Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Rusya, insani yardımlara karşı veto hakkını kullanma tehdidinde bulunurken Astana görüşmelerine yönelik yeni bir girişim başlattı.

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
TT

Rusya, BMGK’daki ‘güç testi’ karşısında yeni hamlelere imza atıyor

Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)
Dünya Gıda Programı tarafından Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan Suriye'nin kuzeyine gönderilen insani yardımlar. (DPA)

BM Güvenlik Konseyi'nde 10 Temmuz'da düzenlenen toplantıda Suriye'ye insani yardım konusunda uluslararası yetkinin uzatılması konusu tartışılırken Rusya “güç testi” olarak nitelenen duruma karşı hazırlık için hamlelerine hız verdi.
Moskova yönetimi, Washington’ın son Roma toplantısındaki tutumuna karşı geniş çapta bir desteği harekete geçirmek için harekete geçti. Moskova, insani yardımların giriş mekanizmasının bir yıl daha uzatılmasını ve halihazırda faaliyette olan Bab el-Heva Sınır Kapısı ile sınırlı kalmamasını öngören yasa tasarısının başarısız olması için Güvenlik Konseyi'nde veto kullanma tehdidine karşı ABD’nin uyarı dili karşısında çeşitli mesajlar gönderdi.  
Rusya'nın sınır ötesi yardım mekanizmasının uzatılması girişimlerine karşı veto kullanma tehdidi, Washington tarafından sunulan ve Moskova'nın insani yardım dosyasında açık bir esneklik gösterdiği takdirde Suriye meselesinde Rusya ile diyalog kanallarını genişletme olasılığı şartını gündeme getiren teklifine yanıt veren güçlü bir mesaj niteliğindeydi.
Bu mesele sadece Washington ile değil, Moskova'nın Bab el-Heva Sınır Kapısı’nı kapatma hamlesine karşı çıkan Türkiye ile de tartışma konusu oldu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov önceki gün Antalya'yı ziyaret ederek Türkiye’yi Rusya’nın bu konudaki tutumunu desteklemesi için ikna etmeye çalıştı. Bu hamle, Moskova'nın 6 Temmuz’da Kazakistan'ın başkenti Nur Sultan'da yapılacağını açıkladığı ve yardımların kontrolü ve BM Güvenlik Konseyi'nin oturum tarihinden önce İran ve Türkiye ile tam bir mutabakata varmak amacıyla düzenlenecek Astana müzakere turunun başarısı için bir adım olarak görülüyor. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev'in dün Şam'a gerçekleştirdiği ziyaret, Moskova'nın Astana turu hazırlıkları kapsamında attığı geniş çaplı adımlar ve insani yardım dosyasıyla ilgili uluslararası tartışmaların artması nedeniyle düzenlendi. 
Suriye Başbakanlık Ofisi’nden dün yapılan açıklamada, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Lavrentyev ve beraberindeki heyet ile Şam'daki görüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler ve ikili iş birliği alanlarına odaklandığı belirtildi. Görüşmede ayrıca iş birliğini genişletme imkanı sunan ve iki dost halkın çıkarlarına ulaşmasına katkıda bulunan tüm alanlarda genişlemeye verilen ortak öneme ve önceliğe vurgu yapıldığı kaydedildi.
Açıklamada, Astana görüşmeleri veya Anayasa Komitesi’nin toplantıları yoluyla mevcut siyasi sürece ilişkin yaşanan son gelişmelere odaklanıldığı aktarıldı. Ayrıca Lavrentyev’in Esed’e Astana turundan önce gelecek toplantıların düzenlenmesine ilişkin mevcut hazırlıkları aktardığı belirtildi. Söz konusu görüşmeler yoluyla olumlu sonuçlara ulaşmada engel oluşturacak Astana sürecine ilişkin çalışmaların herhangi bir dış müdahale olmadan devam etmesi gerektiği vurgulandı.
Antalya'da Türk mevkidaşı ile görüşen Lavrov ise kesin bir tavır sergiledi. Lavrov, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Suriye sınırından ülkeye yardım nakli için ikinci bir koridor açılmasına ilişkin yeni bir karar tasarısına karşı olduğunu vurguladı.
Mevlüt Çavuşoğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“Aslında Suriye halkının yaşadığı insani sorunlardan endişe ediyorsak, yaptırımlardan başlayarak bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kabul edilen boğucu ve insanlık dışı Sezar Yasası, Washington’ın talebi üzerine Batı bankalarındaki Suriye varlıklarına yasa dışı bir şekilde el konulması -ki bu ancak yağma olarak adlandırılabilir-, ortaklarımızın uluslararası kuruluşlar aracılığıyla Şam üzerinden ve şimdiye kadar hükümetin kontrolü dışında kalan tüm bölgelere temas hatları üzerinden insani yardım sağlanmasını garanti etmeyi reddetmesi de dahil olmak üzere tüm sebeplere bakmak gerekir.”
Norveç ve İrlanda tarafından geçen hafta cuma günü Birleşmiş Milletler'e sunulan yeni karar taslağı, Türkiye ve Suriye sınırlarındaki Bab el-Hava koridorunun çalışmalarının uzatılmasını ve  Ocak 2020'de kapatılan Irak ile Suriye arasındaki el-Yarubiyye koridorunun yeniden açılmasını kapsıyor. Karar taslağı ayrıca Rusya'nın geçen yıl dosyayı tartışırken ısrar ettiği altı aylık yetki süresi yerine sürenin bir yıl olarak yeniden başlatılmasını öngörüyor.
Ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield, Washington'ın yeni tekliften memnuniyetsizliğini dile getirerek üçüncü bir geçiş kapısı olarak Temmuz 2020’de kapatılan Türkiye sınırındaki Bab es-Selam Kapısı’nın yeniden açılması gerektiğinde ısrar ettiğini ifade etti.
Diğer yandan Lavrov, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, eski adı Nusra Cephesi olan Heyetu Tahriru’ş Şam örgütünü insani yardım konvoylarının Suriye sınırından geçişini engellemekle suçladığı bir mesaj gönderdi.
Lavrov ayrıca Batılı bağışçıları Bab el-Hava koridorunun yetki süresinin uzatılmaması durumunda Suriye'ye insani yardım fonlarını kesmekle tehdit ederek şantaj yapmaktan sorumlu tutarak bu tür davranışlarla mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus bir diplomat, Batılı ülkelerin karar taslağı konusunda belirtilen biçimde ısrar etmesi halinde Moskova'nın BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kesinlikle kullanacağını aktardı. İnsani yardımla ilgili herhangi bir görüşmenin Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı kavramının ötesine geçemeyeceğini vurgulayan Rus diplomat, "Rusya böyle bir emsal oluşturulmasına izin vermeyecek" ifadesini kullandı. İnsani yardımların geçişi konusunun temelde egemenlik ilkesine dahil olduğuna dikkati çeken diplomat, bunun doğrudan doğruya yeni sınır geçişleri açmaya veya uluslararası yetki mekanizmasını uzatmaya yönelik herhangi bir kararın Şam'daki meşru hükümetle koordinasyon ve anlayış içinde verilmesi gerektiği anlamına geldiğini kaydetti. Rus diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rusya'nın bu konudaki uzlaşmazlığı iddiası, gerçeği çarpıtma ve uluslararası yasalara ve Suriye egemenliğine saygının önemini vurgulayan BMGK kararlarına aykırı söylemlere dayanma girişimidir. Batı, Suriye'deki mevcut krizin çözümünün insani yardım olduğunu iddia ederken tüm gerçeği söylemiyor. Çünkü şu an en büyük sorun ekonomik yaşam koşulları ve bu durumun ağırlaşmasının temel nedeni olan Batı yaptırımlarıdır. Bu yaptırımlar, Suriye halkına yönelik toplu bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Koşulların iyileştirilmesine yönelik çabaları da engelliyor.”
Rus diplomat, Lavrov'un Astana toplantısına hazırlık olarak tutumları koordine etmek amacıyla Türkiye'ye yaptığı ziyarete ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
“Astana Grubu ve insani yardım dosyası çerçevesinde Ankara ve Tahran ile koordinasyon devam ediyor. Batı, insani yardımın girişi ve Suriye bölgelerine dağıtımı mekanizmalarını düzenlemede Şam hükümeti ile tam koordinasyon içinde olan Astana Grubu ile iş birliği yaparak insani durumu iyileştirmeye gerçekten hevesliyse önünde bir çözüm seçeneği var.”
Diplomat, insani yardım dosyasıyla ilgili yaklaşan Astana toplantısının başlatabileceği "yeni bir girişim" olarak nitelendirdiği durumun, grubun Şam ile iş birliği içinde insani yardım girişini düzenlemek için uygun formülleri bulmaya hazır olduğunu beyan etmeye odaklandığını belirtti. Rus diplomat bir sonraki toplantıda önceliklerinin, ateşkesi sağlayanların gündeminde yer alan ateşkesi istikrara kavuşturmak ve İdlib'de askerden arındırılmış bölge, savaşçıların ağır silahlarının geri çekilmesi ve uluslararası yolların açılması şeklindeki önceki kararların uygulanması için özel mekanizmalar kurmak olan dosyalarla birlikte bu noktaya odaklanmak olacağını söyledi. İkinci noktanın ise silahlarını teslim eden veya teslim edeceği sözü veren savaşçıların durumlarının çözülmesi ve zulme veya kısıtlamaya maruz kalmamalarının sağlanmasına ilişkin olacağını belirtti.
Rus bir askeri yetkili, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Washington'ın Mayıs 2017'de düzenlenen dördüncü tur müzakerelerden bu yana süreci boykot etmesinin ardından ABD’nin tekrar sürece katılması beklentileri mevcut. Moskova'nın bir sonraki turu başarılı kılmak için "aktif hamleler" gerçekleştireceği bilirilmişti.
Rus Ordusu Genelkurmay Başkanlığı Ana Operasyon Dairesi Başkan Yardımcısı Yaroslav Moskalik, Suriye'de ateşkesin garantörleri (Rusya, Türkiye ve İran) arasında Suriye konusunda, 6-8 Temmuz tarihlerinde yeni bir Astana müzakereleri turu düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi. 
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov iki hafta önce yaptığı açıklamada, Moskova'nın yakın zamanda yeni bir Astana müzakere turu düzenlemek için çaba sarf ettiğini ve Rusya'nın yeni görüşmeyi bu ayın sonunda düzenlemeye çalıştığını söyledi. Ancak Türkiye ve İran ile yapılan istişarelerin tarihin yaklaşık bir hafta ertelenmesine neden olduğunu bildirdi.
Ayrıca Suriye Anayasa Komitesi'nin çalışmalarını ilerletecek bir mekanizmanın bulunması halinde Suriye'de erken devlet başkanlığı seçimleri olasılığını gündeme getirerek dikkatleri üzerine çeken Bogdanov şu açıklamada bulunmuştu:
“Suriye'deki tarafların Anayasa Komitesi’nin faaliyetleri çerçevesinde anlaşmaya varması halinde çalışmalarının sonuçları teyit edilecek ve yeni anayasa veya anayasa reformuna göre seçim yapılması mümkün olacak."



Çin'den uyarı: Amerika'nın bizi çevreleme girişimleri başarısızlığa mahkumdur

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Jiang Bin (AP)
Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Jiang Bin (AP)
TT

Çin'den uyarı: Amerika'nın bizi çevreleme girişimleri başarısızlığa mahkumdur

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Jiang Bin (AP)
Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Jiang Bin (AP)

Pekin, ABD Savunma Bakanlığı'nın bu yıl Çin'i caydırmaya öncelik vereceğini ve dostane ikili ilişkileri sürdüreceğini açıklamasından günler sonra bugün yaptığı açıklamada, Çin'i çevreleme girişimlerinin "başarısızlığa mahkum" olduğunu belirtti.

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Jiang Bin basın toplantısında, "Gerçekler, Çin'i çevreleme veya kısıtlama girişimlerinin başarısızlığa mahkum olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

Ancak, Başkan Donald Trump'ın nisan ayında mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmek üzere Çin'i ziyaret etmesi beklendiğini belirterek, Pekin'in bağları güçlendirmek için "ABD tarafıyla çalışmaya hazır" olduğunu ifade etti.

Geçen hafta yayınlanan ABD Ulusal Savunma Stratejisi 2026'da Washington'un "Hint-Pasifik bölgesinde Çin'i çatışmayla değil, güç kullanarak caydıracağı" belirtiliyor.

Bu strateji, hem ABD müttefiklerinin kendi savunmaları için daha büyük sorumluluk üstlenmeleri gerektiği vurgusu açısından, hem de ABD'nin geleneksel rakipleri Çin ve Rusya'ya karşı daha ılımlı bir tavır benimseme açısından, Pentagon'un önceki politikalarından önemli bir sapmayı temsil etmektedir.

Önceki Ulusal Savunma Stratejisi, Başkan Joe Biden döneminde yayımlanmış ve Çin'i Washington'un en büyük meydan okuması olarak tanımlamıştı.

Ancak yeni strateji, Çin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü ABD müttefiki Tayvan'dan hiç bahsetmeden, Pekin ile "saygılı ilişkiler" kurulmasını öngörüyor.

Ancak bu, Washington'un Japonya ve Tayvan'ı da içeren Birinci Adalar zincirinde "güçlü bir caydırıcı savunma" kurma planlarını yeniden teyit etti.

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü, ABD'yi "Çin'in temel çıkarlarını ilgilendiren konularda bir şey söyleyip başka bir şey yapmaktan vazgeçmeye" çağırdı ve bu çıkarları "kararlı bir şekilde koruyacaklarını" ifade etti.

Pekin aralık ayında, başlıca güvenlik destekçisi olan Amerika Birleşik Devletleri ile yaptığı büyük silah anlaşmasının ardından, demokratik olarak yönetilen Tayvan çevresinde gerçek mühimmatlı askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.


Yeni bir video, Alex Peretti'nin Minneapolis'te öldürülmesinden birkaç gün önce federal ajanlara saldırdığını gösteriyor

Minneapolis'te Alex Peretti için düzenlenen anma töreninden (AP)
Minneapolis'te Alex Peretti için düzenlenen anma töreninden (AP)
TT

Yeni bir video, Alex Peretti'nin Minneapolis'te öldürülmesinden birkaç gün önce federal ajanlara saldırdığını gösteriyor

Minneapolis'te Alex Peretti için düzenlenen anma töreninden (AP)
Minneapolis'te Alex Peretti için düzenlenen anma töreninden (AP)

Yeni bir video, Alex Peretti'nin Minneapolis’te ABD Sınır Devriyesi tarafından vurularak öldürülmesinden birkaç gün önce federal ajanlara tükürdüğünü ve devlete ait bir arazi tipi araca zarar verdiğini ortaya koydu.

The News Movement adlı haber sitesi tarafından yayımlanan ve 13 Ocak’ta çekildiği belirtilen görüntülerde, sakalı, gözlüğü ve giyimiyle Peretti’ye benzeyen bir kişinin yer aldığı görülüyor. Görüntülerdeki kişinin, öldürüldüğü gün üzerinde bulunan kıyafetlere benzer giysiler giymesi dikkat çekiyor.

Videoda, söz konusu kişinin federal ajanlara bağırıp tükürdüğü, ardından devlete ait arazi tipi aracın arka lambasına tekme atarak kırdığı görülüyor.

Hakaretlerin sürmesi üzerine ajanlar araçtan inerek şahsa doğru ilerliyor ve onu yere yatırıyor.

Olay devam ederken, ajanlar yakındaki bir grup göstericiye biber gazı ve göz yaşartıcı gaz sıkıyor, ancak adam sonunda serbest bırakılıyor.

Ajanlardan uzaklaştıktan sonra, şahsın belinde bir ateşli silahın görüldüğü dikkat çekti.

Şahıs olay yerinden ayrılmak yerine, diğer protestocularla birlikte kalarak federal kolluk kuvvetlerine yönelik hakaretlerini sürdürüyor.

Alex Peretti'nin ailesi, Minnesota Star Tribune’e yaptıkları açıklamada, videodaki kişinin Peretti olduğunu doğruladı.

Peretti'nin ailesinin avukatı Steve Schleicher, Fox News’e yaptığı açıklamada, “Alex, sokakta kimseye tehdit oluşturmamasına rağmen vurularak öldürülmesinden bir hafta önce, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’ne (ICE) bağlı bir grup görevli tarafından şiddetli bir saldırıya uğradı. Bir hafta önce yaşanan hiçbir olay, 24 Ocak’ta ICE ajanları tarafından Alex’in öldürülmesini asla haklı çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

37 yaşındaki Alex Peretti, Minneapolis’te federal göçmenlik uygulamalarını görüntülediği sırada, ABD Sınır Devriyesi ajanlarının açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.

Silahlı saldırıya ilişkin görüntülerde, Peretti’nin ajanlar tarafından yere düşürülen bir kadına yardım etmeye çalıştığı, ardından kimyasal bir maddeyle püskürtüldüğü, yere yatırıldığı ve darp edildiği görülüyor.

Kayıtlarda ayrıca, bir ajanın Peretti’nin kemerinden yetkililerin ‘şüpheli silah’ olarak nitelendirdiği 9 milimetrelik bir tabancayı aldığı, diğer ajanların ise yaklaşık 12 el ateş açtığı yer alıyor.

Yetkililer, Sınır Devriyesi’ne bağlı bir görevlinin Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimi envanterinde bulunan Glock 19 tabancasıyla ateş açtığını, bir diğer görevlinin ise yine aynı kuruma ait Glock 47 tabancasını kullandığını açıkladı.

Ateş açılmadan önce ajanların, çevrede sivillerin bağırıp düdük çaldığı bir ortamda kolluk operasyonu yürüttüğü belirtildi. Yetkililer, kalabalığın kolluk kuvvetlerinin çalışmalarını engellememesi için kaldırımda kalmasının istendiğini bildirdi.

Yetkililer ayrıca, ajanların gözaltına almaya çalıştığı sırada şahsın direndiğini ve bunun fiziksel bir arbedeye yol açtığını kaydetti.

Rapora göre, yaşanan arbede sırasında kimliği açıklanmayan bir Sınır Devriyesi görevlisinin, adamın silahlı olduğunu defalarca bağırarak dile getirdiği duyuldu.


Trump'tan dikkat çeken hamle: Beyaz Saray koridorlarına Putin ile çekilmiş bir fotoğraf asıldı

Beyaz Saray koridorlarına ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in bir fotoğrafı asıldı. (X)
Beyaz Saray koridorlarına ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in bir fotoğrafı asıldı. (X)
TT

Trump'tan dikkat çeken hamle: Beyaz Saray koridorlarına Putin ile çekilmiş bir fotoğraf asıldı

Beyaz Saray koridorlarına ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in bir fotoğrafı asıldı. (X)
Beyaz Saray koridorlarına ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin'in bir fotoğrafı asıldı. (X)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafını Beyaz Saray’a astırdığı bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent’tan aktardığına göre, söz konusu adımın ABD’nin müttefikleri arasında şaşkınlık yaratması bekleniyor.

Fotoğraf, iki liderin geçtiğimiz ağustos ayında Alaska’da düzenlenen zirvesi sırasında çekildi ve Trump’ın torunlarından biriyle olan başka bir fotoğrafın üzerine yerleştirildi.

PBS News’in Beyaz Saray muhabiri Elizabeth Landers’ın X platformunda paylaştığı bilgiye göre, çerçevelenen fotoğraf, Beyaz Saray’ın Batı Kanadı ile ana bina arasındaki koridora asıldı.

Fotoğrafa ilişkin olarak Rusya’nın kıdemli müzakerecilerinden Kirill Dmitriev olumlu bir değerlendirmede bulundu. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile birçok kez görüşen Dmitriev, “Bir fotoğraf bin kelimeye bedel” ifadesini kullandı.

Ancak Beyaz Saray’daki bu yeni ekleme herkes tarafından aynı şekilde karşılanmadı. Virginia Senatörü Mark Warner, fotoğrafa ilişkin yaptığı yorumda, “Putin’i Amerikan halkının ve ailesinin üzerine koymak, biraz abartılı bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

Estonyalı siyasetçi Marko Mihkelson da Trump ile Putin arasındaki ilişkiye yönelik bu görünür vurgunun, Ukrayna’da süren savaş açısından ne anlama gelebileceğine dair endişelerini dile getirdi.

Mihkelson, “Eğer ABD Başkanı’nın, 21. yüzyılın en büyük savaş suçlusunun fotoğrafını Beyaz Saray duvarına asmayı uygun gördüğü doğruysa, ne yazık ki adil ve kalıcı bir barışın ertelenmesi gerekecek” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray, geçtiğimiz ay Palmiye Odası’nda bir yenileme çalışmasına sahne olmuştu. Bu düzenleme, Donald Trump’ın geçen yıl göreve dönmesinin ardından hayata geçirdiği kapsamlı değişiklikler zincirinin son halkası olarak değerlendiriliyor.

Trump ile Putin, 15 Ağustos’ta Alaska’nın Anchorage kentinde bir araya gelmişti. Bu görüşme, Moskova’nın dört yıl önce Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgalini başlatmasından bu yana ABD ve Rusya liderleri arasında gerçekleşen ilk zirve olma özelliğini taşıyor.

Söz konusu buluşmada Putin’in gördüğü sıcak karşılama dikkat çekmiş, Trump’ın Rus lideri samimi bir şekilde karşılaması, Rus güçlerinin Ukrayna’nın doğusunda yıpratma savaşını sürdürdüğü bir döneme denk gelmişti.

Görüşme, Moskova’da diplomatik bir kazanım olarak yorumlanmış; iki liderin kameralar önünde tokalaşması ve Putin’in yakın bir müttefik gibi ağırlanması öne çıkarılmıştı.

Zirve sırasında dikkat çeken anlardan biri de Putin’in, kendi makam aracı yerine Trump’ın ‘Canavar’ (The Beast) olarak bilinen zırhlı başkanlık aracına binmeyi tercih etmesi olmuştu. Görüntülerde, iki liderin hava üssünden ayrıldığı ve Putin’in arka koltukta gülerek oturduğu görülmüştü.

The Times gazetesi ise Kremlin’in daha önce yaptığı bir açıklamaya atıfla, söz konusu zirvenin gelecek eğitim yılından itibaren güncellenmiş tarih ders kitaplarında yer alacağını yazdı.