Suriye’nin kuzeybatısında oluşturulan insan zinciri ile sınır ötesi yardımların uzatılması çağrısı yapıldı

Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında toplanan göstericiler insani yardımların girmesine izin verilmesini talep ettiler. (AFP)
Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında toplanan göstericiler insani yardımların girmesine izin verilmesini talep ettiler. (AFP)
TT

Suriye’nin kuzeybatısında oluşturulan insan zinciri ile sınır ötesi yardımların uzatılması çağrısı yapıldı

Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında toplanan göstericiler insani yardımların girmesine izin verilmesini talep ettiler. (AFP)
Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında toplanan göstericiler insani yardımların girmesine izin verilmesini talep ettiler. (AFP)

Suriye ve uluslararası alandan 50’nin üzerinde yardım kuruluşunun üyeleri, Suriye-Türkiye sınırındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınında insan zinciri oluşturarak yardımların ülkenin kuzeybatısına güvenli bir şekilde geçtiği tek kapının kapatılmasına karşı uyarıda bulundular.
Sınır kapısının açık tutulması için kararlaştırılan süre bu ayın sonunda sona eriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya’nın sınır kapısının defalarca kapatma yönündeki arzusunu dile getirmesine rağmen yardımların girişini uzatmaya yönelik kararı oylamak çin harekete geçti.
AFP’nin haberine göre Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınındaki uluslararası yol üzerinde toplanan onlarca kişi insan zinciri oluşturarak ‘Rusya vetosu bizi öldürüyor’, ‘Bab el-Hava Sınır Kapısı bir insan geçidi değil yaşam çizgidir’ pankartları taşıdılar. İnsan zincirini oluşturanların üzerlerinde, çalıştıkları kuruluşların isimlerinin yazdığı yelek vardı.
Menekşe Kuruluşu’ndan Tıbbi Koordinatör Vassim Bakır, AFP’ye yaptığı açıklamada sınır kapısının açık tutulmasına ilişkin kararın uzatılmasını istediklerini aksi takdirde sonucun felaket olacağını vurguladı.
Suriye’nin kuzeybatısında rejimin kontrolü dışında bulunan bölgelerde yaklaşık 4,5milyon kişi yaşıyor. Bunlardan 1,5 milyonu ise Heyetu Tahriru’ş Şam’a (HTŞ) bağlı gruplarca kontrol edilen Halep’in kuzeyinde ikamet ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer uluslararası sivil toplum kuruluşları, yardımların ulaşmaması halinde, özellikle İdlib’te insani bir felaket yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu. Bab el-Hava Sınır Kapısı, yeni tip koronavirüsle mücadele için hayati bir koridor rolü görüyor.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) önceki gün yaptığı açıklamada, BMGK’nın sınır kapısının açık tutulmasını uzatamaması halinde 1,7 milyon Suriyeli çocuğun bu durumdan kötü bir şekilde etkileneceği konusunda uyarıda bulundu.
İrlanda ve Norveç dün, Bab el-Hava Sınır Kapısı’nın bir yıl daha uzatılmasını içeren bir taslak sundu. Taslak kararda ayrıca Suriye’nin kuzeydoğusunda, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen bölgede yer alan, Irak sınırındaki Yarubiyah Sınır Kapısı’na ilişkin de talepler yer aldı.
AFP’nin haberine göre, BMGK, 2014 yılında dört sınır kapısından Suriye’ye yardım götürülmesine izin verdi. Ancak geçtiğimiz yılın başlarında Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan geçişlerin süresi Rusya ve Çin’in baskısıyla kısaltıldı. Söz konusu sınır kapısından her ay yaklaşık on bin kamyon geçiyor. Rusya, BM’nin sınır konusundaki yetkisinin Suriye’nin egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor.
Diğer yandan dün Suriye'nin güneyindeki Dera kentindeki Ömer Camii meydanında yüzlerce kişinin katıldığı bir gösteriye tanıklık edildi. Kentin kuzeyindeki Tafas kasabasında hükümet güçleri tarafından Darul Beled mahallesinin kuşatılması protesto edildi. Darul Beled mahallesindeki muhalefet lideri Muhammed el Hurani, kuşatmayı protesto etmek amacıyla meydanda toplandıklarını belirterek hükümet güçlerinin mahalle içerisindeki silahların teslim edilmesini ve uzlaşmayı kabul etmeyenlerin Suriye’nin kuzeyine gönderilmesini talep ettiğini bildirdi.
Hurani açıklamasında, hükümet güçlerinin Darul Beled’i Dera’ya bağlayan mahalleleri bariyerlerle kapattığını dile getirdi. Bu hamlenin şartların kabul edilmesi için baskı oluşturulması amacını taşıdığını vurguladı.
2018 yılında Rusya ile yapılan anlaşmanın ardından Dera şehrindeki bazı kasabaların kontrolünü muhalif gruplar sağlıyor.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.