için çaba sarf ettiğini ve Rusya'nın yeni görüşmeyi bu ayın sonunda düzenlemeye çalıştığını söyledi. Ancak Türkiye ve İran ile yapılan istişarelerin tarihin yaklaşık bir hafta ertelenmesine neden olduğunu bildirdi.
Ayrıca Suriye Anayasa Komitesi'nin çalışmalarını ilerletecek bir mekanizmanın bulunması halinde Suriye'de erken devlet başkanlığı seçimleri olasılığını gündeme getirerek dikkatleri üzerine çeken Bogdanov şu açıklamada bulunmuştu:
“Suriye'deki tarafların Anayasa Komitesi’nin faaliyetleri çerçevesinde anlaşmaya varması halinde çalışmalarının sonuçları teyit edilecek ve yeni anayasa veya anayasa reformuna göre seçim yapılması mümkün olacak."



"Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail, Trump’a İran saldırısını erteletti"

İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
TT

"Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail, Trump’a İran saldırısını erteletti"

İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)

Türkiye, İsrail ve Körfez ülkelerinin devreye girmesiyle ABD'nin İran'a olası saldırıyı askıya aldığı aktarılıyor.

Guardian'ın diplomasi editörü Patrick Wintour, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman'ın "son dakikada lobicilik yaparak" ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a saldırıdan vazgeçirdiğini yazıyor.

Riyad yönetiminin, İran'a yönelik herhangi bir saldırı için ABD'ye hava sahasını kullanma izni vermediği vurgulanıyor.

ABD'yle görüşmeleri sürdüren Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan'ın Türkiye, İran ve Umman'daki meslektaşlarıyla perşembe günü telefonda görüştüğü belirtiliyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dünkü açıklamasında İran'a askeri müdahaleye karşı çıktığı da hatırlatılıyor.

Fidan, "İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsız senaryolardan kaçınması, Türkiye'nin de menfaatine" demişti.

Analize göre, İran'a askeri müdahalenin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini olumsuz etkileme ihtimali Körfez ülkelerinde endişe yaratıyor.

Adının paylaşılmaması kaydıyla Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili Tahran yönetiminin bölgedeki ülkelerle iletişime geçerek Washington'ı saldırı planlarından caydırmalarını istediğini savunmuştu. Tahran yönetiminin "Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden Türkiye'ye kadar bölgedeki ülkelere, topraklarındaki ABD üslerini vurabileceği" uyarısı yaptığını söylemişti.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre, İran'a saldırı düzenlememesi için Trump'la iletişime geçen ülkeler arasında İsrail de yer alıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Trump'la çarşamba günü konuşarak İran'a saldırı planlarını ertelemesini istediğini söylüyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, dünkü açıklamasında iki liderin telefonda görüştüğünü doğrularken konuşmaya dair detay paylaşmadı.

Leavitt, 800 protestocunun idamının durdurulduğunu bildirdi ancak İran bu kişilerin asılacağına dair herhangi bir açıklama yapmamıştı.

NYT'nin aktardığına göre İsrailli yetkililer protestoların bastırıldığını ve önemli ölçüde azaldığını düşünüyor. İsrail'in, İran'ın güçlü bir misilleme yapmasından endişe ettiği yorumları da paylaşılıyor. 

İsrailli medya kuruluşu Kanal 12 ise Tel Aviv yönetimindeki üst düzey yetkililerin İran'a yönelik yaklaşımda anlaşmazlık yaşadığını bildiriyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre hem ABD'li yetkililer hem de Washington'ın Ortadoğu'daki müttefikleri, İran'a düzenlenecek bir operasyonun yönetimi devirmeyebileceği uyarısını Trump'a iletmiş.

Trump'ın danışmanları, İran yönetiminin devrilmesi için ABD'nin Ortadoğu'da daha fazla askeri güce ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Ayrıca İran'a muhtemel saldırı durumunda gelebilecek misillemelere karşı bölgedeki ABD üslerinin korunmasının da zor olabileceği aktarılıyor.

Analizde, Trump'ın Ortadoğu’ya daha fazla asker sevk etmek için zaman kazanmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Katarlı bir yetkili, geniş çaplı bir saldırı için ABD'nin 5 ila 7 güne ihtiyacı olacağını söylüyor.

İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemler, Tahran'ın diyalog çağrılarına rağmen dindirilemiyor.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 2 bin 677 kişi hayatını kaybetti, 19 bin 97 kişi de gözaltına alındı.

Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, New York Times, Wall Street Journal


Trump, "2026'da seçime gerek yok" dedi

ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
TT

Trump, "2026'da seçime gerek yok" dedi

ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)

Reuters'ın haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, görevdeyken elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin bu yılın gelecek aylarındaki ara seçimlerin yapılmaması gerektiğini söyledi.

Haber kuruluşuna verdiği 30 dakikalık röportajda görevdeyken çok şey başardığını, söyleyen Trump "Düşününce, 2026'da seçim yapmamamız gerek" dedi.

Reuters'a göre Trump, yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin ABD Temsilciler Meclisi veya Senatosu'ndaki kontrolünü kaybetme ihtimalinden duyduğu endişeyi de dile getirdi.

Trump, "Bu derin, psikolojik bir şey ama başkanlığı kazanan ara seçimleri kazanamıyor" dedi.

Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, perşembe günü Trump'ın açıklamalarını soran gazetecilere, Başkan'ın "şaka yaptığını" ve "esprili bir dille konuştuğunu" söyledi

Brookings'e göre tarihsel eğilimler, başkanın partisinin genellikle ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde koltuk kaybettiğini gösteriyor. The New York Times'ın derlediği anketlere göre son anketler de Kongre için yarışan Demokratların, 2026 ara seçimlerinde halihazırda mütevazı bir avantaja sahip olduğuna işaret ediyor.

Trump bu endişelere rağmen Cumhuriyetçi parlamenterlere, "elde edecekleri epik ara seçim zaferiyle rekorlar kırmayı" beklediğini önceki haftalarda söylemişti.

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, Demokratların Trump'ın 2026 ara seçimlerine müdahale etmesine hazırlandığını kısa süre önce Associated Press'e söylemişti. Diğer yandan Beyaz Saray, bu tür açıklamaların "korku yaydığını" ifade etmişti.

Schumer bu hafta yaptığı açıklamada "Trump ne gerekiyorsa yapacak, onuru, güvenilirliği ve yasalara saygısı yok. Ancak biz buna hazırlıklıyız ve başaracağımıza inanıyoruz" demişti.

Schumer, Demokratların kasımda Senato'da çoğunluğu elde etme yolunun "şüphecilerin düşündüğünden çok daha geniş, üç ay öncesine ve kesinlikle bir yıl öncesine göre çok daha geniş" olmasını beklediğini de sözlerine eklemişti.

Aynı Reuters röportajında Trump, Danimarka'ya ait Grönland'ı alma girişimiyle ilgili halkın ve hatta bazı Cumhuriyetçilerin endişelerini de geçiştirdi.

Yayın kuruluşuna göre, Amerikalıların sadece yüzde 17'sinin bu bölgeyi alma girişimini desteklediğini ortaya koyan yakın zamanlı Reuters/Ipsos anketiyle ilgili soruya Trump, anketin "sahte" olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Independent Türkçe


Venezuela muhalefet lideri Trump ile görüştü ve Nobel Barış Ödülü'nü "takdim etti"

Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
TT

Venezuela muhalefet lideri Trump ile görüştü ve Nobel Barış Ödülü'nü "takdim etti"

Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Venezüella muhalefet lideri Maria Corina Machado ile ABD başkanının Güney Amerika ülkesinin siyasi geleceğini nasıl şekillendireceğini etkileyebilecek önemli toplantıda bir araya geldi.

Öğle yemeğinde gerçekleştirilen toplantı, ikili arasında ilk yüz yüze görüşme oldu.

Yerel saatle 14:40 civarında Beyaz Saray'dan ayrılan Machado, gazetecilere toplantının “harika” geçtiğini söyledi. Machado dün, Nobel Barış Ödülü madalyasını ABD başkanına takdim ettiğini duyurdu. Beyaz Saray'da Trump ile görüşmesinin ardından Kongre binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Nobel Barış Ödülü madalyasını ABD başkanına takdim ettim” dedi.

Buna yanıt olarak ABD başkanı, Truth Social platformunda şöyle yazdı: “Maria, yaptığım çalışmaların takdir edilmesi için kazandığı Nobel Barış Ödülü'nü bana takdim etti. Karşılıklı saygıyı yansıtan ne kadar harika bir jest. Teşekkürler Maria!” Ziyaret sürerken, Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, Trump'ın Machado ile tanışmayı dört gözle beklediğini, ancak Machado'nun şu anda ülkeyi kısa vadede yönetmek için gerekli desteğe sahip olmadığı yönündeki “gerçekçi” değerlendirmesine sadık kaldığını belirtti.

Aralık ayında deniz yoluyla cesur bir kaçışla Venezuela'dan ayrılan Machado, Trump'ın desteğini almak için Venezuela hükümeti üyeleriyle rekabet ediyor ve ülkenin gelecekteki yönetiminde rol almasını sağlamaya çalışıyor.

Demokratik Geçiş

Amerika Birleşik Devletleri'nin bu ay hızlı bir operasyonla uzun süredir ülkeyi yöneten Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu tutuklamasının ardından, ABD ve Latin Amerika genelindeki bir dizi muhalif figür, Venezuela diasporası üyesi ve politikacı, Venezuela'nın demokratik bir geçiş sürecine başlayacağı umudunu dile getirdi.

Toplantıdan önce yapılan brifingde Leavitt, “Başkanın bu toplantıyı sabırsızlıkla beklediğini ve Venezuela halkının çoğu için gerçekten güçlü ve cesur bir ses olan Bayan Machado ile iyi ve olumlu bir görüşme olmasını umduğunu biliyorum” dedi.

Leavitt, “Bu nedenle Başkan, ülkedeki gerçekler ve orada neler olup bittiği hakkında onunla konuşmayı sabırsızlıkla bekliyor” diye ekledi.

dfrgthy
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)

Trump, Venezuela ekonomisini yeniden inşa etmeye ve ABD'nin ülkenin petrolüne erişimini sağlamaya odaklandığını söylüyor.

3 Ocak operasyonunun ertesi günü, Machado'nun ülkeye dönüp yönetmek için gerekli desteğe sahip olduğundan şüphe duyduğunu ifade ederek gazetecilere şunları söyledi: “O, ülke içinde destek ve saygı görmüyor.”

Trump, Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delsa Rodríguez'i birkaç kez övdü ve çarşamba günü Reuters'a verdiği röportajda “onunla çalışmak çok iyi” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray'da dün yapılan toplantıda görülülen bir diğer konu ise Trump'ın uzun süredir kazanmak istediği Nobel Barış Ödülü'nün geçen ay Machado'ya verilmesi oldu.

Machado, Maduro'yu görevden aldığı için ödülü ABD başkanına sunacağını belirtmişti, ancak Norveç Nobel Enstitüsü ödülün devredilemeyeceğini, paylaşılamayacağını veya iptal edilemeyeceğini açıkladı.

Trump ile görüşmesinden sonra Machado, ödülü başkana takdim edip etmediğini söylemeyi reddetti.

Şarku!l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre çarşamba günü röportajda Machado'nun kendisine ödülü takdim etmesini isteyip istemediği sorulduğunda Trump, “Hayır, öyle demedim. O Nobel Barış Ödülü'nü kazandı” dedi.

Trump, “O çok hoş bir kadın. Sanırım sadece temel konulardan bahsedeceğiz” ifadesini kullandı.