Nahda Hareketi teröristleri korumakla suçlandı

Nahda, Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi tarafından yöneltilen suçlamaları Tunus yargısının kararlarını etkilemek için yapılan “proaktif bir kasırga” olarak niteledi.

Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi “yargı içinde İhvan’ın güçlendirilmesi” olarak nitelendirdiği duruma ilişkin açıklamada bulundu. (Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin resmi sayfası)
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi “yargı içinde İhvan’ın güçlendirilmesi” olarak nitelendirdiği duruma ilişkin açıklamada bulundu. (Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin resmi sayfası)
TT

Nahda Hareketi teröristleri korumakla suçlandı

Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi “yargı içinde İhvan’ın güçlendirilmesi” olarak nitelendirdiği duruma ilişkin açıklamada bulundu. (Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin resmi sayfası)
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi “yargı içinde İhvan’ın güçlendirilmesi” olarak nitelendirdiği duruma ilişkin açıklamada bulundu. (Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin resmi sayfası)

Hüda Trablusi
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi, özellikle Tunus’taki adaletin düzeltilmesi için fon sağlayan uluslararası kuruluşlarla temasa geçti. Tunus’tatüm dünyanın ve ülkenin güvenliğini zedeleyen, çifte standartlı bir adalet sistemi olduğunu bildirdi. 
Komite yaptığı açıklamada siyasi suikastlarınve terörün üstünü kapatma suçlarına ilişkin Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporunu 5 Temmuz Pazartesi günü resmi sayfasında yayınlayacağını duyurdu. Rapor ayrıca Tunus halkının ülkedeki adalet durumunun geldiği utanç noktasını bilme hakkını savunan dernekler tarafından da yayınlanacak.

İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) güçlendirilmesi
Komite geçtiğimiz çarşamba günü “Tunus’un yargı organları içerisinde İhvan’ın güçlendirilmesi ve üst düzey yargı makamlarında yetkinliklerin yerine sadakatin tercih edilmesi” olarak tanımladığı bir dizi gerçeği açıklamak için başkentte bir basın toplantısı düzenledi. Bu adım, sol kanattan öne çıkan siyasi isimlere düzenlenen suikastlarıngizlenmesini ve Nahda Hareketi’ne bağlı yargıçların Tunus’taki terör davalarının ve teröristlerin gerilim noktalarına gönderilmesine ilişkin davaların üzerlerini örtmekle suçlanmasının ardından atıldı.
Komite üyesi Nasır el-Uveyni terörizmin örtbas edilmesinin ve aklanmasının resmi olarak suç teşkil eden siyasi bir mesele haline geldiğini belirterek Nahda Hareketi’ne bağlı olan ve yolsuzluk ile suçlanan yargıçlar Beşir el-Akrimi ve Tayyip Raşid hakkında Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu raporunda geçen terör dosyalarının gizlendiği belirtti.
Uveyni komitenin herkesin inkar edilemez gerçeklerden haberdar olması için kamuoyunu aydınlatmak üzere Genel Teftiş Kurulu’nun raporunu yayınlayacağını vurguladı. Ayrıca komitenin meseleyi uluslararası boyuta taşımak için raporu Fransızcaya ve İngilizceyeçevirme işini de üstleneceğini duyurdu.
Yargıtay, 9 Mart 2021 tarihli genel oturumunda aldığı ve 11 Mart 2021 tarihinde yayınladığı bir bildiride Beşir el-Akrimi ve Tayyip Raşid adındaki iki yargıç aleyhinde ayrı ayrı yapılan şikayetler hakkında Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun düzenlediği rapor ile ilişkili birtakım kararlarını duyurmuştu.
 
"Çok ciddi bir mesele”
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi üyesi İman Kazara basın toplantısında şu açıklamada bulundu:
“Tunus’un yargı organları içerisinde İhvan’ın güçlendirilmesinin ve üst düzey yargı makamlarında yetkinliklerin yerine sadakatlerin tercih edilmesinin bir sonucu olarak Eski Başsavcı Beşir el-Akrimi’nin yaptığı şeyler rezalettir ve çok ciddi bir meseledir.”

Terörizmin örtbas edilmesi
Komite, üyeleri tarafından yöneltilen suçlamalara göre yetkililerin gizlemeye çalıştığı Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu raporunun Akrimi’nin baktığı terör davalarında 6 bin 268 adet tamamlanmamış tutanak olduğunu, Terörle Mücadele Yargı Komisyonu’na verilen bin 361 tutanağın kayıtlara geçirilmediğini ve bazı davaların 2016 yılına kadar dayandığını ortaya çıkardığını söyledi. Ayrıca komite Akrimi’yi Nahda Hareketi’nin talimatıyla teröristlerin 2012 yılından bu yana başta Suriye olmak üzere çeşitli gerilim bölgelerine gönderilmesine ilişkin dosyaları gizlemekle suçladı.
Gazeteci yazar Sabri ez-Zagidi, Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin açıklamalarının gerçekleri gizlemek ve yargı organını Nahda Hareketi’nin hizmetine ve güvenliğine tahsis edip siyasi isimlere ve askerler ile güvenlik güçlerine yapılan suikastlara ilişkin davalarda liderlerinin hesaba çekilmesini engellemek için bu organda atama ve yönetim noktasında yapılan sahtekarlığın boyutunu gözler önüne serdiğini ifade etti.
Zagidi açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Beşir el-Akrimi’nin 6 binden fazla terör davasının üzerinde oynama yapması ve güvenlik güçlerine yönelik suikast girişimlerine karışan teröristlere karşı yüzlerce davayı, verileri ve yolsuzluk faaliyetlerini saklaması -ki bu sadece buzdağının görünen kısmı-, Nahda Hareketi’nin, yargıyı kontrol etmeden ve bağlantılarının yolsuzluk ve teröre karışma boyutunu gizlemesini sağlamadan iktidar iplerini elinde tutamayacağına tamamen ikna olduğunu gösteriyor. Tunusluların suikastların perde arkasını, bu olaylarda kimin parmağı olduğunu ve failleri ve planı yapanları gizlemek için siyasi korumayı kimin sağladığını bilme konusunda duydukları susuzluğu gidermeden yargının bağımsızlığından bahsetmenin mümkün olmadığı göz önüne alınırsa komitenin bahsettiği Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporu ilk olarak Tunus demokratik girişimine atılmış ölümcül bir kurşundur. Ayrıca tamamen çıplak hale gelen ve kendisini savunmak için tüm gerekçelerini kaybeden Nahda’nın tabutuna sıkılmış bir kurşundur. Bu nedenle Nahda, önümüzdeki dönemde kendisini korumak ve iktidara sımsıkı tutunmaya devam etmek için ittifak ve güç ilişkilerinin yanı sıra muhalifleri ve düşmanlarıyla kavgalarında dişlerini çıkaracak. Ancak bu uzun sürmeyecek. Nahda ile müttefik olanlar etrafından kaybolacak. O ve onunla müttefik kalmaya devam edenler debirlikte dibi boylayacak.”
Zagidi, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olarak cumhurbaşkanının bu konudaki tutumunun utanç verici olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bu konsey, ulusal güvenlik meselesi olduğu için suikastların sorumluluğunu üstlenme yönünde hareket etmez ve aktifleştirilmezse, bunun siyasi ve ahlaki yansımaları olacaktır. Cumhurbaşkanı da meşruiyetini büyük ölçüde kaybedecektir.”
Komitenin söz ettiği suçların mevcut siyasi, güvenlik ve yargı sahnesini büyük ölçüde değiştireceğini savunan Zagidi, Nahda Hareketi’nin daha çok köşeye çekilerek Tunus deneyiminin altını üstüne getirebilecek bir sürprizin yaşanmasını bekleyeceğini vurguladı. 

İddia sahibine kanıt gerek”
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin Nahda Hareketi’ne yönelttiği suçlamalara ilişkin Independent Arabia’ya demeç veren Nahda Hareketi liderlerinden avukat Semir Dilu şu ifadeleri kullandı:
“Savunma Komitesi’nin yargı tarafından incelenmekte olan dosyalardan bahsettiğinde pek çok seferde yaptığı hata, verileri sunarken kasten seçici olması, bunları dosyayı bilenler (kanuni yetkisi olanlar) dışında güvenilirliği ve hatta doğruluğu teyit edilemeyecek şekilde değiştirmesi ve basına servis etme zamanını yargı organlarının incelemesi ile kesişecek şekilde denk getirmesidir (Yargıç el-Akrimi’nin dosyasında olduğu gibi, tümevarımsal, yargılayıcı veya cezalandırıcı.)Dahası komite, yüzleşme ilkesine ve sanığın kendini savunma hakkına saygı duymadan suçlamada bulundu ve (24 Haziran’da düzenlenen oturumda tartışılmış ve cevap verilmiş olmasına rağmen) kesin ve değişmez gerçekler olarak sunulanları yalanladı. İnceleme biriminin sunduğu delillerin ve argümanların sağlamlık derecesini değerlendirmek hüküm verenin işidir. Yargıtay üyelerinin kendilerinin bile elinde olmayan sızdırılmış bir rapora ulaşanların işi değil. Yüksek Yargı Kurulu üyelerinin geri kalanı da aslında bu rapordan haberdar değil.”
Nahda Hareketi liderlerinden Dilu’ya göre “tüm bu kasırganın (özellikle el-Akrimi'yi aklamak isteyen tarafların olduğuna dair imalar), Yargıç el-Akrimi'ye yöneltilen suçlamaların çelişkili olduğuna yönelik haberlerin peş peşe gelmesinin ardından Disiplin Kurulu'nun kararını etkilemek için yapılmış proaktif bir eylem” olduğu açık.
Dilu, Nahda Hareketi’ne yöneltilen suçlamalar hakkında şunları söyledi:
“Bunlar yeni şeyler değil. İddia sahibine kanıt gerekmektedir. İddiaları yönelten kişi, kısmen de olsa doğru olduğunu kanıtlamayı başarırsa, hiçbir kişi veya kurum sorgulanamaz değildir” dedi.
Tunuslu Yargıçlar Derneği Yönetim Ofisi, Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin basın toplantısındaki ifadeleri inceledikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Savunma Komitesi’nin üyelerinden biri tarafından yapılan açıklamalar ve Yargıçlar Derneği ve Başkanı’nın Tunus Asliye Hukuk Mahkemesi Eski Cumhuriyet Savcısı’nı koruduğu ve aleyhindeki incelemelerin üstünü kapattığına yönelik ifadeler tehlikeli, uydurma ve asılsızdır. Yüksek Yargı Kurulu üyelerinin kendilerinin Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporunun bir kopyasını almalarına izin verilmezken bu raporun bir kopyasının elinde olduğunu söyleyen savunma komitesinin aksine raporda geçen ifadelerden elbette haberi yoktu. “



İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.


İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
TT

İran füzelerinin Suveyda’ya düşmesi sonucu beş kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı

Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)
Kuneytra kırsalındaki el-Hiran köyünde İran’a ait bir füzenin kalıntıları (SANA)

Suriye’nin Suveyda vilayetinde, İsrail tarafından engellenen bir İran füzesinin sanayi bölgesindeki bir binaya düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Daha önce bir başka İran füzesinin Kuneytra vilayetinde tarım arazisine düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı, vatandaşları azami dikkat göstermeye çağırdı. Öte yandan Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu, Suriye hava sahasındaki güney hava koridorlarının uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını açıkladı.

Suveyda vilayetindeki sağlık kaynakları, kentin kuzeyindeki sanayi bölgesinde bir füzenin patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve cenazelerin Suveyda Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre olayda 3 kişi de yaralandı. Aynı kaynaklar, Suveyda’nın doğusundaki Radime köyünün doğusunda bir başka füzenin daha düştüğünü duyurdu.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye ise İsrail işgal güçlerinin Kuneytra kırsalındaki Hiran köyüne düşen bir İran füzesini etkisiz hale getirdiğini, olayda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Ayrıca Dera’nın kuzeyindeki İnhel’e düşen bir füzenin de herhangi bir can kaybına yol açmadığı belirtildi.

Gelişmelerin hız kazanması üzerine Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü bugün acil uyarı yayımlayarak, devam eden bölgesel ve uluslararası askeri gerilimler nedeniyle vatandaşları genel güvenlik talimatlarına tam olarak uymaya çağırdı.

Resmi hesaplardan yapılan açıklamada, patlama sesleri duyulduğunda binaların içine girilmesi, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durulması, düşen yabancı cisimlere kesinlikle yaklaşılmaması ve bunların derhal yetkililere bildirilmesi istendi. Ayrıca, enkazın düştüğü alanlarda toplanılmaması ve olay yerlerine gidilmemesi çağrısı yapılarak acil müdahale ekiplerinin çalışmalarının kolaylaştırılması gerektiği vurgulandı. Savaş kaynaklı cisimlerin düşmesi sonucu çıkabilecek yangınların da derhal ilgili birimlere bildirilmesi istendi.

Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)

Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Kurumu bugün yaptığı açıklamada, ülke hava sahasındaki güney hava koridorlarının 12 saat süreyle uçuş trafiğine geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

Kurum, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada söz konusu kararın ‘en yüksek hava güvenliği standartlarını sağlama’ amacıyla alındığını belirtti. Kapatma süresince hava trafiğinin onaylı alternatif güzergâhlar üzerinden yönetileceği, böylece uçuş akışının ve operasyonel faaliyetlerin, yürürlükteki hava trafik yönetimi sistemleri çerçevesinde kesintisiz sürdürüleceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiği ve yeni durumlara ilişkin bilgilendirmenin zamanında yapılacağı kaydedildi. Kurum, sivil havacılığın güvenliği ile hava trafiğinin uluslararası düzenleme ve anlaşmalar doğrultusunda sürekliliğini sağlama konusundaki taahhüdünü yineledi.


Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
TT

Babil'de Ketaib Hizbullah'a ait bir yere düzenlenen saldırılarda iki kişi öldü

 Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)
Bağdat'ta bir gözetleme kulesinde duran güvenlik görevlisi (DPA)

Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf el-Nasr bölgesi, bugün Bağdat'ın güneyinde bulunan Ketaib Hizbullah'a ait bir yeri hedef alan çeşitli hava saldırılarına maruz kaldı. Şarku’l Avsat’a konuşan bir güvenlik kaynaklarına göre saldırılar sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Kaynaklar, hedef alınan bölgede insansız hava araçları (İHA) ve füzeler için depolar bulunduğunu belirterek, kayıpların ve hasarın boyutunu doğru bir şekilde belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini ve ilave ayrıntıların daha sonra açıklanacağını kaydetti.