Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Rusya, insani yardımlara karşı veto hakkını kullanma tehdidinde bulunurken Astana görüşmelerine yönelik yeni bir girişim başlattı.

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
TT

Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)

BM Güvenlik Konseyi'nde 10 Temmuz'da düzenlenen toplantıda Suriye'ye insani yardım konusunda uluslararası yetkinin uzatılması konusu tartışılırken Rusya “güç testi” olarak nitelenen duruma karşı hazırlık için hamlelerine hız verdi.
Moskova yönetimi, Washington’ın son Roma toplantısındaki tutumuna karşı geniş çapta bir desteği harekete geçirmek için harekete geçti. Moskova, insani yardımların giriş mekanizmasının bir yıl daha uzatılmasını ve halihazırda faaliyette olan Bab el-Heva Sınır Kapısı ile sınırlı kalmamasını öngören yasa tasarısının başarısız olması için Güvenlik Konseyi'nde veto kullanma tehdidine karşı ABD’nin uyarı dili karşısında çeşitli mesajlar gönderdi.  
Rusya'nın sınır ötesi yardım mekanizmasının uzatılması girişimlerine karşı veto kullanma tehdidi, Washington tarafından sunulan ve Moskova'nın insani yardım dosyasında açık bir esneklik gösterdiği takdirde Suriye meselesinde Rusya ile diyalog kanallarını genişletme olasılığı şartını gündeme getiren teklifine yanıt veren güçlü bir mesaj niteliğindeydi.
Bu mesele sadece Washington ile değil, Moskova'nın Bab el-Heva Sınır Kapısı’nı kapatma hamlesine karşı çıkan Türkiye ile de tartışma konusu oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov önceki gün Antalya'yı ziyaret ederek Türkiye’yi Rusya’nın bu konudaki tutumunu desteklemesi için ikna etmeye çalıştı. Bu hamle, Moskova'nın 6 Temmuz’da Kazakistan'ın başkenti Nur Sultan'da yapılacağını açıkladığı ve yardımların kontrolü ve BM Güvenlik Konseyi'nin oturum tarihinden önce İran ve Türkiye ile tam bir mutabakata varmak amacıyla düzenlenecek Astana müzakere turunun başarısı için bir adım olarak görülüyor. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev'in dün Şam'a gerçekleştirdiği ziyaret, Moskova'nın Astana turu hazırlıkları kapsamında attığı geniş çaplı adımlar ve insani yardım dosyasıyla ilgili uluslararası tartışmaların artması nedeniyle düzenlendi. 
Suriye Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamada, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Lavrentyev ve beraberindeki heyet ile Şam'daki görüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler ve ikili iş birliği alanlarına odaklandığı belirtildi. Görüşmede ayrıca iş birliğini genişletme imkanı sunan ve iki dost halkın çıkarlarına ulaşmasına katkıda bulunan tüm alanlarda genişlemeye verilen ortak öneme ve önceliğe vurgu yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Astana görüşmeleri veya Anayasa Komitesi’nin toplantıları yoluyla mevcut siyasi sürece ilişkin yaşanan son gelişmelere odaklanıldığı aktarıldı. Ayrıca Lavrentyev’in Esed’e Astana turundan önce gelecek toplantıların düzenlenmesine ilişkin mevcut hazırlıkları aktardığı belirtildi. Söz konusu görüşmeler yoluyla olumlu sonuçlara ulaşmada engel oluşturacak Astana sürecine ilişkin çalışmaların herhangi bir dış müdahale olmadan devam etmesi gerektiği vurgulandı.
Antalya'da Türk mevkidaşı ile görüşen Lavrov ise kesin bir tavır sergiledi. Lavrov, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye sınırından ülkeye yardım nakli için ikinci bir koridor açılmasına ilişkin yeni bir karar tasarısına karşı olduğunu vurguladı.
Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Aslında Suriye halkının yaşadığı insani sorunlardan endişe ediyorsak, yaptırımlardan başlayarak bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kabul edilen boğucu ve insanlık dışı Sezar Yasası, Washington’ın talebi üzerine Batı bankalarındaki Suriye varlıklarına yasa dışı bir şekilde el konulması -ki bu ancak yağma olarak adlandırılabilir-, ortaklarımızın uluslararası kuruluşlar aracılığıyla Şam üzerinden ve şimdiye kadar hükümetin kontrolü dışında kalan tüm bölgelere temas hatları üzerinden insani yardım sağlanmasını garanti etmeyi reddetmesi de dahil olmak üzere tüm sebeplere bakmak gerekir.”
Norveç ve İrlanda tarafından geçen hafta cuma günü Birleşmiş Milletler'e sunulan yeni karar taslağı, Türkiye ve Suriye sınırlarındaki Bab el-Hava koridorunun çalışmalarının uzatılmasını ve  Ocak 2020'de kapatılan Irak ile Suriye arasındaki el-Yarubiyye koridorunun yeniden açılmasını kapsıyor. Karar taslağı ayrıca Rusya'nın geçen yıl dosyayı tartışırken ısrar ettiği altı aylık yetki süresi yerine sürenin bir yıl olarak yeniden başlatılmasını öngörüyor.
Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Washington'ın yeni tekliften memnuniyetsizliğini dile getirerek üçüncü bir geçiş kapısı olarak Temmuz 2020’de kapatılan Türkiye sınırındaki Bab es-Selam Kapısı’nın yeniden açılması gerektiğinde ısrar ettiğini ifade etti.
Diğer yandan Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, eski adı Nusra Cephesi olan Heyetu Tahriru’ş Şam örgütünü insani yardım konvoylarının Suriye sınırından geçişini engellemekle suçladığı bir mesaj gönderdi.
Lavrov ayrıca Batılı bağışçıları Bab el-Hava koridorunun yetki süresinin uzatılmaması durumunda Suriye'ye insani yardım fonlarını kesmekle tehdit ederek şantaj yapmaktan sorumlu tutarak bu tür davranışlarla mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus bir diplomat, Batılı ülkelerin karar taslağı konusunda belirtilen biçimde ısrar etmesi halinde Moskova'nın BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kesinlikle kullanacağını aktardı. İnsani yardımla ilgili herhangi bir görüşmenin Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı kavramının ötesine geçemeyeceğini vurgulayan Rus diplomat, "Rusya böyle bir emsal oluşturulmasına izin vermeyecek" ifadesini kullandı. İnsani yardımların geçişi konusunun temelde egemenlik ilkesine dahil olduğuna dikkati çeken diplomat, bunun doğrudan doğruya yeni sınır geçişleri açmaya veya uluslararası yetki mekanizmasını uzatmaya yönelik herhangi bir kararın Şam'daki meşru hükümetle koordinasyon ve anlayış içinde verilmesi gerektiği anlamına geldiğini kaydetti. Rus diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya'nın bu konudaki uzlaşmazlığı iddiası, gerçeği çarpıtma ve uluslararası yasalara ve Suriye egemenliğine saygının önemini vurgulayan BMGK kararlarına aykırı söylemlere dayanma girişimidir. Batı, Suriye'deki mevcut krizin çözümünün insani yardım olduğunu iddia ederken tüm gerçeği söylemiyor. Çünkü şu an en büyük sorun ekonomik yaşam koşulları ve bu durumun ağırlaşmasının temel nedeni olan Batı yaptırımlarıdır. Bu yaptırımlar, Suriye halkına yönelik toplu bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Koşulların iyileştirilmesine yönelik çabaları da engelliyor.”
Rus diplomat, Lavrov'un Astana toplantısına hazırlık olarak tutumları koordine etmek amacıyla Türkiye'ye yaptığı ziyarete ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
“Astana Grubu ve insani yardım dosyası çerçevesinde Ankara ve Tahran ile koordinasyon devam ediyor. Batı, insani yardımın girişi ve Suriye bölgelerine dağıtımı mekanizmalarını düzenlemede Şam hükümeti ile tam koordinasyon içinde olan Astana Grubu ile iş birliği yaparak insani durumu iyileştirmeye gerçekten hevesliyse önünde bir çözüm seçeneği var.”
Diplomat, insani yardım dosyasıyla ilgili yaklaşan Astana toplantısının başlatabileceği "yeni bir girişim" olarak nitelendirdiği durumun, grubun Şam ile iş birliği içinde insani yardım girişini düzenlemek için uygun formülleri bulmaya hazır olduğunu beyan etmeye odaklandığını belirtti. Rus diplomat bir sonraki toplantıda önceliklerinin, ateşkesi sağlayanların gündeminde yer alan ateşkesi istikrara kavuşturmak ve İdlib'de askerden arındırılmış bölge, savaşçıların ağır silahlarının geri çekilmesi ve uluslararası yolların açılması şeklindeki önceki kararların uygulanması için özel mekanizmalar kurmak olan dosyalarla birlikte bu noktaya odaklanmak olacağını söyledi. İkinci noktanın ise silahlarını teslim eden veya teslim edeceği sözü veren savaşçıların durumlarının çözülmesi ve zulme veya kısıtlamaya maruz kalmamalarının sağlanmasına ilişkin olacağını belirtti.
Rus bir askeri yetkili, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Washington'ın Mayıs 2017'de düzenlenen dördüncü tur müzakerelerden bu yana süreci boykot etmesinin ardından ABD’nin tekrar sürece katılması beklentileri mevcut. Moskova'nın bir sonraki turu başarılı kılmak için "aktif hamleler" gerçekleştireceği bilirilmişti.
Rus Ordusu Genelkurmay Başkanlığı Ana Operasyon Dairesi Başkan Yardımcısı Yaroslav Moskalik, Suriye'de ateşkesin garantörleri (Rusya, Türkiye ve İran) arasında Suriye konusunda, 6-8 Temmuz tarihlerinde yeni bir Astana müzakereleri turu düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi. 
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov iki hafta önce yaptığı açıklamada, Moskova'nın yakın zamanda yeni bir Astana müzakere turu düzenlemek için çaba sarf ettiğini ve Rusya'nın yeni görüşmeyi bu ayın sonunda düzenlemeye çalıştığını söyledi. Ancak Türkiye ve İran ile yapılan istişarelerin tarihin yaklaşık bir hafta ertelenmesine neden olduğunu bildirdi.
Ayrıca Suriye Anayasa Komitesi'nin çalışmalarını ilerletecek bir mekanizmanın bulunması halinde Suriye'de erken devlet başkanlığı seçimleri olasılığını gündeme getirerek dikkatleri üzerine çeken Bogdanov şu açıklamada bulunmuştu:
“Suriye'deki tarafların Anayasa Komitesi’nin faaliyetleri çerçevesinde anlaşmaya varması halinde çalışmalarının sonuçları teyit edilecek ve yeni anayasa veya anayasa reformuna göre seçim yapılması mümkün olacak."



CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
TT

CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç savaş gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestoları bastırmasına tepki olarak hava saldırıları düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, uçak gemisinin üç muhriple birlikte ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla halihazırda Ortadoğu’da konuşlandırıldığını’ bildirdi.

CENTCOM, taarruz grubunun İran’a komşu Arap Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nda bulunduğunu kaydetti. Bu konuşlanmanın, bölgeye binlerce ek askerin sevk edilmesi anlamına geldiği belirtilirken, bölgede en son ABD uçak gemisi varlığının, ekim ayında Gerald R. Ford uçak gemisinin, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik baskı kampanyası kapsamında Karayipler’e gönderilmesiyle gerçekleştiği hatırlatıldı.

ABD’li bir yetkili, CBS News’e yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun CENTCOM’un Ortadoğu’daki sorumluluk sahasına girdiğini, ancak dün sabah itibarıyla henüz nihai operasyonel konuşlanma noktasına ulaşmadığını doğruladı. Bu hareketliliğin, İran’dan gelen yeni uyarılarla eş zamanlı gerçekleştiği belirtildi.

Önceki haberlerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun pazar akşamı İran’a yakın bir bölgede konuşlandığı ifade edilmişti. Bu gelişme, Tahran’ın merkezindeki İnkılap (Devrim) Meydanı’na asılan ve ABD filosunu hedef almakla tehdit eden büyük bir pankartın görüntülerinin dolaşıma girmesinden saatler sonra yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, gemilerin bölgeye ‘herhangi bir olasılığa karşı’ gönderildiğini söylemiş, “Bu yöne doğru ilerleyen çok büyük bir filomuz var ve belki de onu kullanmak zorunda kalmayacağız” demişti.

Trump daha önce, İran’ın tutuklulara yönelik toplu idamlar gerçekleştirmesi ya da aralık ayı sonlarında başlayan protestoların bastırılması sırasında barışçıl göstericilerin öldürülmesi halinde askeri adım atmakla tehdit etmişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, olaylarda en az 5 bin 973 kişi hayatını kaybetti, 41 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. İran’ın resmi verileri ise çok daha düşük bir rakama işaret ederek ölü sayısını 3 bin 117 olarak açıklıyor.

Son dönemde Trump’ın askeri müdahale ihtimalinden geri adım attığı yönünde işaretler de ortaya çıktı. Trump, İran’ın gözaltındaki 800 göstericinin idamını durdurduğunu öne sürdü; ancak bu iddiasının kaynağını açıklamadı. İran Başsavcısı ise söz konusu iddiayı “tamamen yalan” olarak nitelendirdi.

Buna rağmen Trump’ın tüm seçenekleri masada tutmaya devam ettiği görülüyor. Trump, perşembe günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hükümetinin bazı protestoculara yönelik planlanan idamları hayata geçirmesi halinde, daha önce İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının ‘hiçbir şey gibi görüneceğini’ söyledi.

SDFRG
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 22 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor.

Uçak gemisi, F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçakları da dahil olmak üzere birden fazla hava filosuna ev sahipliği yapıyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, gemiye eşlik eden muhripler ise yüzlerce füze taşıyor; bunlar arasında kara hedeflerine yönelik onlarca Tomahawk seyir füzesinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Uçak gemisi ve donanımına ek olarak, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının da bölgede konuşlandırıldığı duyuruldu.

Uçuş takip verilerini izleyen analistler, onlarca ABD askeri nakliye uçağının Ortadoğu’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.

Söz konusu askeri hareketlilik, geçen yıl ABD’nin, üç ana nükleer tesise yönelik saldırıların ardından olası bir İran misillemesine karşı hava savunma ekipmanlarını bölgeye sevk ettiği dönemi hatırlatıyor. İran, bu saldırılardan birkaç gün sonra el-Udeyd Hava Üssü’nü ondan fazla füzeyle hedef almıştı.


Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva dün ABD Başkanı Donald Trump'a, Gazze Şeridi için kuruluşuna öncülük ettiği Barış Konseyi’nin çalışmalarını sınırlandırmasını istedi. Brezilya Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki lider Washington'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.

Açıklamada, diğer liderler gibi Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’ne davet edilen Lula'nın, bu konseyin çalışmalarının ‘Gazze meselesiyle sınırlandırılması ve Filistin'e bir koltuk ayrılması’ önerisinde bulunduğunu belirtti.

Brezilya Cumhurbaşkanı, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üye sayısının artırılması meselesi de dahil olmak üzere BM’nin kapsamlı bir reformdan geçirilmesinin önemini’ vurguladı. Lula, Trump’ı Barış Konseyi’ni kurarak ve rolünü uluslararası çatışmaları da kapsayacak şekilde genişleterek ‘yeni BM’nin efendisi’ olmaya çalışmakla suçlamıştı.

Beyaz Saray, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmek için Trump başkanlığındaki Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu, ancak konsey iç tüzüğü, Trump'a geniş bir rol verdiğinden BM ile rekabet edecek bir organ haline geleceğine dair endişeleri artırdı.

fgrty
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (Reuters)

Lula ve Trump, aylar süren gerginliğin ardından geçtiğimiz ekim ayında ilk resmi görüşmelerinden bu yana birkaç kez temas kurdu. Bu yakınlaşmanın ardından, ABD yönetimi, eski sağcı cumhurbaşkanı ve Trump'ın müttefiki Jair Bolsonaro'nun yargılanmasına tepki olarak uyguladığı yüzde 40'lık gümrük vergisinden Brezilya'nın önemli ihraç ürünlerini muaf tuttu.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Lula'nın Trump ile Venezuela'daki durumu görüştüğü aktarıldı.

Lula, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklandığı ABD’nin askeri operasyonunun ardından ‘bölgede barış ve istikrarın korunması’ çağrısında bulundu.

Brezilya Cumhurbaşkanı daha önce yaptığı bir açıklamada, bu operasyonu ‘kabul edilebilir sınırların ötesinde’ olarak değerlendirmişti.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı, görüşme sırasında Lula ve Trump arasında Lula'nın şubat ayında Hindistan ve Güney Kore'ye yapacağı gezilerin ardından Washington'ı ziyaret etmesini konusunda fikir birliğine varıldığını açıkladı.


Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
TT

Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı dün, Minneapolis'te federal güvenlik güçleri tarafından iki Amerikalının öldürülmesinin ardından Başkan Donald Trump'ın göçmenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine rağmen, Sınır Devriye Şefi Gregory Bovenio'nun görevinden alındığına dair basında çıkan haberleri yalanladı.

İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tricia McLaughlin, X'te yaptığı paylaşımda “Komutan Gregory Bovenio görevinden alınmadı” diyerek, Bovenio'nun “başkanın ekibinin önemli bir parçası ve büyük bir Amerikan vatandaşı” olduğu yönündeki Beyaz Saray'ın mesajını doğruladı.

Bu açıklamalar, The Atlantic dergisinin Bovenio'nun sınır devriye komutanlığı görevinden alınması ve Kaliforniya'daki önceki işine geri dönmesi hakkında yayınladığı bir haberin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dergi haberini, İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili ve onun görevden alınmasıyla ilgili bilgi sahibi iki kişiye dayandırdı.

Eğer onaylanırsa, Boffino'nun görevden alınması, Trump'ın Minneapolis'teki kolluk kuvvetlerinin kullandığı agresif taktiklere ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik anlamına gelecektir. Cumartesi günü, sınır devriye görevlileri 37 yaşındaki hemşire Alex Breite'yi vurarak öldürdü.

Bovino, ocak ayı boyunca Minnesota'nın en büyük şehrindeydi ve burada askeri üniforma ve kask giyerken, sakinlere karşı agresif davranırken ve hatta protestoculara sis bombası atarken görüldü.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı bir dizi paylaşımda, eyaletteki seçilmiş Demokrat yetkililerle verimli telefon görüşmeleri yaptığını belirterek, tavrını yumuşatmış gibi göründü.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter'da, ayrıntılara girmeden ve Boffino'nun adını anmadan, “bazı federal ajanların” salı günü (bugün) şehri terk etmeye başlayacağını duyurdu.

7 Ocak'ta 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi protestocu Renee Goode'un ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı ajanları tarafından öldürülmesinden bu yana Minneapolis sakinleri arasında öfke yaygınlaşıyor.

Cumartesi günü Breonna'nın öldürülmesinin ardından, hafta sonu Minneapolis, New York ve diğer büyük şehirlerde daha fazla protesto gösterisi yapıldı.

Trump, sınır yetkilisi Tom Homan'ı Minnesota'ya göndereceğini ve Homan'ın doğrudan başkana rapor vereceğini açıkladı.

Belediye Başkanı Frey, “sonraki adımları görüşmeye devam etmek” için bugün Homan ile görüşeceğini duyurdu.